Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Sakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüSakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: HUKUK 11. HAFTA Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
muallim sani
Aktif Üye
Aktif Üye


Kayıt Tarihi: 12Ocak2010
Gönderilenler: 108

Alıntı muallim sani Cevapla bullet Konu: HUKUK 11. HAFTA
    Gönderim Zamanı: 03Mayıs2010 Saat 21:18



HUKUK 11.HAFTA

FETVA-MÜFTİ

FETVA  Fakîh olan müftînin, birisinin özel bir olay hakkında sorduğu soruya verdiği özel cevaptır.fetvâ, fetâ kelimesiyle aynı köktendir. Fetâ, güçlü, kuvvetli, genç, delikanlı demektir. Sorulan soruya verilen cevaba fetva adı verilmesi, ya fetva veren insanın, yani müftînin çeşitli deliller ve izahlarla verdiği cevabı kuvvetlendirmesinden ötürüdür, ya da fetva soran insanın aldığı cevap ve izahlarla kalben güçlenmesi ve mutmain olması sebebiyledir.

Fetva’nın, daha iyi anlaşılabilmesi için, ilgili bazı kavramları da bilmemiz gerekir. Fıkıh, kazâ ve içtihat bu kavramların önemlileridir.

Fıkıh, Istılah olarak Şeriatın ana maksatlarını kavrayacak düzeyde Kitabı ve Sünneti bilme demektir. Böyle olan insana Fakîh tabir edilir.Şeriatın/dinin ana maksatlarını bilmeyen birisi özel konulardaki maksatlarını da bilemez ve o özel konuların hükümlerini açıklayamaz. Öyleyse her fetva veren (müftî) aynı zamanda fakîhtir.

 

Kazâ, resmî ve uyulması zorunlu hüküm demektir. Bir fetva bir olayda kazâ, yani hüküm olarak kullanılabilir. Ama her fetva kaza/hüküm değildir. Çünkü fetva hür, sivil ve serbest bir görüş beyanıdır.Fert problemini ehil gördüğü birisine açar ve ondan görüş, yani dini hüküm ister. Bunu uygulamak zorunda da değildir. Pek çok kimseye sorar ve beğendiği açıklama ile amel eder. Kazâ ise naslara ya da içtihatlara dayalı bir kanundur. Arkasında devlet desteği ve nizamı vardır. Hukukî sahalarda olur ve müeyyidesi bulunur. Fetva ise hukukî sahalarda olabileceği gibi, ahlakî ve dinî sahalarda da olabilir.

Fetva hukukî sahalarda olursa mutlaka ilgili bulunduğu başka fert ya da fertler de vardır. Alınan bu fetvayı onlar da kabul ederlerse “Tahkîm” (hakem tayin etme) olayı karşımıza çıkar. Bu da İslam hukukunda fetva ile yakından ilgili olan ve hukukun sivilleşmesi ve özellikle medenî hukuku ilgilendiren sahalarda mahkemelerin hızlı yürümesini sağlayan bir kurumdur. Sivil bir hukuk kurumu olması özelliğiyle üzerinde ayrıca durulması gerekir.

İçtihat Gerçek müftî’den sadır olan her fetva bir içtihattır, ama her içtihat bir fetva değildir. Çünkü içtihat bir ferde, olaya ve zamana ilişkin olmayabilir. Ama fetva mutlaka bir ferdin talebine binaen açıklanan içtihattır ve o ferdin ya da fertlerin açıkladıkları olayın konumunu (ona özel şartları) hesaba katarak verilmiştir. Bir başka olaya uymayabilir.

Bu söylediklerimizi bir misalle netleştirebiliriz: Bir gün birisi İbn Abbas’a gelir ve bir fetva sorar: “Bir mümini kasten ve tasarlayarak öldüreninin tövbesi kabul olur mu?” der. İbn Abbas, “Hayır!

Gideceği yer cehennemdir.” cevabını verir. Adam gittikten sonra yanındakiler: “İbn Abbas, sen bize daha önce bu tövbenin kabul olacağı yönünde fetva veriyordun, şimdi nasıl oldu?” deyince İbn Abbas: “Onun çok kızgın olduğunu ve bir mümini öldürmeyi tasarladığını fark ettim de onun için böyle söyledim” diye açıklamada bulunur.

 Hastalığın teşhisini ve ilacını bilmek fıkıhtır. Bunu bildikten sonra her hastanın durumuna göre değişik dozlar ve komplikasyonları önleyecek ilave ilaç ve tedbirlerle uygulanması ise

fetvadır.

Fetva kişiden kişiye, toplumdan topluma ve zamana göre değişebilir

Hz. Peygamber (sa) kendi zamanında yitik devlerin alınıp korunmasını yasaklamıştı. Çünkü otlaklarda sahibi onları bir gün mutlaka bulacaktı. Ama Hz. Osman döneminde İslam ahlakına tam

alışmayan insanlar çoğalınca böyle develerin alınıp muhafaza edilmesini, gerekirse satılıp parasının sahibine verilmek üzere saklanmasını emretti.

Ancak bu noktada şu hususun da bilinmesi gerekir: Zamanla değişen şey, açık ve kesin naslara dayanmayan ve belli bir maslahata göre verilen fetvalardır. Bu itibarla fetvalar yazılı hale getirilip, kitaplaştırılarak onlara birer fıkıh kitabı gibi sürekli müracaat edilmesi her zaman doğru olmaz.

Fetvanın toplumsal anlamı

Fetva bir İslam toplumundaki fertlerin, günlük hayatlarındaki eylemlerine meşruiyet kazandırma fonksiyonuna sahiptir. Böylece fert hem yaptığı her hareketin doğruluğunu test etmek suretiyle gönül huzuru ve itminana kavuşacak, hem de hayatın her parçasını Allah’la irtibatlandırarak dünyevîleşmekten (sekülerleşmekten) kurtulmuş olacaktır.

MÜFTİ

Müftî fetvaya ehil olan kimsedir. Müftîde bulunması gereken şartlar, aynen müçtehitte bulunması gereken şartlardır.

Müfti olmanın cinsiyetle bir ilişkisi yoktur. Bu işe ehil olan erkekte kadın da müfti olabilir.

Müftînin yaptığı işin, Yani fetvanın, Allah’a nispet edilen bir iş olduğunu göz önünde bulundurması gerekir:

Allah buyurur ki, “Senden fetva isterler. De ki, Allah size şöyle fetva veriyor...” (4/176). Demek ki, Allah da (cc) fetva veriyor.

Müfti peygamberin varisidir. Yani nasıl o Allah adına hükmediyor idiyse, müfti de Peygamberin vekili, varisi ve halifesi olarak yine O’nun adına hükmediyor demektir. Bu onun son

derece dikkatli ve takvalı olmasını gerektirir.Şöyle de söyleyebiliriz: Müfti, vekili olmak durumunda bulunduğu peygambere benzediği oranda gerçek müftîdir. Allah Rasulü: Fetva verme konusunda en cesaretliniz, ateşe girmekten en korkmayanınızdır”. “Bilmediği konularda, Allah bilir, ben bilmiyorum diyebilmesi, kişinin fakîh olduğunun delillerindendir”.

 

Müfti zamanının örfünü bilmelidir, çünkü “kuşatıcı şartları” hesaba katmadan fetva vermek mümkün değildir. Örf ise böyle olan şartlar arasındadır. Fıkhın, Batıdaki sosyal bilimlerin yerini tuttuğu şeklindeki görüş büyük ölçüde doğrudur. Sosyal bilimler, ferdî ya da toplumsal düzeyde beşerî ilişkileri konu edinen bilimlerdir. Sosyoloji, antropoloji, psikoloji gibi bilimler bunların başında gelir. Bu bilimlerin konuları üzerinde iyice düşünülürse, bunların ilgi alanlarını yeterince bilemeyenlerin fakîh, dolayısıyla müftî olamayacakları anlaşılmış olur.

Dil konusu da ikinci bir hassas konudur ve özellikle müftînin çok iyi bilmesi gereken bir sahadır. Çünkü Allah (cc) dini tebliğ ve anlatma işini peygamberlere yüklerken, onların her birerlerini kendi kavimlerinin dilleriyle göndermiş ve bunun sebebini de; ta ki, bu görevi çok iyi yapabilsinler, diye açıklamıştır (İbrahim, 4). Peygamberler adına fetva verecek olan müftîler de onların varisleridir ve aynı özelliği onların da taşımaları gerekir.

Müftilerin bu görevi ücretsiz olarak yerine getirmeleri de ayrı bir gerekliliktir. Fetva sivil bir kurumdur. Allah’ın rızasını kazanmak onun birinci saikı olmalıdır. Ta ki, dürüst ve müttakî alimler halk nazarında prim yapsınlar ve meselenin ciddiyeti anlaşılmış olsun. Eğer fetva kurumlaşır ve hukuk danışma büroları gibi müesseseler haline gelirse varlığını sürdürebilmek için belli şartlarda, mesela yazılı bilgi verilmesi halinde maktu bir ücret alınabilir.

Sonuç olarak, Osman Şahin’in tespitleriyle fetva şu üç önemli ilkenin göz önünde bulundurulması gerekir.

1.Fetvanın sağlam şer’î delillere dayandırılması,

2.Fetvanın, Şâri’in maksadını gerçekleştirici olması

3.Müsteftînin ihtiyacını karşılayacak nitelikte bulunması.

Müsteftî (fetva soran): Hayatında yeri olan ve hükmünü bilmediği bir meseleyi, bilen birisine, yani müftîye soran insandır.




IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,109 Saniyede Yüklendi.