Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Dil bilgisi - Sarf & Nahiv - النحو والصرف
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netالصرف و النحو - DİLBİLGİSİDil bilgisi - Sarf & Nahiv - النحو والصرف
Mesaj icon Konu: BEDEL Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
[yolcu]
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 07Ocak2010
Gönderilenler: 0

Alıntı [yolcu] Cevapla bullet Konu: BEDEL
    Gönderim Zamanı: 13Mayıs2010 Saat 22:25



 
İyi akşamlar arkadaşlar
Bedel konusunu açıklayabilirmisiniz ?Forumda aradım ama bulmadım.


Düzenleyen [yolcu] - 13Mayıs2010 Saat 22:26



IP
arapçaöğretmen
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mayıs2010
Konum: Rize
Gönderilenler: 3921

Alıntı arapçaöğretmen Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 13Mayıs2010 Saat 22:44



Bedel البَدَلُ

Bedel, kendinden önce gelen isme i’rab bakımından uyan isimdir, 4 çeşittir:

a-   بَدَلٌ مُطَابِقٌ

b-  بَدَلُ البَعْضِ مِنَ الكُلِّ

c-   بَدَلُ الإِشْتِمَالِ

d-  البَدَلُ المُبَايِنُ لِلْمُبْدَلِ مِنْهُ




IP
arapçaöğretmen
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mayıs2010
Konum: Rize
Gönderilenler: 3921

Alıntı arapçaöğretmen Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 13Mayıs2010 Saat 23:55

Bedelالبَدَلُ

Bedel, kendinden önce gelen isme i’rab bakımından uyan isimdir, 4 çeşittir:

a-   بَدَلٌ مُطَابِقٌ

Örnek:

Arkadaşın Halit seni seni sordu. سَأَلَ عَنْكَ صَاحِبُكَ خَالِدٌ

Katip Hasan’a rastladık. صَادَفْنَا الكَاتِب حَسَنًا

Kardeşin Mahmut’u selamladık. سَلَّمْنَا عَلَى أَخِيكَ مَحْمُودٍ

Cümlelerindeki kırmızı renkli isimler bedel’dir, i’rab bakımından kendilerinden önce gelen isimlere uymuşlardır. Bedelin önüne gelen isme مُبْدَلٌ مِنْهُ denir.

Böyle, mubdelun minh’e eşit ona tamamen uygun bedele بَدَلٌ مُطَابِقٌ veya بَدَلُ الكُلِّ مِنَ الكُلِّ denir. Demek ki, خَالِدٌ مَحْمُودٍ حَسَنًا isimlerinin her biri, mutabık bedeldir.

 

b-  بَدَلُ البَعْضِ مِنَ الكُلِّ

Kitabın yarısını okudum.  قَرَأْتُ الكِتَابَ نِصْفَهُ

Ekmeğin üçte birini yedim.    أَكَلْتُ الرَّغِيفَ ثُلُثَهُ

Gecenin çoğu geçti. مَضَى اللَّيْلُ أَكْثَرُهُ

Cümlelerdeki نِصْفَهُ، ثُلُثَهُ، أَكْثَرُهُ kelimeleri بدل’dir,   الكِتَابَ، الرَّغِيفَ، اللَّيْلُ kelimeleri بدل منه ’dir.  Bedel’ler, bedelun minh’e uymaktadırlar. Ancak bu bedel’ler, bedelun minh’lerin hepsi değil, bir parçasıdırlar. Böyle bedel’e بَدَلُ البَعْضِ مِنَ الكُلِّ denir, sonunda mubelun minh’e ait bir zamir bulunur.

 

c-   بَدَلُ الإِشْتِمَالِ

İştimal bedeli, mubdelun minh’e mutabık değildir, ondan bir parça da değildir, yani ilk iki çeşit bedelden değildir, ancak mebdelun minh’in şumulune girer.

Örnek:

Zeyt’in ilmi hoşuma gitti.  أَعْجَبَنِي زَيْدٌ عِلْمُهُ

Kardeşinin okuyuşunu beğendim.   أَعْجَبَنِي أَخُوكَ قِرَاءَتُهُ

Sana haram ayda kıtali sorarlar.   يَسْأَلُونَكَ عَنِ الشَّهْرِ الحَرَامِ قِتَالٍ فِيهِ

 

Örneklerde görüldüğü gibi, iştimal bedeli de mubdelun minhin i’rabına uyar, sonunda da mubdelun minhe bir zamir bulunmaktadır.

 

d-  البَدَلُ المُبَايِنُ لِلْمُبْدَلِ مِنْهُ

Bu bedel, mubdelun minhden tamamen farklı olup iki çeşittir:

*بَدَلُ الإِضْرَابِ

Ekmek ve et yiyen birisi,

Ekmek yedim.   أَكَلْتُ خُبْزًا

Demiş olsun, sonra et yemiş olduğunu da ifade etmek istemiş olsun, et kelimesini ilave eder ve:

Ekmek, et yedim.   (أَكَلْتُ خُبْزًا لَحْمًا) لَحْمًا

 

Bu çeşit bedelde, et kadar kelimesi de kasdedilmiş olur.

(يُقْصَدُ المَتْبُوعُ كَمَا يُقْصَدُ التَّابِعُ)

 

*بَدَلُ الغَلَطِ وَالنِّسْيَانِ

Bu ikinci çeşit bedelde, metbu (مَتْبُوعٌ) yanlışlıkla söylenmiş olur, tabi (تَابِعٌ) hemen onun yerine konur:

Bir köpeğin, atın demek istedim yanından geçtim.  مَرَرْتُ بِكَلْبٍ فَرَسٍ

فَرَسٍ: tabi (تَابِعٌ)

بِكَلْبٍ: metbu (مَتْبُوعٌ)


IP
[yolcu]
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 07Ocak2010
Gönderilenler: 0

Alıntı [yolcu] Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 14Mayıs2010 Saat 10:50
 
Hayırlı cumalar dilerim
Allah razı olsun çok makbule geçti...Emeğinize sağlık.
Tekrar teşekkür ederim


Düzenleyen [yolcu] - 14Mayıs2010 Saat 10:50

IP
hizmetkar
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 28Haziran2012
Gönderilenler: 0

Alıntı hizmetkar Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Şubat2013 Saat 14:33
BEDEL
Bedel kendisinden önceki kelimeyi açıklayıp pekiştiren ve i’râb (hareke) bakımından ona uyan kelimedir. Bedel’den önceki kelimeye mübde’l-minh (kendisinden bedel yapılan) denir. 4 çeşit bedel vardır:


1- Bedelü’l-Mutâbık: (بَدَلُ الْمُطاَبِقِ)

Kendisinden önceki kelime olan mübde’l-minh’e eşit, ona tamamen uyan bedele bedel mutâbık denir.

حَضَرَ أَخُوكَ خاَلِدٌ.
Kardeşin Hâlit geldi.

كاَفَأْتُ التِّلْمِيذَ خاَلِداً.
Öğrenci Hâlit’i mükafatlandırdım.

سَلَّمْتُ عَلَى أَخِيكَ خاَلِدٍ.
Kardeşin Hâlit’e selâm verdim.
Yukarıda koyu renkli isimler bedeldir. Hareke bakımından kendilerinden önce gelen isme (mübde’l-minh) uymuşlardır.

2- Bedelü’l-Ba’d mine’l-küll (بَدَلُ الْبَعْضِ مِنَ الْكُلِّ):

اِنْكَسَرَ الْكُرْسِيُّ رِجْلُهُ.
Sandalyenin ayağı kırıldı.

قَرَأْتُ الْكِتاَبَ ثُلُثَهُ.
Kitabın üçte birini okudum.

نَظَرْتُ إِلَى السَّفيِنَةِ شِراَعِهاَ.
Geminin yelkenlisine baktım.

Yukarıda koyu renkli yazılmış kelimeler de bedeldir ve kendinden önceki kelimeye hareke bakımından uymaktadırlar. Ancak bu bedeller mübde’l-minh’in tamamı değil ondan bir parçadırlar ve sonlarında mübde’l-minh’e ait bir zamir bulunur. Bu tip bedele Bedelü’l-Ba’d mine’l-küll denir.

3- Bedelü’l-İştimal (بَدَلُ الْإشْتِماَل): Bedeli iştimâl mübde’l-minh’in ne tamamı ne de parçası olan bedellerdir. Ancak mübde’l-minh’in şumûlüne girer ve onun içine aldığı bir manaya delalet eder.

أَعْجَبَنِي الْأُسْتاَذُ عِلْمُهُ.
Hocanın ilmi hoşuma gitti.

سَمِعْتُ أَخاَكَ قِراَءَتَهُ.
Kardeşinin okuyuşunu işittim.

عَجِبْتُ مِنَ الْأَسَدِ إِقْداَمِهِ.
Aslanın gelmesinden şaşırdım.

4- Bedelu’l-Galat (بَدَلُ الغَلطِ): Mübde’l-minh’le hiç ilgisi bulunmayan yanlışlıkla söylenen kelimedir.

أَكَلْتُ الْجُبْنَ اللَّحْمَ.
Peynir yedim, -peynir demişim- et.

* Bedel ile mübde’l-minh arasında marife nekre olması bakımından uygunluk aranmaz. Yalnız nekre bir kelime ma’rife bir kelimeden bedel olunca bir sıfatla mevsûf olması gerekir:

لَنَسْفَعاً بِالناَّصِيَةِ : ناَصِيَةٍ كاَذِبَةٍ خاَطِئَةٍ.
Alnından yakalayacağız, yalancı yanılmış alnından (el-Alak, 15, 16).

Burada ناَصِيَةٍ kelimesi marife olan الناَّصِيَةِ kelimesine bedel ve nekredir. Bu nedenle mevsûftur. (كاَذِبَةٍ)( خاَطِئَةٍ) kelimeleri ise onun sıfatıdır.

BEDEL İLE İLGİLİ AYETLER
1- وَكَذَلِكَ أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ رُوحًا مِنْ أَمْرِنَا مَا كُنْتَ تَدْرِي مَا الْكِتَابُ وَلاَ الْإِيمَانُ وَلَكِنْ جَعَلْنَاهُ نُورًا نَهْدِي بِهِ مَنْ نَشَاءُ مِنْ عِبَادِنَا وَإِنَّكَ لَتَهْدِي إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ{42/52} صِرَاطِ اللَّهِ الَّذِي لَهُ مَا فِي السَّموَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ أَلاَ إِلَى اللَّهِ تَصِيرُ الْأُمُورُ .

(42/ŞURA, 52). İşte böylece sana da emrimizle Kur’ân’ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin.

(42/ŞURA, 53). (O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah’ın yoludur. Dikkat edin, bütün işler sonunda Allah’a döner.

2- وَيَقُولُونَ مَتَى هَذَا الْوَعْدُ إِن كُنْتُمْ صَادِقِينَ .
(36/YÂSÎN, 48). Onlar: Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman (gerçekleşecektir)? derler.

3- لَوْ أَنزَلْنَا هَذَا الْقُرْآنَ عَلَى جَبَلٍ لَرَأَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ .
(59/HAŞR, 21). Eğer biz bu Kur’ân’ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.

4- ذَلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّ فَمَنْ شَاءَ اتَّخَذَ إِلَى رَبِّهِ مَآبًا .
(78/NEBE, 39). İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.
5- فَذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمُ الْحَقُّ فَمَاذَا بَعْدَ الْحَقِّ إِلاَّ الضَّلاَلُ فَأَنَّى تُصْرَفُونَ .
(10/YÛNUS, 32). İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Artık haktan (ayrıldıktan) sonra sapıklıktan başka ne kalır? O halde nasıl (sapıklığa) döndürülüyorsunuz?

6- ذَلِكُمُ اللّهُ رَبُّكُمْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ فَاعْبُدُوهُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ وَكِيلٌ .
(6/EN’ÂM, 102). İşte Rabbiniz Allah O’dur. O’ndan başka tanrı yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin, O her şeye vekildir (güvenilip dayanılacak tek varlık O’dur).

7- ذَلِكَ الْفَضْلُ مِنَ اللّهِ وَكَفَى بِاللّهِ عَلِيمًا .
(4/NİSÂ, 70). Bu lütuf Allah’tandır. Bilen olarak Allah yeter.

8- فِيهِ آيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ إِبْرَاهِيمَ وَمَنْ دَخَلَهُ كَانَ آمِنًا وَلِلّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلاً وَمَنْ كَفَرَ فَإِنَّ الله غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ .
(3/ÂL-İ İMRÂN, 97). Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrâhim’in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnîdir.

9- وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلَى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ .
(3/ÂL-İ İMRÂN, 135). Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.

10- الم {2/1} ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ .
(2/BAKARA, 1, 2). Elif, Lâm, Mîm. O kitap (Kur’ân); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.

11- أَيَّامًا مَعْدُودَاتٍ فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ فَمَنْ تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَهُ وَأَنْ تَصُومُوا خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ .
(2/BAKARA, 184). Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.



Düzenleyen hizmetkar - 23Şubat2013 Saat 14:35

IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,203 Saniyede Yüklendi.