Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Ankara İlahiyat İLİTAM 2. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüAnkara İlahiyat İLİTAM 2. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: İlitam Arapça 2.sınıf 1. Ünite 3. Metin Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Konu: İlitam Arapça 2.sınıf 1. Ünite 3. Metin
    Gönderim Zamanı: 07Kasım2009 Saat 10:59



İlitam Arapça 2.sınıf 1. Ünite 3. Metin

 

İMANA DAVET ( BAKARA SURESİ 13. AYETİN TEFSİRİ

 

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.

1-(“Onlara: İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiği vakit "Biz hiç, sefihlerin (akılsız ve ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!" derler.)  Bu söz önceki ayette geçen sözün tamamlayıcısıdır. Bunu hükmü söyleyen ve atıf açısından önceki ayetin hükmüdür. Bu sözü söyleyenin önceki ayette olduğu gibi münafıklardan bir taife olması caizdir. Nifaktan kökten kurtulmaya işaret ediyorlar. Çünkü münafıklar rahatsız olmuş, usanmış, sakınıp çekindikleri şeyin külfetinden (rahatsız olmuşlardı). Hileler üretmekten ve çirkin sözlerle hakaret etmekten zihinleri yorulmuştu. “eminu” kelimesinin mefulu atılmıştır. “insanların iman ettiği gibi” sözüne benzetilerek istiğna edilmiştir. (yani sizde insanların Allaha iman ettiği gibi iman edin demek istenmiştir.) ya da o meful (Allah) işitenlere malumdur. “keme emenennesü-insanların inandığı gibi” sözündeki “kaf” teşbih yada sebebiyet içindir. (yani insanlar iman ettiği için, onlar gibi Allaha iman edin demektir.) “ennesü” deki “el” takısı cins (insan) yada örfi olarak (tüm) insanları kapsaması  içindir. Burada “insanlardan” maksat muhataplarının (münafıkların)  dışındaki insanlardır. Bu söz Arapların bir  fiile heveslendirmek yada yeşvik için söylediği bir sözdür. Çünkü insan nefsi, kendisinden önce birisi bir işe başlamışsa, o işi taklit etmede, (o işi yapmaya başkalarıana) uymada acelecidir. Bunun için (Araplar) bu (“keme emenennesü) sözü heveslendirmek, teselli etmek yada örnekedinmek makamında (manasında) kullanırlar.

2-”Biz hiç, sefihlerin (akılsız ve ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz?”  Bu söz inkâr için bir istifham (soru) dur. Bu söz ile en açık bir şekilde inanmayacaklarını kastetmişlerdir.Uzak durdukları o imanı, kötülemek, Müslümanları üzmek için sefihlerin imanına benzetmişler. Ki Müslümanları iman etmeye akıllarının sefihliği yönlendirmiştir. (münafıklar, iman eden) insanlardan kastedilenin Müslümanlar olduğunu da biliyorlar. “Süfehe” kelimesi “sefih”in çoğuludur. O da sefihlikle nitelenmiştir. “sefehet” de, az akıllılık kendi işlerinde muvaffak olmada zayıflıktır.

3- Araplar zayıf görüşlülere ve mal hususunda tedbirsiz olanlara “sefih” derler. Allahu Teala buyurur ki: “mallarınızı sefihlere vermeyin” nisa 5  ve “….(Borçlu) akılsız biriyse, yahut aklı azsa….” Bakara 282 ( ayetlerde böyle der). Çünkü bu zayıf görüşlülükten ileri geliyor. Münafıkların müninleri sefihlikle vasfetmesi bir iftiradır. Münafıklar zannediyorlarki müminlerin onlara muhalefeti (münafık olmamaları) akıllarının hafifliği sebebiyledir. Bu (münafıkların bu zanları) onları (Müslümanları) hakir gördükleri için değildir. (!?) Çünkü Müslümanlar içinde Araplardan ileri gelenler de vardı.

4-Bu sefih ve fesat ehlinin adetidir ki onlar ıslah ehline kötülük yapar iftira atarlar. Ki kötü halleri araştırılıp ortaya çıkarılmasın. Bunun için Ebu tayip el mütenebbi demiştir:  Nakıs (kötü) birisinden benim kötü halim (haberim) sana gelirse, bu benim mükemmel olduğumun bir delilidir. Bu ayette zındığın hükmü ile ilgili zındıklığı açığa çıkar ve bilinirse müspet veya menfi hali için bir delil yoktur.Çünkü münafıklara “insanların inandığı gibi inanın diyenler onların akrabaları yada müminlerden arkadaşlarıdır. Ol müminler ki o münafıkların münafıklığını ifşa etmemişlerdir. Bu ayet peygamber yanında münafıkların hallerinin mutat bir yönle açık olduğuna delil değildir. Ancak münafıkların hallerine (Allah izniyle) nebi muttali olmuştu. Aslolan (münafıklığın) gizliliğidir. Bazı müminler de onlarla içli dışlı oldukları için münafıkların hallerini biliyorlardı. Peygamberimizden nifakın yayılmamasını öğrenmişlerdi (o müminler).  Bu ayet nifak ve zındıklıkla ilgili bir hükme delil değildir.

5- “Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler).” (Bakara 13)  Münafıkların kötü sözlerine mükabil, müminlere nusret olsun (diye Allah da onları bu sefih sıfatıyla sıfatlandırır.) eğer o münafıkların “o sefihlerin imanı gibi mi iman edeceğiz” bu ağır sözü olmasaydı, kuranda olara  kötü söz söylemez, (sefih sıfatını vermezdi). Allahın adeti cahillerle muhatab olmamaktır. Ancak münafıkların (müminlere “sefih” demesine karşılık, kuranın da onlara asıl “sefih” sizlersiniz demesinin)  durumu şu darbı mesele benzer, osöz “sen söyledin sen hak ettin” çünkü burası hakkı batıldan ayıretme açıklama yeridir. Hitabet adabında yerini bulduğu gibi orada kesinlik ve açıklık güzeldir. Allahu teala bunu “elê” kelimesiyle ilan etmiştir. Ki bu kelime ile yüklemin durumuna dikkat çeker. Kasr sigasıyla gelmiştir. Nasıl ki aynı şey “dikkat edin, haberiniz olsun ki, asıl fesatçılar onlardır” cümlesinde olmuştur. Sefihlik sadece ve sadece onların üzerine gasr olunmuştur müminlerde yoktur. bu izafidir yani, yalnız ve yalnız, hiç şüphesiz müminler değil münafıklar “sefihtir”. Sefihlik onlarda sabit olunca halimlik onlarda yoktur.  Çünkü bu ikisi (“halim” ve “sefih”) akıllılarda bulunan iki zıt sıfattır. Buradaki “inne”haberi pekiştirmek içindir. Bu gasr’ında ifade ettiği şeydir. Zamirul fasl (innehüm hüm …) (ikinci hüm) gasr ı  pekiştirmek içindir. Biraz önce geçtiği gibi. “ele” de (“ele” innnehüm hümül müfsidündeki “ele” gibidir.

6- Ve  “fakat bunu bilmezler” sözü:  Allah ilmi, sefih olma bilgisini, onlardan nefy etmiştir. Önceki iki ayetin muhalifi olarak “yeşurun” kelimesiyle değil yalemun” kelimesiyle. Çünkü onların sefihlikle nitelenmesi gizli olan bir durum değildir. Onların bu halini bilmek için şuura gerek yoktur. bunu bilmemek şuursuzluktur. Bilakis sefihlikleri gizli değil zahirdir. Çünkü onların her bir fırkayı bir yüzle karşılamaları, bu iki sıfattan birini seçmekte zorlanmaları, dinlerinde iyice sebat etmemeleri, Müslüman olmamaları…                                              Çünkü onların bu sefahat” sıfatı gizlenemeyen bir durumdur. Onların küfrü bir erdem zannetmeleri, müminlerin taklit ettikleri imanı da sefih bilmeleri onların ilminin olmadığına delalet eder.




الطالب المجتهد
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,094 Saniyede Yüklendi.