Doç. Dr. Zafer KIZIKLI (Ankara Ünv. İlahiyat Fak. Arap
Dili ve Belâgati Anabilim Dalı Başkanı), 1969 yılında
Merzifon'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini orada tamamladı.
1989 yılında girdiği Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi
Arap Dili Eğitimi Bölümü'nden, 1 yıl yabancı dil hazırlık
ve 4 yıl fakülte eğitimi alarak 1994'te mezun oldu. Daha
sonra Ankara Üniversitesi'nde Arap Dili ve Edebiyatı alanında
master (1994-1997), Uludağ Üniversitesi'nde Arap Dili ve
Belâgati dalında doktora (1998-2005) yaptı. Akademisyenlik
mesleğine, Samsun TÖMER şubesinde Arapça bölüm başkanı olarak
başladı (1994). Ardından sırasıyla, İnönü Üniversitesi İlahiyat
Fakültesi'nde Arap Dili ve Belâgati Anabilim dalında araştırma
görevlisi (1995-2000), Jandarma Genel Komutanlığı'nda Arapça
mütercimi ve tercüman (2003-2004), Ankara Üniversitesi İlahiyat
Fakültesi Arap Dili ve Belâgati Anabilim dalında araştırma
görevlisi olarak çalıştı (2000-2009). Türkiye'nin çeşitli
üniversitelerinde yaklaşık 12 yıl Arapça dersleri okuttu.
15.01.2009 tarihinde "Arap Dili ve Edebiyatı"
bilim alanında "Üniversite Doçenti" unvanı aldı.
11.02.2009 tarihinde ise, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Arap Dili ve Belâgati Anabilim Dalı Başkanı oldu. Hâlen,
bu görevine devam etmekte ve Ankara Üniversitesi İlahiyat
Fakültesi'nde İlahiyat ve Uluslar arası İlahiyat programlarında
Arapça dersleri okutmaktadır. Aynı zamanda, merkezi Ankara'da
bulunan "Arapça Eğitimcileri Birliği Derneği"
yönetim kurulu üyesidir. Arapça, İngilizce, Farsça ve Osmanlıca
bilmektedir. Arap Dilinde Belâgat Bilimi adlı yayımlanmış
bir kitabı, 13'ü telif, 11'i çeviri olmak üzere 24 adet
yayımlanmış makalesi, ulusal ve uluslar arası kongre ve
sempozyumlarda sunduğu 8 adet bildirisi vardır. Evli ve
bir kız çocuk babasıdır.
Web 1: http://www.dinbilimleri.com/akademia.asp?id=331
Web 2: http://www.divinity.ankara.edu.tr/tr/index.php?s=apd&p=165
E-mail: zaferkizikli@yahoo.com
Doç. Dr. Zafer KIZIKLI ile, Arap dili ve Türkiye'deki
Arapça öğretimi üzerine yapmış olduğumuz röportajı sunuyoruz:
- Hocam, Arapçaya olan ilginizin sebebi nedir, açıklar
mısınız?
Zafer KIZIKLI: İlkokul yıllarında Kur'ân'ı okumayı
öğrenirken Arapçaya karşı ilgi duymaya başladım. Fakat o
dönemlerde yaşadığım şehirde, yani Merzifon'da gidebileceğim
bir kurs yoktu. 1980'lerde ben ortaokulda öğrenciyken, Kocaeli
vaizi Arif Erkan hoca, Emsile, Binâ, Maksud, Avâmil, İzhâr
adlı klâsik Arapça öğretimi kitaplarını orijinal metinleriyle
birlikte tercüme ederek yayınlamıştı. Ben, Arapçaya işte
bu kitaplardan kendi kendime çalışarak başladım. Arif Etik'in
Kolay Arapça, Mehmet Maksutoğlu'nun Arapça Dilbilgisi v.b.
eserlerden de yararlanarak bu yolda ilerlemeye devam ettim.
İslâmî ilimleri öğrenmeye olan isteğim, beni Arapça öğrenmeye
yöneltti. Arapça yazılmış pek çok fıkıh, kelam, tefsir,
hadis, akâid eserlerini orijinal Arapça metinlerinden okudum.
İslâmî ilimlerde belli bir düzeye ulaşınca, dile ve edebiyata
olan hevesimden ötürü, Arap dili ve edebiyatı alanında uzmanlaşmaya
karar verdim. Yaklaşık otuz yıla yakın bir süredir, bu sahada
bir şeyler öğrenmeye gayret ediyorum.
- Bize, Arapça hakkında biraz bilgi verir misiniz?
Zafer KIZIKLI: Arapça, dünyada yaklaşık 250 milyon
insanın ana dil olarak konuştuğu bir iletişim aracıdır.
Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen 10 uluslar arası
dilden biridir. Başta Kur'ân ve hadis kitapları olmak üzere
binlerce İslâmî kaynağın dilidir. Aynı zamanda Arapça; Türkçe,
Farsça, Urduca, Peştoca v.b. pek çok Müslüman milletin diline
kelime vermiş bir dildir. Ayrıca Arapça, linguistik bakımdan
Orta Çağ'da üzerinde en çok bilimsel araştırmanın yapıldığı
dildir. Milâdî 8. yüzyılda henüz daha İngilizce, Fransızca,
Almanca gibi dillerin gramer kitabı ve sözlüğü yokken, Arapçanın
çok geniş bir sözlüğü ve kapsamlı bir gramer kitabı vardı.
Örneğin, 1200 küsur yıl önce el-Halîl b. Ahmed el-Ferâhidî
(öl.175/791) Kitâbu'l-'ayn adlı bir sözlük, Sîbeveyhi (öl.180/796)
ise el-Kitâb adında bir gramer kitabı kaleme almıştı. Arap
dilinin bilimsel anlamda incelenmesi, 7. yüzyıldan başlayarak
13. yüzyıla kadar âdeta kılı kırk yararcasına sürmüş ve
bu altı asırlık süreçte çok önemli linguistik eserler ortaya
çıkmıştır.
- Arapça öğrenmek önemli midir? Bu konuyu açar mısınız?
Zafer KIZIKLI: Arapça, İslâm kültürünün dili olması
hasebiyle, başta Türkler olmak üzere bir çok Müslüman milletin
katkı sağladığı, yüzyıllar boyu eğitim dili olarak kullandığı
ve sahiplendiği uluslar arası bir dildir. Ortak kullanılan
sözcükler nedeniyle de sözcük temelinde Türkçeye en yakın
dildir. Arapça öğrenmek isteyen bir Türk, eğitim sürecinin
daha başında büyük bir avantajla işe başlar. Çünkü her iki
dilde de ortak olan sözcükler, öğrenciyi sözcük ezberleme
külfetinden kurtarır. Bu süreçte en belirgin olumsuzluk
ise, her iki dilin kullanmakta olduğu alfabelerin birbirlerinden
farklı oluşudur. Ancak, bu engelin aşılması sanıldığı kadar
zor değildir. Arap alfabesinin öğrenilmesi, birkaç hafta
gibi kısa bir sürede rahatlıkla mümkündür.
Arapça öğretiminin önemini kısaca şu beş maddede özetleyebiliriz:
1- Arapça öğrenmek, tarihsel mirasımıza sahip çıkmak için
önemlidir,
2- Arapça öğrenmek, Türkçemizi anlamak için önemlidir,
3- Arapça öğrenmek, dinî metinleri okuyup kavramak için
önemlidir,
4- Arapça öğrenmek, Orta Doğu ülkeleriyle iletişim kurmak
için önemlidir,
5- Arapça öğrenmek, genel kültür sahibi olmak için önemlidir.
- Türkiye'de orta öğretim ile yüksek öğretimde okutulan
Arapça dersleri hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?
Zafer KIZIKLI: Bildiğiniz gibi, orta öğretimde okutulan
Arapça dersleri İmam-Hatip liseleri ile sınırlıdır. Oysa
normal liselerde de seçmeli olarak Arapça dersi okutulmalıdır.
Yüksek öğretimde ise üniversitelerimizin ilahiyat fakültelerinde,
edebiyat fakültelerinin Arap Dili ve Edebiyatı bölümlerinde,
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi'nin Arapça Öğretmenliği
bölümünde yoğun olarak Arapça dersi okutulmaktadır. Ayrıca,
yine üniversitelerimizin Tarih ve Türk Dili ve Edebiyatı
bölümlerinde de Arapça dersi sınırlı olarak okutulmaktadır.
Birkaç yıl öncesine kadar ilahiyat fakültelerinde 1 yıl
süreyle hazırlık sınıfı vardı. Bu uygulama kaldırıldıktan
sonra ilahiyat fakültelerimizdeki Arapça öğretimi büyük
bir darbe aldı. Çünkü ilahiyat öğrencisinin, fakültedeki
öğrenciliği süresince aldığı Arapça dersleri saat bakımından
oldukça azaldı ve öğrencilerin başarı grafiği düştü. Öğrencilerin
Arapçadaki yetersizliği, fıkıh, tefsir, hadis, kelam, İslâm
tarihi v.b. diğer derslere de yansıdı. İşte bu yüzden, ilahiyat
fakültelerimize Arapça hazırlık sınıfı tekrar konulmalı
ve modern dil öğretim metotları uygulanarak öğrencilerimiz
en iyi şekilde yetiştirilmelidir. Bundan başka, özellikle
ilahiyat fakültelerimizde Arapça öğretimi veren öğretim
elemanlarımızın eğitim düzeyi yükseltilmelidir. İlahiyat
fakültelerimizin Arap Dili ve Belâgati Anabilim dallarında
profesör, doçent ve yardımcı doçent sayısı, diğer anabilim
dallarına oranla oldukça azdır. Bu durum; Arap Dili ve Edebiyatı
alanında master ve doktorası bulunmayan, Arap ülkelerinde
herhangi bir alanda lisans eğitimi almış kişilerin Arapça
hocası olarak "öğretim görevlisi veya okutman"
sıfatıyla Arapça dersleri vermek üzere ilahiyat fakültelerinde
istihdam edilmesiyle çözülmeye çalışılmaktadır. Fakat bu
uygulamanın, ilahiyat fakültelerimiz adına çok büyük olumsuz
sonuçlar doğurduğu açıkça ortadadır. Çünkü ilahiyat fakültelerimizdeki
Arapça öğretimi, akademik düzeyden uzaklaşmakta ve sıradan
bir kurs seviyesine indirgenmektedir. Bu problemin çözümü
ise, Arap Dili ve Edebiyatı ve Arapça Öğretmenliği bölümlerinden
mezun olan gençlerimize, bu alanda lisansüstü eğitim yaptırılarak
onların ilahiyat fakültelerimizde görevlendirilmesiyle mümkündür.
- İslâmî bilgiye erişim ve bu bilgiyi yorumlama bağlamında
Arapçanın rolünü değerlendirir misiniz?
Zafer KIZIKLI: İslâm dininin mukaddes kitabı Kur'ân-ı
Kerim'in dili Arapçadır. İslâmı insanlığa tebliğ eden büyük
insan Hz. Muhammed'in ana dili de Arapçadır. Özellikle İslâm
dininin ortaya çıkarak yayıldığı 7. yüzyıldan başlayarak,
Müslümanların çok büyük bir medeniyet inşa ettikleri 13.
yüzyıla kadarki süreçte yazdıkları binlerce ciltlik hem
dinî, hem de bilimsel eserlerin dili de Arapçadır. Durum
böyle olunca, bu kültürü kaynağından öğrenmeye talip olan
herkes, mutlaka Arapça öğrenmek zorundadır. Günümüze kadar
Kur'ân'ın, İngilizceye yaklaşık 200, Türkçeye yaklaşık 100
ve diğer dillere de çok sayıda tercümesi yapılmıştır. Demek
ki, yapılan tercümeler yeterli görülmüyor, bu tercümelerde
eksikler veya hatalar ortaya çıkıyor ve yeni tercümelere
ihtiyaç duyuluyor. Buradan şöyle bir sonuç da çıkarabiliriz:
Başta Kur'ân olmak üzere, tüm İslâmî eserlerin tercümesi,
İslâm'ı öğrenmek için şüphesiz ki faydalıdır, fakat sadece
tercüme yoluyla, profesyonel anlamda ve uzmanlık derecesinde
İslâm dinini araştırmak, incelemek mümkün değildir. Arap
dili, İslâm teolojisi üzerine uzmanlaşmak isteyen her kişinin
mutlaka öğrenmesi gereken temel bir bilgi alanıdır.
- Hocam, eski âlimlerimiz, bundan dolayı mı Arapçaya
"âlet ilim" adı veriyorlar?
Zafer KIZIKLI: Evet, eskiden İslâm âlimleri Arap
diliyle ilgili bilimlere "âlet ilimler" adı vermişlerdir.
Ancak, Arapça için kullanılan bu "âlet ilimler"
tanımlaması günümüzde yanlış anlaşılmakta ve bazıları tarafından
Arapça, ikinci sınıf bir bilim dalı gibi görülmektedir.
Böyle bir bakış açısı son derece hatalıdır. Çünkü Arap dili
ve edebiyatının iki farklı boyutu vardır:
1- İslâmî ilimlerin anlaşılmasına katkı sağlaması.
Amaç olarak; başta Kur'ân olmak üzere tüm İslâmî eserleri
dil, belâgat (retorik), üslûp bakımından anlaşılır kılmaktır.
2- Müstakil bir bilim olarak işlev görmesi. Amaç
olarak; Arapça yazılmış eserlerin dil ve edebiyat yönüyle
analizini yapmak, Arapçayı filolojik ve linguistik açıdan
değerlendirmek, şiir ve nesir olmak üzere Arap diliyle yazılmış
ürünleri edebiyat biliminin kriterlerini dikkate alarak
incelemek ve araştırmaktır. Arap diliyle, yaklaşık olarak
1600 yıldır eser üretilmektedir. Dünyada mevcut el yazması
eserlerin büyük çoğunluğunun dili Arapçadır. Aynı zamanda
Arapça, modern anlamda roman, öykü, tiyatro v.b. edebî türlerde
de sayısız eserin dili konumundadır. Örneğin, Arap dilinin
en önemli kalemlerinden biri olan Necîb Mahfûz 1988 yılında
Nobel Edebiyat Ödülü'nü alarak Arap dili ve edebiyatının
saygınlığını tüm dünyaya kanıtlamıştır.
Sonuç itibariyle; Arap dili ve edebiyatı, hem başlı başına
bir bilim dalı olarak, hem de İslâmî ilimlerin öğrenilmesine
ve anlaşılmasına katkı sağlayarak iki boyutlu bir işleve
sahiptir. Başka bir deyişle; Arapça, hem araçtır, hem de
amaçtır.
- Hocam, biraz da Arap belâgatinden söz eder misiniz?
Zafer KIZIKLI: Elbette. Belâgat sözcüğü, Türkçemizde
de kullanılmaktadır, Batı'daki karşılığı ise "retorik"tir.
Belâgat sözcüğünü kısaca tanımlayacak olursak; sözün, yerinde
ve doğru kullanımı anlamına gelir. Belâgat, bir bilim dalıdır
ve bu bilim dalı Arap dilinde zirveye ulaşmıştır. Belâgat
bilimi, sözün oluşum aşamasında sözcüklerin seçimi, kullanımı,
bağlama ve duruma uygunluğu gibi konuları inceler. Bunun
yanı sıra, teşbih, mecâz, istiâre, cinas, tevriye v.b. pek
çok söz sanatı da yine bu bilimin ele aldığı ve derinliğine
araştırdığı konular arasındadır. Bu noktadan hareketle,
Kur'ân'a dil ve üslûp bakımından yaklaştığımızda, Kur'ân'ın
insanoğlunu hayrete düşürecek kadar çok mükemmel bir söylem
tarzına sahip olduğunu görürüz. İşte Kur'ânî söylemi, dil
ve edebiyat zemininde araştıran ve yorumlayan bilim dalı
ise Arap belâgatidir.
Bugün ilahiyat fakültelerimizdeki Arap Dili ve Belâgati
anabilim dalları sadece Arap dili, yani Arapça yönüyle ele
alınmakta, belâgat yönü ise ihmal edilmektedir. Oysa Arap
belâgati; tıpkı tefsir, hadis, tasavvuf gibi bir bilim dalıdır
ve Kur'ân'ın mucizevîliği iddiasının en önemli kriterlerinden
biridir. Arap dili ve belâgatini, topyekün olarak Arapça
şeklinde görmek ve sadece Arapça öğretimi üzerinde yoğunlaşmak,
Kur'ân'ın en önemli yönünü görmezden gelmek demektir. Eski
âlimlerimiz "Kur'ân mucizedir" derken, bu ifadeyle
Kur'ân'ın, hem lafzî, hem de manevî yönüne işaret etmektedirler.
Çünkü Kur'ânî söylem, sıradan bir sözel anlatım değildir
ve sözcüklerin seçimi, kullanımı, durum ile örtüşmesi, bağlam
içindeki konumu, anlam derinliği, anlam çeşitliliği ve söz
sanatları açısından mutlaka incelenmelidir. Bu inceleme
ise, basit bir iş değildir. Dolayısıyla Arap belâgati, edebî
bir bilim olmakla birlikte, aynı zamanda dinî bir bilimdir.
Bu anlattıklarımızdan şu noktaya varırız: Arap dili ve edebiyatı,
tek bir bilim dalı olmanın ötesinde, çeşitli dilsel bilim
dallarını ve dilsel bilimsel disiplinleri içine alan geniş
bir yelpaze görünümü arz eder.
- Hocam, Arapça kutsal bir dil midir?
Zafer KIZIKLI: Hayır, böyle bir şey söz konusu olamaz.
Dünyadaki hiçbir dil kutsal değildir. Dili üreten insandır.
Bir dilin, diğer dillere karşı üstünlük ölçüsü kutsiyet
temeline değil, o dili konuşan toplumun bilgi ve kültür
düzeyine dayanır. Bir toplum bilime, sanata, teknolojiye,
edebiyata ne kadar önem verir ve bu alanlarda ne kadar artı
değer üretebilirse, ona paralel olarak da dili gelişir,
zenginleşir. Allahu Teâlâ, her insana ve her topluma, söz
konusu bu gelişmeyi ve zenginleşmeyi gerçekleştirebilecek
donanımı ihsan etmiştir.
- Bilgi ve görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için size
çok teşekkür ederiz.
Zafer KIZIKLI: Bana bu fırsatı verdiğiniz için ben
de size çok teşekkür ederim. Hazırlamış olduğunuz www.onlinearabic.net
sitesi, Türkiye'de çok önemli bir boşluğu doldurmakta ve
Arapça öğrenmek isteyenlere büyük bir hizmet sunmaktadır.
Web sitenizi, Arapça öğrenmek isteyen herkese tavsiye ediyorum.
Çalışmalarınızdan ötürü sizleri gönülden tebrik ediyor,
sizin aracılığınızla tüm Arapça dostlarına sevgi ve selamlarımı
yolluyorum. Allahu Teâlâ'ya emanet olunuz.