Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Sakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüSakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: TEFSİR 9. HAFTA Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
muallim sani
Aktif Üye
Aktif Üye


Kayıt Tarihi: 12Ocak2010
Gönderilenler: 108

Alıntı muallim sani Cevapla bullet Konu: TEFSİR 9. HAFTA
    Gönderim Zamanı: 22Nisan2010 Saat 23:20



TEFSİR 9. HAFTA

FELSEFÎ TEFSİR

Felsefenin İslâm dünyasında sâf bir fikir cereyanı olarak yayılıp gelismesini müteâkiben İslâm’ın bazı i’tikâdî meselelerini felsefî yorumlarla açıklama gayretleri sonucu Felsefî tefsir diyebileceğimiz bir anlayıs belirdi.Kur’ân’ın felsefî olarak izâhını içeren tam bir tefsir yazılmamış daha çok münferit âyetlerin felsefî yorumunu amaçlayan bir takım çalısmalar yapılmıştır.Bu çalısmanın ilk örneklerini ünlü filozof Kindî’de görmekteyiz.

Bâkıllânî , İmâmu’l- Haremeyn el-Cüveynî, İmâm Gazzâlî  felsefeyi Kur’ân’a hizmet edecek biçimde kullanırken, İhvân-ı Safâ ve İbn Sinâ da âyetleri kendi felsefî görüsleri açısından yorumladılar.

Felsefî Tefsire Örnekler:

Farâbî’ye göre dinin sembolik bir özelliği vardır... Kur’ân’daki Cennet, Cehennem gibi seyler, bu sembollerden ibarettir. Peygamber metafizik ve nazarî hikmeti bilmez, fakat sezgi kuvveti ile pratik hikmette, ahlâkta dehâ sahibidir. Halbuki olgun bir feylesof Peygamberden üstündür. Çünkü nazar, amelden ve ilim, ahlâktan üstündür. Farâbî, Kur’ân’ı aklîlestirebilmek için, orada görülen ars, kürsî, levh, kalem gibi birçok tâbirleri kendi sistemine göre te’vil etmektedir.

İbn Sinâ, Kur’ân’ın nasslarını, hakikatini ancak kendisi gibi havâssın anlayabileceği rumûzlar olarak görmektedir. O, Kur’ân nasslarını elinde bulunan felsefî nazariyelerle hükmederek tefsir etmistir. O, bu yaklasımlarıyla, Kur’ân’ın rûhundan ve dinin hakikatinden uzaklasstır. İbn Sinâ, Cenneti, Cehennemi ve Sırâtı, sahîh rivâyetlerden uzak, felsefî açıdan değerlendirir.

Âlemleri üç kısma ayırır, aklî âlem Cennet, hayâl âlemi Cehennem, his âlemi de kabir âlemidir.

İbn Sina’nın tefsirle ilgili eserleri sunlardır: 1. Tefsiru Sûreti’l- İhlâs. 2. Tefsiru Sûreti’l- Felak. 3. Tefsiru Sûreti’n- Nâs.

 

 

FIKHÎ TEFSİR

Fıkhî tefsir, Kur’ân-ı Kerim’in amel yani ibâdât ve muâmelât yönleri ile mesgûl olan, bu konu ile ilgili bulunan âyetleri açıklayan ve onlardan hükümler çıkarmaya çalısan bir tefsir çesididir.Fıkhî

Tefsir, Kur’ân’ın inzâli ile beraber baslamıstır.Fıkhî Tefsir’in konusu, bütünüyle, Kur’ân-ı Kerim’in fıkhî yönü olup, bunun içine ibâdetler olsun, hukûkî isler olsun insanların amelleri ile ilgili bütün âyetler girmektedir.

Fıkhî tefsirlerde âyeti âyetle, hadisle ve içtihatla tefsir etme metotları uygulanmıs, fıkhî mezheplerin zuhûr etmesiyle birlikte fıkhî tefsir hareketi de baslamıstır.Fıkhî tefsirleri “Ahkâmu’l- Kur’ân”, “Fıkhu’l- Kur’ân”, “Tefsiru Âyâti’l- Ahkâm” adları altında görmemiz mümkündür.

Kaynaklar umûmiyetle Sâfiî’nin  “Ahkâmu’l-Kur’ân” adlı eserini bu sahada yazılan ilk eser olarak kabul ederlerse de, Sâfiî’den yarım asırdan daha fazla bir önceliğe sâhip olan, Mukâtil b. Süleymân’ın “Tefsiru’l- Hamsi mie Âye Mine’l- Kur’ân” adlı eserini, bugünkü bilgilerimize göre, ilk tedvîn edilmis fıkhî tefsir olarak kabul edebiliriz.

Fıkhî tefsir sahasında yazılan eserlerin bazıları:

1. Mukâtil b. Süleymân,   :   “Tefsiru’l- Hamsi mie Âye Mine’l- Kur’ân”.

2. Sâfiî,                             :   “Ahkâmu’l- Kur’ân”.

3. Dâvûd ez-Zahirî           :   “Ahkâmu’l- Kur’ân”.

4. Tahâvî                           :  “Ahkâmu’l- Kur’ân”.

5. Ebû Bekr el-Cassâs      :   “Ahkâmu’l- Kur’ân”.

6. Ebû Bekr b. Arabî       :   “Ahkâmu’l- Kur’ân”.

7. el-Kurtubî                    :  “el-Câmi’u li Ahkâmi’l- Kur’ân”.

 

FENNÎ/İLMÎ TEFSİR

Kur’ân’ın Fennî tefsirinde, Kur’ân’ın bütün ilimleri ihtivâ ettiği esası, ağırlık noktasını teskil eder. Bu yolu benimseyen kimselerin nazarında Kur’ân, dînî, i’tikâdî ilimleri ihtivâ etmekle beraber, onun diğer çesitli ilimleri de kapsadığı fikri revaç bulur.

Fennî tefsir ile ilgili olarak ilk eser yazan (Cevâhiru’l- Kur’ân) kisi Gazzâlî’dir. Bu anlayıs içerisinde tefsir yazan ve bunu en güzel sekilde tatbik eden de Fahruddîn er- Râzî’dir. Bunlardan sonra da fennî tefsir hareketinin bayraktarlığını Muhammed b. Ebi’l- Fadl el-Mursî  ile es-Suyutî  yapmıslar ve bu hareketi canlı tutmaya çalısslardır.

Kur’ân-ı Kerim’in bazı âyetleriyle fennî kesifler arasında münasebet kuranların dayanaklarını kısaca söyle özetleyebiliriz:

1. Kur’ân’da tabiî ilimlerin konusunu teskil eden meselelere dikkat çeken çok sayıda âyet vardır. Fıkıh ilminin sahasına sarih olarak giren 150 kadar âyete mukâbil; fizik, kimya, astronomi, biyoloji, tıp gibi sahalara dair 750 kadar âyetle Kur’ân bize inceleme ve tefekkürü emretmektedir.

2. Ayrıca Kur’ân’ın su âyetlerini de kendilerine dayanak yapmaktadırlar: “Biz kitapta hiç bir seyi ihmal etmedik” (En’am,6/38), “Her seyi açıklaması için sana kitabı Biz indirdik.” (Nahl,16/89), “Yeryüzünde yas ve kuru istisnasız her sey apaçık bir kitaptadır” (En’am,6/59).

3. Onlar bu hususta hadîs-i seriflerden de yararlanmaktadırlar. Kur’ân’ı tavsif eden uzunca bir hadîste söyle buyurulur: “Onda öncekilerin haberleri gibi, sonra geleceklerin de haberleri mevcuttur. Aranızda çıkacak meselelerin (ihtilafların) hükmü de vardır. Bir de O’nun bedî (orijinal) mânâları tükenmez, çok tekrarlanmakla eskimez”.

4. Diğer taraftan, sahâbe ve tâbiûn’un ileri gelenlerinin görüslerinden de istifade etmeyi ihmal etmemislerdir. İbn Mes’ud bu konuda söyle der: “Kur’ân-ı Kerim’de bütün ilimler

indirilmis ve onda her sey açıklanmıstır; ancak bizim ilmimiz, Kur’ân’da açıklanmıs bulunan bu ilimleri anlamak hususunda aciz kalmaktadır”.

5. Kur’ân’da mütesâbih âyetlerin bulunması.

6. Müslümanların tarihte Kur’ân’dan kaynaklanan büyük bir medeniyet gerçeklestirmis olmaları, İslam’da ilim din zıtlığının bulunmaması.

7. Kur’ân’ın, kıyâmete kadar gelecek insanlığa, ilmi her seyi ihata eden Yüce Allah tarafından bir rehber olarak gönderilmesi.

8. Son üç-dört asırda, maddî gelismisliğin öncülüğünün Avrupalılara geçmesi, bu durumun bazı müslümanlarda asağılık duygusuna yol açması.

 

Fennî tefsir hareketi bazı mütekaddimîn ve müteahhirîn tarafından makbul görülmemis ve tenkide uğramıstır.ilk sistemli itiraz, Endülüslü  Ebû İshâk b. Musâ es-Sâtıbî ’den gelmiştir.

Fennî tefsir çalısmalarının, ülkemizdeki temsilcisi Gâzî Ahmet Muhtar Pasa olmus ve “Serâirü’l- Kur’ân” ismini vermis ve bu eser sahasında yazılan ilk ciddi eserlerden sayılmıstır.

Fennî tefsirin, son dönemdeki en mühim mümessili süphesiz es-Seyh Tantâvî el-Cevherî’dir. “el-Cevâhir fî Tefsiri’l- Kur’ân” adlı  ciltlik muazzam eserinde, zamanımıza kadar, bu saha ile ilgilenen kimselerden daha fazla fennî tefsir örnekleri vermiştir.

Tantavî’den sonra, Mustafa el-Merâgî, Resid Rızâ, Seyyid Kutûb gibi müfessirler, eserlerinde bazı âyetlerin tefsirinde bu metoda basvurmaktan geri kalmamıslardır.

 

Fennî tefsiri savunan âlimler de fennî tefsirin sahih olabilmesi için birtakım sartlar ileriye sürmüslerdir:

1. Fennî tefsir, ilmî nazariyeleri te’yid etmeli, ilmî nazariyeler fennî tefsiri değil. Çünkü ilmî nazariyeler, fennî tefsiri te’yid ettiğinde Allah’ın murâdı hakkında kesin karar vermis oluruz ki, bu da kötü neticeler doğurur. .

2.  İlimleri Kur’ân’dan, Din’den ve imandan ayrı ve müstakil görmek bir tefrit, Kur’ân’ı müspet ilimlerin pesinden kosturmak ve O’nu âdeta bir fizik, kimya, tıp, matematik, astronomi kitabı saymak da bir ifrattır.

3. Kur’ân’ı, değisip duran ilimlerin bugünkü seviyesiyle bir görmek, hatta henüz ispatlanamamıs ilmî teorileri Kur’ân’a sahit yapmak büyük bir yanlıstır. Kur’ân âyetleri, yeni ilmî gelisme ve nazariyelerle telife çalısılmamalıdır.

4. Âyet ve hadisleri ilimlere göre açıklamaya çalısırken, dâima “fîhi nazar” deyip, daha baska ihtimalleri nazara alarak ihtiyatı elden bırakmamak lâzımdır.

5. Kur’ân’ın hakikat adına söyleyip de, aksi ortaya çıkan hiç bir mes’elesi yoktur ve olamaz da. Eğer, ilmî bir mes’eleyi Kur’ân’la tenâkuz halinde görüyorsak, ya biz Kur’ân’ı yanlıs anlıyoruz ya da ilim o mes’elede yanılmaktadır.

6. “...Devrin fen ve kültürünün tesirinde kalınarak kaleme alınan eserler ihtivâ ettikleri tekellüflü te’villerden ötürü, okuyucu tarafından hep kuskuyla karsılanmıstır. Hele, sübût bulmamıs nazariyeleri birer ilmî gerçek zannederek, Kur’ân’ın hakikatlerini onlara uydurmaya çalısmalar, Kur’ân’ı küçük düsürücü mâhiyetde olmustur...

7. “Fennî tefsirde muvâzeneyi elden kaçırmamak lâzımdır.Hangi devirde yazılırsa yazılsın, en yanlıs tefsir yazan “katiyyen bu, budur” diyendir. Bu arada bazı müfessirler, Kur’ân’ın beyânâtını ele aldıkları zaman, ihtimâlât-ı kesîre içinde ele almıslardır.

8. Kur’ân-ı Kerim’in yeni bir tefsiri yapılacaksa, su iki nokta gözden uzak tutulmamalıdır: a.“Yas ve kuru her sey, Kitab-ı Mübîn’de vardır” hakikatı. b. İlmî hakîkatleri, ilgili Kur’ân ayetleriyle te’lifte muvâzeneyi koruma.

9. Kur’ân-ı Kerim’in âyetlerini zaafımıza alet etmemeliyiz.






IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,125 Saniyede Yüklendi.