Anasayfa
Tercüme
Forum
Soru Bankası
Arapça İlk Adım
Teknik Ayarlar
İrtibat
Arabic TV | Arapça TV Onlinearabic.net | Forum Onlinedil.net | Dersler
İçimizden Biri


Doç. Dr. Zülfikar Tüccar

Zülfikar hocamız ilkokula gitmemiş! İlkokulu dışarıdan bitirmiş... Dedesi daha okula gitmeden ona Arapça ögretmiş... Anadilin dışında bir başka dil öğrenmek gerçekten de çok zor olsa gerek...

Kendisi gençlik yıllarını şöyle anlatıyor: "Okuma yazmayı (Türkçe) kendi kendime öğrendim. Duvarlara, yerlere harfler yazarak yazı yazmayı sökmeye çalışıyordum. Rakamları da kendi kendime ögrendim. Hatta bu hususta ilk hocam amcamın oğlu olmuştur. İki haneli rakamları, birler ve onlar basamağını ondan öğrenmiştim. Bir ile on onbir; dört ile kırk kırkdört diye bana iki örnek vermişti, sonrasını ben getirmiştim.

Dedem beni, Tokat'ta din eğitimi alabilmem için camii imamına gönderdi. Ondan tecvid ve kur'an eğitimi aldım (1958-1960) 1961 yılında 12 yaşındayken İstanbul'a geldim, fakat ilkokul diplomam yoktu. Ben de ilkokulu dışardıdan verdim. İstanbul'a geldikten hemen sonra (1961-1962) Kıymetli hocam, Mahmut Kaya'dan Aksaray Valide camiinde bir yıl boyunca Arapça ders aldım. 1963'te İstanbul İmam Hatip Okulu'na girdim. Fakat maalesef burayı bitirdikten sonra üniversiteye giremedim. Çünkü osıralar imam hatip mezunlarını ne ilahiyat fakültelerine ne de islam enstitülerine almıyorlardı. Iste bunun üzerine ben de düz lise sınavlarını da dışarıdan vererek 1970 tarihinde lise diploması aldım ve akabinde üniversiteye girme şansına sahip oldum. 1971-1972 yılında hem İslam Enstitüsüne hem de Arap-Fars filolojisine kayıt yaptırdım ve bir sene devam ettim. Ancak iki fakülteye birden kayıt yaptırarak aynı anda okumayı engellemek için çıkarılan yönetmelik ile devam mecburiyeti getirilince İslam Enstitüsünü bırakmak zorunda kaldım. O zamanlarda Eyüp ilçesinde oturuyor ve oradan üniversiteye gidip geliyordum. Zamanın şartları içerisinde Eyüp ilçesinden üniversiteye gidip gelmek gerçekten zor bir durumdu, yolun uzak olması, yeteri kadar vasıtanın olmaması ve var olanların da belirli zamanlarda hareket ediyor olması üniversiteye gidiş gelişi müşkil duruma sokuyordu. Her şeye rağmen hem iki fakülteye devam ediyor hem de Ali Ak hocadan Gazali'nin İhya-u Ulum-id Din okuyordum. İlerleyen zaman içerisinde Hayatu-s Sahabe'nin tercümesine katıldım. İlk cildin 30 sayfalık tercümesi bana aittir.

Hocalarımız ve büyüklerimizden hep, "Siz işi düşünmeyin, kendinizi yetiştirmeyi düşünün; siz kendinizi yetiştirirseniz iş gelir sizi bulur" diye işitirdik. İşte bu yaklaşım hayatımızda akıllarımızdan silemediğimiz düsturlardandır. Küçük yaştan beri dedemin sayesinde güzel kur'an okuyabiliyor olmam kendime sürekli bir avantaj olarak kalmıştır. Zira 10 yıllık imamlık tecrübeme başlamadan önce Eyüp Müftülüğü'ne giderek, zamanın Müftü efendisi Şükrü Yüksel'den görev istemiştim. Bunun üzerine Şükrü Bey bana Kur'andan bazı yerler okutmuş ve birkaç gün sonra gelmemi tembihlemişti. Ben bu tenbihi unutunca Eyüp Müftülüğünden çağrıldığıma dair haber geldiğinde çok şaşırmıştım. Müftü efendi bana tekrar Kur'an okuttu ve "Zülfikar, görev almak istiyorsun ama biliyorsun ki vekaleten görev alanlar, kadrolu görev alan imamların maaşlarının 3/2'sini alıyorlar. Şimdi sen hemen vekaleten mi yoksa daha sonra asaleten mi görev almak istersin?" dedi. Bunun üzerine ben de, "Şimdilik vekaleten de olsa görev alayım, daha sonra asaleten kadro çıkarsa büyük ihtimalle beni asil göreve alacaklardır" diye düşünerek, görevi vekaleten kabul ettim ve göreve başlamış oldum. Nihayet itibariyle de düşündüğüm gibi oldu ve ilerleyen zaman içerisinde asil görevine geçtim. Eyüp ilçesi Defterdar camiinde ki Feshane'nin karşısı olur, orada beş sene görev yaptım.

Fakültede okurken aynı zamanda da Ali Yakup Çengciler hocadan Gazali okudum, Mutenebbi Divanı'na basladık ve onu okuduk. Temelde beni yönlendiren kisi Mahmut Kaya olmuştur."

Zülfikar Hocamızın Nihat Çetin'e dair anıları ise şöyle:

"Nihat Çetin!... Kendisine çok büyük hayranlığım vardır. Gerçekten de müstesna bir insandır o...

Nihat Çetin hocanın en önemli vasfı, dünya ve maddeye hiç mi hiç önem vermemesiydi. Para, dünya ve dünyalıklara ancak yaşayacak kadar değer verirdi. Hatta maaşının miktarını bile bilmezdi. Şarkiyatta çalışırken lazım olan kırtasiye vb. ihtiyaçlarını kendi cebinden karşılardı. Hanımı da edebiyat ögretmeniydi. Şarkiyat kütüphanesindeki kitapları, renkleriyle ve ciltleriyle aklında tutardı. Birisi kitap aradığında hocamız ona kitabın ismini sorar sonra hemen kitabı eliyle koymuş gibi yerini gösterirdi. Eğer kütüphaneye gelen aradığı kitabı bulamazsa ve bu kitap kendi şahsi kütüphanesinde varsa, muhakkak evinden getirirdi. Hatta bir seferinde kütüphanede aradığını bulamayan bir kişiye yardımcı olmak için evinden şahsi kütüphanesindeki cilt kitabı getirebileceğini söyler, ancak kendisine birkaç ciltten tarama yapacağını ifade eden bu kişiye, hergün bir cilt olmak üzere, ciltlerin tamamını bitirinceye kadar birer birer getirmiştir. Ben İhya-u Ulumi-d Din'de iyi insanların vasıflarını okurken, iyi insanların artık sadece kitaplarda kaldığını ancak gerçek hayatta olmadıklarını düşünürdüm. Fakat Nihat Hoca'yı tanıdıktan sonra gerçek hayatta da böyle insanların olduğuna inandım. Hocamız hali (davranışı) ile örnekti, sadece kali (sözü) ile değil!.."

Zülfikar Hocamızın Arapça öğrenimi konusundaki tavsiyeleri ise şöyle:

"Dil uzmanlık konusudur! Özellikle tavsiye edeceğim; sürekli ve kesintisiz zaman ayırmak, hergün bir saat, iki saat ne kadar ayırabiliyorsanız. Ancak hergün düzenli bir şekilde çalışmalısınız.

Marifet iltifata tabiidir, müşterisiz meta zayidir. Dili belli bir yere kadar öğrenirsiniz fakat bir ara verirseniz, öğrenmiş olduklarınız da gider.

Sesli çalışmak çok önemlidir. Çalışmalarınızı muhakkak sesli yapın. Kelime dağarcığını artırmak için sözlükten kelimeleri ezberlemeye uğraşmayın, bol metin okuyun ve bu metinlerin içerisinden kelimeler çıkarın. Aynı zamanda o dili konuşan arkadaşlarla konuşma gayretinde olun. Böylece kelime hazneniz sürekli genişleyecektir. Kelimeleri olay ve konuyla hatırlamak daha kolaydır ve bir zenginlik oluşturur.

Ürdün'de bir sene öğretim görevlisi olarak görev yapmıştım. Orada "alime" kelimesinin ne anlama geldiğini öğrendim. Bizler burada "öğrendi, bildi" anlamında kullanıyorduk. Halbuki gerçekte "alimtü enne zehebe ahmed ila beytihi fissabahil bakiri" (işittim ki (haberdar oldum ki) Ahmet sabah erkenden evine gitti" anlamında kullanılıyor. Bizim "öğrendi, bildi" anlamında kullandıkları kelime "arefe" kelimesidir. "Areftu" "bildim, işittim" gibi.

Bir de dijital çanak anten ile Arap televizyonlarını izleyerek dilinizi çok iyi geliştirebilirsiniz."

Hocamıza bize ayırdığı zaman ve kıymetli tavsiyeleri için teşekkür ediyoruz.

Bu röportaj 24/01/2004 tarihinde (12:50-15:00) Ebu Bekir Camii Vakfinda yapılmıştır.


* Yard. Doç. Dr. Zülfikar Tüccar Kimdir?

1949 yılında Tokat'ın Yeşilyurt ilçesine bağlı Büget köyünde doğdu. 1963 yılında (Tokat) Gazi Paşa İlkokulunu dışarıdan bitirdi. 1970'te İstanbul İmam Hatip Okulu'ndan mezun oldu ve aynı yıl Diyanet İşleri Başkanlığı'nda (imam-hatip olarak) görev aldı. 1980 yılına kadar İstanbul Eyüp, Eminönü ve Fatih Müftülüklerine bağlı camilerde bu görevini sürdürdü. 1971 de İstanbul Eyüp Lisesi'nden (fark dersleri sınavlarına girerek) mezun oldu. 1977 yılında İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi'ni bitirdi. 1980 de İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Kürsüsü'ne asistan olarak atandı. 1987 yılında 'el-Ferra Hayatı Eserleri Arap Dili ve Edebiyatı'ndaki Mevkii' adlı çalışmasını bitirerek doktor ünvanını aldı. 1988 yılında aynı bölümde Arap Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı öğretim üyeliğine (Yrd. Doç. Dr. olarak) atandı. Bu görevini 2001 yılına kadar sürdürdü. Ayrıca 1988 yılında Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'nde müellif-redaktör ve Arap Dili Edebiyatı İlim Heyeti Başkanı olarak çalışmaya başladı. Halen müellif redaktör olarak bu çalışmalarına devam etmektedir.

1996-1997 öğretim yılında Ürdün Alü'l-Beyt Üniversitesine davet edildi ve bir yıl bu üniversitede öğretim üyesi olarak görev yaptı. 2001 yılında İstanbul Üniversitesi'nden emekli oldu.

2002 yılında kurucuları arasında yer aldığı Bakırköy Hizmet Vakfı mütevelli heyeti başkanlığına seçildi. Halen bu görevi sürdürmektedir.

Evli ve beş çocuk babasıdır.

Bilimsel Çalışmaları:

1- Ibnü'l-Esir'in (ö.630/1233) İslam Tarihi adıyla Türkçe'ye çevrilen el-Kamil fi't-tarih adlı eserinin birinci cildinin tercümesi, Istanbul 1980
2- El-Ferra Hayatı Eserleri Arap Dili ve Edebiyatı'ndaki mevkii (Doktora tezi, İ.Ü.Edebiyat Fakültesi, İstanbul 1987)
3- "el-Ferra Hayatı Eserleri", Şarkiyat Mecmuası, İstanbul 1998, VIII, 197-210.
4- "Kur'an ve Arap Edebiyatı", İslami İlimler Araştırma Vakfı tarafından düzenlenen bilimsel toplantıda sunulan tebliğ olup yayımlanmıştır (Kur'an ve Tefsir Araştırmaları II, İstanbul 2001, s.39-49).
5- Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi'ne Cerir, Ebu Übeyd, Kasım b. Selam, Ferra ve diğerleri olmak üzere 50 civarında madde telif etmiş ve çok sayıda maddenin ilmi redaksiyonunu yapmıştır.

Paylaş - Haberdar Ol
Duyuru ve yeniliklerden haberiniz olsun!
Facebook/Onlinearabic.net
aöf ilahiyat dersleri
Online Arapça YDS Derslerimiz Başladı
Özel Sınıflarda Pratik Arapça Dersleri
Arapça Türkçe - Türkçe Arapça Sözlük

< Geri     ^ Yukarı


Anasayfa | Forum | Online Dersler | Online Sözlük | İrtibat |

Onlinearabic.net’te kullanılan resimler, metinler ve diğer tüm içeriklerin telif hakları “Onlinearabic.net”e aittir.
Bu sitede yer alan içerikler, Onlinearabic.net’in izni olmadan basılı veya elektronik bir ortamda kesinlikle kullanılamaz ve çoğaltılamaz.