Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

İlitam Arapça 2.sınıf 1. Ünite 5. Metin

Nereden Yazdırıldığı: Onlinearabic.net
Kategori: İLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.
Forum Adı: Ankara İlahiyat İLİTAM 2. Sınıf Dersleri
Forum Tanımlaması: Ankara İlahiyat İLİTAM dersleri paylaşım platformu
URL: http://www.onlinearabic.net/forum/forum_posts.asp?TID=7599
Tarih: 10Aralık2016 Saat 18:36
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com


Konu: İlitam Arapça 2.sınıf 1. Ünite 5. Metin
Mesajı Yazan: scelik
Konu: İlitam Arapça 2.sınıf 1. Ünite 5. Metin
Mesaj Tarihi: 07Kasım2009 Saat 11:06

İlitam Arapça 2.sınıf 1. Ünite 5. Metin

 

NEBE SURESİ      ------    CENNET VE CEHENNEM TASVİRİ

1-İfadenin akışı sura üfürülmesinin ve mahşere toplanmanın ardından bir adım daha atıyor ve tağutlarla ; muttakilerin varacakları yeri tasvir ediyor. Buna ilk gruptan yani o günü yalanlayanlardan ve o büyük haberi birbirine soranlardan başlıyor. “21- Cehennem de suçluları gözetleyip durmaktadır. 22- Orası azgınların varacağı yerdir. 23- Orada sonsuza dek kalacaklardır. 24- Orada ne bir serinlik ne de içilecek bir şey tadarlar.25- Yalnız kaynar su ve irin içerler. 26- Yaptıklarına uygun bir ceza olarak 27- Çünkü onlar bir hesap görüleceğini ummuyorlardı. 28- Ayetlerimizi de tamamen yalanlamışlardı.” Onlar böyle yaparken Allah onların aleyhine her şeyi bir harf bile atlamadan en ince bir şekilde sayıyordu.  “29- Biz de her şeyi sayıp yazmıştık. 30-Şimdi tadın, artık size azaptan başka bir şeyi artırmayacağız.”

2-Gerçek şu ki cehennem yaratılıp var edilmiş ve azgınları bekleme yeridir. Gerçekten cehennem onları beklemekte ve gözetmektedir, onlar da sonunda oraya varacaklar. Kendilerini karşılamak için hazırdır. Sanki onlar, yeryüzünde bir yolculuğa çıkmışlar sonra da asıl barınaklarına geri dönmüşlerdir. Yada onlar yıllarca sürecek, upuzun yeni bir yerleşim için asıl barınaklarına gelmektedirler. "Yaptıklarına uygun bir ceza olarak orada ne bir serinlik ne de içilecek bir şey tadarlar.”(24) Sonra (yüce Allah bu yargının yani hiçbir şey tadamayacakları yargısının) istisnasını getiriyor. (Aman Allah'ım) istisna daha da acı daha da felaket. "Yalnız kaynar su ve irin."(25) Ancak boğazlarını ve karınlarını yakıp kavuracak kaynar suyu tadacaklar. İşte bu serinliktir. Ğassag ise, ancak yananların vücutlarından akan ve damlayan irindir. Bu da içecek tir. "Yaptıklarına uygun bir ceza..." Amel birikimlerine ve yaptıklarına uygun ceza budur... "Çünkü onlar bir hesab görüleceğini ummuyorlardı." Ve (cehennem gibi bir) dönüş yerine varacaklarını beklemiyorlardı. "Ayetlerimizi de tamamen yalanlamışlardı." ifadede yer alan sözcüklerin tonundaki şiddet, onların yalanlamalarının şiddetini ve bunda ne kadar ısrarlı olduklarını ilham ediyor. Yüce Allah onlara yaptıkları herşeyi hiçbir harfi dışarda bırakmaksızın inceden inceye sayarken ve "Biz de herşeyi sayıp yazmıştık."(29) Burada durumlarının değiştirilmesi yada hafifletilmesi  konusunda ümitleri kesen tehdit geliyor. Ve "Şimdi tadın artık size azaptan başka birşeyi artırmayız."(30) buyuruyor.

3-Sonra, cehennemdeki azgınların ve zalimlerin sahnelerinin ardından, karşı sahne, nimetler içinde yüzen müttakilerin sahnesi gelmektedir. “31- Takva sahipleri içinde başarı ödülü vardır. 32- Nice bahçeler, bağlar, 33- Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ve 34- Dolu dolu kadehler 35- Orada ne boş bir söz ve ne de yalan işitirler. 36- Bunlar Rabbinin katından yaptıklarına karşılık yeterli bir ihsan olarak verilmiştir” Orada cehennem, azgınlar için bir gözetleme yeri ve barınaktır. Oradan asla kurtulamayacak ve (başka bir yere) gidemeyeceklerdir. Müttakiler ise buna karşın “Bahçeler ve üzüm bağları”(32) şeklinde simgelenen kurtuluş yerine ve barınağa gideceklerdir. Özellikle üzümü zikretmesi ve belirlemesi, muhataplarının üzümü tanımış olmalarındandır. Ayet metninde yer alan "Kavaib" memeleri büyüyüp tomurcuklanmış genç kızlar "etrab" ise bir yaşta ve aynı güzellikte "Ke'sen dihaka" ise, dolu kadehler demektir. Bu nimetler insanın kavrama yeteneklerine yaklaştırıldıkları için duyu organları ile dış yüzleri kavranabilir. Ama dünya ehli bu nimetlerin gerçek tatlarının ve bunladan  doyuma ulaşmayı kavrayamazlar çünkü yeryüzü sakinlerinin idraki ve tasavvurları dünyayı anlayacak kabiliyet kadardır. "Orada ne boş bir söz ve ne de yalan işitirler."(35) Cennet hayatı, boş şeylerden ve tartışmanın eşlik ettiği yalancılıktan korunmuştur. Hakikat orada cedele ve yalanlamaya yer yoktur, kendisinde hayır olmayan boş şeyler gibi. O cennet ebedi yurda layık, yüksek ve faydalı bir haldedir. (Bu öyle bir yücelik öyle bir doyumdur ki tam ebedi yurduna layıktır.) "Bunlar Rabbinin katından yaptıklarına, karşılığı verilenlerdir."(36) Biz burada, yer alan "cezâen" ve "atâen" ifadeleri arasındaki taksimatta söz ve müzikal ahengin açık olduğuna da işaret ediyoruz.

4-Bütün her şeyin tamamlandığı günün sahnelerinden sonuncusu ki o gün: soranların sorduğu, ihtilaf edenlerin ihtilaf ettiği gündür. Bu surede son sahne geliyor. Bu sahnede Cebrail (a.s.) ile Melekler Rahmanın huzurunda korku içinde saf tutarak beklemektedirler. O yüce ve heybetli huzurda ancak Rahmanın izin verdiği kimseler konuşabilmektedir. “37- O, göklerin yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşamayacağı Rahman olan Allah'tır. 38- Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.”

5- Geçen bölümde anlatılan bu ceza, yani azgınların cezaları ve müttakilerin mükafatları, "Senin Rabbindendir." Evet tüm bu karşılıklar "Göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbinden"dir. Bu ifadeler, (biraz sonra değinilecek) büyük gerçek ve dikkat çekilecek nokta için hazırlanmış uygun bir ortamdır. Bu gerçek, tüm insanları, gökleri, yeryüzünü, dünyayı ve ahireti kapsayan bir tek ilahın olduğu gerçeğidir. Bu gerçek, azgınlığa ve takvaya hak ettiği karşılığı verecek olan ve dünyanın da ahiretin de sonunda varıp kendisine dayanacağı bir tek ilahın olduğu gerçeğidir. Sonra o yüce ilah "Rahman"dır. Azgınlara ve müttakilere verecek olduğu bu karşılık rahmetindendir. Dahası azgınlara ve zalimlere vereceği azab ile takvalıların ödülü bile yüce Allah'ın rahmetinin eseridir.  Çünkü Kötülüğün cezasını bulması ve sonunda akıbetinin iyilikle aynı olmaması da, O'nun rahmetinin eseridir.

6-                        Rahmetin yanısıra celalliği vardır. “Onda (günde) konuşmaya malik değildirler” Çünkü, o korkunç ve dehşetli günde, Cebrail'in ve diğer meleklerin "Konuşmadan dizi dizi durdukları" o günde  Ancak Rahman'ın izin verdiği konuşacaktır ve doğruyu söyleyecektir. Zaten Rahman da ancak doğru söyleyeceğini bildiği kimseye konuşma izni verecektir. Yüce Allah'a yakın olup ve her türlü günahtan ve isyandan uzak olanların konumuda böyledir, Allah izin vermedikçe susarlar ve konuştuklarında da hesaplı konuşurlar. (Buradaki) hava, heyecan, korku, heybet, yücelik ve vakar ile karışıktır. İşte bu sahnenin ışığı altında bir uyarı haykırışı ve yaptığına aldırmadan gaflet uykusuna dalmışları sarsacak, bir sarsıntı kopar. (Yine) o korkunç sarsıntı şüphe içinde soru soranlar içindir. İhtilafa ve soru sormaya mecal olmayan  gerçek gün budur.” O cehennem kendisi için bir barınak ve varış yeri olmadan önce  “Dileyen kimse Rabbine götürecek bir yol benimser.”(39) O bir uyarıdır ki, (gaflet uykusundan) sarhoşluktan uyandırır.Sizi yakın gelecekteki azabla uyardık”(40)  Cehennem sizleri beklemektedir, sizleri gözetlemektedir, (bu ayetlerde) gördüğünüz biçimi ile. Dünya bütünü ile kısa bir yolculuktan ve (yakında bitecek) bir ömürden ibarettir. Ve (ardından) bir korku azabı gelmektedir. Kafire yok olmayı var olmaya üstün tutturacak bir azaptır bu. "..O gün kişi elleriyle yaptıklarını görür ve kafir de `Keşke toprak olsaydım' der.”(40) Bu sözü ancak dayanılmaz sıkıntı ve şiddete düşen kişi söyler.

7-                        Bu öyle bir ifade ki, atmosfere heybet ve pişmanlık vermektedir. Hatta insan denen varlık yok olup ortadan kalkmayı kimsenin önem vermeyeceği değersiz bir nesne haline gelmeyi temenni eder. Ve insan yok olmayı, ya da değersiz bir nesne olmayı, o şiddetli ve korkunç durumla yüzyüze gelmekten daha hafif bulur. Bu durum bu büyük haberi (küfründen dolayı) soranların sorusuna ve şüphe edenlerin şüphesine mukabil bir konumdur.



-------------
الطالب المجتهد



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide - http://www.webwizguide.info