Anasayfa
Tercüme
Forum
Soru Bankası
Arapça İlk Adım
Teknik Ayarlar
İrtibat
Arabic TV | Arapça TV Onlinearabic.net | Forum Onlinedil.net | Dersler
İçimizden Biri


Prof. Dr. İsmail Durmuş

1949 yılında Kütahya’da doğdu. 1969’da Kayseri İmam-Hatip Lisesini, 1970’de . Haydarpaşa Lisesini bitirdi. 1973’te İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünden mezun oldu. Din görevlisi olarak öğrencilik yıllarında başladığı memuriyet görevini, bir süre Diyanet İşleri Başkanlığı’nda sürdürdü. Bir müddet öğretmenlik görevinden sonra 1977 yılında Samsun Yüksek İslam Enstitüsüne asistan olarak atandı. 1980-1984 yılları arasında Belçika’da Din Bilgisi Öğretmeni olarak görev yaptı. 1984 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesine öğretim görevlisi olarak tayin olundu. 1988’de Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Cahiliye Şiirinde ve Kur’an’da Teşbih adlı doktora tezini tamamladı. 1993 yılında doçent oldu. 1994’te Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne naklen atandı. 1999 yılında profesörlüğe yükseltildi. Halen Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Arap Dili ve Belagatı sahasında öğretim görevlisi olarak faaliyetlerini yürütmektedir. Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı İslam Ansiklopedisi Arap Dili ve Edebiyatı bölümünde bölüm başkanı olarak görev yapmaktadır.

Arapça eğitimi nasıl olmalı? Siz nasıl çalışırdınız?

Bir dili öğrenmede o dile karşı duyulan veya daha genel bir ifadeyle dil öğrenmeye karşı duyulan sevgi ve azim çok önemlidir. Yöntemler de metotlar da tabi belli ölçüde insana yardımcı olur. Mutlaka daha kestirme bir yöntem gerekiyor. Osmanlı zamanında insanlar yıllarca, Emsile Bina Maksut Avamil. . gibi eserler okuyormuş ama yıllarını veriyormuş, şimdi bu kadar zamanımız yok, biraz daha kestirme yoldan gitmemiz gerekiyor. Burada da işte metodun önemi ortaya çıkıyor. Pratik konuşmaya ağırlık veren , grameri önemsemeyen bir çok dizi ve yöntem var. Bu uygulamalarda öğrenciler konuşmayı öğreniyor ama harekesiz metinleri okuyamıyorlar. Sırf gramersiz veya tamamen gramerin ayrıntılarına boğarak verilen tüm metotlar yanlıştır. Benim yöntemim temel gramer konularından sonra bol metin çalışması yapmaktır. Çünkü aslında gramer, asıl amaca yani metni anlamaya ve çözmeye götüren bir vasıtadır. Şunu da söyleyeyim, ben Arap gramerini Arapça kitaplardan ziyade bizim öğrenciliğimiz zamanında yeni yeni çıkmaya başlayan Türkçe Sarf-Nahiv kitaplarından öğrendim. Tabii İmam-Hatip Lisesinde aldığımız derslerin de faydası oldu ama bunda dile özellikle Arapça’ya duyduğum sevgimin, ve özel gayretimin payı büyük olmuştur. Az ama düzenli ve yoğun meşguliyetle Arapçamı ilerlettim. Kendi kendime yılmadan, usanmadan sayfalarını çevirdiğim sözlük yardımıyla hikayeler çözerdim. . İmam-Hatip Lisesi’nde kullandığım Türkçe ve Arapça (el-Müncid)sözlüklerimi eskittim. Sözlük kullanmadıkça bir kimse dili özellikle bilimsel dili iyi öğrenemez. Temel gramer kurallarını hazmettikten sonra bol metin çözmeye başladım.

Hikayeleri, hikaye kitaplarını çözdükçe zevk alırdım. Özellikle büyük bir zevk ve hazla çözdüğüm hikaye ve fıkra türü metinlere yoğunlaştım. Öyle bir yoğunluktan sonra bir takım güç/zor ibarelere aşinalık kazanmaya başladım. Önümdeki engeller bertaraf oldu ve bu sonucu elde ettim. Özel hocalardan ziyade kişisel çabam ve sevgim Arapçayı öğrenmemde etkili olmuştur. Özel hocalara da gittim, yaz tatillerinde. ama onlardan böyle derinlemesine bir şey okumadım. Tatilin elverdiği sürece istifade etmeye çalıştım fakat ilerlememde etkileri sınırlı kalmıştır. Derslerimin dışında hergün mutlaka düzenli olarak hikayeler çözerdim. Doğrudan metinle başbaşa kalmak çok mühim. Tabii öncesinde temel dilbilgisi kurallarını öğrenmek lazım. Örnek vereyim, benim bir hocam vardı, İzmir Kestane Pazarı Medresesi mezunu idi, sonra müftülükten emekli oldu. Arapçanın temel bilgilerini öğrenmiş olarak kendisinden kurs alan öğrenciler üç ay gibi kısa bir süre sonra girdikleri müftülük veya vaizlik sınavını kazanırlardı.

Benim yazım iyiydi, “ İsmail sen şu metni harekesiz olarak yaz “derdi, sonra öğrencilerini imtihan eder, “metni harekeleyin bakayım” derdi. Bu şekilde devamlı hareke irab hatalarını sıfıra indirerek öğrencilerini eğitirdi. Bir metni harekeleyebilmek çok mühimdir. Hareke bir nevi gramerin özüdür. İki satır harekeleyince gramer bilgisi ortaya çıkar insanın.

Bilimsel dil için mutlaka gramer gerekiyor. Mesela , edebi metinlerin , Kur’an ve hadis metinlerinin yorumu ve anlam nüansları gramer inceliklerine dayanır. Bu bakımdan gramerin belli ölçüde öğrenilmesi gerekiyor. Fakat vakit çok azsa bu noktada gramerin ayrıntılarından geçici olarak feragat edilebilir. İleride kişi kendisi de ayrıntıları öğrenip tamamlayabilir. Ancak ilk aşamada temel gramer kurallarının bellenmiş, bol örnekle hazmedilmiş olması şarttır. Klasik gramer kitaplarında olduğu gibi bir kuralın bir tek örnekle bellenip hazmedilmesi zordur, hatta mümkün değildir. Bol örnek üzerinde çalışmak lazım. Gramer ne zaman işe yarayacak? Karşınıza çıkan bir terkibin zorluğunu çözmemizde etkili olmuyorsa, ona ait kural hemen aklımıza gelmiyorsa gramer bilgisi oturmamış demektir. Bu nedenle bol örnekle hazmedilmiş olması gerekiyor.

Bir de hatamız, bizim, sarftan çok nahve ağırlık veriyor olmamızdır. Halbuki anadili Arapça olmayanlar için sarf formasyonu daha önemlidir. Sarf kelimenin tüm harekesini nahiv ise kelimenin sadece cümle içersinde alacağı son harekeyi bilmekle alakalı formasyonu sağlar. Arapların yazdığı gramer kitaplarında nahve ağırlık veriliyor, çünkü onların bu noktada ihtiyaçları vardır. Çünkü onlarda sarfla ilgili kelimelerin yapı ve kalıplarıyla alakalı bilgiler anadilleri olduğu için doğal olarak mevcuttur. Bunları öğrenmeye büyük ölçüde ihtiyaçları yoktur. Araplar konuşma dilinde kelime sonlarına i’rabın gerektirdiği uygun hareke koymanın zorluğuna pratik çözüm getirmişler, kelime sonlarını sükun ile söylemektedirler. Bu bağlamda “sekkin teslem”(-sonları-sükunla, -i’rab belasından-kurtul)sözü yaygındır. Ama bizlerin Arapça anadilimiz olmadığı için Arapça kelimelerin yapı, kalıp ve çekimleriyle ilgili konularda hata etme payımız yüksektir. Bu bakımdan medreselerde Arapça öğretiminin sarf ile başlaması tesadüf değildir. Emsile’de olsun Bina’da olsun fiil ve isim kalıpları öğretilirken en çok kullanılan ve en işlek olandan az kullanılanlara doğru sıralama yapılmış, en işlek olanlar, çok kullanılanlar ön sıralara alınmıştır. Bu sebeple Emsile-i Muhtelife’de, dilde en çok kullanılan mazi fiil kipi ve çekimine başta yer verilmiş, dilde çok az kullanılan taaccub fiilleri konusu ise en sona bırakılmıştır. Aynı şekilde, üçlü kök fiilin altı kalıbı ile türemiş kalıplarında , dörtlü kökün asıl ve türemiş kalıplarında öncelik-sonralık sıralamaları önem ve işlerlik esasına göre yapılmıştır. Öğrenci karşılaştığı her kelimenin isim, fiil veya sıfat mı olduğunu kök mü türemiş mi olduğunu vezin ve kalıbını iyi bilmelidir. Aksi takdirde köklere göre düzenlenen Arapça sözlüklerden yararlanabilmesi de mümkün olmaz. Bu konuda ezberinde yüzlerce sayfa Arapça metin bulunan hafızların avantajı bulunmakla birlikte bundan yararlananlar nadirdir.

Arapça öğrenmek üzere takip edilen kitap veya seride yer alan gramer bilgileriyle bunları alıştırmak üzere ortaya konmuş uygulama ve alıştırmalar dozunda ve orantılı olmalıdır. Tamamen kuru gramer bilgilerine veya büsbütün uygulama ve alıştırma pasajlarına boğmak, beklenen neticeyi vermeyecektir. Günümüzde modern dil öğretimine göre yazılmış bazı diziler asıl konuyu yani gramer mevzuunu unutturacak derecede hedefini sapmış bir tarzda uygulama ve alıştırmalara boğmakta, bu da belli ölçüde vakit kaybına ve gecikmeye sebep olmaktadır. Dil eğitiminde konuların günü gününe ertelemeden ve yığmadan bellenmesi şarttır. Onun için az ama düzenli ve günü gününe ertelemeden çalışmak önemlidir. Dilde yığılan konular, bir süre sonra karmaşa yumağına dönüşecektir. Dil öğrenimi aylara hatta yılara yayılabilen uzun bir süreç gerektirir. Bu bakımdan bu uzun süreye sabredebilecek sevgi, azim ve çaba gerekir. İşe hevesle başlayan bir çok öğrenci bu uzun süreç içerisinde şevki ve hevesi kırılıp ümitsizliğe düşebiliyor.

Siz böyle bir şey yaşadınız mı, yaşayanlar ne yapmalı?

Hayır ben böyle bir duruma düşmedim. Başta da dediğim gibi sevgi ve sabır bu işte çok önemli iki noktadır. Öğrenciyi bu ümitsizliğe düşüren faktörlerden biri de yanlış metot uygulamalarıdır. Onun düzeyine inememek, öğrenciyi sıkar, anladığından başarabildiğinden hareketle uygulamalar yapmak lazım. Zoru verip ümitlerini kırmak yanlıştır. Bilimsel dili öğrenmek istiyorsanız, çeviri yapacaksınız. Ne kadar çok metin çözerseniz o kadar ilerlersiniz. Yalnızca tek tip metinlere de saplanıp kalmamak lazım.

Dil öğrenmenin yaşı yoktur. Faydasına inanarak “ben bunu başarabilirim” diyebilecek bir azim ve kararlılık, bu konuda önemli motivasyondur. . gayret önemli sonuçta , öğrencinin gayreti olmayınca, izlenen metot ne olursa olsun yararı olmaz Öğrenme isteği bulunmayan öğrenciye hiçbir hoca , hiçbir yöntem yararlı olamaz. Arapça aslında Türkler için çok kolay öğrenilebilecek bir dildir. Çünkü dilimizde o kadar çok Arapça asıllı kelime var ki.

Öğrencilik döneminizde Arapça çalışırken bu çalışmalarınız gününüzün ekseriyetini mi yoksa günün sadece belli vakitlerinde mi Arapça çalışırdınız?

Yok efendim , ben bunun için çok az bir vakit ayırırdım. Ben Arapça’yı öğrenmeye özellikle lise yıllarında yoğunlaştım. Dersi derste öğrenir, bugünün işini yarına bırakmazdım. Dil öğrenimi yığmaya gelmez. Birbirine bağlı olan konular zamanında öğrenilmezse karman çorman olur. İçinden çıkılmaz hale gelir. Her gün az ama düzenli bir şekilde çalışırdım. Zaten yığınla dersin arasında Arapça’ya daha fazla zaman ayırma imkanı yoktu. Konuların günü gününe öğrenilmesi lazım, sınıfta anlatılan konunun dersten sonra sıcağı sıcağına veya yatmadan önce tekrar edilmesi önemlidir. Ben öğrencilerime de özellikle bunu tavsiye ederim. Ama tutar mı öğrenci? Tutanı çok az oluyor maalesef. Öğrenci genelde yığmayı seviyor. İmtihandan imtihana çalışıyor. Dil öğrenimi buna asla gelmez, öğrenemezsiniz o zaman ve dilin adını da “zor dil”e çıkarıverirsiniz!Bunun için her şeyden önce, dil öğreniminde günü gününe çalışmanın, bugünün işini yarına bırakmamanın önemine öğrencilerin inandırılması gerekir.

Yanında not defteri taşıyacak, bilmediği ve ilk defa karşılaştığı kelimeleri kaydedecek, onların karşılıklarını sözlükten bulacak, kullanacak, boş zamanlarında bunları tekrar edecek. Bu şekilde kelime dağarcığını zenginleştirmiş olacaktır. Kelime dağarcığı kuru sözlük ezberlemekle değil bol ve çeşitli metin okumakla zenginleşir. Bu şekilde en çok kullanılanlar kendiliğinden hafızada yerini alır, hem de kullanım özelliği ile birlikte bellenmiş olur.

Yurtdışına çıkmak şart mı?

Akıcı konuşmak için dilin konuşulduğu atmosferde belli bir süre bulunmak gerekiyor.

Böyle bir atmosfere belli bir temel oluşturulduktan sonra gidilirse daha verimli olacaktır. Ne dil laboratuvarları ne de anadili Arapça olan hocalar, söz konusu atmosfer kadar yararlı olamazlar. Çünkü öğrencinin buralarda bellediği konuşma klişelerini sosyal çevresinde kullanma ve tekrar edip uygulama imkanı bulunmadığından bir süre sonra bunlar hafızasından silinecektir. Bu tür eğitimde birkaç öğrencinin sivrilmesi, özel ilgi ve meraklarıyla alakalı bir başarıdır.

Öyle azimli insanlar var ki radyoyla yatıp radyo ile kalkıyor, sürekli kulaklıkla Arap radyolarını dinliyor. Ve bir süre sonra onların yayınlarını anlayabilir hale geliyor. Bir temeliniz varsa önce uzun bir süre belki de fazla bir şey anlamadan dinlersiniz Arapça yayınları. Böylece Arabın telaffuz tarzını kavramaya çalışırsınız sonra kendiniz cümleler kurmaya çalışırsınız ve yazarsınız. dili bilmek budur zaten!. İmkanlar dahilinde yurtdışına bir Arap ülkesine gidilebilirse bu mükemmel olur. Fakat öncesinde belirli bir temeli oluşturmuş olmak gerekir, yoksa o da bir işe yaramayabilir. Yok, imkanlar sınırlı da gidilemiyorsa, o zaman azminizi ve sevginizi bu noktada harekete geçirip sıkı çalışmanız lazım. Sürekli Arapça yayınları takip etmek, onların telaffuz tarzlarını cümle kurma mentalitelerini yakalamak, yani bir cümleyi kurarken nasıl düşünüyor, zihni kelimeleri nasıl sıralıyor bunları yakalamak, Arap turistlerle haşır neşir olma imkanı varsa bunları değerlendirmek faydalı olur. Günümüzde artık internet yoluyla da bir takım irtibatlar sağlanabiliyor. Bu imkanlar doğru ve düzenli değerlendirilirse ve azimle çalışılırsa başarılmayacak diye bir şeyden söz edilemez.

Arapçaya karşı duyulan ürkeklik ve çekingenlik niye?

Arapçaya, Arap kültürüne, herhangi bir Arap harfine bile tahammülü olmayan bir kesim vardı, hala da bulunmaktadır maalesef. Halbuki o devirler geçti artık. Çağımızın gerçekleri çok daha başka. Dil olgusu, özellikle de Arapça olgusu tüm dünyada artık daha farklı değerlendiriliyor. Arapça Birleşmiş Milletlerin ilan ettiği en mühim iletişim dillerinden biridir. Arap ülkeleri çok zenginler. Müthiş fırsatlar var, iletişim dili olarak da Arapça çok önemli ama işte belli saplantılara takılıp kalanlar var. Ufkumuzu geniş tutmak zorundayız. Ülkemizde Arapçayı da diğer diller arasında bir dil olarak algılama eğilimi gittikçe artıyor. Nasıl ki Avrupa ve Amerika ile irtibat kurmak isteyenlerin İngilizceyi öğrenmek zorunda olması gibi, Orta Doğuyla irtibat kurmak isteyen herkes Arapçayı öğrenmek zorundadır. Bu bir ticari irtibat olabilir, bir bilimsel irtibat olabilir hiç farketmez.

Dil iletişim ve irtibat aracıdır. Ülkemizde maalesef Arapça’ya gereken önem gösterilmiyor, kötü çağrışımlar uyandıracak eğilimler sürekli destekleniyor. Bu tabuları yıkmak, aklı selimle hareket etmek gerekiyor. Sizin çalışmanız bu meyanda önemli bir adım. Sizler Arapçanın öcü olmadığını İngilizce gibi, Fransızca gibi, Almanca gibi yabancı diller arasında bir yabancı dil olduğunu anlatma noktasında bir çalışma yürütüyorsunuz. Tebrik ediyorum. Bu dil ile alakası olan akademik, bilimsel, ticari çevrelerin sizin bu gayret ve çabalarınıza sessiz kalmamasını, destek olmasını diliyorum.

Bize vakit ayırarak değerli fikirlerini paylaştığınız için teşekkür ederiz.


Paylaş - Haberdar Ol
Duyuru ve yeniliklerden haberiniz olsun!
Facebook/Onlinearabic.net

aöf ilahiyat dersleri
Online Arapça YDS Derslerimiz Başladı
Özel Sınıflarda Pratik Arapça Dersleri
Arapça Türkçe - Türkçe Arapça Sözlük

< Geri     ^ Yukarı


Anasayfa | Forum | Online Dersler | Online Sözlük | İrtibat |

Onlinearabic.net’te kullanılan resimler, metinler ve diğer tüm içeriklerin telif hakları “Onlinearabic.net”e aittir.
Bu sitede yer alan içerikler, Onlinearabic.net’in izni olmadan basılı veya elektronik bir ortamda kesinlikle kullanılamaz ve çoğaltılamaz.