Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
Sakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüSakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri

Mesaj icon Konu: HADİS 1.2.HAFTA

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
muallim sani
Aktif Üye
Aktif Üye


Kayıt Tarihi: 12Ocak2010
Gönderilenler: 108

Alıntı muallim sani Cevapla bullet Konu: HADİS 1.2.HAFTA
    Gönderim Zamanı: 25Şubat2010 Saat 13:52

HADİS      1. HAFTA

 

 Hadis Usûlü

"Hadîs Usûlü" Temel İslam Bilimlerinden birini ismi olup iki kelimeden oluşan bir isim tamlamasıdır. Bu bilim dalında pek çok kelime sözlük anlamının yanında özel, bu ilimle uğraşanlara has bir manada da kullanmaktadır. Bir kelimenin belli bir kesimde özel bir manada kullanılması onun ıstılahi manasını oluşturur. Her bilim dalının az çok diğerlerinden farklı olan ıstılahları vardır. Bunların tanımlarına vakıf olmak, o ilimle ilgili konuların sağlıklı değerlendirmenin ilk şartıdır. Bu bilim dalı için de aynı durum söz konusudur. Bu derste, ilgili diğer konuları yanında bunların önemli olan ve sık kullanılanlarını da görmeye çalışacağız. Bu giriş kısmında sadece temel birkaç ıstılah üzerinde durulacaktır.

 Hadîs

Hadis kelimesinin bu ilim dalında 14 asırlık bir geçmişi bulunmaktadır. Bu süre içinde kelimenin sözlük manalarının yanında farklı ıstılahi manaları da ortaya çıkmıştır.

Hadîs  kelimesi1 Arapça tahdîs masdarının ismi2 olup lügat mânâsı; “haber verme”, “haber verilen, anlatılan şey”, “haber”, “söz” demektir. Kelime bu mânâsıyla Kur’an-ı Kerîm'de Kur’an-ı Kerîm için de kullanılmıştır:

"Peki bundan sonra hangi söze (hadîse) inanacaklar "Demek onlar bu söze (hadîse) inanmazlarsa peşlerinde (üzüle üzüle) kendini helâk edeceksin!" "Allah sözün (hadîsin) en güzelini, birbirine benzer, ikişerli bir Kitab halinde indirdi"

Hadîs kelimesi sözlük manasıyla Hz. Peygamber'in –sallellahu aleyhi ve selem- sözlerinde de geçer: Ebû Hureyre dedi ki; "Ya Resûlellah, kıyamet günü senin şefaatinle en mutlu insan kim olacak?" dedim de şöyle buyurdu: "Ebû Hureyre, gerçekten bu haberi bana senden önce hiç kimsenin sormayacağını tahmin etmiştim. Çünkü senin haberlere karşı şiddetli arzunu gördüm. Kıyamet günü şefaatimle en mutlu olacak kimse, gönlünden samimi olarak Lâ ilâhe ille'llah: Allah'dan başka hiçbir tanrı yoktur, diyen kimsedir!

Hadîs kelimesi arapçada sülâsî hudûs   masdarından bir sıfat olarak; “sonradan olan şey”, “yeni” mânasına da kullanılmaktadır. Ancak bunun bizimle bir ilgisi yoktur. Hadîs kelimesi zamanla, “haber” şeklindeki genel sözlük mânâsından alınarak özel bir “haber” yani “Hz.Peygamber'in -sallellahu aleyhi ve sellem- söz ve işleriyle ilgili haber” için kullanılmış, böylece kelimenin ıstılahi mânâsı ortaya çıkmıştır. Hadîsin, Hz. Peygamber'in sadece sözü için kullanılması da yaygındır. Bu durumda Hz.Peygamber'in fiili de sünnet adını alır.

 Sünnet

Sünnet  kelimesi sözlük mânâsı itibariyle “yol”, “gidilen yol”, “yaşayış tarzı” demektir. Şu hadiste sözlük manasında kullanıldığı görülmektedir: Cerîr b. Abdillah'ın şöyle dediği rivayet edilir: "Bedevilerden bazı insanlar Resûlullah'ın –sallellahu aleyhi ve selem- yanına gelmişlerdi. Üzerlerinde yün giysiler vardı. Hz. Peygamber ihtiyaç içine düşmüş kötü hallerini gördü ve halkı sadaka vermeye çağırdı. Ama halk sadaka vermekde yavaş

davrandı. Öyleki, yüzünden bu durumdan hoşlanmadığı anlaşıldı". Cerîr sözüne şöyle devam etti: "Derken ensârdan birisi bir kese gümüş para getirdi. Sonra başka biri getirdi. Sonra ard arda diğerleri geldiler. Nihayet Hz. Peygamber'in -sallellahu aleyhi ve selem- yüzünde sevinç belirtisi görüldü ve. şöyle buyurdu: "Kim müslümanlıkda güzel bir yol/çığır açar da ondan sonra ona göre amel edilirse o kimseye, amel edenlerin sevabının aynısı yazılır. Bunların sevaplarından hiçbir şey de eksilmez. Kim müslümanlıkda kötü bir yol/çığır açar da ondan sonra ona göre amel edilirse o kimseye, amel edenlerin günahının aynısı yazılır. Bunların günahlarından hiçbir şey de eksilmez!

Sünnet kelimenin ıstılahi mânâsına gelince, onun da birbirinden az çok farklı ıstılahi mânâlarda kullanıldığı görülmektedir. Bunlardan biri, az önce işaret edilen; “Hz.Peygamber’in fiili” şeklindeki kullanıştır. Bunun dışında muhtelif ilim dallarıyla uğraşan alimlerin, ilgilenme maksatlarına göre, ona verdikleri farklı ıstılahi mânâlar da vardır. Şöyle ki;

Hadis alimlerinin (muhaddislerin) gayesi Hz.Peygamber'den gelen her şeyi tespit etmektir. Bunun için onların kullanışında sünnet; Hz.Peygamber'den -sallellahu aleyhi ve sellem- nakledilen her türlü söz ve iştir. Onlara göre Hz.Peygamber'in peygamberliğinden önceki söz ve işleri de aynı ismi alır.

Fıkıh usulü alimleri (usûliyyûn) için önemli olan delillerden kurallar çıkarmaktır. Bunun için onlara göre sünnet; Hz.Peygamber'den Kur’an-ı Kerîm dışında nakledilen ve şer’i bir delil olmaya elverişli olan söz, fiil ve takrîrleri (yani gördükleri veya duydukları bir şeyi onaylamaları)dır.

Fıkıh alimleri (fukahâ) için ise insan fiillerinin şer’î/dînî hükmü önemlidir. Bunun için onlara göre sünnet; Hz.Peygamber'den farz ve vacib olmayarak gelen ve dinde uyulması istenen her şeydir. Diğer bir ifadeyle onların kullanışında sünnet, dinde farz ve vacib olmayarak takib edilen yoldur

Sünnet kelimesi bid’atın zıddı olarak da kullanılmıştır. Bid’at  en kapsamlı bir mânâsıyla, Kur’an-i Kerîm ve Hz.Peygamber'in uygulamalarından ortaya çıkan esaslara aykırı olan şey demektir

Buna göre sünnet de, bunlara uygun olan şey demek olur. Bu kullanışa Ahmed b. Hanbel'in şu sözüörnek verilebilir: "Âlî senedin10 peşine düşmek, öncekilerden gelen bir sünnettir. Çünkü Abdullah'ın talebe-arkadaşları Kûfe'den Medîne'ye gidip Hz.Ömer'den (ilim) öğrenir, (hadis) işitirlerdi" "Falan ehl-i sünnettendir." ifadesindeki sünnet kelimesi de bu mânâyadır

Sünnetin, "vacibliği veya mendûbluğu Hz.Peygamber’in açıklamasıyla bilinen şey" mânâsına bir kullanılışı da vardır. Meselâ; "Abdest Mekke döneminde sünnet idi." sözü şöyle açıklanır: "Bunun mânâsı, o, sünnetle biliniyordu. Ama hükmüne gelince o, (o zaman da) mutlaka farzdı!" Kadı Iyâz'ın; "Alimlerin ekserisinin benimsediği görüş, başlangıçta (namazda) Beytu'l-Makdis'e yönelişin, bir Kur'an âyetiyle değil bir sünnetle olduğudur."1 şeklindeki açıklamasında geçen sünneti de böyle anlamak gerekir. Zira Kur'an-ı Kerîm'de Hz.Peygamber'in kıblenin değişmesini arzu ettiği halde bunun için ilahi müsaade beklediğine işaret edilir Şayet Beytu'l-Makdis'e yönelişi kendi icthadıyla olsaydı onu değiştirmek için ilahi müsaade beklemesine gerek olmazdı. Burada şu da kaydedilmelidir ki, hadisçilerin anladığı mânâda bir sünnetin fıkhî hükmü, yerine göre farz, vâcib, sünnet veya müstehab olabilir.

Hadîs ve sünnet kelimeleri, yukarıda kaydedilen farklı ıstılahi mânâlarıyla birlikte, zamanla; "Hz.Peygamber’in sözü, fiili ve takrîri" ile "Hz.Peygamber’in sözünü, fiilini ve takrîrini bildiren haber" mânâsına eşanlamlı olarak da kullanılmışlardır. Biz de bu iki kelimeyi bu şekilde eşanlamlı olarak kullanacağız.

Hadîs kelimesi mukayyed olarak yani ek bir kelimeyle Hz.Peygamber’den başkalarının söz ve işleri için de kullanılmıştır. Buna göre Yüce Allah’a, Kur’an olmayarak nispet olunan söz ve işe kudsî hadîs, bir sahabiye ait olduğu söylenen söz ve işe mevkûf hadîs, tabiûndan birine ait olduğu söylenen söz ve işe maktû’ hadîs denir. Bu durumda Hz.Peygamber’e ait olduğu söylenen söz ve iş ise merfû’ hadîs diye isimlendirilir. Tek başına hadîs denince de merfû’ hadîs anlaşılır.

 Haber ve Eser

Hadîs kelimesi yerine haber ve eser kelimeleri de kullanılmıştır. Bu ıstılahlar arasında fark gören ve Hz. Peygamber’in söz ve işine hadîs, sahabe ile tabiûnunkine haber veya eser diyen alimler de vardır.

 Usûl

Usûl , Asl  kelimesinin çoğuludur. Asl ise "temel", "esas", "kaide", "dayanak" demektir. Buna göre hadîs usûlü, "hadisin (sahih olanını olmayanından ayırmanın) temelleri, esasları, kaideleri" demek olur.

 Hadîs Usûlünün Önemi

Bu ilim dalının önemi konusundan kaynaklanır. Dolayısıyla onun önemini anlamak için hadisin önemini görmek gerekir.

HADİS  2.  HAFTA

 

 Hadîsin Önemi

 

Hadisin, gayr-ı müslimler için arzettiği önemi hakkında iki noktaya işaret edilebilir:

 1) Dünya nüfusunun önemli bir kısmını oluşturan Müslümanların içtenlikle bağlı olduğu ve bütün değerlerini şekillendiren bir kaynağı tanıyıp müslümanlarla olan ilişkilerinde değerlendirme;

2) Hangi inanışta olursa olsun herkes için yararlı olan muhtevasından yararlanma. Bundan dolayı onların hadisle ilgili bir yığın çalışmaları vardır.

Hadisin müslümanlar için taşıdığı önem ise esas itibariyle iki ana başlık altında toplanabilir:

 Kur’an-ı Kerîm’i Anlamak

Çok açık bir husustur ki, müslüman olan kimse, Kur’an-ı Kerîm’in emir ve yasaklarına uyarak onun istediği şekilde bir hayat geçirmekle yükümlüdür. Bu da Kur’an-ı Kerîm’i Yüce Allah’ın muradına uygun anlamakla mümkündür. Bu imkânı bize en büyük ölçüde ancak hadis sağlar. Şu olayda bu hususa işaret edilmektedir: Tabiûn neslinin fazilet sahibi, büyük alimlerinden biri olan Mutarrıf b. Abdillah eşŞıhhîr’a (v.95), hadislerin önemini kavrayamadığı anlaşılan biri; "Bize sadece Kur’andan bahsedin!" demişti de o şöyle cevap vermişti: "Vallahi, biz Kur’an’a karşılık bir bedel, (onun yerine geçecek bir şey) istemiyoruz. Fakat biz Kur’an’ı daha iyi bilen kimseyi (yani Hz.Peygamber’i) murad ediyoruz!"Zaten Hz.Peygamber’e, kendisine indirilenleri "tebliğ etme: bildirme"sinin2 yanında onları "tebyîn etme: açıklama" görevi de verilmiştir.

 Yüce Allah şöyle buyurur: "Sana Zikr’i (yani Kur’an’ı) insanlara, kendilerine indirileni açıklayasın diye ("li-tubeyyine") indirdik" "Sana Kitab'ı ancak onlara, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi açıklayasın diye ("li-tubeyyine")

indirdik.". Bu âyetlerde geçen "tebyîn" kelimesinin en yaygın mânâsı, "açma, vuzûha kavuşturma, izah etme, açıklama"dır5. Bununla beraber kelimenin "bildirme" mânâsı da vardır. Ancak zikredilen ikinci âyette bu kelimenin "ihtilâfa düşme" kelimesinin mukabilinde kullanılmış olması onun en yaygın, yani "açıklama" mânâsında kullanıldığına işaret sayılabilir. Çünkü "ihtilâfa düşüldüğünde", daha ziyade, "izaha" ihtiyaç duyulur. Kelimenin bu mânâda kullanıldığını Hz.Peygamber’in tevâtür derecesinde bize ulaşmış bulunan Kur’an-ı Kerîm açıklamaları da desteklemektedir. Zira Hz.Peygamber’e Kur’an-ı Kerîm’i açıklama görev ve yetkisi verilmemiş olsaydı o onu muhtelif şekillerde açıklama yoluna gitmezdi.

Hz.Peygamber’in Kur’an-ı Kerîm’i açıklamaları genel olarak dört şekilde olmuştur:

a) Mücmel Âyetleri Açıklamak: Kur’an-ı Kerîm’de bazı âyetler mücmeldir, yani ele aldıkları konulara kısaca temas eder, onların geniş açıklamalarını, ayrıntılarını vermezler. İşte Hz.Peygamber, sözleriyle bu tür âyetlerin geniş açıklamalarını yapmış, ayrıntılarını bildirmiş, fiilleriyle de onların nasıl uygulanacaklarını göstermiş, diğer bir ifadeyle söz ve fiilleriyle onları "beyân" etmiştir. Meselâ Kur’anı Kerîm’de namaz kılma, oruç tutma, hacca gitme emirleri vardır. Ancak namazların kaçar rekât kılınacağı, oruçta uyulacak kurallar, hacda yapılacak ibadetler gibi birçok husus Kur’an-ı Kerîm’de yer almamış, bunların açıklaması Hz.Peygamber’e bırakılmıştır.

b) Müşkil Âyetleri Açıklamak: Hz.Peygamber anlaşılmaları güç olan bazı âyetleri de beyân etmiştir. Meselâ bir âyette şöyle buyurulur: "Tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, ’seyahat edenler’ ... (işte bunlar da

cennetliktirler)"9. Hz.Peygamber bu âyette geçen ’seyahat edenler’i, ’oruç tutanlar’ şeklinde açıklamıştır.

Diğer bir âyette ise şöyle buyurulur "Beyaz iplik siyah iplikten sizce seçilinceye kadar yiyin, için..." Hz.Peygamber buradaki beyaz iplikle siyah iplikten maksadın gecenin siyahlığı ile gündüzün beyazlığı olduğunu beyân

buyurmuştur Nitekim daha sonra âyetin bu mânâya olduğunu gösteren "mine’l-fecr: yani tan yeri" açıklaması da nazil olmuş ve âyet şu hale gelmiştir: "Beyaz iplik siyah iplikten yani tan yeri sizce seçilinceye kadar yiyin, için!".

c) Geniş Kapsamlı, Genel İfadeli Bazı Âyetlere Sınırlamalar Getirmek: Hz.Peygamber’in Kur’an-ı Kerîm’i açıklamasının bir kısmı, geniş kapsamlı, genel ifadeli (mutlak, âmm)15 bazı âyetlere sınırlamalar getirmek (takyîd, tahsîs) şeklinde olmuştur.Bu neviden açıklamalarına şu birkaç örneği verebiliriz:

Kur’an-ı Kerîm’de, ölen bir kimsenin mirasının, hayattayken yapmış olduğu "vasıyyet"inin yerine getirilmesinden sonra taksim edileceği hükmü vardır16. Burada "vasiyyet" kelimesi mutlak olarak zikredildiği için buna göre kişi malından istediği miktarda vasıyyet yapabilir. Ancak Hz.Peygamber vasıyyetin, miras bırakılan malın üçte birinden fazla olmasını men ederek âyetin söz konusu mutlak hükmünü takyid etmiş, sınırlamıştır

Bir âyet-i kerîmede şöyle buyurulur:

“Allah bey’i (yani alışverişi) helâl, faizi haram kıldı" Bu âyette "bey’" kelimesi mutlak olarak kullanılmıştır. Buna göre her türlü alışveriş helâl demektir. Ancak Hz.Peygamber aldanma, aldatma ve haksızlık ihtimali olan bazı alışverişlerle, şarabın alım-satımı gibi bazı alışverişlerin helâl olmadığını açıklamış ve böylece bu âyetin hükmünün mutlak olmadığını beyan buyurmuştur.

Bir diğer misâl zulüm kelimesiyle alâkalıdır. Şöyle ki "İman edip imanlarına zulüm karıştırmayanlar, işte güven onların hakkıdır..." âyeti indiğinde sahâbe-i kirâm endişeye kapılmış ve hemen Hz.Peygamber’e -sallellahu aleyhi ve sellem- başvurarak; "Hangimiz nefsine zulüm (haksızlık) etmez ki?" demişlerdi. O zaman Hz.Peygamber; "O sizin sandığınız gibi değil. Bilakis Lokman’ın oğluna dediği; ’Yavrum, Allah’a şirk koşma! Şüphesiz şirk büyük bir zulümdür!’

Diğer bir misâl olarak murdar hayvan etiyle ilgili hükmü zikredebiliriz. Kur’an-ı Kerîm’de murdar hayvan etinin (meytenin) yenmesinin haram olduğu umûmî bir hüküm olarak beyan edilmektedir Hz.Peygamber -sallellahu aleyhi ve sellem-; "Onun (yani denizin) suyu temiz, murdar hayvanının (meytesinin etinin yenmesi) helâldır!"

d) Kur’an’ın Bazı Hükümlerini Te’kîd Etmek: Hz.Peygamber’in bir kısım açıklamaları aynen Kur’an-ı Kerîm’deki bazı hükümler gibi olmuştur. Böylece Hz.Peygamber’in bu tür beyânları Kur’an’ın ilgili ahkâmını te’yîd etmiş, onları başka bir şekilde ifade etmiş olmaktadır. Bunun bir örneği şudur: Kur'anı Kerîm'de birçok ayette namaz ve zekât ibadetlerinden bahsedilir. Hz.Peygamber de birçok hadisinde. namaz ve zekât üzerinde durur ve, meselâ, bir hadisinde şöyle buyurur: "İslâm beş şey üzerine kurulmuştur: Allah'dan başka hiçbir tanrı olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna tanıklık etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek, haccetmek ve orucu tutmak".

 Kur’an-ı Kerîm’in Hükümlerini Uygulamak

 Hz.Peygamber -sallellahu aleyhi ve sellem- Kur’an-ı Kerîm’i bir taraftan, yukarıda anlatılan şekillerle benzeri şekillerde açıklayarak onun, Allah’ın muradına uygun ve daha iyi anlaşılmasını sağlamış, diğer taraftan ona uygun yaşayışı ile de onun nasıl tatbik edileceğini bilfiil göstermiş ve ümmetine "güzel bir örnek"25 olmuştur Sahâbe-i kirâm da Hz.Peygamber’in sözlü açıklamalarının yanında gördüğü uygulamalarını da kendilerinden sonraki Müslümanlara, yaşanan bir hali dille ifade etme imkânı ölçüsünde anlatmış, nakletmişlerdir. Yüce Allah’ın, Müslümanlara "güzel bir örnek" olarak gösterdiği Hz.Peygamber’in bu örnekliğini, onu anlatan hadîsler olmasa, bilip uygulamak mümkün olamaz.

Diğer taraftan pek çok âyet-i kerîme Hz.Peygamber’e itaat etmeyi emretmektedir. Bunlardan bir kaçını zikredebiliriz: "Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, Peygamber’e ve sizden olan buyruk sahiplerine de itaat edin.

Eğer bir şey hakkında çekişirseniz onu Allah’a ve Peygamber’e döndürün, eğer Allah’a ve ahret gününe inanıyorsanız. Bu, hem daha hayırlı, hem netice itibariyle daha güzeldir.

 Hadisin Diğer Önem Noktaları

Hadisler bunların dışında da birçok açıdan önem arzeder. Hadisler bütün İslami ilimler için bu arada tefsir, fıkıh, kelam, tasavvuf, İslam tarihi30, edebiyat, folklor/halkıyat, bilim ve kültür tarihi için vazgeçilemez bilgiler içerir. Müslüman halkların -hatta onlarla birlikte yaşayan gayri Müslim toplulukların- maddi ve manevi değerlerini oluşturma ve korumada da hadislerin belirleyici etkisi olmuştur. Bu yönden de hadislerin değeri üzerinde durulmalıdır



Düzenleyen muallim sani - 25Şubat2010 Saat 13:55
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,080 Saniyede Yüklendi.



rüyada ağlamak | siyah peynir | rüyada köpek görmek | rüyada altın görmek | rüyada para görmek | rüyada bebek emzirmek | rüyada gelinlik giymek | rüyada eski sevgiliyi görmek | rüyada silah görmek | rüyada örümcek görmek | rüyada kavga etmek | rüyada aslan görmek | rüyada papağan görmek | rüyada timsah görmek | rüyada domuz görmek | rüyada hırsız görmek | rüyada burun kanaması | rüyada bal görmek | rüyada örümcek görmek | dask sigortası