Erkan
AVŞAR, 1977 yılında Ardahan'da doğdu. 2000 yılında Gazi
Eğitim Fakültesi, Arap Dili Eğitimi Ana Bilim Dalından mezun
oldu. 2000-2003 yılları arasında İstanbul'da bir dil kursunda
Arapça öğretmenliği yaptı. Marmara Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsünde 2003 yılında Yüksek Lisansını tamamladı.
2003-2004 yılları arasında değişik yayınevlerine çalışmalar
yaptı. 2004 yılının Nisan ayında vatanî görevini tamamlamak
üzere askere giden Erkan Avşar, Jandarma Genel Komutanlığına
Arapça Tercümanı Asteğmen olarak seçildi. Askerliğini Genel
Kurmay Başkanlığında tamamladı. Hâlen Dolmabahçe Sarayında
Arapça Rehberi olarak çalışmaktadır. Arap dili eğitimi ve
Arap edebiyatı alanlarında çeşitli yayınları vardır.
Arapçayı öğrenme isteğiniz nereden?
Orta öğretim yıllarında yabancı dile ilgim fazla değildi.
Ancak lisede öğretmenin (Naci Taşdemir) dersi kolay ve anlaşılır
bir dille anlatmasından dolayı bende İngilizce'ye yoğun
bir merak ve sürekli bir ilgi uyandı. Bu durum sınavlarıma
da yansımıştı. İlk kuiz sınavından 100 civarında not almıştım.
Başarım devam etti, lise son sınıfa kadar sınavlardaki puanlarım
95'in altına düşmedi. Sınavlardaki bu başarım bende dil
konusunda kabiliyetimin olduğu kanaatini uyandırmıştı. Arkadaşlarımın
övgüleri, güdülendirmeleri beni, dili meslek edinme konusunda
daha yüreklendirmişti. Sonraları İngilizce derslerimize
gelen öğretmenim Feza Baytöre yabancı dilden üniversite
sınavlarına girmem konusunda beni cesaretlendirip bilgilendirdi.
"Sınava dilden gireceğin için İngilizce dışında Rusça,
Japonca gibi bölümler de yazabilirsin ve o bölümlerin puanları
düşük olduğu için girmek kolay oluyor, ancak bu bölümler
yerine Arapça seçersen ilerisi için daha iyi olur. İş imkânı
daha çoktur." demişti.
1994 yılında tercihlerim arasında en sonuncusu olan Gazi
Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Arapça Öğretmenliği
Bölümü'nü kazandım. Aynı yıl ailem Ardahan'dan İstanbul'a
taşındı ve ekonomik sebeplerden ötürü kayıt dondurdum. Kayıt
dondurduktan sonra üniversite sınavlarına yine hazırlandım.
Gönlümdeki "İngilizce bölümü" ateşi sönmemişti.
Tercihlerimin en sonunda yine Arapça Öğretmenliği vardı.
Bu kez sınava bir bölüm kazanmış biri olarak ikinci kez
girdiğim için puanım kesildi ve kaderin tecellisine bakınız
bir kez daha Gazi Üniversitesi Arapça Öğretmenliği Bölümü'nü
kazandım.
Büyük aşk ve şevkle başladığım eğitimi normal süresinde
(hazırlık sınıfı dahil toplam 5 yıl) bölüm birincisi olarak
bitirdim.
Elifi görsem mertek sanırdım
Üniversiteyi kazandığımda Arapçayı hiç bilmiyordum. Bırakın
Arapçayı, elifbâyı bilmiyordum. "Elifi görse mertek
sanır." bir durumdaydım. Ama gayret edince çok şey
aşılıyor. Zira Allah nasip etti, kazandığım bölümü iyi bir
şekilde tamamladım ve alanımda eser ortaya koyacak bir hâle
geldim.
Hazırlık sınıfının ilk haftalarında sınıftaki İmam-Hatip
Lisesi mezunu arkadaşlara sürekli koşuyor, her teneffüste
soluğu yanlarında alıyordum. Derslerle ilgili bilmediklerimi,
takıldıklarımı onlara soruyordum. Ancak çok değil, yaklaşık
bir dönem sonra durum tersine döndü ve artık onlar bana
gelmeye başladı.
Arapça zor değil
Arapça abartıldığı kadar zor bir dil değil. Bir kere çok
karmaşık bir grameri yok. Bir diğeri Türkçe ile Arapçanın
etkileşimi sonucu dilimize Arapçadan çok miktarda kelime
girmiş, dolayısıyla Arapçayı öğrenme sürecimiz içerisinde
kelime ezberleme işimiz kolaylaşıyor. Karşımıza çıkan pek
çok kelimeyi daha önce aynı anlamıyla Türkçede kullandığımızı
görüyoruz.
Arapça nasıl öğretilmelidir?
Bu sahada bir sinerji oluşturmak lâzım! Bunu da yapabilmek
için tüm kaygılarımızı bir kenara bırakıp, Arapçayı yabancı
bir dil edasıyla ele almak gerekir. Batı dillerinin öğretiminde
bu, sağlanmış ancak, Arapçada belli kalıplardan kurtulamamışız.
Dil öğretiminde dar kalıplardan çıkmak gerekir. Her nedense
Arapça denilince akla ilk etapta bir fiilin çekimleri geliyor.
Ancak dil çekim yapmakla sınırlı değildir. Arapça öğrenen
kaç kişi bu dilde şarkı, türkü vb. biliyor? Ya da kaç kişi
bulmaca, bilmece çözmüş?
Dil kültürüyle öğretilmelidir. Öğrenciye ilgili dilde düşünme
ve yorumlama kazandırılmalıdır. Bu durum Arapça öğretiminde
maalesef söz konusu değil! Söz gelimi kaçımızın Arap ülkelerinin
harita üzerindeki yeri, bayrağının şekli, başkentleri, şehirleri
vb. dilde kültürel zenginlik teşkil eden konular hakkında
malumatı var? Ancak biz bol bol fiil çekeriz. Bir fiili
duyunca otomatikman öncelikle onun mâzî-muzâri-emir çekimini
ezberden yaparız. Daha sonra fiile anlam vereceksek veririz,
ya da cümlede kullanacaksak kullanırız. Bakın burada aklıma
bir fıkra geldi: "Türk'ün biri Arap ülkesine gitmiş,
havaalanından inip kontrolden geçtiği esnada görevlinin
"Mâ masdâru'l cevâz?" sorusuna cevaben, "Cevâz
masdâr." demiş. Görevlinin soruyu tekrarı üzerine cevabı
bir kez daha tekrarlamış. Görevli aynı soruyu üçüncü kez
yöneltince, bizimki ses tonunu yükseltmiş ve kızgın bir
edayla cevap vermiş: "Câze-Yecûzu-Cevâz".
Dil öğretiminde dar kalıplardan çıkmak mecburiyetindeyiz.
Dilbilgisi tâlî sırada olmalı!
Değerli hocamız Prof. Dr. İsmail Durmuş'un da sayfanız için
yaptığı söyleşide vurguladığı üzere, dil öğretiminde ilk
merhalelerde dilbilgisi olarak yalnızca temel taşlar niteliğinde
morfolojik bilgiler vermeliyiz. Söz konusu merhalelerde
yoğun metin işlemeliyiz. Böylelikle hem öğrencinin kelime
dağarcığı gelişmiş olacak, hem öğrenci gerekli gereksiz
kural yığınlarıyla meşgul olmayıp cümleleri bir Arap edasıyla,
bütün olarak algılamaya çalışacaktır.
Bir çocuk dili öğrenmeye başladığında öncelikle dilin kelimelerini
duyduğu gibi ezberler, kelime zenginliğine ulaşır. Daha
sonra o dilin gramer kurallarını hiç bilmemesine rağmen
cümle kurar.
Merhametten maraz doğar
Ülkemizde Arapça öğretimindeki yetersizliğin en önemli nedenlerinden
biri, belki de öğreticilerin öğrencilere karşı gerekli gereksiz
acıma duygularıdır. Sözgelimi imtihanda kolaylık olsun diye
az konu işlemek. Öğrenciye daha fazla kitap aldırmamak adına
belki birkaç haftada bitecek basit bir dokümanı öğretim
yılına yaymak. Veya ne kitap aldırmak, ne fotokopi çektirmek;
yerine hocanın tahtaya yazması ve öğrencinin defterine geçmesi.
Bu ve bunun gibi ders işleyiş usullerinde maalesef ders
saati içerisinde çok az konu işlenir ve sonuçta öğrenilen
bilgi ciddi bir açığı kapatmaz. Tabii bu denli iyi niyet
sonrasında öğrencinin ataletine atalet katması da cabasıdır.
Oysa "dil" öğrencilerinin çok şey öğrenmesi gerekir;
zira kelime öğrenimi bir noktada durmaz, sürekli karşınıza
yeni kelimeler çıkar. Bu durum kavramlar için de söz konusudur.
Hatta cümleler için de. Çeviriyle uğraşanlar bunu çok iyi
bilirler.
Arapça eğitimi veren kurumların programını içerik bakımından
doldurması gerekir.
Ezbere de başvurmak gerekir
Ezber yöntemi iyi bir yöntem değil, denir durulur. Şu anlamda
ezber iyi değildir; öğrenciye kural üstüne kural ezberletmek!
Ancak öğrenciye mantıklı bir şekilde konuşma metinleri,
fıkralar, kısa öyküler ezberletmekte fayda vardır. Bu yöntemle
öğrencilerin dili konuşma melekeleri de gelişecektir. Ezber
sırasında yaptıkları tekrarlar sonucu gerek telaffuzları
düzelecek, gerek daha akıcı ve hızlı konuşabilecek, gerekse
bundan sonraki süreçlerde karşılarına çıkan kelime, kavram
vb. ni belleklerine daha kolay kaydedebileceklerdir.
Bizde kuiz var mı hiç?
Yabancı dil öğretiminde bilgiyi ölçmenin en güzel yollarından
biridir, habersiz hazırlanmış imtihanlar, yani kuizler.
Sık sık yapılmasında fayda vardır, zira bu yöntemde öğrenci
hep tetikte olur, ders çalışır. Ayrıca öğrenim sürecinde
neler öğrenip, neler öğrenmediğinden emin olur. Öğrendiklerini
pekiştirir, öğrenemediklerinin neler olduğunu görme imkânı
bulur.
Öğrenciye günler öncesinden sınav tarihini söylemek, ona;
"kopyanı hazırla!" demekle eşdeğerdir. Hele bir
de öğretici her yıl aynı soruları kullanıyorsa ve bu haber
"ayaklı gazeteye" de taşınmışsa; bu gibi durumlarda
imtihan, imtihan olmaktan çıkmıştır.
Dokümanlar kısıtlı ve yetersiz
Ülkemizde Arapça öğretimi alanında doküman sayısı yetersizdir.
Son birkaç yılda biraz hareketlenme var, ancak arzu edilen
seviyeye gelinememiştir. Bakınız birkaç yıl öncesine kadar
gramerle ilgili 2-3 tane kitap vardı. Yine Arapça-Türkçe,
Türkçe-Arapça sözlük oldukça kısıtlıydı. Dilin olmazsa olmazları
hikâye kitapları... Şimdilerde Arapça öğrencilerinin bu
imkânları var.
Sözgelimi Prof. Dr. Musa Yıldız hocamızla hazırladığımız
Arapça Seçme Hikâyeler serimiz malumunuz beş cilt olacak.
Her ciltte farklı hikâyeler işliyoruz ve hikâyelerin seviyesi
ciltler ilerledikçe ağırlaşıyor. Beş cildi tamamlayan öğrencinin
kelime hazinesi nasıl olur, siz takdir edin! Ayrıca Arapça
metinlere vukufiyetleri gelişir. Her hikâyenin Türkçe karşılığını
vermek suretiyle öğrencinin çalıştığı metni doğru anlayıp
anlamadığı noktasında tereddütlerini gidermeyi amaçladık.
Beş cilt sonunda öğrenci bir dünya metni kafasında hiçbir
soru işareti olmaksızın özümsemiş olacak.
Şimdilerde ortaya çıkan bu tür hareketlenmeleri desteklemek
lazım! Destekleyelim ki yeni çalışmalar, yeni ürünler ortaya
konsun. Maalesef alışkanlıklarımızı kolay kolay terk edemiyoruz.
Söz gelimi dilin tek bir kitapla öğrenileceğini sanıyor,
ikinci bir kitap almıyoruz.
Ancak ne kadar mükemmel hazırlanmış olursa olsun hiçbir
zaman tek kitap dili öğretemez, çünkü tek kitap her şeyi
ihtiva edemez. Bir kitaba içerdiği konuyla ilgili her detayı
sığdıramazsınız, kaldı ki her kitabın bir de hitap ettiği
bir merhale olacağından kitapta işlenenler ilgili seviyeyle
sınırlı kalır.
Öğretmen rehberdir aslında
Arapça öğretimindeki sorunlardan biri de öğreticinin rolünün
tam olarak belirlenmemesidir. Her şeyi öğretici verir gibi
yanlış bir kanı vardır. Nasıl ki bir kitap tüm bilgileri
ihtiva edemez, öğretmen de her şeyi veremez. Öğretmen konuyla
ilgili temel atar, öğrenci duvarı örer.
Ama bizde böyle değil. Öğrenci öğretmeni böyle kabullenemiyor,
öğretmen de kendisini öğrenciye böyle kabullendiremiyor.
Öyle ki öğrenci sözlük almıyor, alsa bile kullanmıyor; her
bir kelimeyi öğretmene soruyor. Hatta kimi zaman çok basit
bir kelimeyi telefon açarak bile sorabiliyor. Oysa öğretmenin
görevi, öğrencinin sözlük kullanmayı öğrendiği yere kadardır.
Dil bir kültür meselesidir
Arapça öğretiminde ülkemizdeki bir eksikliklerden biri de
bu hususla alâkalıdır. Arap Dili bölümlerinin kiminde hazırlık
sınıfıyla birlikte beş kocaman yıl var. Aslında bu süre
sonunda öğrencinin dilin esprisini yapması gerekir. Ama
maalesef böyle olmuyor. Dili konuşabilme, meramını dile
getirme, okuduğunu anlama, özellikle morfolojik açıdan dile
hakim olma, zengin kelime dağarcığına sahip olma gibi hususiyetler
söz konusu öğretim süresinin ilk 2-3 yılında tamamlanmalı;
sonraki yıllarda ise dil ileri düzeyde irdelenmeli. Sözgelimi
Arapçayı konuşan ülkeler enine boyuna öğretilmeli; edebiyat
derinlemesine olmazsa bile iyi bir düzeyde ele alınmalı,
ileri düzeyde gramer konuları işlenebilmeli, dil anlambilimi
olarak analiz edilebilmeli. Bu söylediklerimiz elbette bazı
üniversitelerin ilgili bölümlerinde ders programlarında
var. Ancak ilk yıllarda maalesef merhamet edilerek ya gevşek
bırakılıp sıkılmamış, ya da bir şekilde acınıp üst sınıfa
geçirilmiş öğrenci varsa karşınızda, söylediğimiz anlamda
ileri düzeyde ders işleyemiyorsunuz. Sözgelimi güzel hazırlanmış
Arapça bir kaynaktan anlambilimi dersi işlerken öğrencinin
soruları dersin muhtevasından ziyade, Arapça metinde geçen
kelimeler üzerine oluyorsa, böylesi canım bir ders amacına
ulaşamıyor.
Klâsik ve modern Arapça meselesi
Ortada Kur'ân-ı Kerim, Hadîs-i Şerifler gibi dinî literatür
alanında çalışanların bulunması, klâsik edebiyat ürünlerinin
olması klâsik Arapça bilgisine ihtiyaç doğurmakta; öte yandan,
modern Arap dünyasındaki dergi, gazete ve bilgisayar gibi
iletişim araçlarını takip edenlerin bulunması ve konuşma
dilini öğrenme isteği modern Arapça ihtiyacını artırmaktadır.
Dilin bu iki yönü de ihmale gelmemesi gereken noktalardır.
Ancak temelde modern Arapçaya, öğrenci belli bir bilgi ve
donanımı kazandıktan sonra, yani süt sınıflarda ise klâsik
Arapçaya ağırlık verilmelidir.
Muhteviyat bakımından klâsik ve modern Arapçanın öğretimiyle
ilgili özet olarak bunu söyleyebiliriz. Ancak yöntem olarak
klâsik ve modern Arapça irdelendiğinde durum değişir. Medrese
eğitimi diye öteden beri bildiğimiz bir yöntem vardır ki,
günümüz şartlarına pek uygun değildir. Bir kere bu yöntemde
"halka" oluşturulur. Bir öğretmenin etrafında
birkaç öğrenci vardır, oysa şimdi dersler sınıf ortamında
veya anfilerde, daha kalabalık gruplarla yapılmaktadır.
Çoğu defa öğretmen ders süresi içerisinde her bir öğrenciye
bir kere bile olsa söz hakkı verememektedir. Medrese yönteminde
öğrenci bir üst merhaleye geçtiğinde alt merhaledeki öğrenciye
hocalık yapar. Şimdilerde bunu sağlamak, öğrencilere bu
görevi yüklemek ve bunu takip etmek de zordur. Kaldı ki
medrese yöntemindeki öğretim metodu ve materyali klâsik
Arapçaya yöneliktir. Ancak günümüzde gerek günlük Arapça,
gerekse klâsik dilden sonra ortaya konan ürünlerin varlığı
modern Arapçaya ihtiyaç doğurmaktadır. Bu ve bu gibi sebepler
gösteriyor ki medrese yönteminde diretmek pek doğru değildir.
Pratiği nasıl kazanmalıyız?
"Pratik Türkiye'de olmaz! Kesinlikle yurt dışına gidilmeli!.."
yanlış kanaati ve saplantısı var. Dışarıya çıkmanın önemi
yadsınamaz, ancak dışarıya bilgi bakımından dolu çıkamazsak
bu, bize fayda sağlamaz. "Yanlış kanaati ve saplantısı"
derken şunu kastediyorum; Arapça sanki burada (Türkiye'de)
hiç ama hiçbir şekilde öğretilemez, yeisi içinde olanlar
var maalesef! Bu kimseler donanımsız bir hâlde herhangi
bir Arap ülkesine giderler, bir müddet sonra döndüklerinde
bakarsınız yine Arapçayı öğrenememişler. Dışarı gitsek de
gitmesek de dili konuşabilmek ve kullanabilmek için öncelikle
alt yapımızın olması gerekir. Temel dilbilgisi kurallarını
iyi bilmeli, kelime dağarcığımızı zengin tutmalıyız.
Dışarı gitmek bilgimize bilgi katmak veya donanımlarımızı
daha işler hale getirmek gayesiyle olmalıdır. Donanımsız
bir hâlde dışarı gitmek dili de öğretmez, pratiği de sağlamaz.
Onlinearabic.net projelerimizle Arapça alanında çok
büyük bir sinerji oluştu, çalışmalarımız için neler söylersiniz?
Sitenizin gönülden bir destekçisiyim. Öncelikle çalışmalarınızdan
dolayı sizleri kutluyor, çalışmalarınızın giderek büyümesini
diliyorum.
Siteniz Arapçayla uğraşan binlerce insanı buluşturuyor ve
bu, çok önemli bir husus. Özellikle forum bölümünün olması
insanlara gerek bilgi paylaşımı, gerek merak ettiği bir
hususu aynı işle uğraşan kimselere sorup öğrenmek gibi konularda
imkân sağlıyor. Arapçayla ilgili duyuruların herkese duyurulması
sitenizdeki önemli diğer bir hizmettir. Yine buna paralel
olarak, iş arayanların cv lerini bırakmak suretiyle iş bulabilmeleri...
Küçük şehirlerde doküman edinme sıkıntısı çeken kimselerin
online satış hizmetinizle internet üzerinden alışveriş yapabilmesi
aynı şekilde önemlidir. Online derslerinizin olması çok
önemli bir diğer husustur. Böylelikle Arapça öğrenmek son
derece kolaylaşıyor, deyim yerindeyse hizmet ayağa gelmiş
oluyor.
Bize vakit ayırarak değerli fikirlerini paylaştığınız
için teşekkür ederiz.