Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Ankara İlahiyat İLİTAM 2. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüAnkara İlahiyat İLİTAM 2. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: İlitam Arapça 2.sınıf 1. Ünite 2. Metin Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Konu: İlitam Arapça 2.sınıf 1. Ünite 2. Metin
    Gönderim Zamanı: 07Kasım2009 Saat 11:01



İlitam Arapça 2.sınıf 1. Ünite 2. Metin

 

KURANI NÜZÜL SIRASINA GÖRE TEFSİR ETMENİN ÖNEMİ

 

1-Tefsiri; sürelerin nüzul sırasına uygun olarak tertip etmeyi uygun bulduk. Buna gö­re, ilk tefsir edilenler; Alak, Kalem, Müzzemmil ve sırasıyla diğer Mekki süreler bitene kadar, sonra Bakara, Enfal ve takip eden Medeni sûreler son bulana kadar (bu sıraya göre) olmalı. Çünkü bizim (nüzul sırasına gö­re tertip etme) düşüncemiz, Kur'an'ı anlamak ve ona hizmet etmek için en üstün yol olduğuna inandığımız metoda daha uygun düşmektedir. Zira böylece, Kur'an'ın iniş dönem ve merhalelerini daha açık ve net bir biçimde izlemek mümkün olduğu gibi, aynı şe­kilde nebevi siret sürecinin izlenmesi sağlanmış olmakta; şöyle veya böyle okuyucu Kur'an'ın nazil olduğu ortama, onun karşılaştığı şartlar, ilişkiler, boyutlar ve kavramla­rının atmosferine girmekte, kendisi için tenzilin hikmeti berraklaşmaktadır.”

 

2- Bu  tarz etrafında görüşümüzü şekillendirdik. Bu metod etrafındaki farklı görüşleri araştırdık ve (nüzul sırasına göre yazıldığında] mevcut mushafın kutsallığına zarar verme ihtimalini soruşturduk. Bu soruşturmamız bizi bu metot üzerinde karar kılmaya götürdü. Çünkü, bir açıdan bakıldığında tefsir, tilavet edilen bir mushaf de­ğildir. İkinci açıdan da tefsir fennî (teknik-edebî) ve ilmî bir çalışmadır. Zira her bir sürenin tefsiri.mushafın tertibi ile ilişkisi olmadan bizzat bağımsız bir çalışma olabilmektedir. Üçün­cü olarak bu metodun, mushafın tertibinin kutsallığına zarar verecek bir hali de yok­tur.

 

3- Eski ve yeni seçkin alimlerden, bazı surelere dokunmadan bazı surelere ait (yazdıkları husu­si) tefsir örnekleri nakledilmiştir. Ali b. Ebî Tâlib (r) 'in Kur'an'ın nüzulüne göre bir mus­haf yazdığı rivayet edilmektedir,  ki ne yukarıdakini ne de bunu tenkit veya inkar ede­ni görmedik. Bundan dolayı bu metod üzerinde devam etmeyi uygun bulduk. Özellikle burada amaç, en fazla yararı olacak metodla Kur'ana hizmet etmektir. Bu ise sapma ve muhalefet etme değildir. Allah niyetleri daha iyi bilir. Kişi için niyet et­tiği vardır.

 

4- Buna rağmen benimsedimiz görüşün doğruluğunu belgelemeyi uygun bul­duk ve muhterem Suriye müftüsü Şeyh Ebü Yusr Abidin ile Halep şehri müftülerinden Şeyh Abdul-Fettah Ebû Gudde'den fetva istedik. Bunlardan destekleyici cevaplar aldık ki, ilk (alim] cevap yazısında söyle demiştir: "Telif ve yazım, kendilerinin uygun gördük­leri şekillerde, bildikleri bazı yararlı noktaları göstermeleri için müelliflerin amaçlarına tabidir. Tefsir, ayet ve sûrelerin tertibinin gözetildiği tilavet edilen bir Kur'an kitabı değildir. Müfessir bazen herhangi bir ayeti tefsir eder ve bunun anlamı­nın ortaya çıkması için, o ayetin yanındaki ayeti bırakabilir.  Bir sureyi tefsir eder sonraki sureyi manasının anlaşıldığını düşünerekten tefsir etmeyi terkeder. Belirtilen şekilde (nüzul sı­rasına göre) bir tefsir kitabı yazmanın sakıncası yoktur." Allah daha iyi bilir.

 

5-ikinci alim (Ebû Gudde) de şöyle demiştir. "Bu metodun sakıncalı olma kuşkusu; o-nun, üzerinde icmâ edilen ve nesilden nesile ümmete tevatürle ulaşan bugünkü terti­be ters olması (endişesinden) kaynaklanmaktadır. Bu kuşku şu şekilde giderilebilir: Nüzule göre tefsir yazılması, tilavet mushafı yani sizin izlemiş olduğunuz tarza göre insanların Kur'an'ı tilavet etmeleri için yapılmış bir iş olmasına mani olunursa. (sakınca ortadan kalkar) Oysa müfessir ve okuyucunun birlikte amacı bundan başkadır ve kesin­likle onun takip ettiği tarzın sakıncası yoktur. Geçmiş­teki birçok büyük âlimin bu yolda yürümesi bu yolda yürüyenlere cesaret verir. …  Bu âlimlerin yapmış oldukları çalışmaları reddeden hiçbir kimseye rastlanılmamıştır.

6- Şimdi onlardan biri hatırım da, o da 276 h. senesinde vefat etmiş olan imam İbn Kuteybe'dir. O, "Tevilu Müşkili'l-Kur'an" adıyla basılmış kitabında tefsir etmiş olduğu ayetleri ne nüzul sırası ve ne de şu an tilavet edildiği biçimde ele almamıştır. Bu durum Kuranda 240-339. sayfalarda açıkça görünmektedir. Dar görüşlülükten kaynaklanan "sakınca" düşüncesinin, bu tarzı kullanan Şeyh Celaluddin el-Mahalli sonra da Celâleddin es-Suyütinin (Tefsîru'l-Celâleyn) adıyla bilinen tefsirlerini de kapsaması gerekir. Zira ilki (el-Mahallî) tef­sire Kur'an'ın sonundan başlamış ve Kehf sûresine kadar (ilerlemiş) gelmiş, sonra vefat etmiş ve bilahare es-Suyûti, selefinin yaptığı gibi Kur'an'ın baş tarafına doğru süre­lerin tefsirini tamamlamıştır. Her ikisi de izlemiş oldukları yöntemlerinde, baştan sona Kur'an'ın tertibine göre tefsire başlamaya riayet etmemişlerdir.



الطالب المجتهد
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,125 Saniyede Yüklendi.