Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Arapça 2. Sınıf 4.Ünite – 6.Metin:

Nereden Yazdırıldığı: Onlinearabic.net
Kategori: İLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.
Forum Adı: Ankara İlahiyat İLİTAM 2. Sınıf Dersleri
Forum Tanımlaması: Ankara İlahiyat İLİTAM dersleri paylaşım platformu
URL: http://www.onlinearabic.net/forum/forum_posts.asp?TID=10317
Tarih: 06Aralık2016 Saat 21:55
Program Versiyonu: Web Wiz Forums 8.03 - http://www.webwizforums.com


Konu: Arapça 2. Sınıf 4.Ünite – 6.Metin:
Mesajı Yazan: scelik
Konu: Arapça 2. Sınıf 4.Ünite – 6.Metin:
Mesaj Tarihi: 24Kasım2010 Saat 23:53

Arapça 2. Sınıf 4.Ünite – 6.Metin:

 
Beytu’l-Makdis Hakkında Müellif kimdir: Nasır Husra Metin:
1. Bismillahirrahmanirrahim bu söylenenler ebu muıyniddin gabadiyani mervezi’nindir, allah ondan bağışlasın. Benim sanatım (işim) inşaat işiydi, sultanın malında ve işlerinde tasarruf sahibiydim, divan işleriyle meşgul oldum, uzun zaman bu işi yürüttüm(baktım), akranlarım arasında benim sesim(ünüm) yayıldı. 437 senesinde rebiulahir’de ebu süleyman çağrı’nın ve davu d ibni mikail ibni selçuk’un horasan hâkimliği(krallığı) günlerinde, divan işinde merv’e gittim ve bence, diyeh, merv, rud şehirlerine vardım, sonra cezcanan şehrine gitti, bir ay oranın civarında kaldım ve içki içmeye başladım.
2. Rasulüllah(sav) şöyle buyuruyor: “kendinizin aleyhinde olsa bile hakkı söyleyin.” Bir gece olunca rüyamda bir adam gördüm bana diyordu ki: adamların(insanların) aklını yok eden bu içkiyi ne zamana kadar içeceksin? Ayılman senin için hayırlı olacaktır! Ben cevap verdim: hâkimler(bilginler) bundan başka birşeye güç yetiremezler, çünkü bu dünyanın kederlerini azaltıyor. Bana cevap verdi: şuurun ve aklın kaybolup gitmesiyle nefsin rahatlamaz, bilge kişi şuna güç yetiremez diyor: muhakkak kalbi ve aklı başında olmayan bir adam insanları hidayete erdiremez, o bilge kişiye aklı ve himeti fazlalaştıracak şeyleri araştırması gerekiyor. Dedim ki: buna nasıl ulaşabilirim? Dedi ki: kim çabalarsa bulur. Sonra kıbleye doğru işaret etti, başka bir şey söylemedi. Ben uykudan uyanınca bu rüya önümde çok güzel bir misal oldu, bu rüya bende çok etki yaptı. Kendi kendime dedim ki; geçen akşamın uykusundan uyandım, kırk yılın uykusundan da uyanmam lazım, aklımı(fikrimi) çalıştırdım şunu buldum ki ben bütün bu yanlış yoldan dönmeyince bahtiyar(mesud) olmayacam.
3. 437 yılında cumadilahir ayının perşembe gününde, “yezdecerdiy” takviminden 410 farisi senesinden “di” ayında guslettim, camiye gittim namaz kıldım, görevimi eda etmemde bana yardımcı olması ve allah’ın emrettiği gibi günahları ve kötülükleri bırakmam için allah’a dua ettim.
4. Şimdi beyti makdis şehrinin özellikleri:
beyti makdisin özellikler: o dağın tepesine kurulmuş bir şehirdir, yağmur sularından başka bir su yoktur, beyti makdis şehri taş ve kireçten sağlam surlarla kuşatılmıştır, onun üzerinde demir kapılar vardır, kesinlikle yakınında ağaçlar yoktur, çünkü o şehir bir kayalığın üzerindedir. O büyük bir şehirdir, o zaman orada yirmi bin adam vardı. Orada güzel çarşılar vardı, yüksek binalar vardı, bütün yerler taşlarla kaplanmıştır, dağlık ve yüksek yerlerini düzelttiler, onu düz yaptılar, bütün toprağı yıkanabilecek, yağmur yağdığı zaman temizlenecek şekilde yaptılar.
İmam şafi şöyle derdi:
ben hakkı ve delili kime getirdiysem, o kişi de o hakkı ve delili kabul ettiği zaman ben haybete kapılırım ve onun sevgisine inanırım(severim). Hak konusunda bana karşı kibirlenen ve getirdiğim delile karşı gelen kişi benim gözümden düşer ve onu terk ederim.
5. Beyti makdis şehrinde birçok sanatçı vardır, her bir grubun özel bir çarşısı vardı. Cami şehrin doğusundadır, onun(caminin) suru da şehrin doğu surudur. Camiden sonra büyük bir düzlük vardı o sahire diye isimlendiriliyordu, denilir ki o düz yer kıyametin ve haşrın sahası olacaktır, bundan dolayı dünaydan birçok insan orada hazır bulunuyor, ölünceye kadar orada kalıyorlar, allah’ın vaadi geldiği zaman o vaadedilen toprakta olurlar. Allah’ım o gün için senden af ve mağfiretini diliyoruz.amin ey alemlerin rabbi.
6. Bu düzlüğün kenarında büyük bir bakla tarlası vardır, birçok salih insanların kabirleri vardır, insanlar orada namaz kılıyorlar, ellerini göğe kaldırıp dua ediyorlar, allah onların ihtiyaçlarını gideriyor; “ya rabbi bizim ihtiyaçlarımızı gider, günahlarımızı mağfiret et, kötülüklerimizi bağışla, ey merhametlilerin merhametlisi rahmetinle bizi yarlığa(rahmet eyle).” Camiyle o düzlük arasında bir vadi vardır, çok derindir, bir hendek gibidir, orada eskilerin binalarının tarzında birçok bina vardır, orada bir evin üzerinde oyulmuş taştan bir kubbe gördüm, ondan daha acayip bir taş görmedim, o evin üzerindeki taşa bakan kendi kendine soruyor: “bu taş baraya nasıl kaldırılmıştır?” O yerin halkı diyor ki: “o ev firavunun evidir.”

7. Beytil makdis’te büyük bir hastane vardır, bu hastanenin büyük vakıfları vardır, birçok hastasına para(tedavi masrafı) ve ilaç sarfederler. Bu hastanede doktorlar aylıklarını bu hastane için oluşturulan vakıftan alırlar. Cuma kılanan mescid şehrin yükseğinde, doğu tarafındadır. Caminin içindeki duvarların yüksekliği eşittir. Yüce allah’ın musa(a.s.)’a ibadet etmesi için kıble edinmesini emrettiği taşın o bölgede olmasından dolayı cami orada inşa olunmuştur. Bu emiri yerine getirdi ve musa(a.s.) o taşı kendisine kıble edindi, ömrü çok yetmedi(fazla yaşamadı), ölüm o’na hemencecik geldi. Hz.süleyman o taşın etrafında bir mescid inşa etti, o taş mescidin ortasında kaldı ve o taş hz.peygamber(sav)’in dönemine kadar kıble oldu. Namaz kılanlar allah: “yüzlerinizi kıbleye doğru dönün” emrini verinceye kadar yüzlerini oraya dönüyorlardı, bunun vasfı yerinde gelecektir.

8. Ben bu mescidi ölçmeyi istedim, lakin önce şeklini ve konumunu tanımayı tercih ettim, sonra ölçerim. Uzun bir zaman orada kaldım. Kuzey tarafında yakup(a.s.) kubbesi yakınlarında bir kemer gördüm, kemerin üzerinde bir taşa şöyle yazılmış: “bu caminin uzunluğu 754 zira’dır, genişiliği 455 zira’dır, caminin yerleri biri diğerine kurşun ile geçirilmiş(bağlanmış) taş ile kaplanmıştır, mescid şehrin ve çarşının doğu tarafındadır, oraları gezen biri çarşıdan camiye girdiğinde camiyi doğu tarafından görerek büyük ve güzel bir revak görür.
9. O revağın üzerinde parlak bir taştan büyük bir kubbe vardır, caminin süslü iki tane kapısı vardır, o iki kapının kaplaması dımeşk bakırındandır, o bakır öyle ışıldıyor ki sanki o iki kapıyı altın ile sıvanmış sanırsın, (yine) o iki kapı altın ile süslenmiştir, birçok nakışla işlenmiştir.

10. Sol tarafa giren ki orası da kuzey taraftır uzun bir revak görür(bulur), o revakta 64 tane kemer vardır, hepsi de mermer direkler üzerindeki taçlar üzerindedirler, bu duvarın kendisi üzerinde başka bir kapı vardır, o kapının adı da sahr kapısıdır, ondan kesilirse dörtgen bir alan oluyor, kıblede güney tarafındadır. Diğer kuzey tarafında esbat diye adlandırılan yanyana kapı vardır, orayı gezen kişi orayı geçtiğinde caminin genişliği ile beraber yürüdüğünde, o genişiliği ki doğu tarafıdır, başka büyük bir revak görür(bulur), orda da yanyana esbat kapısı büyüklüğünde üç kapı vardır. Bu iki revak arasında ki bunlar kuzey tarafına düşüyor, revakta mermer (direkler)sütunlar üzerinde kurulan kavisler vardır, yüksekçe direkler üzerine kaldırılmış bir kubbe vardır, o kubbe kandillerle ve lambalarla(çıralarla) süslenmiştir, o yakup(a.s.) kubbesi idye adlandırılır, çünkü yakup(a.s.) orada namaz kılıyordu.

11. Caminin alanında sofiler için iki ibadet kulesi(yeri) vardır, orada namazgâhlar, güzel mihrablar vardı, orada sufilerden bir grup ikamet ediyordu, orada namaz kılıyorlardı, kaldıkları yerde tekbiri işitmedikleri için camiye cuma günü gidiyorlardı, caminin kuzey köşesinde güzel bir revak vardı, güzel ve lati bir kubbe vardı. O kubbenin üzerinde şöyle yazıyordu: “bu zekeriyya(a.s.)’ın mihrabıdır.” “davud(a.s.) bu revakı babası için yaptırmıştır.” Denilir.
12. Ziyaretçi doğu tarafına yönelerek bu revaka girdiğinde, bu iki kapıdan sağda kalan rahmet kapısıdır, solda kalan tövbe kapısıdır. Bu kapı;allah davud(a.s.)’ın tövbesini burada kabul etmiştir, denilir. Bu revak üzerinde güzel bir mescid vardır, bir zamanlar dehliz idi, onu cami yaptılar ve onu birçok secdelerle süslediler. O caminin özel hizmetçileri vardı, oraya birçok insan gider, orada namaz kılarlar, allah’a dua ederler. Çünkü orada allah davud(a.s.)’ın tövbesini kabul etti. Orada bulunan bütün insanlar tövbesinin kabul edilmesini umuyor, günahlardan dönmeyi arzuluyor. Davud(a.s.)daha o mescidin eşiğine basmadan allah vahiyle tövbesini kabul ettiğini müjdeledi. Davud(a.s.) burayı makam edindi, ibadete döndü, ben orada namaz kıldım, allah’a beni taatine muvaffak kılması için dua ettim, rabbimin benim günahımı bağışlaması için dua ettim, tüm kullarını razı olduğu yola hidayet etmesi için, bütün kullarının günahlarını affetmesi için, hz.muhammed(sav) ve ehli beyt halkına duada bulundum.
13. Ziyaretçi doğu duvarı tarafından güneydeki zaviyeye ulaşıncaya kadar devam ediyor, kıble yanındaki öyle ki o güney sınırında bulunuyor, ziyaretçi kuzey duvarının önünde bir cami görür(bulur), o cami tünel şeklindedir camiye birçok merdivenle iner onun uzunluğu 20 zira’dır, genişliği 15 zira’dır. Tavanı mermer direkler üzerine yükseltilmiş taştandır. Bu tünelde isa(a.s.)’ın beşiği vardır, o beşik taştandır ve hacmi büyüktür, öyleki insanlar üzerinde namaz kılabiliyor, orada da namaz kıldım. Yerde muhkem olarak(boşlukta) hareket etmeyecek şekilde konulmuş, o beşikte isa(a.s.) çocukluğunu geçirmiştir, o beşikten insanlara seslenmiştir, o beşik mescidde mihrab tarafındadır ve doğu tarafında hz.meryem’in mihrabı bulunuyor ve diğer bir mihrab da bulunuyor.


-------------
الطالب المجتهد



Sayfayı Yazdır | Pencereyi Kapat

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03 - http://www.webwizforums.com
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide - http://www.webwizguide.info