Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Ankara İlahiyat İLİTAM 2. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüAnkara İlahiyat İLİTAM 2. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: İlitam Arapça 2.sınıf 1. Ünite 1. Metin Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Konu: İlitam Arapça 2.sınıf 1. Ünite 1. Metin
    Gönderim Zamanı: 07Kasım2009 Saat 11:00



İlitam arapça 2.sınıf 1. Ünite 1. Metin

 

EN BÜYÜK ARAPÇA KİTAP KURAN

1-İlk asırdan itibaren tefsir planı (metodu): Millet (alimler) kuranın tefsirini surelerin tertibi üzerine ele almaya başlamışlardı. Bazıları ayetin bir bölümünü veya bir ayeti veya bir ayetin  bir cümlesi üzerinde durarak anlamları beyan ediyorlardı.  Açıklayan kişi kendi kişiliğine uygun olacak şekilde tefsir yapıyordu. Bu tür plan etkin olarak tefsirde devam etti.  Ayet ve sure tertibine göre yapılan bu galip tefsir metodu inceleme (tartışma) konusudur.

2-Bu gün tefsir: bu günkü tefsir metodu hakkında  ‘onu eleştirerekten’ bir kelime (söz) söyleyeceğiz.  Eski İslam alimleri İslam bilimleri hakkında söz söylediklerinde onu üçe ayırmışlardır. Ki bu ilimler: olgunlaşmış ve kemale ermiş nahiv ve usul ilmi, olgunlaşmış ama tam kemale ermemiş fıkıh ve hadis ilmi, hem olgunlaşmamış hem de pişmemiş tefsirul beyan ilmidir.

3-Kuran en büyük Arapça kitaptır: yukarıda  “tefsir çeşitleri” nden söz ederken müfessirlerin kendilerine hedef olarak seçtiklerinin beyanı vardı. Diğer amaçlarından daha çok onun gerçekleşmesine önem veriyorlardı.Biz üstat imam abduh’dan işittik ki müfessirleri edindikleri bu gayeden dolayı tenkit ediyordu. M. Abduh şu görüşte: tefsirden amaç, Kuran hidayetini ve rahmetini gerçekleştirmesi akidedeki, ahlaktaki ve hükümlerdeki (teşriin) hüküm koyma hikmetini ruhları cezp edecek bir tarzda açıklaması gerekir. M abduhun yanında tefsirin gerçek amacı kuran ile hidayeti bulmaktır. Bu maksat da yüce bir gayedir. Hiç şüphesiz Müslümanlar bu gayenin gerçekleşmesine muhtaçtırlar.

4-Ancak bu hedefler ( bu görüş yeni bir şey sayılmamalı )  hakkında şöyle bir görüşte bulunmamız yeni bir şey değildir. Tefsirden ilk amaç muhakkak ki bu görüş olmaması gerekir. İtina gösterilen ilk gaye edinilen de bilakis bu söylenenlerin hepsinde önce daha önde, daha (uzak) büyük olan bir gaye vardır ki diğer amaçlar bu gayeden türeyip yayılır. Çeşitli gayeler de bunun üzerine kaim oluyor. Bu söyleyeceğimiz gayenin yerine getirilmesi gerekir, diğer maksatları gerçekleştirmeden önce. O diğer maksatlar ilmi ya da ameli, dini ya da dünyevi bir maksat olsun aynıdır değişmez.

5.Bu en önde ve en büyük gaye şudur: kurana şu fikirle bakmaktır ki, o da şu yönden ki kuran en büyük Arapça kitaptır. En büyük edebi eserdir. O kuran ki Arapçayı ebedileştirmiş ve mevcudiyetini korumuştur. Kendiyle Arapçayı ebedileştirmiş ve Arapçanın iftiharı, kültürünün süsü olan bir kitaptır. Kuranın bu özelliğini dini ne olursa olsun, Arap olmanın şuurunda olan, insanlar arasında Araplığının idrakinde insan cinsi içinde cinsinin Arap olduğunu bilen Arap bilir. Bundan (Araplığının idrakinde farkında olduktan) sonra ister Hıristiyan olsun ister putperest isterse tabiatçı, zamancı isterse dinsiz, ya da Hanif bir Müslüman olsun değişmez. Çünkü o Arap sadeliği ile bu kitap Arapçadaki konumunu,  menzilini, Arapça dilinde ki yerini bilecektir. Bu dini bir sıfat ile herhangi bir imandan gelmese kurandaki bir akideye tasdik olmasa bile.

6-Bu sadece Arap ın durumu da değildir. Bilakis kanları asla Arap olmayan ancak tarihin ve hayatın seyrinin sadeliği ile kendilerine kavuştuğu, islamı din olarak kabul etmiş veya kanları Arapların kanlarına karışmış sonra Arapçayı dil edinmiş Arapça edebi yaşantısının bir temeli olmuş toplumlar için de (kuranı anlamadaki durum)  geçerlidir.

7-Hatta bu toplumlar ki Arapçaya onları bağlamıştır. Bu sağlam bağlar. Arapça lügatsel ve sanatsal şahsiyetinden (açısından) esas bir unsur, esas bir yön olmuştur. En büyük Arapça kitap ve Kuranı Kerimin (yeri)  onlar arasında sözlü sanatsal eserler ve edebi çalışmalar arasında önemli olmuştur.

8- Bütün bu milletlere miras kalan asıl olan bu kitabı edebi bir çalışmayla ele almaları gerekli gördüler ki bu sadelikten varis olan çalışmayla kökleri anlaşılsın. ( O milletler) Tüccar Arapçası veya güçlü ve canlı bir bağ ile Arapçaya bağlanarak, şahsiyetini def etmiş, varlığını yöneltmiş ve hayatına yön vermiştir. Öz Arap veya bu bağlarla Arapçaya bağlanmış kişi bu yüce kitabı okur, edebi bir yöntemle ona çalışır (Aynen şunun gibi). Değişik milletlerin değişik dillerdeki edebi kaynaklarına çalıştıkları gibi çalışır.

9- Bu edebi çalışmalar büyük bir eser olan Kuran için olmalı ki çalışanların şunu yerine getirmeleri gerekir ki ilk önce bu kitabın hakkını yerine getirmiş olmalılar. Kuranla hidayete ermek istemeseler ve kuranın ihtiva ettiğine ve kapsadığından faydalanmak istemeseler bile.  Edebiyatla uğraşanlar kuranın içeriğine inanmasalar bile ilk önce (kuran üzerinde) bu edebi çalışmayı yapmaları gerekir. Yahut da Müslümanların peyderpey dile getirdikleri o kuranın mukaddes olduğuna dair inançlarının zıddına bir inançları olsa bile. Kur’an Arapça mukaddes bir sanat kitabıdır. Ona bakan kişi ister dini açıdan ona baksın ister bakmasın durum aynıdır. (yani o edebi yönü büyük olan bir kitaptır.)

10- Kuran üzerindeki bu edebi çalışma, sanatsal düzlemde, dini açıdan olmasa bile bizim açımızdan ve bizimle birlikte aslen Arap ve sonradan Arap olan milletler nezdinde değerli, itibarlı bir çalışmadır. Ki bu çalışma (bizim için) ilk maksat ve en yüce gayedir. Bu amaç ve maksat da en ileri seviyede olmalıdır.

11- Her bir gaye ve maksat sahibi bu edebi çalışmadan sonra kurana yönelerekten dilediğini ondan alıp istediğini ondan iktibas etmeli ve itikadi, ahlaki ya da toplumsal barışa yönelik konulara veya bunun dışında sevdiği teşrii hükümlere müracaat etmeli…  Bu Arapçanın tek kitabının (Kuranın) sahih kâmil önemli (edebi) çalışmasını yapmadan, itimat etmeden bu ikincil amaçlardan hiç biri gerçekleşmiş olmaz. Kuran üzerinde yapılan bu çalışmaları bu gün tefsir diye adlandırıyoruz. Çünkü bu edebi çalışmalar olmadan ne Kuranın gayesi açıklanabilir ve ne de manası anlaşılabilir.

12- Özet olarak anladığım kadarıyla bu gün tefsir şu olmalıdır: Metodu doğru, her yönüyle kâmil, eşit dağılımlı bir edebi çalışma olmalıdır. Bu gün tefsirin ilk amacı sırf sade bir edebi çalışmadır ki bunun ardından başka bir tesire itibar edilmemiş.  Kastedilen diğer amaçların gerçekleşmesi bu edebi çalışmaya bağlıdır. İşte bizim tefsire bakış açımız ve tefsirden gayemiz bu (Kuran üzerindeki edebi) çalışmadır.



الطالب المجتهد
IP
y.gül
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 12Şubat2011
Gönderilenler: 0

Alıntı y.gül Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 12Şubat2011 Saat 18:02



arapça sınav sorularını nasıl öğrenirim



IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,110 Saniyede Yüklendi.