Dr. Tarık Abdulcelil
E-mail: tarek1996@hotmail.com
Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
Kahirde 1974 yılında doğdum. 1992'de liseyi Kahire'de bitirdim.
Akabinde Ayn Şems Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili
ve Edebiyatı bölümünden 1996 yılında mezun oldum. Aynı yılda
aynı bölüme asistan olarak atandım. 2000 yılında Türkiye'deki
İslami hareketler üzerine mastır tezini hazırladım. 2007
yılında Türk ordusunun siyasetteki rolü doktora tezini tamamladım.
Akademik çalışmaların yanında birkaç Türk gazete ve dergisinde
de yazılar yazmaktayım.
Türkçe'ye duyduğunuz ilgi nereden geliyor, neden Türkçe?
Mısır'da (Kahire) lise döneminde bir camide bir profesör
Osmanlı tarihini "dizi dersler" halinde anlatıyordu. Bu
derslerdeki Osmanlı ve Türk tarihi oldukça dikkatimi çekti
ve Osmanlı Türklerinin İslam dinine olan hizmetlerini duydukça
ilgim arttı. Ülkemizdeki Türkler hakkında olumsuz düşünceleri
bertaraf etmek için Türkçe'yi öğrenerek kaynağından Osmanlı
Türk tarihinin gerçeklerini ortaya çıkarmayı hedefledim.
Bu nedenle Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü
seçtim. Şunu sorabilirsiniz, neden Tarih bölümüne girmediniz?
İki sebep vardır; birincisi, eğer tarih bölümüne girseydim
kaynak ve referanslarım yabancı dildeki kaynaklardan olacak
ve tek yönlü istifade edecektim, bu durum orjinallikten
uzak kalacaktı. İkinci sebep, bir toplumun tarihini, kültürünü
ve fikirlerini anlayabilmek için o toplumun dilini iyi bir
şekilde bilmek ve o dilde araştırma yapmak gerektiğinden
bu bölümü seçtim.
Ayn Şems Üniversitesin'in Türk Dili ve Edebiyatı bölümü
ve dersleri hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?
Üniversitemizde Türkçe okutulan bölümün tam adı اللغة
التركية وآدابها Türk
Dili ve Edebiyatı olarak isimlendirilmektedir.
Keşke üniversitemizde Türkoloji bölümü de olsaydı. Türkoloji
bölümü sayesinde toplumla ilgili sosyolojik, siyasi ve kültürel
açıdan da akademik olarak derinlemesine inceleme imkanımız
olacaktı. Dolayısıyla "Türkoloji" ile "Türk
Dili ve Edebiyatı" bölümleri aynı ifadeyi taşıyormuş
gibi bir yanlış bilgiyi de burada zikrederek arasındaki
farkı vurgulamış ve bilgilerimizi doğrulamış olalım.
Bu bölüm "Türk Dili ve Edebiyatı", üniversitemizin
kuruluşundan 4 yıl sonra 1954 yılında açılmıştır. "Türk
Dili ve Edebiyatı" bölümü olarak alanında Mısır'daki
(Kahire) en eski bölüm olarak tarif edebiliriz.
Bu bölümün açılma sebeplerini iki ana başlıkta inceleyebiliriz:
Siyasi ve Kültürel sebepler... Birincisi, 1952'de Mısır
devriminden sonra oluşan idarenin yakın çevresindeki topluluklara
açılmayı ve daha sıkı iletişim kurmayı amaçladığından bu
bölüm açılmıştır. İkincisi, Mısır tarihindeki Osmanlı eserlerinin
Osmanlıca olmasında dolayı kendi tarihine yönelik bu devasa
arşivleri incelemek ve yeni kurulan Mısır Arap Cumhuriyetinin
tarihini oluşturmak üzere Osmanlıca'yı öğretmek üzere kurulmuştur.
Bölümümüzde şu dersler var: Türkçe dil bilgisi, Türkçe
konuşma, Arapça'dan Türkçe'ye ve Türkçe'den Arapça'ya tercüme,
Osmanlıca dersleri, Osmanlıca alfabesi ve dil bilgisi, el
yazması, vesikaların incelenmesi ve tercümesi, Osmanlı Divan
Edebiyatı, Tanzimat Edebiyatı, Modern Türk Edebiyatı, Selçuklar
tarihi, Osmanlı tarihi (Tanzimat'a kadar, Tanzimat sonrası
Cumhuriyet'e kadar), Türkiye Cumhuriyeti tarihi (kendi dersimdir).
Ayrıca bölümümüzde Mastır ve doktora tezleri de üç alanda
yapılmaktadır; Türk Dili, Türk Edebiyatı, Türk Tarihi ve
Medeniyeti.
Hocam, bölümünüzde edebiyata mı yoksa pratik dil öğretimine
mi daha ziyade ağırlık veriyorsunuz?
Bu zamana kadar edebiyata daha ziyade ağırlık veriyorduk
ve fark ettiğimiz önemli bir nokta olarak mezunlarımız pratik
Türkçe konuşamadığından ve yeni günle birlikte iş sahasında
ihtiyaç olarak büyüyen akıcı bir şekilde Türkçe Arapça konuşabilirlik
gereksinimi hissedilmiş ve bu çerçevede yeni sezonda (1-2
yıl içinde) pratik Türkçe kazandırmaya yönelik bir müfredat
hazırlanmıştır. Bu müfredatı üniversite yönetimine teklif
ettik, onaylanmasını bekliyoruz.
Bölümümüz yine bu konuda bir ilki gerçekleştirmiş olacağından
Mısır'daki diğer Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerine de örnek
model olacaktır. Malumunuz olduğu üzere Mısır'da 10 adet
Türk Dili ve Edebiyatı bölümü bulunmaktadır.
Hocam, okuldaki çalışmalarınızdan bahsetmişken, biliyoruz
ki oldukça yoğun çalışmalarınız ve neticesinde de çevirileriniz
var, en önemli bir - iki çalışmanızı zikredebilir misiniz?
Teşekkür ederim. Evet çeşitli konularda bir kaç tercüme
çalışmam var. Ancak bana göre bunların en hacimli ve önemlisi
en son çevirisini yapmış olduğum "Türkiye Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanı" Sayın Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu'nun
kitabıdır. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, çeviride her
kelime ve her cümle ile teker teker haşır neşir olunduğu
için kitabın yazarıyla bir yerde özdeşleşiyor insan. Yaşadığım
ve derinlemesine özümsediğim bu kitabı hem Türk kardeşlerimizin
okumasını hem de Arap kardeşlerimizin okumasını özellikle
öneriyorum, okuyucu çok şey kazanacak geniş bir ufuk yapısına
ulaşacaktır.
- Ahmet Davudoğlu, Stratejik Derinlik (Dr. Muhammed Selcî
ile birlikte), ed. Burhan Köroğlu, el-Cezîre Araştırmalar
Merkezi, Doha- Katar (Kitap, Türkçeden Arapçaya tercüme).
- Ahmet Davudoğlu, "Medeniyetlerin Ben-İdraki",
Divân Akademik Araştırmalar, (Makale, Türkçeden Arapçaya
tercüme)
Stratejik Derinlik isimli kitabın Arapça'ya tercümesi,
Arap alemindeki eski Türkiye imajını mutlaka olumlu bir
şekilde değiştirecektir. Kitap sayesinde yeniden oluşacak
fikri ve stratejik yapıların hem Arap ülkeleri için hem
Türkiye için çok faydalı olacağına inanıyorum.
Sizce Ortak kültür ve paylaşılan ortak dil unsurları
açısından Türkçe- Arapça arasındaki ilişki nasıl değerlendirilmeli?
Ortak kültürümüz büyük bir fırsattır. Yani iki ülke arasında
müthiş bir kabul durumu vardır. Daha realist bir ifadeyle
iki ülke insanı birbirini tanımak üzere sıfırdan başlamıyor.
Bu büyük kültürel ortaklık yani geçmişe yönelik müşterek
tarih, kültürle aynı gemide bulunduğumuzu tasavvur ederek
ve ortak bir geleceğimiz olacağından daha yoğun ilişkiler
içerisine girmemize imkan sağlıyor. İşte burada Arapça -
Türkçe'nin her iki toplum tarafından karşılıklı olarak öğrenilmesinin
önemi ortaya çıkıyor. Bu iki dil hem büyük bir coğrafyanın
kullandığı dil olarak hem de kültürünü zevkle yaşabileceğiniz
bir dil olarak kendini sevdiriyor.
Arapça öğrenmek isteyenlere nasıl bir yol izlemelerini
tavsiye edersiniz?
Arapça öğrenmek için Arap ülkelerine giden bir çok Türk
var. Bu noktada en çok öğrenci ağırlayan ülkelerden biri
de Mısır. Sizce Mısır'a gelen Türk öğrenciler aradıklarını
bulabiliyorlar mı? Bu eğitim yolculuğunu daha verimli kılmak
için neler tavsiye edersiniz?
Dil öğrenmek artık kolaylaştı. Dil öğrenmeye karar veren
birisi için şu iki temel noktayı hatırlatmadan geçemeyeceğim;
dilde süreklilik ve yoğunluk. Eskiden "Bir Arap ülkesine
gidersen dil öğrenirsin" denirdi. Ama maalesef Arap
ülkelerinde fasih Arapça konuşmayı tercih eden oldukça azaldı,
akademisyenler arasında bile böyle... Arap ülkesine gidildiğinde
fasih Arapçayı ancak kursta kaldığı saatler içerisinde izleyebilmekte
ve işleyebilmektedir.
Ancak gelişen teknolojik şartlar beraberinde bu konuda
büyük fırsatları da getirmiştir.
Örnek olarak Arap ülkesinde bir kursa gittiğinizde ancak
ders süresince fasih dil öğrenebiliyorsunuz, halbuki internet
ortamında sunulan fasih Arapça dersleriyle öğrenci daha
uzun ve yoğun bir odaklanma imkanı yaşayabilmektedir. Bu
da fasih dil öğrenimi açısından daha kaliteli altyapı hazırlamasına
fırsat tanımaktadır. Temelde mesleğinde uzman Arap hocalardan
ders alınması gerekmektedir. Neden? Çünkü hedef dili kültürü
ile birlikte öğrenmek gerekmektedir. Bu hem o dilin kısa
zamanda öğrenilmesini sağlar hem de öğrenme zevkini ve motivasyonunu
artırır.
Türkçe eğitimi için ülkemizde bulunmuş biri olarak,
ülkemizde dil eğitimi konusunda eksi ve artı yönleriyle
ne tür tespitleriniz var?
Arapça derslerinde eşzamanlı pratik kazanma açısından Arap
öğretmenlerin fonksiyonu oldukça önemli olduğundan burada
dillendirmek istiyorum. Önemine binaen vurgulayarak ifade
ediyorum, pratik kazanma açısından Arap öğretmeni eksikliği
var. Yeteri kadar Arapça öğretici uzmanı bulunmadığını farkettim.
Burada doğru anlaşılması açısından detay bilgi vererek ifade
etmek isterim ki Arapça konuşmak başka Arapça öğretebilmek
üzere uzman olmak başka şeydir. Tabiî ki bu iki faktörün
yanında öğretmenin öğrencilerle iletişim faktörü çok önemlidir.
Aynı şekilde Mısır'daki Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde
de Türk Uzman öğreticilerin bulunması pratik dil kazanma
açısından büyük öneme sahiptir. Yani öğrenilen hedef dili
öğreten kişinin o dili ana dili olarak kullanan bir uzman
bir uzman olması pratik konuşmada hızlı ilerlemek için şarttır.
Ayn Şems Üniversitesinde Arapça'dan Türkçe'ye çeviri
dersleri veriyorsunuz. Acaba Arapça'dan Türkçe'ye ve Türkçe'den
Arapça'ya çeviri konusunda uzmanlaşmak için nasıl bir yöntem
izlenmeli, bu konuda neler önerirsiniz? Çeviri konusunda
uzmanlaşmak isteyenler için bu soru oldukça önem arzediyor.
Hedef dili kaynak dile tercüme edebilmek çok daha rahattır.
Çünkü kaynak dil bizim anadilimiz. Ancak her ne kadar ana
dil de olsa, kendi dilimizi gramatik ve ifade kalitesi açısından
da iyi bir seviyeye getirmiş olmak gerekir. Bu da kendi
ana dilimize önem vermemiz gerektiğini oraya koyar. İşte
bu durumda hedef dilden kaynak dile tercümeler daha rahat
ve sağlıklı olur.
Kaynak dilden hedef dile tercüme ise aslında zordur ama
başarılabilecek bir durumdur. Şöyle ki, hedef dilde hem
eski hem modern metinleri bolca okumak ve bu konuda ısrarla
süreklilik sağlamak gerekir. Hedef dilde tarih ve kültür
kitaplarını çokça okumak çok önemlidir. Çünkü her dilde
etkili ifade içeren orijinal yapılar vardır. Mesela Türkçe'de
"aslanım" ifadesi herkes tarafından oldukça olumlu
karşılanan bir ifadedir. Ancak aynı ifadenin Arapça karşılığı
olarak bir Araba أسدي dersek çok komik bir durum olmuş olur ve Türkçe'deki etkiyi ve ağırlığını ortaya çıkarmaz. Bu nedenle hedef dilin tarihi, kültürel metinlerini bolca okuyarak hedef dile tercüme yeteneğimizi geliştirebiliriz.
Önemli bir kişisel öneri olarak, bu tarihi ve kültürel metinleri okurken hedef toplumda az kullanılan ve modern dilde olmak üzere daha yoğun kullanılan aynı ifadeleri bir deftere not almak size oldukça kıymetli bir birikim sağlar.
Hocam, özellikle Türkiye'de bulunan Arap Dili ve Edebiyatı,
Arapça Öğretmenliği, İlahiyat Fakültelerindeki öğrencileri
heyecanlandıracak bir soru sormak istiyoruz. Acaba Türkiye
ve Mısır'da bulunan Türk Dili ve Edebiyatı, Arap Dili ve
Edebiyatı, İslami İlimler fakültelerindeki öğrencileri fakülteler
bünyesinde karşılıklı faaliyetler içerisine dahil etmek
istesek, neler yapılmalı? Bu konuda akademisyen hocalara
duyurmak istediğiniz bir şeyler var mı?
Bu konuda enteresan bir ayrıntıyı dile getirmek istiyorum.
Mısır'da bizim üniversitemizde Yabancı Diller Fakültesinde
Çince bölümü bulunmaktadır. Söz konusu bölümde 3. sınıftaki
başarılı öğrenciler seçilerek Çin'deki Çince bölümüne gönderilmektedir.
Aynı şekilde Çin'deki Arap Dili bölümündeki Çinli öğrenciler
üniversitemizdeki Yabancı Diller fakültesinde misafir edilerek,
1 yıl eğitim almaları sağlanmaktadır.
Halbuki Türkiye - Mısır arasında tarif edilemeyecek derinlikte
tarihi, kültürel ve din bağları bulunmaktadır. Ve coğrafya
açısından da oldukça yakın ve ulaşım rahatlığı söz konusudur.
Bu tür öğrenci değişimi asıl Türk-Arap üniversiteleri arasında
yapılmalıdır. Bu değişim sadece öğrenciler arasında değil
aynı zamanda akademisyenler/öğretmenler arasında da olmalıdır.
Eğitimciler uzmanlık alanı ile ilgili bölümünde derslerini
verebilmelidir. Bu konuda olmasını arzuladığım Türkiye'deki
Arap Dili ve Edebiyatı, Arapça Öğretmenliği, İlahiyat Fakültesi,
Türk Dili ve Edebiyatı bölümleriyle ülkemizdeki (Mısır)
Arap Dili ve Edebiyatı, Türk Dili ve Edebiyatı, İslami İlimler
bölümü hocalarımızın yoğun ilişkide olmasıdır. Çünkü böylesi
ilişki ve iletişim beraberinde yukarıda tarif ettiğimiz
faaliyetleri ve projeleri beraberinde getirecektir. Bu konuda
Türkiye'deki akademisyen hocalarımızdan gelebilecek yaklaşım,
öneri ve selamlama bizleri ziyadesiyle sevindirecektir.
Arapça ile ilgilenen ve 100.000'i aşan üye sayısıyla ortak
bir sinerji yakalayan Onlinearabic.net'in faaliyetlerini nasıl
değerlendiriyorsunuz? Özellikle hem Arapça ile ilgilenen Türklere
hem de Türkçe ile ilgilenen Araplara hitap eden www.arapcasozluk.net
ve www.qamoosturki.net
sitelerimiz hakkındaki değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Siteniz Arapça öğrenenlere hitap ettiği gibi aynı zamanda
Türkçe'yi yeni öğrenenen Araplar içinde büyük bir fırsat.
Şöyle ifade edeyim kendi öğrencilerim hem onlinearabic.net'ten
hem de online sözlük sitenizden istifade etmektedirler. Özellikle
de sitenizin forumu sayesinde iki ülke insanının tanışma ve
karşılıklı olarak dil öğretiminde birbirlerine katkısı oluyor.
Üniversitedeki öğrencilerim derslerde verdiğim metinlerin
çevirisinde sözlüğünüzden azami derecede istifade ediyorlar.
Derslerimde vermiş olduğum metin üzerinde çalışma yapan
öğrencilerim aynı zamanda sınıf ortamında da internete bağlanıyor
www.arapcasozluk.net ve www.qamoosturki.net sözlüklerinden
kelime araması yaparak metinlerin tercümelerini çalışıyorlar.
Bu konuda size teşekkürü bir borç biliyorum, çünkü Türkçe'nin
öğrenimine de büyük katkı sağlamış oluyorsunuz.
Özellikle de
www.onlinearabic.net/forum
bölümünde Arapça - Türkçe çeviri çalışmaları hizmeti azami
derecede istifade edilmesi gereken bir bölüm. Zira günün her
saatinde çeviri yapabiliyor ve diğer üyeler tarafından kontrol
edilmesi sağlanmış oluyor. Yapılan diğer tercümeleri kontrol
ederek tercüme farkını görebilmek en hoş kazanımlarından biri...
Bu güzide çalışmalarınızdan dolayı sizi tebrik ederken
Onlinearabic.net sayesinde kendimi her gün Türkiye'de hissettiğimi
de belirtmek iserim.
- Hocam, güler yüzünüz ve tüm içten duygularınız için teşekkür
ederiz.
Ben de size, bu keyifli röportaj ve aynı zamanda hem tüm
üyelerinize hem de Türk dostlarımıza ulaşabilmenin fırsatını
ve güzelliğini yaşattığınız için teşekkür ederim. Tüm üyelerinize,
Türkiye'deki hoca arkadaşlarımıza ve ziyaretçilerinize en
derin sevgi ve saygılarımı sunarım.