Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Sakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüSakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: tefsir usulü 8 Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
ezmert
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Eylül2007
Gönderilenler: 201

Alıntı ezmert Cevapla bullet Konu: tefsir usulü 8
    Gönderim Zamanı: 04Kasım2009 Saat 12:32



                                                                8.HAFTA(TEFSİR)

 

Kuranı kerimin cem edilmesi sebebi “Yemâme savaşındaKur’ân hafızlarından 70 şehitt verildi. Bu gibi hâdiselerde hafızların şehid olmalarıyla Kur’ân’ın zâyi olmasından endişe edilmesıdir .Hz. Peygamber huzurunda yazıldığına dair iki de şahidi şart koştu.

Tevbe  sûresinin sonu hakkında, Zeyd: “Onu Ebû Huzeymeden başkasında bulamadım.” Demiştir.

 

 

Hz. Ebûbekir devrinde bir araya getirilen sahifelere el-Mushaf denilmiĢtir. Bu kelime dilde “iki kabı arasında sahifeler ihtiva eden” demektir. Istılahta ise: “Hz. Osman zamanında, üzerinde ittifak edilen şekliyle, âyetleri ve sûreleri tertip edilmiş tarzda Kur'ân metnini ihtiva eden evrak” manasına kullanılmış ve o zamandan beri bütün müslümanlar arasında bunu ifade etmiştir.75

Mushaf-ı şerif, Hz. Ebû Bekirden sonra, Hz. Ömere intikal etmiş; o yaşadığı müddetçe kendisinin yanında durmuş, vefat edince, kızı Hafsaya kalmıştır.

 

Hz. Ebûbekir dönemindeki bu mushaf şu özelliklere sahiptir: 1. Kur'ân, inceden inceye bir araştırmayla, ayrı ayrı yerlerde yazılı olan parçaları, dikkatli ve titiz bir şekilde toplanıp bir araya getirilmiştir. 2. Tilavetinin nesholunmadığı âyetler alınmıştır. 3. Üzerinde ümmetin icmâı meydana gelmiş olup, mütevatir bir şekilde gelmiştir. Berâe sûresinin son âyetinin sadece Ebû Huzeymenin yanında bulunması bu tevatüre herhangi bir noksanlık getirmez. Çünkü bundan maksat, bu kısmın sadece onun yanında yazılı olarak bulunduğudur. Yoksa başkalarının bunu bilmemeleri ve ezberlememiş olmaları değildir.

 

2. Kur'ân-ı Kerim'in Hz. Osman (r.a.) Zamanındaki Durumu

 

  Hz. Osman döneminde devletin sınırları genişlemiş,

Gidilen her beldede, halk, oraya gelen sahabinin öğrettiği kıraatı talim ediyordu. Mesela Kûfeliler Abdullah b. Mesûdun, Basralılar Ebû Mûsâ el-Eşârînin, şamlılar Übey b. Kabın kıraatını öğreniyordu.

kıraat farklılıkları meydana gelmişti. Çünkü Hz. Ebûbekir döneminde yazılan Mushaf, yedi harf (lehçe) göz önünde bulundurularak, yani bazı kelimeler, lehçelere göre değişik telaffuzları gösterecek şekilde yazılmıştı.

 

   K.Kerim’in çoğaltılmasında Hz. Osman; Zeyd b. Sâbit, Saîd b el-Âs, Abdurrahman b. El-        hâris ve Abdullah b. Zübeyri istinsâh işi ile görevlendirdi.    

 

Birisi Medinede bırakılıp, diğer üçü, o zamanın başlıca islâm merkezleri olan şam, Kûfe ve Basraya gönderildi. Başka bir rivayete göre ise bu mushafların sayısının yedi olup, bunlar da Mekke, Bahreyn ve Yemene gönderilmiştir.

 

Ebu Bekir döneminde çeşitli yazı malzemelerinde bulunan vahiy parçalarının büyük bir titizlilikle toplanarak, tilaveti nesholunmamışlarla yetinerek ve kendileriyle Kur'ân'ın nâzil olduğu yedi harfi içine alarak, âyetleri sıralanmış halde toplamaktır.

Hz. Osmanın icraatında ise, kıraat vecihlerinde ihtilafların hayli artması, bunun da tehlikeli bir boyuta ulaşmasıdır. Dolayısıyla yedi harf bırakılmış, sadece Kur'ân'ın nâzil olduğu Kureyş lehçesi kullanılmıştır. Böylelikle müslümanların bir Mushaf ve bir lehçe üzerinde toplamak amaçlanmıştır.83

 

3. Kur'ân-ı Kerim'in Noktalanması ve Harekelenmesi

 

Yazıda harflere nokta koyulmuyordu. Dolayısıyla Hz. Osman zamanında yazılan mushaflara da noktalama işaretleri konulmamıştı.

Mushafın noktalanması, ilk önce hicri 65 yıllarında Abdulmelik b. Mervân (V. 86/705) zamanında ciddi bir ihtiyaçla başlamıştır. Başlangıçta harekenin yerini tutmak üzere noktalama işaretleri kullanılmıştır. Fetha yerine harfin üstüne bir nokta, kesre yerine harfin altına bir nokta, zamme yerine harfin önüne bir nokta, sükûn yerine de iki nokta konuluyordu.

Noktalama icraatının ilk olarak Ebul-Esved ed-Düelî. Rivâyet edildiğine göre, Basra valisi Ziyad, Ebul-Esvede haber göndererek, Allah'ın kitabını doğru okutabilmek için bazı işaretler koymasını istemişti. O, buna karşı isteksiz duruyordu. Fakat bir gün Kur'ân okuyan biri: ُ(Tevbe 9/3) âyetindeki resûl kelimesinin harekesini ötre yerine esre ile verasûlihi tarzında okuyarak mânâyı alt üst etti. Zira asıl anlamı “Allah da Resûlü de müşriklerden uzaktır” iken, bu okuyuşla “Allah, müşriklerden ve Resûlü’nden uzaktır.” oluyordu. Ebul-Esved: “Haşa! Allah, Resûlünden uzak olmaz!” diyerek vâlinin teklifinin kabul etti. Neticede fetha için harfin üstüne bir nokta, kesre için altına bir nokta, zamme için harfin önüne bir nokta koydu. Daha sonra yine Abdulmelik (v.86/705) döneminde şekil itibariyle birbirine benzerlik gösteren harfleri ayırdetmek için noktalamaya (icâm) ihtiyaç duyuldu. Bu ayrım için de nokta kullanılınca, bu defa hareke maksadıyla konulan sistemle çakıştı. Bunun için daha önceki noktalama işi için ayrı, harekeleme için kullanılan noktalama için de ayrı renkteki mürekkepler kullanıldı. Bir süre sonra da harekeleme işinde, şu anda bildiğimiz işaretler kullanılır oldu.

Hicri üçüncü asırdan sonra Mushafın yazısı daha da iyileştirilip güzelleştirildi. insanları, sûrelerin isimlerini ve âyetlerin sayısını, âyet başlarını belirten işaretleri; durulması lazım olan için mim, durulması yasak olan için lamelif, durmakla geçmek eşit ve câiz olan için cim... gibi işaretler geliştirdiler.

4. Yedi Harf ve Kıraat Meselesi

 Yedi Harf (el-Ahrufu’s-seb’a)

 Hadiste  “yedi harf” ifadesi geçmekte, ancak bundan maksadın ne olduğu kesin olarak anlaşılmamaktadır. en çok kabul gören görüşe göre şöyledir:

a. İsimlerin müfred, tesniye, cem, müzekker ve müennes olmalarıdır.

b. Fiillerin mazi, muzari, emir gibi kullanımlarındaki farklılıklardır.

c. irab vecihlerindeki farklılıklardır

  d. Ziyade ve noksan ile olan farklılıklardır.

    e. Takdim ve tehir ile olan farklılıklardır.

    f. Harflerin veya kelimelerin değiştirilmesiyle olan farklılıklardır.

    g. Lehçe farklılıklarıdır.

Kıraata gelince, kelama ârız olması mümkün olan medd, kasr, imâle, tahfif, teskil, idğam, izhar, ibdal, noktalama gibi eda ve telaffuz çeşitleri olup, mütevatir bir senedle Hz. Peygamberden (s.a.s.) nakledilmişlerdir.

 




Aczini itiraf eden,ehliyetini isbat eder.
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,094 Saniyede Yüklendi.