Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Türkçe'den Arapça'ya Tercüme Çalışmaları
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netالدراسات الترجمة - TERCÜME ÇALIŞMALARITürkçe'den Arapça'ya Tercüme Çalışmaları
Mesaj icon Konu: "Horozla Köpeğin Konuşması" konulu tercüme Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Konu: "Horozla Köpeğin Konuşması" konulu tercüme
    Gönderim Zamanı: 28Nisan2010 Saat 19:04



HOROZLA KÖPEĞİN KONUŞMASI

 

Kurtların, kuşların dilinden anlayan Hazret-i Süleyman aleyhisselama gelen bir adam yalvarır:

- Ne olur ey Allah'ın nebisi bana da hayvanların dilini öğret de ben de konuştuklarından anlayayım. Süleyman aleyhisselam izin vermez:

- Olmaz, der. Sen onların konuştuklarını dinlersen sabredemezsin. Arkasındaki hikmetleri düşünemezsin.

Kurtların, kuşların dilinden anlayan Hazret-i Süleyman aleyhisselama gelen bir adam yalvarır:

- Ne olur ey Allah'ın nebisi bana da hayvanların dilini öğret de ben de konuştuklarından anlayayım. Süleyman aleyhisselam izin vermez:

- Olmaz, der. Sen onların konuştuklarını dinlersen sabredemezsin. Arkasındaki hikmetleri düşünemezsin.

Ne var ki adam ısrar eder. Süleyman aleyhisselam da adama hayvanların dilini öğretir. Sevinçle evine gelen adam çöplükteki köpekle horozun konuşmalarını dinlemeye başlar. Bir ara köpekten şu sözleri duyar. Yanındaki horoza diyor ki:

- Horoz kardeş, sen arpayla da buğdayla karnını doyurabilirsin. Biraz ötedeki taneleri yesen de ekmek kırıntılarını bana bıraksan olmaz mı, benim karnım çok açtır. Horoz şu cevabı verir:

- Sabret köpek kardeş, yarın buraya ağanın ölen eşeğini getirip bırakacaklar, bolca et yer, karnını iyice doyurursun. Bunu duyan ağa hemen koşar ahırdaki eşeği alıp pazarda satar. Kendi kendine söylenerek döner:

- İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa eşek elimde ölecekti.

Ertesi gün yine kulak kabartır çöplükteki seslere. Köpek sitem etmektedir horoza:

- Hani ağanın eşeği ölecekti de ben de bolca et yiyecektim ya? Horoz cevap verir:

- Ağanın eşeği öldü ölmesine de, satın alan zavallının elinde öldü. Ağa açıkgözlülük edip eşeği sattı. Ama üzülme, bu sefer ağanın atı ölecek. Buraya getirip bırakacaklar, bolca et yer karnını doyurursun. Ağa yine hızla kalkar, ahıra gidip atı alarak pazara götürüp satar. Dönerken de yine söylenir:

- İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa at da elimde ölecekti. Gelip yine merakla kulak misafiri olur. Bu sefer köpek daha yüksek sesle sitem ediyor:

- Horoz kardeş, beni yine aldattın. Hani ağanın atı ölecekti ya?

- Ağanın atı öldü ölmesine de, sattığı zavallının elinde öldü. Üzülme der, bu sefer daha büyük bir ziyafete konacağız hep birlikte. Köpek inanmaz.

- Hadi hadi beni yine aldatıyorsun. Horoz kesin cevap verir:

- Hayır, aldatma falan yok. Durum kesin. Çünkü der, bu sefer ağanın kendisi ölecek, malına gelecek olan bu defa kendi canına gelecek. Arkasından yemekler yapılıp etler pişirilecek, artanını da bizlere dökecekler, ye yiyebildiğin kadar. Ağa bunu duyunca şaşırır, sağa sola koşuşturmaya başlar, yok mu beni satın alacak biri, diye söylenir. Derken gece hastalanan ağa sabaha çıkmaz ölür. Arkasından yapılan yemek, pişirilen etlerden artanlar çöplüğe dökülür, uzun zaman hayvanlar ziyafete konmuş olurlar. Bu sırada horoz söylenir:

- İnsanlar, keşke canıma gelecek olan malıma gelsin, diyebilselerdi de hileye başvurmasalardı. Bunda da bir hayır vardır, diye düşünselerdi. Bunu diyemiyorlar maalesef. Sonra da mallarına gelen canlarına geliyor; ama pişmanlık fayda vermiyor...




الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 28Nisan2010 Saat 19:09



HOROZLA KÖPEYİN KONUŞMASI

المحادثة بين الديك والكلب

 

Kurtların, kuşların dilinden anlayan Hazret-i Süleyman aleyhisselama gelen bir adam yalvarır:

 

يذهب رجل إلى سيدنا إبراهيم عليه السلام الذي يستطيع فهم ألسنة الذئاب والطيور، ويطلب منه:


- Ne olur ey Allah'ın nebisi bana da hayvanların dilini öğret de ben de konuştuklarından anlayayım. Süleyman aleyhisselam izin vermez:

 

يا نبي الله أرجوك أن تعلمني ألسنة الحيوانات وأنا أفهم محادثتهم (وأنا أفهم ماذا يتحدثون بينهم)، ولا يأذن سليمان عليه السلام



- Olmaz, der. Sen onların konuştuklarını dinlersen sabredemezsin. Arkasındaki hikmetleri düşünemezsin.

 

وهو يقول: لا على الإطلاق. ولن يستطيع الصبر عندما تهفهم. ولا تدرك الحكمة وراء كل هذا.


Ne var ki adam ısrar eder. Süleyman aleyhisselam da adama hayvanların dilini öğretir. Sevinçle evine gelen adam çöplükteki köpekle horozun konuşmalarını dinlemeye başlar. Bir ara köpekten şu sözleri duyar. Yanındaki horoza diyor ki:

 

ولكن الرجل قد يصر  على هذا الأمر، ويعلم سليمان عليه السلام لسان الحيوانات للرجل. ويعود الرجل بالفرحة إلى بيته، وفي الطريق بقرب بيته في إحدى المزبلة يرى المحادثة الديك والكلب بينهما ويبدأ سمع المحادثة. في لحظة يسمع قائلا إلى الديك الذي بجانبه:


- Horoz kardeş, sen arpayla da buğdayla karnını doyurabilirsin. Biraz ötedeki taneleri yesen de ekmek kırıntılarını bana bıraksan olmaz mı, benim karnım çok açtır. Horoz şu cevabı verir:

يا أخي الديك، أنت تتشبع بالقمح والشعير ولذا تأكل تلك الحبات وتترك كسرة الخبز لي، أني جوعان جدا. وقال الديك:



- Sabret köpek kardeş, yarın buraya ağanın ölen eşeğini getirip bırakacaklar, bolca et yer, karnını iyice doyurursun. Bunu duyan ağa hemen koşar ahırdaki eşeği alıp pazarda satar. Kendi kendine söylenerek döner:

اصبر يا أخي الكلب، غدا سيموت حمار القرم (سيد العشيرة) وستركونه هنا وبعده تأكل اللحم الكثير وتطعم بطنك. ومع سمع هذا الكلام يذهب القمر (سيد العشيرة) إلى الزريبة ويذهب بالحمرا السوق ويبيع الحمرا، ويعود قائلا (يهتمهس) لنفسه:



- İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa eşek elimde ölecekti.

 

من حسن الحظ أنا تعلمت لسان الحيوانات، بل كان سيموت حماري بين يدي


Ertesi gün yine kulak kabartır çöplükteki seslere. Köpek sitem etmektedir horoza:

 

وفي اليوم التالي استرق السمع أصوات في المزبلة. الكلب يقول غاضبا للديك:


- Hani ağanın eşeği ölecekti de ben de bolca et yiyecektim ya? Horoz cevap verir:

ألا حمار القرم (سيد العشيرة) كان سيموت وأنا كنت آكول كثيرا من اللحم؟ يجيب الديك قائلا:



- Ağanın eşeği öldü ölmesine de, satın alan zavallının elinde öldü. Ağa açıkgözlülük edip eşeği sattı. Ama üzülme, bu sefer ağanın atı ölecek. Buraya getirip bırakacaklar, bolca et yer karnını doyurursun. Ağa yine hızla kalkar, ahıra gidip atı alarak pazara götürüp satar. Dönerken de yine söylenir:

 

حمار القرم (سيد العشيرة) قد مات ولكن مات في يد المسكين الذي اشتراه. انتبه القرم (سيد العشيرة) إلى موت الحمار واشتراه قبل موت الحمار. ولكن لا تحزن! في هذه المرة سيموت فرس القرم (سيد العشيرة)، وبعده سيتركونه هنا وتأكل كثيرا من اللحم وتطعم بطنك كما شئت. والقرم (سيد العشيرة) يقوم فورا بعد استماعه الكلام ويذهب إلى الزريبة ويأخذ الفرس للشراء إلى السوق. مع عودته يهتمس إلى نسفه قائلا:


- İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa at da elimde ölecekti. Gelip yine merakla kulak misafiri olur. Bu sefer köpek daha yüksek sesle sitem ediyor:

 

لحسن حظي أنا تعلمت فهم لسان الحيوانات أم كان سيموت الفرس بين يدي. وبعد كان القرم (سيد الشريعة) استرق السمع أصوات في المزبلة مرة أخرى، وفي هذه المرة كان الكلب يغضب غضبا شديدا يقول:


- Horoz kardeş, beni yine aldattın. Hani ağanın atı ölecekti ya?

 

أخي الديك أنت خدعتني مرة ثانية، أ لا كان سيموت فرس القرم (سيد العشيرة)؟


- Ağanın atı öldü ölmesine de, sattığı zavallının elinde öldü. Üzülme der, bu sefer daha büyük bir ziyafete konacağız hep birlikte. Köpek inanmaz.

 

فرس  القرم (سيد العشيرة) قد مات ولكن مات في يد المسكين الذي اشتراه. لا تحزن!، في هذه المرة سنحصل الوليمة أكثر من كله. الكلب لا يصدق


- Hadi hadi beni yine aldatıyorsun. Horoz kesin cevap verir:

 

لا، لا أنت تخادعني مرة جديدة. يجيب الديك إجابة ثابتة:


- Hayır, aldatma falan yok. Durum kesin. Çünkü der, bu sefer ağanın kendisi ölecek, malına gelecek olan bu defa kendi canına gelecek. Arkasından yemekler yapılıp etler pişirilecek, artanını da bizlere dökecekler, ye yiyebildiğin kadar. Ağa bunu duyunca şaşırır, sağa sola koşuşturmaya başlar, yok mu beni satın alacak biri, diye söylenir. Derken gece hastalanan ağa sabaha çıkmaz ölür. Arkasından yapılan yemek, pişirilen etlerden artanlar çöplüğe dökülür, uzun zaman hayvanlar ziyafete konmuş olurlar. Bu sırada horoz söylenir:

 

لا، لا توجد الخدعة. الأمر قاطع. يقول: في هذه المرة سيموت القرم (سيد العشيرة) نفسه، سيحدث الأمر نفسه بدل على ماله. ويطبخون الأطعمة واللحوم بعد موته ويوزعون الأطعمة الباقية إلينا، تأكل كما شئت (حتى تستطيع)، وعندما سمع القرم (سيد العشيرة) هذا يدهش ويأخذ أن يجري إلى اليمين اليسار ويقول: أ لا يوجد شخص يشتريني؟ ومرو كل هذا يمرض القرم (سيد العشيرة) في الليلة ويموت قبل الصبح. الأطعمة واللحوم الطبخة اللواتي قد طبخ وراء موته يترك في المزبلة، ومع هذا كان الحيوانات يأكولون مداة طويلة. وفي هذه اللحظة يهتمس الديك قائلا:



- İnsanlar, keşke canıma gelecek olan malıma gelsin, diyebilselerdi de hileye başvurmasalardı. Bunda da bir hayır vardır, diye düşünselerdi. Bunu diyemiyorlar maalesef. Sonra da mallarına gelen canlarına geliyor; ama pişmanlık fayda vermiyor...

 

ليت كان الناس يقول: فليصيب المصيبة إلى مالي بدلا مني، ولا يأخذون الخدعة. وكان يتفكرون  أن فيه حكمة عظيمة. ولكن لا يفكرون هذا. وبعده تصيب المصيبة إلى النفسه التي تصيب ماله أيضا، ولا تفيد الندامة بعد كل شيئ




الطالب المجتهد
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,141 Saniyede Yüklendi.