Dr. Cengiz Ketene
E-mail: cengizketene@hotmail.com
Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
-1950 yılında Irak'ta doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini
Irak'ın başkenti Bağdat'ta tamamladı. 1967 yılında liseden
mezun olduktan sonra, Bağdat Üniversitesi Ticaret Fakültesinde
tahsiline başladıysa da, anavatan Türkiye'ye karşı duyduğu
büyük sevgiden dolayı ticaret fakültesindeki eğitimini terk
edip, tahsilini tamamlamak için 1968 yılında Türkiye'ye
geldi. 1972-1973 yılında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. 1973 yılında
Hacettepe Üniversitesinde Yüksek Lisans eğitimine başladı.
1974 yılında eğitimine ara verip, Irak'a geri döndü. 1975-1979
yılları arasında Bağdat Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Şark Dilleri Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğretim görevlisi
olarak göreve başladı. Bu bölümde beş yıl çalıştıktan sonra,
1979 yılında tekrar Türkiye'ye döndü. 1987 yılında Atatürk
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı,
Yeni Türk Edebiyatı bölümünden doktorasını aldı. Doktoranın
tez konusu Ahmet Mithat Efendi'nin Romanlarında Mekan'dır.
Bir yıl Türk Kültür Bakanlığı Eski Yazmalar kataloglarının
hazırlandığı birimde çalıştıktan sonra, Ankara'daki Suudi
Arabistan Büyükelçiliğinde on yıl, daha sonra Mısır, Oman
Sultanlığı, Suriye büyükelçiliklerinde mütercim olarak görev
yaptı. Halen TRT Arapça Kanal Koordinatörlüğünde çalışmakta.
Evli ve iki erkek çocuk babasıdır.
Esreleri:
- Kerkük Halk Edebiyatından Seçmeler, T.C.Kültür Bakanlığı
Yayını 1990
- Bulgar Zulmünü Yansıtan Şehitlikler, Kültür Bakanlığı
Yayını 1990, Türkçe'den Arapça'ya Çeviri
- Varidat, Kültür Bakanlığı Yayını 1990, Türkçe'den Arapça'ya
Çeviri
- Yunus Emre, Kültür Bakanlığı Yayını 1991, Türkçe'den
Arapça'ya Çeviri
- Atatürk'ün Evrensel Boyutları, Kültür Bakanlığı Yayını,
1999, Arapça'ya Çeviri
- Kerkük'ten Perdeler Şiirleri, Ankara 2000.
Herkesin özetle sormak istediği soruyu ilk başlarda sormak
istiyorum, Arapçayı nerede öğrendiniz ve nasıl öğrendiniz?
Bu soruyu cevaplarken hem yeni başlayanların dünyasına hem
de dilini ilerletmek isteyenlerin dünyasına ışık tutacak birikimlerinizi
aktarırsanız, her seviyeden üyemiz istifade edebilecektir.
- Her şeyden önce şunu belirtmek isterim
ki, ben Irak Türklerindenim. Bu sebepten dolayı son yıllara
kadar Irak'ta Türkçe eğitim yapan Türk okulları yoktu. Irak'taki
bütün okullarda eğitim dili Arapçaydı. Dolayısıyla da İlk,
Orta ve Lise tahsilimizi Arapça yaptık.
Her şeyden evvel namazımızı ve ibadetimizin büyük bir bölümünü
bu dille yaptığımız için gerçekten hem dünyevi hem de uhrevi
görevlerimizin yerine getirilmesi yönünden çok faydalı bir
dil olduğunu belirtmek isterim. Evet Arapça kolay bir dil
değildir. Ama inanın benim kanımca bu dil diğer batı dillerinden
daha kolay öğrenilebilir. Zira bizim Türkçemizde kullandığımız
binlerce Arapça kelime vardır. Şüphesiz ki imkanı olan kişilerin
Arapçayı Arap ülkelerinde daha kolay öğrenebilecekleri bir
gerçektir. Fakat bu imkanlardan yoksun olan kişilerde de
eğer istek ve irade varsa Arapça öğrenilemeyecek bir dil
değildir. Her kes kendi konum ve şartlarına göre, başlangıçta
bu dili iyi bilen bir kişiden yardım alıp, en azından harfleri
ve daha sonra bu harflerin yazılışını öğrenip, bir sonraki
aşamada ise, kurs imkanları varsa bu kurslardan yok ise,
bilgisayarda yer alan eğitici programlardan faydalanabilir.
Daha da ileri düzeyde Arapça öğrenmek isteyenler ise, muhakkak
bir Arap ülkesine gidip, oradaki öğrenim imkanlarından istifade
etmelidirler.
Hocam, Simültane çeviri konusundaki
birikiminizi ve kabiliyetinizi biliyoruz. Arapça ile ilgilenen
bir çok kişinin tatlı rüyası diyebileceğimiz Simültane Çevirmen
nasıl olunur?
-Bir dili öğrenmek o dilde çeviri yapmak anlamına gelmez.
Bundan dolayı da her hangi bir dilde simültane çeviri yapmaya
başlamadan önce, o dilde uzun bir süre yazılı çeviri yapmanın
büyük faydalar sağlayacağı kesindir. Ancak bu da yeterli
değildir. Simültaneye başlamadan önce insan kendi kabiliyetini
anlar. Eğer kendinde gerekli istidadı görüyorsa, iyi Arapça
bilen bir şahıstan yardım alamaya yönelsin. Tabii ki simültaneye
başlamadan önce bu işi iyi yapan kişilerin kabinde yaptıkları
çevirileri ilk aşamada bir şekilde dinlemeli ve daha sonraki
aşamalarda bizzat kabinde bulunarak istifade etmeye de çalışmalıdırlar.
Son olarak da her meslekte olduğu gibi, simültane çeviri
yapacak olan kişinin bu işi sevmesi gerekir, yoksa asla
başarılı olamaz.
Simültane çevirinin birçok zorluğu vardır. Bu zorluklardan
bazıları şöyle sıralanabilir:
- Ses cihazlarındaki arızalar
- Sunumu yapan kişilerin çeviriyi yapanları düşünmeden hızlı
bir şekilde sunumlarını sanmaları
- Arapça cümle yapısı ile Türkçe cümle yapısının birbirine
ters olması
- Türkçe veya Arapça sunumu yapan kişilerin bazı hallerde
araya başka dillerden kelime veya cümle sokmaları
- Bazı konuların ihtisas gerektiği
Simültane çevirinin zorlukları nelerdir? Aynı zamanda
unutamadığınız ve paylaşmak istediğiniz ilginç olaylar var
mı?
20 yıl önce Kış aylarında İstanbul'daki otellerden birinde
çeviri yapıyorduk. O zamanlarda çeviri yaptığımız kabinler
çok sağlam değildi. Çeviri yaparken bir yandan kucağıma
bir sürahi su döküldü, diğer yandan da kabinin çatısı üzerime
devrildi. Buna rağmen bir elimle çatıyı yakalayıp, diğer
elimle teknik elemanlara işaret ederek gelip çatıyı düzeltmelerini
talep ettim ve çeviriyi de kesmeden sürdürdüm.
Hocam, Arapçada ki bu kabiliyetinizi akademik eğitim
kurumlarımıza kazandırmayı düşünmediniz mi? Yani herhangi
bir üniversitemizde öğretim görevlisi olarak birikimlerinizi
ve tecrübelerinizi paylaşmayı hiç düşündünüz mü? Türkiye'de
Arapça simültane eğitimi veren herhangi bir eğitim kurumu
var mı?
- Bağdat Üniversitesinde beş yıl çalıştım. Orada Araplara
Türkçeyi öğretmek için çaba harcadık. Esasında Türkiye'de
de çalışmak istedim, ama kısmet olmadı. Bir seferinde yıllar
önce Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesinden mezun olan iki
öğrenci ile karşılaştım ve Arapça düzeylerinin çok düşük
olduğunu gördüm. Bunun üzerine bölüm başkanını aradım Arapça
çeviri ve dinleme derslerinin verilmesi için yardımcı olacağımı
önerdim. Aldığım cevap çok tuhaftı. Bu olaydan sonra bir
daha girişimde bulunmadım.
Hocam, Arap dünyasıyla oldukça içli-dışlısınız, Arapçayı
öğreneceklere veya geliştireceklere bir ışık tutması ve
gayretlerini azami derecede canlı tutması açısından soruyorum,
Arap dünyası bu dili öğrenenlere ne kazandırır?
-Yukarıda da ifade etiğim gibi, Arapça bizim için çok önemli
bir dildir. Her şeyden önce mukaddes kitabımız kuran-ı kerim
Arapçadır. Dolayısıyla bu dili öğrendiğiniz zaman kurandaki
o ilahi sözleri huşu içinde okurken, başka bir lezzet tadacaksınız.
Buna ilaveten Arapça konuşan 22 ülke vardır. Bu da belli
ölçüde iş imkanı demektir. Yine Arapça öğrenen kişi Osmanlıcayı
da daha kolay öğrenebilir. Böylece de ecdadımızın bizlere
bırakmış olduğu kültür mirasımızı daha yakından tanıma fırsatına
erişebilirsiniz.
Son olarak "Onlinearabic.net" ailesine neler
söylemek istersiniz?
Bana bu fırsatı verdiğiniz için sizlere sonsuz teşekkürlerimi
sunuyor ve sevgili Onlinearabic.net ailesine sonsuz başarılar,
sıhhat ve saadetler temenni ediyorum.
Hocam doyurucu olduğu kadar keyif duyduğumuz bu sohbet
için teşekkür ederiz.