PROF.
DR. MUSA YILDIZ, 20.07.1967 tarihinde Samsun'da doğdu.
Aslen Trabzon'un Araklı İlçesine bağlı Türkeli Köyündendir.
İlk, orta ve lise öğrenimini Samsun'da tamamladı. 1988 yılında
Gazi Eğitim Fakültesi, Yabancı Diller Eğitimi Bölümü, Arap
Dili Eğitimi Anabilim Dalından mezun oldu. 1988-1994 yılları
arasında Emniyet Genel Müdürlüğünde çalıştı. Gazi Üniversitesi,
Sosyal Bilimler Enstitüsünde, 1992 yılında Yüksek Lisansını
tamamladı. 1994'te Gazi Eğitim Fakültesi, Arap Dili Eğitimi
Anabilim Dalında araştırma görevlisi oldu. 1996 yılında
Kahire Üniversitesinde araştırmalarda bulundu. 1998 yılında
"Necîb Mahfûz'un Sembolik Romanları" başlıklı
teziyle Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde
doktorasını tamamladı ve aynı yıl öğretim görevlisi kadrosuna
atandı. 1999-2000 yılları arasında askerliğini Arapça Öğretmeni
Asteğmen olarak Kara Lisan Okulunda yaptı. Gazi Eğitim Fakültesinde
2001 yılında yardımcı doçent ve 2002 yılında doçent oldu.
2003-2004 öğretim döneminde Ürdün Üniversitesinde misafir
öğretim üyesi olarak görev yaptı. 2007 yılında profesör
oldu. Hâlen Gazi Eğitim Fakültesi, Arapça Öğretmenliği Ana
Bilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Arapça,
Fransızca ve İngilizce bilmektedir. Arap dili eğitimi, Arap
edebiyatı, eski Türk edebiyatı ve Türk kültür tarihi alanlarında
çok sayıda yayınları vardır. Evli ve bir çocuk babasıdır.
E-mail: ymusa@gazi.edu.tr,
musayildiz@hotmail.com
Web: http://w3.gazi.edu.tr/web/ymusa
Sayın Hocam isterseniz öncelikle Arapçanın dünya dilleri
arasındaki yerini ortaya koyarak işe başlayalım. Ne dersiniz?
Memnuniyetle! Diller, yapı bakımından ve dil ailesi bakımından
tasnif edilmektedir. Yapı bakımından diller tek heceli,
çekimli ve eklemeli diller olarak üç kısma ayrılmaktadır.
Arapça bu dillerden çekimli diller kısmına girmektedir.
Dil ailesi bakımından da diller üç kısma ayrılmaktadır.
Bunlar Hint-Avrupa, Hami-Sami ve Ural-Altay dilleridir.
Arapça da bu dil ailelerinden Hami-Sami dil ailesine mensuptur.
Bu Sami dilleri de kendi aralarında Doğu Sami Dilleri ve
Batı Sami Dilleri olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Batı
Sami Dilleri de Güneybatı Sami Dilleri ve Kuzey Batı Sami
Dilleri olmak üzere iki alt kısma ayrılmaktadır. Arapça
da Güneybatı Sami Dilleri arasında yer almaktadır.
Günümüzde Arapçanın durumu nedir?
Arapça, 1975 yılında, Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından
İngilizce ve Fransızca gibi ünlü dünya dilleri arasında uluslar
arası bir dil olarak kabul edilmiştir. Hâlen Arapça, Arap
Birliği Örgütüne üye 23 ülkede 350 milyona yakın bir nüfus
tarafından konuşulan bir dildir. Ayrıca Arap olmayan Müslüman
ülkelerde de 1 milyara yakın bir nüfus tarafından da kullanılmaktadır.
Arapçanın ülkemiz açısından önemi nedir?
Sınır komşularımızdan aramızda en uzun sınırlarımızın olduğu
Irak ve Suriye iki Arap ülkesidir. Her iki ülke vatandaşlarıyla
tarihî ve kültürel bağlarımız çok eskilere dayanmaktadır.
Aynı coğrafya içinde yaşadığımız ve yaşamaya devam edeceğimiz
bu ülkelerle her zaman iyi ilişkiler içinde olmamız açısından
Arapça çok önemlidir. Öte yandan Arap Birliği Örgütüne üye
23 ülkenin çoğu bizimle aynı tarihi geçmişi paylaşmışlardır.
Bu ülkelerin neredeyse hepsi Osmanlı devletinin dağılmasından
sonra ortaya çıkmışlardır ve bu devletin yönetim alanında
olan ülkelerdir. Bu açıdan söz konusu ülkelerle aramızdaki
her türlü ilişkiyi geliştirmede Arapça köprü vazifesi görecektir.
Bir başka yönden de Arapça, Kur'ân-ı Kerimin dili olması sebebiyle
Müslüman ülkeler için çok önemli bir dildir. Ayrıca Peygamber
(s.a.v.)'in hadisleri ile tefsir, fıkıh, kelam gibi temel
İslam bilimlerinin ana kaynaklarının da Arapça olması bu önemi
daha da artırmaktadır. Arap ülkeleriyle aramızdaki ticarî,
siyasî ilişkiler de Arapçaya olan ilgiyi çoğaltmıştır. Ülkemizde
Arapça öğrenmenin bir yararı da; kültürel bağlarımızın çok
eskilere dayandığı Arap dünyasını ana dilinden takip edebilmek,
dünyanın en sıcak bölgesini kendi medyasından okuyabilmek
ve dinleyebilmektir.
Arapça eğitimi nasıl olmalıdır?
Dil eğitiminin üç ayağı vardır. Bunlardan birincisi öğrenci,
ikincisi öğretici ve üçüncüsü de öğretim materyalidir. Öncelikle
amacını iyi belirlemiş, motivasyonu yüksek ve düzenli çalışma
disiplinine sahip öğrenci olmalıdır. Öğretici de bu işi severek
kendisine meslek edinmiş, alanında kendisini iyi yetiştirmiş
ve pedagojik formasyona sahip olmalıdır. Kullanılacak öğretim
materyali de modern dil öğretim metotlarına göre yazılmış
ve Arapçanın konuşulmadığı bir ülkede dil öğretmek üzere hazırlanmış
olmalıdır.
Siz Arapça öğrenirken nasıl çalışırdınız?
Ben Arapça öğrenirken önce klâsik eğitim sistemiyle işe başladım.
Samsun'da Mehmet Arslan GÜLŞEN hocadan -Allah kendisine sağlıklı
uzun ömürler nasip eylesin- Emsile, Binâ, Maksûd gibi klâsik
eserleri okudum. Sonra Gazi Eğitim Fakültesi, Yabancı Diller
Eğitimi Bölümü, Arap Dili Eğitimi Anabilim Dalında modern
Arapça eğitimi aldım. 1996 yılında da yaklaşık bir yıl süreyle
Arapçanın konuşulduğu ortam olan Kahire'de eksiklerimi tamamlama
imkanı buldum. Öğrencilik yıllarında okuldaki derslerle yetinmedim.
Sürekli olarak kendimi geliştirmenin yollarını aradım. Ancak
çalışırken her zaman sitemli ve düzenli bir şekilde çalıştım.
Dil öğrenirken süreklilik ve kararlılık esastır. Çünkü dili
bıraktığınızda onun sizi hemen bıraktığını görürsünüz. Bu
açıdan dilbilgisi altyapısını yaptıktan sonra, her hafta en
az yirmi sayfa Arapça metin okumalı ve yine haftada bir ya
da iki kere en az iki saat süreyle Arapça televizyon kanallarını
izlemelidir.
Sizce ülkemizde Arapça öğretimiyle ilgili kaynaklar yeterli
mi?
Bizim öğrencilik yıllarımız olan 1980'li yıllara göre Arapça
öğreten kaynakların sayısı artmaktadır. Ancak bu yeterli değildir.
Bu alanda gerek üniversitelerde ve gerekse İmam-Hatip Liselerinde
görev yapan değerli hocalarımız tecrübelerini aktaracak eserler
ortaya koymalıdırlar. Diğer dillerde olan kaynak çeşitliliğinin
Arapça için de olması ülkemiz açısından çok önemlidir. Zira
ülke olarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak hedefimizden
ayrılmadan, bulunduğumuz coğrafyayı ve tarihî mirasımızı da
hiçbir zaman göz ardı etmemeliyiz diye düşünüyorum. Orta doğunun
çok önemli bir parçası olduğu gerçeğini unutmamalıyız. Bu
açıdan bulunduğumuz coğrafyada birlikteliği sağlamak amacıyla
Arapçaya gereken önemi vermeliyiz. Bu konuda Mevlana'nın şu
sözü bize ışık tutacak niteliktedir: "Bir dil ile konuşmak
bir çeşit bağlılıktır. Dilini bilmediğin insan senden ayrıktır."
"onlinearabic.net" web sayfamız hakkında neler
söylersiniz?
Öncelikle bu web sayfasını hazırlayan arkadaşlara yürekten
teşekkür ediyorum. Ülkemizde bu alanda önemli bir boşluğu
dolduruyor. Arapça öğrenmek veya Arapçasını geliştirmek isteyenlere
çok önemli bir hizmet veriyor. Sayfadaki linkler ve çeşitlilik
Arapça öğrenmek ya da geliştirmek açısından oldukça iyi sayılır.
Bu sayfa aracılığıyla Arapça öğrenmek isteyenlere hiçbir zaman
umutsuzluğa kapılmamalarını, çalışanın her zaman kazanacağını
ifade etmek istiyorum. Ben şahsî olarak desteğime ihtiyaç
duyacak herkesin yardımına hazırım. Elektronik posta yoluyla
arzu edenlere rehberlik ederek faydalı olabilirsem kendimi
bahtiyar sayacağım. Zira "İnsanların en iyisi, insanlara
faydalı olandır."
Bize vakit ayırarak değerli fikirlerinizi paylaştığınız
için teşekkür ederiz.