Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Sakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüSakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: Hadis tarihi 6. hafta özeti Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
fethiyee
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 07Mart2009
Konum: Sakarya
Gönderilenler: 0

Alıntı fethiyee Cevapla bullet Konu: Hadis tarihi 6. hafta özeti
    Gönderim Zamanı: 31Ekim2009 Saat 16:20



                            6 - Tasnîf Dönemi

   Hadîs tarihinin bu döneminde, daha önce kitaplarda karışık olarak bir araya getirilmiş olan hadîsler muhtelif şekillerde sınıflandırmaya yani tasnîfe tabi tutulmuşlardır.

   Hicrî 2. asrın ortalarına yakın bir zamandan 5. asrın ortalarına kadarki bir süreyi içine alan bu dönem (bu bölümde 3. asrın sonuna kadar olan tasnif dönemi işlenecektir), kendi içinde birkaç merhaleye ayrılabilir. Çünkü hadîslerin tasnîfi faaliyetinin olgunlaşması tek ameliyede gerçekleşmemişti. Meselâ İmam Mâlik (ö. l79) el-Muvatta’ında bir tasnîf yapmıştı. Daha sonra gelen Buhârî (ö. 256) ise, el-Muvatta’ı ve diğer birçok hadîs kitabını kullanarak daha gelişmiş bir tasnîf ortaya koymuştu. Bunun için bu dönemin üçüncü asır başlarına kadarki kısmı, hadîs kitaplarının hem tertib hem de hadîs sayısı yani muhteva zenginliği bakımlarından mükemmele ulaşmadığı birinci merhale; dördüncü asır başlarına kadar olan kısmı, tertib bakımından mükemmele ulaşmakla beraber hadîs sayısı bakımından henüz öyle olmadığı ikinci merhale; beşinci asır ortalarına kadar olan kısmı ise bazı yeni hadîs tertibi arayışlarının1 yanında hadîs sayısı bakımından kısmen2 mükemmele ulaştığı üçüncü merhale kabul edilebilir.

   Bu merhalelerin ikincisi hadîs tarihinin altın devri sayılır. Kütüb-i sitte3 bu merhalede yazılmıştır. Muhteva zenginliği bakımından, bütün hadîsleri kapsayan bir eser hâlâ meydana getirilememiş ve, önemli olanın tasnîf etme olmasına bakılacak olursa, asıl Tasnîf Dönemi bu ikinci merhalenin sonu ile sınırlandırılabilir. Nitekim rivâyet asrı denince de üçüncü asrın sonuna kadar olan zaman anlaşılmaktadır.

   Bu dönemde yazılan pek çok eser günümüze ulaşmıştır. Bu eserlerde hadîsler, dönemin en belirgin hususiyetlerinden biri olarak, senedleriyle birlikte verilirler. Bu eserler o kadar meşhur olmuşlardı ki, önceki iki dönemde(tesbit ve tedvin döneminde) yazılmış olan eserlere ihtiyaç kalmamıştı. Tasnif Döneminin ilk iki merhalesinde(2. ve 3. asrında) gerçekleştirilen çalışmaları iki ana başlık altında ele alacağız:

    A. Metinle İlgili Çalışmalar: Bu dönemde hadîsler bir taraftan önceki dönemlerde yazılmış olan hadîs kitaplarından toplanarak yeniden tasnif edilmiş, diğer taraftan onları anlamaya yönelik bir kısım çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu sebeple söz konusu çalışmalar iki kısma ayrılabilir:

    1. Toplama ve Tasnîf Çalışmaları: Önceki dönemlerde karışık bir şekilde kaydedilmiş olan hadîsler, kaydedildikleri yazı malzemelerinden; sahîfelerden, kitaplardan toplanarak senedleriyle birlikte konularına göre (yani ale‘l-ebvâb) veya râvîlerine göre (yani ale’r-ricâl) sınıflandırılmışlardı. Bu sınıflandırma usûllerinden her biri ile değişik türde birçok kitap yazılmıştır. Bu kitapları genel özelliklerine göre şöyle taksim etmek mümkündür:

    *Her Konudan Hadîs İhtiva Eden Kitaplar: Câmi‘, ve müsned türlerinde yazılmış kitaplar bu kısma girer.

  -Câmi‘, içinde her konudan hadîs bulunan hadîs kitabı demektir. Bu konular akaid, ahkâm, zühd, âdâb, tefsîr, tarîh, menâkıb ve fiten şeklinde sekiz ana başlık altında incelenir. Bu dönemde yazılan câmi‘ türü kitaplarda hadîsler konularına göre sınıflandırılmışlardır. Buhârî, Müslim ve Tirmizînin el-Câmi‘u’s-sahîhleri bu türün en meşhur eserleridir.

  -Müsned, sahâbî veya sonraki bir râvînin ismi altında ondan gelen muttasıl merfû hadîslerin toplandığı hadîs kitabıdır. Bu tür hadîs kitapları hadîsleri râvîlerine göre yani ale’r-ricâl tasnif etmekte olup bunlarda bulunan hadîsler, bir kısmı belki şeklen de olsa, muttasıl ve merfûdurlar. Dolayısıyla bu tür kitaplarda mevkuf ve maktû hadîsler ya hiç yoktur ya da yok denecek kadar azdır. Müsned türü hadîs kitaplarında sahâbî râvîler genellikle fazilet durumlarına göre sıralanmışlardır.

   Hicrî 3. asırdan itibaren 80den fazla müsned telif edilmiştir. İlk müsnedi Ebû Dâvûd et-Tayâlisînin (ö. 204) veya Esed b. Mûsanın yazdığı söylenmektedir.

   Ebû Dâvûd et-Tayâlisî ve Müsnedi: et-Tayâlisî cerh ve ta’dîl ilminde meşhur bir hadisçidir. Hadîs öğrenimi için pek çok yolculuk yapmıştır. Bilhassa uzun hadîslerde ihtisası olduğu bildirilen Tayâlisînin talebeleri arasında da Ahmed b. Hanbel ve Ali b. el-Medînî gibi meşhur âlimler vardır. Bir rivayete göre Tayâlisîden 40 bin hadîs yazılmıştı. Ona nisbet edilen Müsnedi, talebesi Yûnus b. Habîb tertib etmiştir. Günümüze, bilindiği kadarıyla, tam olarak ulaşmamış olan bu eserde 281 sahâbînin hadîsleri bulunmaktadır. Sahâbîler, dört halife, diğer bedrîler, muhacirler, ensâr, kadın sahâbîler, genç sahâbîler şeklinde fazilet sırasına konmuşlardır. Son zamanlarda es-Sââtî isimli bir âlim bu eserdeki hadîsleri konularına göre tertib edip Minhatu’l-Ma‘bûd ismiyle neşretmiştir.

   Ahmed b. Hanbel ve Müsnedi: Ebû Abdillah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybânî, 164 yılında Bağdâdda doğdu. Mekke, Medîne, Yemen, Basra, Cezîre ve Şâma rıhleleri oldu. Sufyân b. Uyeyne, Yahya b. Saîd el-Kattân ve Abdurrezzâk gibi meşhur muhaddislerden hadîs aldı.

      İmam Ahmed birçok eser yazdı. Kitâbü’l-ilel ve ma‘rifeti’r-ricâl, Kitâbü’z-zühd, Kitâbü fedâili’s-sahâbe ve el-Müsned bunlardandır. Onun en meşhur eseri, şüphesiz el-Müsnedidir.

     Ahmed b. Hanbel, Müsnedini 750 bin hadîsten seçtiği hadîslerle meydana getirmiştir. O, bu eserine kendileriyle delil gösterilebilecek hadîsleri almaya çalışmıştır. Eserde 700den fazla sahâbîden gelen 30 bin civarında hadîs mevcut olup bu sahâbî râvîler de İslâmdaki faziletlerine ve yerleşim bölgelerine göre sıralanmışlardır. Onda sahîh ve hasen hadîslerin yanında zayıf hadîsler de bulunmaktadır. Bu durum aslında daha kuvvetlisi bulunmadığında zayıf hadîsle ahkâmda da amel edilebileceği görüşünde olan Ahmed b. Hanbelin, kitabı hakkındaki kanaati ile çelişmez. Ancak bu eserde mevzû hadîslerin olduğunu söyleyen âlimler de vardır.

   *Muayyen Konularda Hadîs İhtiva Eden Eserler: Bu dönemde münhasıran ahkâm, ahlâk, iman, cihad, şemâil ve namaz gibi belirli konularda hadîsler ihtiva eden eserler de yazılmıştır. Bunların içinde en zengin edebiyata sahip olan, hiç şüphesiz, ahkâm hadîsleridir.

   Özellikle ahkâm hadîsleri, başlıca sünen, Musannef ve muvatta türü eserlerde bir araya getirilmişlerdir.Sünen, daha çok merfû ahkâm hadîslerini ihtiva eden eserlerdir. Sünenlerin iki kriteri vardır: Birincisi: yalnızca fıkıh konularını ihtiva etmesi. İkincisi ise; yalnızca Hz. Peygamber(SAV)’in merfu hadislerini ihtiva etmesi. Bunlarda mevkûf ve maktû hadîsler yok denecek kadar azdır. Günümüze tam olarak ulaşan en eski sünen kitabı Dârimînin Sünenidir. Bu türün en meşhur eserleri ise Ebû Dâvûd, Nesâî, Tirmizî ve İbn Mâcenin Sünenleri ile Dârimînin Sünenidir.

   Dârimî ve Sünen'i: Dârimî, 181 yılında Semerkandda doğdu. Buralarda zamanının büyük âlimleriyle görüşüp onlardan ilim aldı. Sadece Sünenine rivayetlerini aldığı hocalarının sayısı 250 civarındadır. Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, Ebû Zur’a , Baki b. Mahled gibi meşhur hadisçiler ise onun talebesi oldular. Dârimî 255de Merv'de vefat etti. Dârimî, hadis, tefsir ve fıkıh sahalarında büyük bir âlim idi. Bilhassa hadis ilmindeki geniş bilgisi ve titizliği ile meşhurdu. Zamanında Mısır, Şam gibi birçok bölgede, muasırı olan Buhârî henüz tanınmıyorken o tanınıyordu. Dârimî'nin et-Tefsîr, Kitâbü’s-sünnet ve es-Sünen ismiyle üç eseri olduğu nakledilmektedir. Bunlardan sadece, onun en meşhur eseri olan es-Sünen günümüze ulaşmıştır. Bu eserde, pek çok sahîh hadisin yanında hasen, zayıf ve hatta bazı âlimlere göre, az da olsa, mevzû hadislerde bulunmaktadır. Bununla beraber içindeki hadislerin genel durumlarının iyi olmasından dolayı bazı âlimler, kütüb-i sittenin 6.sı olarak İbn Mâcenin Süneni yerine Dârimînin bu eserinin kabul edilmesinin daha uygun olacağını söylemişlerdir.

  -Musannef eserlerde merfû, mevkûf ve maktû ahkâm hadîsleri toplanmıştır. Bu türde Abdurrezzâk b. Hemmâm ve İbn Ebî Şeybenin Musannef isimli eserleri vardır.

  -Muvatta’larda ise bir bölgenin âlimlerinin ittifakla kabul ettikleri ahkâm hadîsleri toplanmaya çalışılmıştır. Bu türün en meşhur eseri İmâm Mâlikin Muvatta’ıdır.

   İmâm Mâlik ve Muvatta’ı: Mâlik b. Enes 93 yılında Medînede doğdu, orada yetişti, bütün ömrünü orada geçirdi. Bir rivayete göre Halife Mansûrun kendisinden bir hadîs kitabı yazması isteği üzerine el-Muvatta’ını yazdı. İmâm Mâlikin en mühim eseri el-Muvatta’dır. 40 yılda telif ettiğini bildirdiği bu eserini Medîne fakihlerinden 70ine arzetmiş, onların tasvibi üzerine ona el-Muvatta ismini vermişti. Kitabta mürsel, munkatı’ ve belâğ hadîsleri de vardır. el-Muvatta’da, bir sayıma göre 1720 hadîs vardır. Bunlardan 600ü müsned, 228i mürsel, 613ü mevkûf, 285i maktûdur. el-Muvatta’ın, ilk yazıldığında 10 bine yakın hadîs ihtiva ettiği, zamanla bunların bir kısmı çıkarıla çıkarıla son şeklini aldığı nakledilir. el-Muvatta’ın bir çok nüshası arasında görülen farklılıkların bir sebebi bu durum olmalıdır. Musannef türüne girer. Halife Mansûr ile Halife Harun Reşîd onu resmileştirmek istemişlerdi de İmâm Mâlik, değişik ülkelerde oralara ulaşan değişik bilgiler ihtiva eden eserler yazılmış olduğunu söyleyerek buna razı olmamıştı. el-Muvatta Türkçeye de tercüme edilmiştir.

   *Muayyen Özellikte Hadîsler İhtiva Eden Eserler: Sahîh, zayıf veya âlî gibi belirli bir özelliğe sahip olan hadislere ayrılan eserler bu kısma girer. Buhârî ve Müslimin el-Câmi‘u’s-sahîhleri, İmâm Mâlikin el-Muvatta’ı bir kısım sahîh hadîsleri bir araya getirmek için yazılmışlardır.

   *Muayyen Sayıda Hadis İhtiva Eden Eserler: Bu dönemde 40, 80 gibi belirli sayıda hadis ihtiva eden eserler de yazılmıştır. Bu sayıların tespitinde rakamların toplum içinde kazandıkları özel anlamların etkisinin yanında Hz. Peygambere -sallellahu aleyhi ve sellem- nisbet edilen bazı teşvikler de etkili olmuştur.

   2. Anlama Çalışmaları: münhasıran hadîs esas alınarak onu anlamaya yönelik yapılan çalışmalardır. Tasnîf Döneminde bu sahada yapılan çalışmaları iki başlık altında toplamak mümkündür:

  1) Hadîs Lügati Çalışmaları: Hadîslerde anlaşılması zor olan, açıklamaya ihtiyaç duyulan ve bir ıstılah olarak garîbü’l-hadîs denilen bazı kelimeler vardı. Nitekim Muvatta-i Mâlik, Sahîh-i Buhârî, Sahîh-i Müslim, Sünen-i Tirmizî ve Sünen-i Dârimî gibi hadîs kitaplarında hadîslerde geçen bazı kelimelerin açıklamalarına yer verilmiştir.

  2.)Şerh Çalışmaları: Bu dönemde telif edilen hadîs kitaplarında bazı müellifler, yer yer hadîslerden anlaşılabilecek mânâların bir kısmına, bazı hadîslerin yorumlarına da yer vermişlerdir. Bu şekildeki açıklamalara, meselâ, Muvatta-i Mâlik, Sahîh-i Buhârî, Sünen-i Tirmizî ve Sünen-i Dârimî  de rastlamak mümkündür. Bunun yanında seçilen bir kısım hadîslerin muhtelif yönlerden açıklamaları için müstakil kitaplar da telif edilmiştir. Bunlara örnek olarak İbn Kuteybenin Te’vîlü muhtelifi’l-hadîsi zikredilebilir.

  Şerh çalışmaları içinde, zahiren birbirine veya diğer delillere zıt görünen hadîsleri ele alıp inceleyen, onları izah etmeye çalışan eserleri de zikretmek gerekir. Bu sahada İmâm Şâfiînin İhtilâfü’l-hadîs ile İbn Kuteybenin Te’vîlü muhtelifi’l-hadîs isimli eserleri vardır.

   B. Senedle İlgili Çalışmalar: Bu çalışmalardan kastımız, hadîslerin senedleri ile bu senedlerde geçen râvîler hakkında yazılan eserlerdir. Bilindiği gibi, şahısların araştırılmasına ve incelenmesine sahabe döneminden, hatta bazı haberlere bakılacak olursa, asr-ı saadetten itibaren başlanmıştı.

  Hicrî 2. asrın ortalarından sonra bu faaliyet gelişmiş ve Şube, Ma’mer b. Râşid, Hişâm ed-Destuvâî, Sufyân es-Sevrî Mâlik b. Enes ve Yahya b. Saîd el-Kattân gibi âlimlerin râvî değerlendirmeleri, yani cerh ve ta‘dîli artarak devam etmiş ve hicrî 3. asrın başlarında bu dalda bir ihtisaslaşma ortaya çıkmıştı. Yahya b. Ma’în ve Ali ibnül-Medînî bu yönleriyle temayüz etmiş âlimlerdendir. Bu âlimler râvîleri değişik yönlerden incelemiş ve hadîs rivayetinde ne derece güvenilir olduklarını ortaya koymaya çalışmışlardır. İşte tasnîf döneminde bu âlimlerin râvîler hakkındaki görüşleri ile râvîlerin hayat hikâyeleri, hocaları, talebeleri tespit edilerek eserler yazılmaya başlanmıştır. Bunun sonucu hadîs rivayetine katılan binlerce kişi kayda geçirilmiştir.

  İstihrâc ve turuk çalışmaları da senedle ilgili çalışmalar arasında değerlendirilmelidir. Buna göre senedle ilgili çalışmaları ikiye ayırmak mümkündür:

   1.Sened Toplama Çalışmaları: Bu dönemde Buhârî ve Müslimin Sahîhleri gibi bazı kitaplar üzerinde istihrâc, bazı hadîsler üzerinde ise turuk çalışmaları yapılmıştır.

  İstihrâc, kısaca, bir kitaptaki hadislerin farklı senedlerini bulup hadisleri bu senedleriyle yazarak yeni bir kitap oluşturma demektir. Meydana gelen bu yeni kitaba mustahrec denir.

  Turuk çalışması ise, bir hadisin, bulunabildiği kadarıyla, bütün senedlerini bir kitapta toplama işidir.

   2.Ricâl Çalışmaları: Râvîlerle ilgili çalışmalar iki ana başlık altında toplanabilir:

    a)Güvenilirlik Durumlarına Göre Ricâl Çalışmaları: Bunlar da üç kümede ele alınabilir:

 *Sika Râvîlerle İlgili Eserler: Bu eserlerin başında sahâbe hakkında yazılanları kaydetmek gerekir. Bu konuda ilk eseri Ebû Ubeyde Ma’mer ibnül-Müsennanın yazdığı nakledilmektedir.

  *Zayıf Râvîlerle İlgili Eserler: Bu dalda ilk eseri Yahya b. Maînin yazdığı nakledilir.

   *Karma Râvîlerle İlgili Eserler: Bu dönemde sika ve zayıf râvîleri birlikte ele alan eserler de kaleme alınmıştır. Bu tür eserlerden İbn Sa’dın et-Tabakâtü’l-kübrâ, Buhârînin et-Târîhu’l-kebîr ve İbn Ebî Hâtimin el-Cerh ve’t-ta‘dîli sahalarında hadîs tarihinin en mühim kitapları arasında sayılırlar.

    -İbn Sa’d ve et-Tabakâtü’l-kübrâ’: İbn Sa’d, tarihçi Vâkıdîye çok mülazım olduğu için kâtibu'l-Vâkıdî diye meşhur oldu.

   et-Tabakâtü’l-kübrâ: Tabakât türünün en mühim eserlerindendir. Bu eser, yazarının ilminin genişliğini, hafızasının güçlülüğünü, çağındaki bilgilerin kaynaklarına vakıf oluşunu gösterecek mahiyettedir. Eserin, günümüze noksan olarak ulaştığı anlaşılan kısımları 8 cilt ve müstakil bir ek cilt halinde basılmışlardır. İlk 2 cilt siyere tahsis edilmiştir. Kitapta daha ziyade Basra, Şâm ve Mısır ehline ağırlık verilmiştir. Bazı sahâbîlerin hayat hikâyeleri de genişçe ele alınmıştır. Kitapta bol haberler bulunmakta ve ele alınan hadis râvîleri hakkında cerh ve ta‘dîl lafızları kullanılmaktadır. Hadisçiler onun bu konudaki açıklamalarını makbul sayarlar.

  Râvîler tabakalara ayrılırken zaman ve mekân esasından hareket edilmiştir. Önce sahâbîler, sonra tabiiler ele alınmıştır. Sahâbîler beş tabakaya ayrılmıştır: Muhâcir Bedrîler, Ensâr Bedrîler, Bedre Katılamamış İlk Müslümanlar, Mekkenin Fethinden Önce Müslüman Olanlar, Mekkenin Fethinden Sonra Müslüman Olanlar. İçinde, az da olsa, bazı rivayetlerin tenkidine de rastlanan kitabın en mühim kaynağı, hocası Vâkıdînin et-Tabakât’ıdır.

   b)Güvenilirlik Dışındaki Durumlarına Göre Ricâl Çalışmaları: Bu şekildeki çalışmaların ürünleri de şu şekilde sınıflandırılabilir:

  *Lakab, Künye ve Nisbe Eserleri: Hadis tarihinde bir şahsı diğerinden ayırmak için, bu günkü hüviyet cüzdanı bilgileri gibi, başlıca beş alem/ayırtıcı-tanıtıcı kelime kullanılmıştır. Bunlar lakab, künye, isim, neseb ve nisbedir.

  -Lakab, özel ismin dışında, kişiyi övmek veya yermek için ya da sadece kişide bulunan bir hususiyeti ifade için bu kişiye verilen tanıtıcı isimdir.

  -Künye, Ebû Fulân, İbn Fulân, Ummu Fulân şeklinde, “eb: baba”, “ibn: oğul”, “umm: anne” gibi kelimelerle başlayan alemlerdir. Künyeler daha çok ilk çocuğun ismine izafetle verilirler. Künye şeklinde lakab ve özel isimler de vardır: Ebû Hureyre ve Ebû Bekr künyeleri gibi.

  -İsim, insana doğduğunda verilen özel addır.

 -Neseb , kişinin sırasıyla babasının veya annesinin, dedesinin, dedesinin babasının... isimlerinin yer aldığı soy zinciridir. Nisbe kişinin bağlı olduğu ülkeyi, kabileyi, mezhebi, vs.yi gösteren alemdir.

  Şahıslar olağan durumlarda isimleriyle tanınırlar. Ama bazı hallerde adı geçen diğer alemleriyle meşhur olabilirler. Bu sebeble onları bu özelliklerine göre ele alan müstakıl kitaplar da yazılmıştır. Bu kitaplardan, örnek olarak, şunları zikredebiliriz:

  Kitâbü’l-küna, Buhârî, Haydarâbâd,

  Kitâbü’l-küna ve’l-esmâ, Müslim,

  Kitabü’n-neseb, Ebû Ubeyd el-Kasım b. Selâm.

  *Aynı veya Benzer İsimli Râvîler Hakkındaki Eserler: İsimleri aynı olan yahut okunuş veya yazılış bakımlarından birbirine benzeyen râvîleri ayırmak, onları doğru bir şekilde değerlendirmek için çok önemlidir. Bunun için bu özellikte birçok eser yazılmıştır. Yazılış ve okunuşları aynı olmakla beraber farklı kişileri gösteren isimlere müttefik ve müfterik denir. Buna el-Halîl b. Ahmed ismi örnek verilebilir. Bu isimde altı kişi vardır.

  *Mubhem Şahıslarla İlgili Eserler: Sened ve metinlerde, ismi verilmeksizin sadece “fulan: falan”, “reculun: bir erkek”, “imreetun: bir kadın” veya benzeri bir şekilde zikredilen şahısların kim olduğunu göstermek üzere müstakil eserler de yazılmıştır.



Düzenleyen fethiyee - 31Ekim2009 Saat 20:17



IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,094 Saniyede Yüklendi.