Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Kur'an-ı Ker'im Meal-Tercüme Çalışmaları
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netالدراسات الترجمة - TERCÜME ÇALIŞMALARIKur'an-ı Ker'im Meal-Tercüme Çalışmaları
Mesaj icon Konu: FATİHA SURESİNİN İ'RABI Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
together
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 10Kasım2009
Gönderilenler: 0

Alıntı together Cevapla bullet Konu: FATİHA SURESİNİN İ'RABI
    Gönderim Zamanı: 29Ocak2010 Saat 14:31



FATİHA SURESİNİN İ'RABI (?)

بِسْمِ  اللهِ  الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ  1) Harfi cer ile başladığı için, mukaddem (öne alınmış) bir haberdir ve mübtedası ise gizlidir. Her haber, en az bir hüküm içerir ve gereğini yapan mükellef kimse, faydasını görür ve yapmayan mükellef ise, zararını görür.

İsim cümlesindeki mübteda'nın gizli olmasının mânası, "Besmeleyi" okuyanın hâlinin saklı olması anlamına gelir. Şöyle ki, okuyan aynı zamanda; 1.dinleyen oluyor, 2.seyirci oluyor, 3. hayran olan oluyor, 4. sırrını saklayan oluyor, 5. hikmetini merak eden oluyor, 6. hayret eden oluyor, 7. mahçup olan oluyor, 8. Allah Teala'dan korkan oluyor, 9. ilme sahiplenmeyen oluyor, 10. Allah Teala'nın iradesine, kudretine, ... şahit olan oluyor, 11. kendi iradesi ile okumadığına şahitlik eden oluyor, 12. tezekkür eden oluyor, 13. tefekkür eden oluyor, 14. tetebbür eden oluyor, 15. hisseden oluyor, .... vb.

  بِسْمِ :Mecrur ve câr. Müteallak'ı, mahzûf olan fiilin, mefulün bih gayri sarihidir. Mahzûf olarak takdîr edilen fiil, kıraâta başlamadan niyet edildiği kabul edilen; أَقْرَأ ، أَتْلُو ، أَبْتَدِئُ   ve müslümanın bir vekil olarak işe başlarken, o işin üzerini "Allah" lafzıyla isimledirmek için söylendiği takdîr edilen fiil. Mesela: besmele ile içiyorum, besmele ile oturuyorum ... gibi. Nasb mahallinde olduğu için, açıkça söylenmeli ve herkes tarafından bilinmeli anlamı saklıdır. Mecrur olan "ismi" lafzı, nekredir ve câr ile birlikte muzaftır. Kendisinden sonra gelen muzafun ileyh  ile, "isim tamlaması" yaparak tek bir mâna oluşturur. Muzaf lafzında "muzaf; muzafun ileyhe âittir ve/veya O'nun misafiridir ve/veya O'na emanet edilmiştir ve/veya Değeri ve mânası O'ndandır" anlamları saklıdır. "İsmi" lafzına, gönül ehlinin kendine mahsus kıldığı mâna, "Delâilu'l Hayrat" ta peygamberlerin (a.s) isimleri ayrı ayrı anılarak yapılan dûa'da saklı olabilir. (Mesela:اَسْءَلُكَ اللَّهُمَّ بِالْاَسْمَاءِ الَّتِي دَعَاكَ بِهَا سَيِّدُنَا أَدَمُ عَلَيْهِ السَلاَمُ Ey Allah'ım, senden efendimiz Âdem a.s'ın onunla sana dûa ettiği isimler hakkı için senden istiyorum.)

  اللهِ :Muzafun ileydir ve muzaf'ın fâilidir. Kaide gereği mecrurdur (CER halindedir), yani görevini eksiksiz ve mükemmel yapandır. (KAİDE: Muzafun ileyh, daima mecrurdur.)

  الرَّحِيمِ الرَّحْمَانِ :Allah lafz-ı celâlinden bedeldir. (?) İkisinin de Allah lafz-ı celâlinin sıfatları olduğu söylenmektedir. "Er-racîm" sıfat-ı müşebbehe (?) kalıbındadır. Mânaları, Hz. Resulullah a.s'ın Hz. Ali k.a.v'e öğrettiği şu dûa'da saklı olabilir: "Ey Allahım, beni yaşattığın sürece ebedî olarak günahları terk eylemem için bana RAHMET eyle, lüzumsuz işleri terk eylemem için bana MERHAMET eyle. Yâ Allah, Yâ Rahmân ..." (NOT: Ankebut suresi, 21 de: Rahmetin zıttı, "azab" olarak tarif edilmiştir.)

Ayrıca, bu bedeller; (1)  Mahzuf olan mübtedanın "huve'nin" birinci ve ikinci haberi olarak mahallen REF halindedir. Günahlardan daima korunduğunu ve lüzumsuz işlerden alıkonulduğunu idrak eden için, besmelenin anlamıdır. (2) Mahzuf olan fiilin (övme, iltifat, .. gibi) mefulun bih'i olarak mahallen NASB halindedir. Bu mâna, söyleyenin edebinde görülür, bilinir. (3) Besmele cümlesinin, söze başlama cümlesi olarak söylenmesi halidir ki, bunun i'rabta mahalli yoktur.

اَلْحَمْدُ  لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ  2) Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. İsim cümlesidir.

اَلْحَمْدُ   : Mübteda, mânevi âmil ile REF olunmuştur.

لِلهِ   : Mecrur_câr, haberdir. Müteallak'ı olan mânevi amil, mahzufdur ve haberi mahallen REF etmiştir. (Her haberde, bir hüküm saklıdır. Her hükümde, bir yükümlülük saklıdır. Her yükümlülük de sorumluluk saklıdır. Sorumlu olduklarımızdan da bir gün hesaba çekileceğiz.)

رَبِّ   : Lafz-ı Celâl'in sıfatıdır ve ondan bedeldir. Muzaftır (mânası, besmele'de açıklandı) Kendisinden sonra gelen marife isimle "isim tamlaması" yapar. “bi” mütekellim yâ’sının kısaltılması ise; bütün âlemler kişinin eğitimde mürşid vazifesi görür. Gören, bilen, anlayan kimse; bütün âlemin Allah (c.c) için, Allah (c.c) adına kendini eğittiğini ve kemaline çalıştığına iman eder. Kulluğunu ve öğrenmeye muhtaç olduğunu idrak eder. Çünkü, Allah’a (c.c) inanan, her şeyi ders olarak görür. Her şeye hareket verenin ise Allah Tealanın sıfatları olduğunu anlar.

الْعَالَمِينَ   : Muzafun ileyhdir, kaide gereği mecrurdur  ve ism-i fâilin, "mansub/mecrur" halindeki cemî müzekker sâlim kalıbıdır. Bu kalıptaki saklı mâna; hizmetlerinin Allah için mi, yoksa gayrı için mi olduğu, eserlerinde görülür ve bilinir olduğu bilgisi olabilir. Sondaki "nun" müfret isimdeki tenvinin karşılığıdır ve tenvinden bedeldir. Buradaki izâfet, bir ism-i fâil izâfetidir. Muzarun ileyh'in, ism-i fâil olmasından dolayı; geçici bir sıfatlanmayı bildirir, muzari gibi tercüme edilir. Ancak, muzari'de BENLİK olmasına rağmen, ism-i fâilde benlik yoktur. Bu özellik, cümleye şöyle bir anlam yükler: "Benliğinden sıyrılmış olanların Rabbi olan Allah'a hamd olsun. Diğerleri ise, bilerek veya bilmeyerek nefislerini ilâh edinmişler, yuvarlanıp gidiyorlar." Bu isim cümlesi, söze başlama cümlesi gibi kullanıldığı takdirde, i'rabda mahalli yoktur.

Allah Teala’ya inanan, her şeyi ders olarak görür. Her şeye hareket verenin ise, O’nun sıfatları olduğunu anlar. Şöyle de söylenebilir: Kendi kulluğunu ve öğrenmeye muhtaç olduğuna gören, bilen, anlayan kimse; âlemlerin, Allah Teala adına ve Allah Teala için kendisine ait zahiri beş duyu ile eğittiğine ve batıni beş duyusu ile de kemaline çalıştığına şahitlik eder. 

الرَّحْمَانِ  الرَّحِيمِ  3) O Rahmân'dır ve Rahîm'dir. İ'rabı birinci ayet-i kerimede verildiği gibidir. Ayrıca, hamd edeni bir ödüllendirme de olabilir.

مَالِكِ  يَوْمِ الدِّينَ  4) Din gününün sahibidir. Zincirleme isim tamlamasıdır.

مَالِكِ  : Mecrurdur, ism-i fâidir (?) ve Muzaftır. Muzaf lafzında "muzaf; muzafun ileyhe âittir ve/veya O'nun misafiridir ve/veya O'na emanet edilmiştir ve/veya Değeri ve mânası O'ndandır" anlamları saklıdır.

يَوْمِ  : Mecrurdur, ism-i fâlin zarfıdır, sonraki isim için muzaf ve önceki isim için muzafun ileydir. Muzafun ileydir ve muzaf'ın fâilidir. Kaide gereği mecrurdur (CER halindedir), yani görevini eksiksiz ve mükemmel yapandır. (KAİDE: Muzafun ileyh, daima mecrurdur.)

الدِّينَ  : Muzafun ileyhdir. (1)  Ayet-i kerime, fâili müstetir ve mef'ulu mahzuf olan bir fiil cümlesi olabilir. Cümlenin takdîri: ( مالك الأمر كله في يوم الدين )dir. (2) "yevmi" zaman zarfı ile mecrur olmuş olabilir. Bu takdirde "yevmiddîn"nin mânası, kişiye ve onun yaşam şartlarına göre değişir. (KAİDE: Harfi cer ile mecrur olanlar, daima bir sebebe binâen mecrur olmaktadır.)

اِيَّاكَ  نَعْبُدُ وَ اِيَّاكَ نَسْتَعِينُ  5) Yalnız senden yardım dileriz ve yalnız sana ibadet ederiz. İki fiil cümlesinin i'rabları aynı.

نَعْبُدُ  : Muzari sigası, 1.Bab veya 5.Bab (?) olan bir fiildir. Bu nedenle farklı anlamlar saklar. Fâili, vucuben takdîr edilen müstetir zamir (nahnu). Mânevi âmil ile REF olunmuş.

وَ اِيَّاكَ  : "vav"  (?)   atıf harfi ve mukaddem mef'ulün bih. Munfasıl zamir NASB mahallinde ve fetha üzere mebni. Munfasıl zamir (ke) den dolayı yardım istemenin, fiilde değil de, sadırda yaşandığına ediyor. Hz. Musa a.s. ın “karnım aç” demesi gibi

نَسْتَعِينُ  : Muzari fiil. Fâili, vucuben takdîr edilen müstetir zamir (nahnu). Mânevi âmil ile REF olunmuş.

اَهْدِنَا  الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ  6) Bizi doğru yola ilet.

اَهْدِنَا  : Dûa fiili olarak da tanımlanan nakıs ve mebnî fiilin; emir-i hazır, muhatap, müfret kalıbı. Sonundaki illet harfi ( ى ) cezim alameti olarak hazf olunmuş. Cezim alametinin hazf olunmasındaki saklı anlam: "Cezm (meczum) halinin anlamları  fâilde görülmez (Hazf olmasından dolayı)." olabilir. Delili, ( ى ) illet harfini temsil eden "kesre" harekesi, önceki ( دِ ) ye verilmiş. Cümlenin fâili, vücuben takdir edilen müstetir ( أَنْتَ ) zamiridir. ( نَا ) ise, muttasıl zamir, mahallen mansub (nasb mahallinde) ve cümlenin mefulün bih'i.

الصِّرَاطَ  : Önceki fiilin, harfi cersiz (harfi cerden çekip çıkartılmış) ikinci mef’ulü, mansub. (NOT: "Fiiller, ikinci mefullerini harfi cer ile alır." kaidesi bu fiilde uygulanmamış olmasında, "Allah Teala, bir sebeb olmadan da dilediğine hidayet eder" bilgisi saklı olabilir. ) Benzer durumu şu Ayet-i Kerime'de de görülmektedir ( وَ يَهْدِيَكَ صِرَاطاً مُسْتَقِيماً ) Kendisinden sonra gelen sıfatın, mevsufu. Birlikte sıfat tamlaması olarak tek bir mânası vardır. Şöyle de söylenebilir: "Ey Allah'ım, bize örnek olarak gönderdiğin ve kendisini evlatlarımızdan bile çok daha iyi tanıdığımız Habibinin (a.s) bilinen yoluna bizi ilet." Çünkü, "Es-sırata" lafzı müfred olarak gelmiş. Aynı zamanda, Mübde’l minh'dir (kendisinden bedel yapılandır).  Hz.Ali (k.a.v) ye “sıratalmüstekîm” nedir diye sorduklarında “Allah’ın kitabıdır” diye buyurmuşlardır. Hz. Hasan (r.a)na sorduklarında ise, “Hz. Resulullah (a.s) ın kendisi ile âl-i ashabından ibarettir” diye buyurmuşlardır.

الْمُسْتَقِيمَ  : Önceki (الصِّرَاطَ) lafzının sıfatı. Ecvef fiilinin, İstif'âl kalıbındaki ism-i fâili (?) ve mansub kalıbında olması (bu üç özellik), cümleye "Yâ Rabbi, fâil olarak yapmamız gerekenleri bize nasip et ki, razı olacağın tüm fiiller; bizden görünür, bilinir hale gelsin, Habibinin (a.s) yolunu bizden de seyretsin cümle alem" anlamını yükleyebilir.

صِرَاطَ  الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَ لاَ الضَّآلِّينَ  7) Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna, gazab edilenlerin ve sapmışların yoluna değil.

صِرَاطَ  : Önceki (الصِّرَاطَ) den "Tam Bedel" ( بدل كل من كل ) (?) ve mansub. Elif-Lâm’sız, nekre olarak gelmesindeki saklı bilgi ise; “Bedel olmanın mânasını ancak sen bilirsin Yâ Rabbî, bu yolun faili sensin, görevlendirdiğin bedelin kendisi bile hâlini anlatacak, tarif edecek kelime bulamaz.” ve Muzaftır.

الَّذِينَ  : İsm-i mevsûl (?). İsim tamlamasının muzafun ileyhi olduğu için, mahallen mecrur, ancak, fetha üzere mebnî bir kelime. Muzafın tekil ve ismi mefsulün çoğul oluşu, "Bütün yollar, Tevhid'de birleşir" anlamı saklı olabilir.

أَنْعَمْتَ  : Fiil ve fâil'den oluşan sıla cümlesi, bir fiil cümlesidir ve kaide gereği, "sırata" kelimesini açıklar. Cümleye şöyle bir anlam yüklüyor olabilir "Öyle bir yol ki, çalışılarak kazanılmaz. Senin vehbî olarak ulaştırıldığın bir yoldur". İf’âl babının mazisi Fâili, muttasıl zamir ( تَ ) müzekkerdir ve REF mahallindedir. (NOT: Nimet; maddi ve manevi iyilikleri de kapsayan isimden türetilen bir fiil olup; lütfetmek, nimet vermek, iyilik ve ihsanda bulunmak, kötülüklerden uzak tutmak anlamlarına geliyor.)

Müzekker ( تَ ), aid_zamiri ve "sırata" erdirilmiş olan kulu işaret ediyor olabilir. Ayrıca; mühennes zamirler, aşkı öğretir ve müzekker zamirler de, şeriatı / ilmi öğretir bilgisi saklıdır. Örneğin; Hz.Ali k.a.v ile Hz.Fâtıma r.anhu' ile ilgili vak'a (? )'daki gibi.  Hz.Yusuf a.s ile Zeliha hanımın kıssasındaki gibi)

İf’âl babında olması nedeniyle iki mef’ul alır. Birinci meful "kime ?" nin cevabı olup, Ayet-i Kerimede açıklanmış. Ancak, ikinci mef’ul, “neyi ?” sorusunun cevabı olup, saklıdır. İf’âl babında ve mazi olarak gelmesindeki saklı anlamlar; (1) Fâil, kendisi bir çabada bulunmadan, karşısına çıkan ve mef’ul olan sebebe tâbi oldu (uydu) mânası saklıdır. (2) “Sana gelen nimetleri aynen aktarırsın, herkes edebi kadar alır, kimin ne kadar feyizlendiğine de bakmazsın.” Olabilir. (3) “Muhatabının da nimetlenmesini sağlamakta olman, Allah Teala’nın ezeldeki takdiridir.” olabilir. (4) “enamte” deki fâilin “te” oluşu her şeyin sadırda olduğuna işaret olabilir. (5) İf’al babı oluşunda ise; "Mevlâ, kulunun istidadına, mesleğine, ihtiyacına göre tevhidi yaşatır ve bedelin hayatında acabalar yoktur" bilgisi saklı olabilir.

عَلَيْهِمْ  : Câr-mecrur ve ikisinin müteallak'ı, ikisinden önceki fiil. () harfi, zikredilen cemaati beyan edenin dışındakilere işaret eder. Mef’ulün bih gayri sarih. “him” mecrur olduğu için, "Onların seçme tercihleri yoktur ve emri olduğu gibi uygularlar." anlamı saklı olabilir.

غَيْرِ  : "Ellezi" nin sıfatı olduğu için kaide gereği mecrurdur. (1) "ellezi" den bedel olabilir. (2) "sırata" kelimesinin ikinci muzâfun ileyhi olabilir. Zarf ve istisna edatı olarak, muzaftır. (İstisnâ ?  ? ) "gayra", kendisinden sonra gelen müstesnâlara muzâf olur. Yani, sonra gelenler muzafun ileyh olarak daima mecrurdur. Bir isim tamlaması olarak tek bir mânayı ifade eder. "gayra" edatı, harfi cer'den sonra geldiği için ESRE almıştır.)

الْمَغْضُوبِ  : Muzâfun ileyh, mecrur, mef’ul.

عَلَيْهِمْ  : Câr-mecrur, muttasıl zamir cer mahallinde. "el-mağdubi" ism-i mef’ulünün, nâibu fâili olabilir. (KAİDE: İsm-i mefuller, meçhul fiil gibi amel ve tercüme edilir.)

وَ لاَ الضَّآلِّينَ  : Atıf, tekid lamı / “gayri” manasında ve İsm-i fâil. Basra ekolüne göre; (1) "mağdubi" kelimesine cemi müzekker sâlim ismin mecrur hâli. (2) ( الضَّآلِّينَ ) ma'tuf ve ( الْمَغْضُوبِ ) ma'tufun aleyh tir. Bu ekole göre; ma'tuf SEBEBtir ve ma'tufun aleyh ise bu sebebin DOĞAL SONUCUdur. Her ikisinin de marife olarak gelmesi; çevremizde gözlediğimiz ve bildiğimiz ( الضَّآلِّينَ ) olanların sonlarınında ( الْمَغْضُوبِ ) olarak vefat ettiklerine şahit oluruz, bilgisi saklıdır. Kûfi ekolüne göre de; muzafun ileyh olup, iki vechesi vardır. Birincisi: kesreye vekil olan ( ى ) ile mecrur. Çünkü kendisi cemi müzekker sâlim. Sondaki "nun" da, müfret ismin tenvinine karşılıktır.

BU ŞEKİLDE FATİHA'NIN İ'RABINI BULDUM  sizlerle de paylaşmak istedim.



Düzenleyen together - 29Ocak2010 Saat 14:46



IP
sebnur
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 03Ekim2009
Konum: İstanbul
Gönderilenler: 191

Alıntı sebnur Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 29Ocak2010 Saat 14:40



Allah razı olsun..çok teşekkür edrz..fevkalade güzel olmuş..



IP
together
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 10Kasım2009
Gönderilenler: 0

Alıntı together Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 29Ocak2010 Saat 14:47

 

İfade ettiğiniz gibi güzel bir çalışma olmuş bu yüzden sizlere de paylaşmak istedim.
Sizden de Allah razı olsun


Düzenleyen together - 29Ocak2010 Saat 19:41

IP
together
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 10Kasım2009
Gönderilenler: 0

Alıntı together Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 29Ocak2010 Saat 14:48

 

 
Sayfaya yazarken bir problem gözükmüyor? yolladıktan sonra inanılmaz    bir şekilde görüntüleniyor.
 
 


Düzenleyen together - 29Ocak2010 Saat 19:35

IP
meymune
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 17Ocak2010
Gönderilenler: 38

Alıntı meymune Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 29Ocak2010 Saat 19:01
katılıyorum..bende de olmuştu bi defasında.. neden acaba?

IP
together
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 10Kasım2009
Gönderilenler: 0

Alıntı together Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 29Ocak2010 Saat 19:41
 
Göstermiş olduğunuz hassasiyete çok teşekkür ederim  İhsan bey

IP
KAJAL
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Gönderilenler: 108

Alıntı KAJAL Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Ocak2011 Saat 21:46

Gerçekten mükemmel olmuş allah razı olsun


IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,094 Saniyede Yüklendi.