Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Sakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüSakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: mantık 4. hafta Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Konu: mantık 4. hafta
    Gönderim Zamanı: 29Ekim2009 Saat 23:31



Mantık 4.Hafta ders özetleri

KAVRAM, ÇEŞİTLERİ VE DELÂLETLERİ, KAVRAMLAR ARASI İLİŞKİLER

A. Kavramlar Teorisi

1. Kavram ve Terim

Kavram, “Bir objenin zihindeki tasavvurudur”; diğer bir ifade ile “nesnelerin tarifi”nin ifadesidir. Buna fikir (ide) de denir. Kavram dil ile ifade edildiğinde bu, mantıkta terim olarak isimlendirilir.

Gazali’ye göre kavram ve terimi ortaya koyabilmek için bir şeyin varlık mertebeleri olarak kabul edilen şu aşamalara bakmak gerekir:

1. Şeyin kendi nefsindeki hakikati (ayandaki varlık).

2. Şeyin hakikatinin idesinin zihinde sabit olması (kavram).

3. Şeye delalet eden harfler ile bir sesin oluşturulması (terim) ki bu, zihinde olan ide’ye delalet eden ibaredir.

4. Görme duyusu ile algılanan ve söze delalet eden işaretlerin oluşturulması bu da yazıdır.3

            Gazali’ye göre bu dört husus, birbiriyle örtüşüktür. Fakat ilk ikisi, asırlara ve milletlere göre değişmeyen hakiki varlıklar olarak kabul edilirken, son ikisi yani söz (terim) ve yazı zamanlara ve milletlere göre değişir. Çünkü bu ikisi seçim ve benimseme yoluyla ortaya çıkmaktadır.

Gazali, yazıyı terimden ayrı olarak ele almakla, söz ile ifade edilen şeyin, yazıyı ifade eden şeyden farklı olduğunu belirtmektedir. Farabi de ağızdan çıkan sesi (terimi), yazıdan ayrı tutmuş, ağızdan çıkan sesin zihindeki imgelere veya kavramlara doğrudan doğruya, vasıtasız olarak delalet ettiğini ileri sürmüştür.

Gerçek ve hakiki olan varlık (vücud), asıldaki varlıktır. Zihinlerdeki varlık; ilmî ve şeklî, lisanlardaki varlık ise lâfzîdir. Mesela, göğün aslında ve zatında bir varlığı vardır. Çünkü göğün şekli, gözlerimizde ve dolayısıyla hayalimizde iz bırakır. Göğün yok olduğunu, varlığının ortadan kalktığını farz etsek bile, onun şekli hayalimizde devamlı olarak kalacaktır. Göğün dildeki varlığı ise bir takım seslerden oluşan bir terimden ibarettir. Bu sesler, gök terimini oluşturan “g”, “ö”, “k” olmak üzere üç parçadan oluşur. Gök terimi, zihindeki göğün bir delili ve zihindeki gök de gerçek göğe uygun olan bir surettir. Asıldaki vücud olmazsa şekil ve suretlerin zihinlerde meydana gelmesine, zihinlerde suret meydana gelmezse insanın o sureti duymasına ve insan o sureti duymazsa, onu dil ile ifade etmesine imkân yoktur.

2. Terimin Anlama Delaleti

Delalet, terim ile terimin anlamı arasındaki ilişkidir; bu ilişkinin bilinmesi ise mantığın göz ardı edemeyeceği bir konudur. Terimlerin anlama delaleti mutabakat, tazammun ve iltizam olmak üzere üç şekilde ele alınabilir.

2.1. Mutabakat Yoluyla Delalet:

İsmin bir şeye karşılık olarak konmasıdır. Mesela, “duvar” teriminin “duvara” delaleti, “ev” teriminin, eve delalet etmesi böyledir.

2.2. Tazammun Yoluyla Delalet:

Tazammun, bir şeyin başka şeyi veya şeyleri içermesidir. “Ev” sözcüğünün, evin tavanına delaleti tazammundur. Çünkü ev, tavan ve duvarlardan ibaret olduğu için, tavanı da içerir. “İnsan” sözcüğünün canlıya delaleti de tazammundur.

2.3. İltizam Yoluyla Delalet:

İltizam zihni olarak bir terimin diğer terimi zorunlu olarak gerektirmedir. Mesela, tavan sözcüğünün duvara delaleti iltizamdır. İbn Sina’ya göre tavan, duvarı gerektirir (iltizam), fakat onu tazammun etmez; ev, duvarı hem gerektirir (iltizam) hem de kapsar (tazammun). Ona göre bu, aynı zamanda iltizam ile tazammunun farkını da ortaya koymaktadır.  Ebheri, “İnsan” teriminin “düşünen canlı”yı göstermesini mutabakata, ikisinden birini göstermesini tazammuna, bilme ile yazma sanatına olan yeteneği göstermesini de iltizama örnek olarak göstermektedir.

 

3. Kavram ve Önerme      

Önerme ve kıyasları oluşturmak için ilk önce basitleri yani bunları oluşturan tekilleri ve onların cüzlerini bilmek gerekir. Aynı şekilde bilgi bilinenin yolunu izlediği için önermeyi elde etmek isteyen, onu oluşturan öğelerin (tekillerin) bilgisini elde etmelidir. Öyleyse bir önermeyi oluşturabilmek için öncelikle kavramları ve anlamlara delalet biçimlerini, daha sonra da anlam ve kısımlarını bilmek gerekir. Kavramların tek başına birer anlamları vardır. Fakat doğru ya da yanlış olmazlar, doğru ya da yanlış olabilmeleri için bir hükümde yer almaları gerekir. Hüküm ise önermelerde gerçekleşir.

 

4. Kavram ve Hayal

Kavram tasavvur edilebilen her şeyden oluşurken, tasavvur edilen her şey hayal edilemez. Gazali’ye göre önceden duyularla algılanmış eşyaların sureti hayalde kalır. Görülen bir şeyin sureti, göz kapağımızı kapadığımız anda hayalimize yerleşir. Bu duruma “gündüz uykusu” denir. Görülen bir cismin suretinin hayaldeki nakışlama gücüne “hayal”, bu hayal gücüne de “ortak duyular (his)” denir. Çünkü hayal gücü, beş duyunun etkisi altında kalan nesnelerin izinden başka bir şey değildir.

Hayal, duyulardan oluştuğu için at, insan başlı olarak kuş, at başlı olarak hayal edilebilir. Fakat görülmeyen bir şeyi hayal etmek mümkün değildir. Hayal kuvvetinin bütün tasavvurları, kendisinde bulunan suretleri parçalara ayırma (tahlil) ve birleştirme (terkip) işlemiyle oluşur. Hiç görmediğimiz bir meyveyi hayal etmek mümkün değildir. Ama görülen bir şeyin renk v.b. niteliklerini değiştirerek hayal etmek mümkündür. Mesela, siyah bir meyve ya da karpuz büyüklüğünde bir meyve hayal edilebilir. Ancak hayal ile elde edilen bilgi doğru bilgi olmaz. Bu nedenle hayalden yüz çevirip, aklın gerektirdiği şeye yönelmek en doğru yoldur.

            Yani kavram, bir objenin zihindeki tasavvurdur, tasavvur ise hayalden farklıdır. Çünkü hayal sadece duyulara dayandığı halde,  kavram tasavvur edebileceğimiz her alanla ilgilidir. Dolayısıyla hayal ile kavram aynı şey değildir.

 

5. Kavramın Çeşitleri

5.1. Basit ve Bileşik Kavramlar

Basit kavram, kendisine tek sözle delalet edilen kavramdır. Mesela “insan”, “hayvan”, “konuşan”, beyaz”, “siyah” gibi kavramlar basit kavramlardır. Bileşik kavram ise; Eğer Abdullah veya Abdulmelik gibi kelimeler sıfat olarak kullanılırsa birleşik birer kavram olurlar. Bu anlamıyla bu gibi isimleri alan herkes zorunlu olarak “Allah’ın kuludur” anlamında ele alınmış olur. Dolayısıyla birini tanıma amacına yönelik olarak kullanılan Abdullah veya Abdulmelik gibi kavramlar basit; bir nitelik olarak kullanılanlar ise, birleşiktir. “Abdulmelik” ismi, “Melik’in kölesi” anlamında da anlaşılabilir. Bu durumda, onun zatının tarifi yapılırsa basit, sıfatının tarifi yapılırsa bileşik olur.

5.2. Tekil ve Tümel ve Tikel Kavramlar

Bir tek şeye delalet eden sözcüğe tekil (muayyen) kavram denir. Mesela “Zeyd”, “bu ağaç”, “bu at”, “bu siyahlık” gibi kavramlar tekildir. Tekil (muayyen) kavram, mefhumu sadece bir tek şey olan sözcüktür.             Bir grubun bütününe delalet eden kavramlara tümel kavram denir. Tümel kavram, mefhumu manasında ortaklığın gerçekleşmesine mani olmayan kavramdır. Siyah, hareket, at ve insan sözcükleri tümel kavramlardır. “Bu at” denildiğinde ise, terim tekil olmuş olur. Bir grubun bir kısmına delalet eden kavrama tikel kavram denir. “Bazı kitaplar”, “bazı insanlar” gibi.

5.3. Soyut ve Somut Kavramlar:

Zihnin dışında konusu olmayan, varlığı başka bir şeye bağlı olan kavramlara soyut kavram denir. Soyut kavramlar bir oluş tarzını bildirir. Beyazlık, insanlık, gençlik gibi. Zihnin dışında konusu bulunan, bir nesneye veya bir varlığa işaret eden kavrama somut kavram denir. Kalem, genç, kitap gibi.

5.4. Kolllektif ve Distribütif Kavramlar:

Bu kavramlar bir fertte veya grupta gerçekleşmelerine göre isimlendirilirler. Bireyler grubunu ifade edip de grupta grupta gerçekleşen kavramlara kolektif kavram denir. Ordu, sendika, aile, meclis kavramları gibi. Bireyler grubunu ifade edip, grup da değil de bireyde gerçekleşen kavramlara distribütif kavram denir. “Asker” kavramının “ordu”, “işçi” kavramının “sendika”, kavramları ile anlam kazanması gibi.

5.5. Olumlu ve Olumsuz Kavramlar:

Her kavram bir olumlu bir de olumsuz anlam taşır. Bir kavramın kendisi olumlu, çelişiği ise olumsuz olur. niteliğin olumlu kavramlar: “Aklıllı”, “samimi”, “mutlu”, “güzel”, “güçlü” kavramları gibi. İşaret ettikleri nesnelerde bir takım niteliklerin olmadıklarını gösteren kavramlara olumsuz kavramlar denir. “Akılsız”, “samimiyetsiz”, “güzel olmayan”, gibi…

5.6. Belirli ve Belirsiz Kavramlar

Belirli kavram, duyularla idrak edilen nesnelere karşılık gelen kavramdır. Ali. Ömer, bu at, bu ağaç, bu gök, bu yıldız vb. tekil kavramlar böyledir.

Zeyd, bu at, bu ağaç ve bu beyaz gibi kavramlar, dış dünyada (ayanda) ortak değildir. Çünkü bunların muayyen oluşları birbirlerinden farklıdır ancak, bu tür kavramlar bazı durumlarda birbirlerine benzerler. Mesela; ağaç, insan ve at cisim olmak bakımından birbirlerine benzedikleri halde, canlı olmak bakımından sadece insan ve at kavramları birbirine benzer. Varlıklarının bu şekilde benzer olmaları tümel veya genel şeyler olarak isimlendirmelerini sağlamaktadır. Belirsiz kavramlar, tümel veya genel olan kavramlardır.

5.7. Birbirleriyle Olan İlişkilerine Göre Kavram Çeşitleri

Bir kavram, diğer bir kavramla nitelendiğinde ve ona nispet edildiğinde ya “özsel (zati)” ya “ayrılmaz (lazımi)” ya da “ilintisel (arızi)” olarak isimlendirilir.

5.7.1. Özsel (Zati) Kavramlar:

Özsel ile bir şeyin mahiyetine ve hakikatine dahil olan ve mananın anlaşılması kendisine bağlı olan kavramlar kastedilir. Mesela, siyahlık için “renk”; at ve ağaç için “cisimlik”; at ve insan için “canlılık” böyledir.

Özsel kavram, genel ve özel olmak üzere iki kısma ayrılır. Genele cins, özele ise tür (nevi) denir. Özsel olan şey, varlık bakımından yok olduğunda kendisinin özünü oluşturduğu şey de yok olur. Mesela, Zeyd’in boyu düşünüldüğünde uzunluk onun özsel niteliğidir. Zeyd’in boyu yok olunca özsel niteliği de yok olur.

İster zihinde ister dış dünya da olsun, tümelin altındaki tekilin var olması için önce tümelin kendisi var olmalıdır. Mesela canlılık olmadan insan veya atın olması mümkün değildir. Aynı şekilde sayı bulunmadan dört, beş gibi rakamlar var olamaz. İnsan olmak için, önce gülen olmak değil, tersine gülen olmak için, önce insan olmak gerekir.

5.7.2. Ayrılmaz (Lazım) Kavramlar:

Ayrılmaz nitelik, nesnenin özden ayrılmamasıdır. Güneşin doğuşu anında atın, bitkinin ve ağacın gölgesinin düşmesi böyledir. Bu durum nesnenin özsel değil, onun tabi ve ayrılmaz bir niteliğidir.

5.7.3. İlintisel (Arızi) Kavramlar:

İlinti, bir şey ile sürekli birlikte bulunması zorunlu olmayıp, ayrılması düşünülebilen niteliktir. İlinti, ayrılamayan (lazım‐ı la yufarık) ve ayrılabilen ilinti (lazım‐ı yufarık) olmak üzere ikiye ayrılır. İnsanın gülen, dört sayısının çift, üçgenin iki kenar açılarının eşit olması ayrılmayan ilintilerdir. Bu tür ilintiler kesinlikle bağlı oldukları şeylerden ayrılmazlar.

Ayrılan ilintisel nitelik, çocukluk ve gençlik gibi yavaş ayrılan nitelikler ve korkudan sararma, utançtan kızarma gibi hızlı ayrılan ilintisel nitelikler olmak üzere iki kısma ayrılır.  Bir başka açıdan ilinti genel ve özel olmak üzere ikiye ayrılır: Eğer ilintinin konusu özel ise, buna “has ilinti” denir. İnsanın gülen olması gibi. Eğer ilintinin konusu başkalarını içine alacak şekilde genel ise buna da “mutlak ya da genel (amm) ilinti” denir. İnsan için yiyen denilmesi böyledir. Birinci örnekte gülme özelliği sadece insana ait iken, ikinci örnekte yeme özelliği insan dışında bütün canlılara aittir.

6. Kavramlar Arası İlişkiler

Bir kavram diğer bir kavrama nisbet edildiğinde, ya ondan daha genel, ya ondan daha özel, ya ona eşit ya da ondan farklı olur.

Ayrıklık: İki kavramdan her biri diğerinin hiçbir ferdini içine almamasına ayrıklık denir.

Hiçbir kuş insan değildir    

Hiçbir insan kuş değildir.

Eşitlik: İki kavramdan her biri diğerinin bütün fertlerini karşılarsa bu kavramlar arasında eşitlik oluşur.

Her cisim boşlukta yer tutar.

Her boşlukta yer tutan cisimdir.

Tam-girişimlilik: İki kavramdan sadece biri diğerinin bütün fertlerini içerirse bu iki kavram arasında tam girişimlilik oluşur. Mesela, canlı kavramı, insan kavramına nispet edildiğinde, canlı kavramının, insan kavramından, varlık kavramı, cisim kavramına nispet edildiğinde de, varlık kavramının cisim kavramından daha genel olduğu ve aralarında tam girişimliliğin bulunduğu görülür.

Bütün insanlar canlıdır.

Bazı canlılar insandır.

Eksik-girişimlilik: İki kavramdan her biri diğerinin sadece bazı fertlerini içerirse buna eksik girişimlilik denir.

Bazı canlılar beyazdır.

Bazı beyazlar canlıdır






IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,141 Saniyede Yüklendi.