Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Sakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüSakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: mantık3 Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Konu: mantık3
    Gönderim Zamanı: 27Ekim2009 Saat 13:00



 

 

MANTIĞIN TARİHÇESİ(Mantık 3. Hafta Ders Notları)

II. MANTIĞIN TARİHÇESİ

İnsanlık tarihi kadar eski olan ve düşünceye dayanan mantık birden ve tek başına ortaya çıkmış değildir. Her ne kadar insanın yaratılışı ile birlikte düşünce boyutu olsa da düşünceye dayalı olarak mantığın sistemleşmesi uzun zaman almıştırİlk defa Yunan filozofu Aristoteles’in sistemleştirdiği mantık, kendisinden önce bir hazırlık dönemi geçirmiştir. Kaynaklara bakıldığında Hint, Çin, Mısır, İran; Mezopotamya bölgelerinde sistemli olmasa da mantık kullanılmıştır.

 

a) Aristoteles’te Mantık

Aristoteles, mantığı kendisinden önce oluşmuş belli bir birikimden sonra sistemleştirmiştir. Aristoteles, kendisinden önce Ela Okulu tarafından dillendirilen, “Bir şey bilinemez, bilinseydi bile başkasına aktarılamazdı” anlayışına karşı çıkmış, prensip olarak bir şeyin bilinebileceğini, bir kavramı bir konuya yüklemenin, bir kavramı bir konudan kaldırmanın ve bunları dil ile ifade etmenin yani düşüncenin mümkün olduğunu ortaya koymuştur. Aristoteles’e göre mantık herhangi bir bilimle uğraşmadan önce öğrenilmesi gerek şeydir. Yani mantık bir ilimden daha çok bir alettir. Bundan dolayı Aristoteles, ilimler tasnifinde mantığa ayrı bir yer vermemiş onun bütün ilimlere bir hazırlık, bir giriş olarak görmüş; mantık ifadesini değil “analitik” ifadesini kullanmıştır. Mantık ifadesi ilk defa Stoacılar tarafından kullanılmıştır. Stoacılar felsefeyi mantık, fizik ve ahlak olmak üzere üçe ayırırken mantık ifadesini kullanmışlar ve mantığın öğrenilmesini zorunlu görmüşlerdir.

Aristoteles’in mantık ile ilgili yazdıkları eserler daha sonra Organon ismi altında bir araya getirilmiştir. Aristoteles’in mantıkla ilgili görüşleri Metafizik adlı eseri başta olmak üzere diğer eserlerinde yer yer bulunmakla beraber temel mantık eserleri şunlardır: Kategoriler (Katigorias), Önermeler (PeriHermeneias), I. Analitikler (I. Analutika/Kıyas), II. Analitikler (II. Analutika/Burhan), Cedel (Topika), Sofistik Deliller (Sofistika), Hitabet (Retorika), Şiir (Poetika). Aristoteles’in bu eserlerine Porphyrios’un İsagoci adlı eseri de eklenerek mantık külliyatı toplam 9 eser halinde kabul edile gelmiştir. Aristoteles, bu eserlerinde kavram, önerme, kıyas ve şekilleri ve beş sanattan oluşan kıyasın uygulama alanları üzerinde durmaktadır. Burada en fazla üzerinde durulan konu burhan (II. Analitikler) konusudur. Çünkü burhan konusundan önce işlenen bütün konular burhan bir hazırlık konumundadır. Burhan, konusundan sonra işlenen konular ise burhan’ın uygulama alanlarıdır. İsagoci’de ise beş tümel yani cins, tür, ayrım, hassa ve ilinti işlenmektedir.

b) Batıda Mantık

Batı ortaçağında mantık çalışmaları, Aristoteles’in eserlerinin Latinceye çevrilmesi ile başlar. İlk defa Beotius (470525) Aristoteles’in Kategoriler ve Önermeler adlı eseri ile Porphrios’un İsagoci’sini tercüme etti. Organon’un diğer bölümleri ile ilgili incelemeler 12. asrın yarısından sonra başlamıştır. Ortaçağda Aristoteles’in anlayışı fizik, metafizik ve mantık alanında hâkim olmuştur. Bu dönemde Albertus Magnus (11931280) ve Aquino’lu Thomas (12251274) etkili olmuş önemli isimlerdendir. Sonraki dönmelerde Aristoteles’in yazdıklarına metot konusunun eklendiğini görüyoruz. İlk defa Petrus Ramus (15151572) mantığı bölümlere ayırırken, kavram hüküm ve akıl yürütmeden sonra dördüncü bölüm olarak metot konusunu eklemiştir. Daha sonra Bacon ve Descartes’in metot konusu üzerinde önemle durmaları üzerine, metot konusu mantığın bir bölümü olarak kabul edilmiştir.

c) İslam Dünyasında Mantık

 

Abbasiler döneminde özelikle Me’mun’dan başlamak üzere X. Asrın sonlarına kadar birçok meşhur mütercim yetişmiştir. Nicholas Rescher, The Development of Arabic Logic adlı esrinde Arapçaya mantığı ilk tercüme eden yirmiden fazla mütercim ismi saymaktadır ki onlardan bazıları şunlardır: Muhammed İbn elMukaffa (750815), Yahya İbn elBitrik (770 830), elBermeki (780840), İbn Naime (780840), Huneyn b. İshak, (809877), İshak b. Huneyn (845910/911), Kusta b. Luka (820912), Sabit b. Kurra (834901).

 .Me’mun’dan önce, bilimi ve mütercimleri koruma görevi düzensiz bir şekilde yürütülürken, Me’mun, hem bir kütüphane hem de bir tercüme merkezi olan Beytü’l Hikme’yi kurdurmak suretiyle bu konuya bir çözüm getirmiştir. Böylece Huneyn b. İshak, Yahya b. Maseveyh, Haccac b. Matar, Yahya b. elBıtrik gibi mütercimlere, çalışmalarını daha faydalı bir şekilde yürütme ortamı sağlamıştır.

KIYAS’IN KURAN’A DAYANMASI

Doğru ve yanlışı ortaya çıkaran ölçülerin en doğrusu ve en adili olan kıstas-ı müstakim Allah’ın kuranda zikrettiği ve Cebrail aracılığıyla peygamberlerine öğrettiği beş ölçüdür. Gazali’nin kıstasu’l müstakim adlı eserinde kuran ölçüleri olarak ta isimlendirdiği ve miyaru’l ilm adlı eserinde de kıyas çeşitleri ve şekilleri dediği bu ölçüler şunlardır:

1.      Mizan-ı Teadül(iktirani kıyas): Buna adalet-müsavat ölçüsü de denir. Gazali, mizan-ı teadülü kılasik mantıktaki iktirani kıyasın karşılığı mizan-ı teadülün üç şeklini de iktirani kıyasın karşılığı olarak ele almaktadır. Mizan-ı teadülün üç şekli olan:

a)      mizan-ı ekber; iktirani kıyasın birinci şekli

b)      mizan-ı evsat; iktirani kıyasın ikinci şekli

c)      mizan-ı asgar; iktirani kıyasın üçüncü şeklinin karşılığıdır.

MANTIK ESERLERİNİN TERCÜME SEBEPLERİ

1. Müslümanlar gittikleri her yere eşitlik ve fikir hürriyeti götürmüşlerdir. Bu fikir hürriyeti din farkı gözetmeksizin İslâm topraklarında yaşayan herkesin düşüncelerini ortaya koyma, hatta Müslümanlarla bunu tartışma imkân ve fırsatını vermiştir. Bu durum hürriyetin elverdiği bütün konularla ilgili eserlerin okunmasına sebep olmuş ve böylece mantığın öğrenilmesine zemin hazırlanmıştır.

2. İslâm’ın yayıldığı yerlerdeki Hıristiyan, Yahudi ve diğer değişik inançlara sahip kişiler, kendi inançlarını Grek dünyasından aldıkları mantık metodu ile savunuyorlardı. Bu durum, Müslümanların da delillerin ortaya konması ve düzenlenmesinde bir metoda ihtiyaç duymalarına sebep olmuş ve böylece Yunan mantığının tanınıp öğrenilmesi zorunluluğu doğmuştur.

3. İslâm’ın doğuşundan sonra bağımsız bir disiplin haline gelen Kelam ilmi, İslâm inancını savunmada mantığı kullanma ihtiyacı duymuştur.

4. Mantığın akla dayanması ve Kur’an’da da pek çok ayetin akletme, inceleme, ibret alma, bakma, görme, tefekkür ve tezekkür etme, fıkhetme gibi emir ve tavsiyeleri ihtiva etmesi, İslâm dünyasında akli faaliyetlere önem verilmesine neden olmuştur.

5. Bu dönemde genel düşünce açısından geçerli hakikat ölçütlerinin ve mantıki tartışma metotlarının bilinmesine karşı duyulan ihtiyaç, Müslümanları mantık eserlerini tercüme etmeye zorlayan başka bir sebeptir.

MANTIK KARŞITLIĞININ SEBEPLERİ

·        İslam düşüncesini yabancı etkilerden koruma hassasiyeti

·        Dini ilimlerin ihmal edilmesi korkusu

·        Tercümelerin ilk etapta yadırganması

·        Mantıktaki bazı prensiplerin geleneksel kelami metotlara ters düşmesi

·        Kuru olduğu, düşünceyi kısırlaştırdığı, zevk yolunu tıkadığı iddiası

·        İlmi faaliyetleri böyle bir faaliyete dayandırmanın zorunlu olmadığı anlayışı

·        Hissi gerekçeler

Bazı İlk İslâm Mantıkçıları ve Çalışmaları

Bu başlık altında Kindi, İhvanu’sSafa, Farabi ve İbn Sina incelenecektir:

 

a. Kindi (796–866)

İlk İslâm filozofu elKindi, tanınmış bir Arap kabilesi olan Kindi’ ye mensuptur. İslam dünyasında ilk defa mantığı sadece alet ilimlerinden biri olarak kabul eden filozof Kindi olmuştur. Kindi, sistemini kurarken daha çok matematiksel ve mantıki kanıtlamalara başvurur. Mantıki ispat konusunda en çok “hulfi kıyas” denen iki görüşten birinin yanlışlığını göstermek suretiyle ötekinin doğruluğunu ortaya koyma yöntemini benimser. Ayrıca mantığın İslâm dünyasına girmesinden sonra, mantık alanında Arapça olarak ilk eserleri yazan ve İslâm toplumunda ilk defa filozof unvanını alan ve aynı zamanda Meşşai okulunun da kurucusu olan Kindi’dir.

 

 

O, eserlerinde Aristoteles’in fikirlerine yer verenlerin ilki olarak tanınır. Onun yazdığı birçok eserde Aristoteles önemli bir yer işgal eder. Fakat Kindi, sadece Aristoteles’in eserlerini tercüme etmekle yetinmemiş, aynı zamanda yapılmış olan tercümeler üzerinde çalışarak, onları düzeltmeye ve şerh etmeye de ayrı bir önem vermiştir.

Kindi, Aristoteles’in Kitaplarının Sayısı Üzerine adlı risalesinde; Aristoteles’in mantık ile ilgili kitaplarının sayısının sekiz olduğunu ifade ederek onları şöyle sıralamaktadır:

Katigorias (ala’l-Makulat),Peri-Hermeneias (ala’l-Tefsir), I. Analutika (el-Aks mine’l-Re’s), II. Analutika (el-İzah), Topika (Mevazı’ el-Kavl), Sofistika (el-Mütehakkim), Retorika (el-Belaği), Poetika (el-Şi’ri)

Kindi, İlk Felsefe Üzerine adlı risalesinde klasik mantıkta son derece önemli olan beş tümeli yani tür, cins, fasıl, hassa ve arazı amm’ın her birini ayrı ayrı tanımlayarak incelemektedir. O, bunlara değinirken İhvanu’sSafa’nın da daha sonra üzerinde duracağı “şahıs” kavramını ele almayı da ihmal etmemiştir. Kindi “Tarifler Üzerine” adlı risalesinde de felsefi bir takım kavramların tanımını yaparak İslâm felsefesi ve mantığa katkıda bulunmuştur. Böylece çok kısa da olsa bir terimler sözlüğü oluşturma çabası ortaya koymuştur.

 

b. İhvanu’s-Safa

İhvanu’sSafa, 9701030 yılları arasında, İslâm kültür dünyasında felsefeyi “batini bir akide” gibi yaymaya çalışan gizli bir cemiyetin adıdır. İhvanu’Safa, felsefelerini Resailü İhvanu’s-Safa adı verilen risalede toplamışlardır. İhvanu’sSafa İslâm Felsefesi tarihinde “İslâm Ansiklopedistleri” adıyla da anılır.

onların anlayışına göre mantık, felsefenin ölçüsü, filozofun aletidir. Böylece mantık hem bir ilim, hem de ilmin vasıtası olmaktadır.

İhvanu’sSafa, üç mantıki metot olan tahlil, tanım (had) ve burhan üzerinde de önemle durur. Onlara göre tahlil şahısların (ferdi olan şeylerin); had türlerin, burhan ise cinslerin hakikatlerinin bilgisini sağlar. Fakat had ve burhan ma’kul şeyleri, yani tür ve cinsleri bize daha doğru bir şekilde bildirir.

başka risalelerde mantığa değinmekle beraber mantık konularını temelde beş risalede özetlemeye çalışan İhvanu’sSafa, mantığa diğer mantıkçılarda olduğu gibi İsagoci ile başlar, daha sonra Kategoriler, Kitabu’l-İbare (Peri Hermeneias), Birinci ve İkinci Analitikler’i ele alır. Bu konuların ele alınışında, Aristoteles’in mantık anlayışı gözetilmiştir.

İhvanu’sSafa’ya göre mantık “nutk” kökünden türemiştir. Nutk ise insanın fiillerindendir; bu fiiller ya fikri ya da lâfzîdir. Lâfzî nutk, hissedilen (mahsus) cismani bir iştir; fikrî nutk ise akledilen ruhani iştir. Lâfzî nutk işitilen seslerden oluşurken, fikri nutk nefsin eşyanın manalarını tasavvur etmesiyle oluşur. İhvanu’sSafa, İsagoci’deki, beş tümel konusunu diğer mantıkçılardan biraz farklı olarak ele alır; onlar cins, tür, ayrım, hassa, ilinti’ye altıncı olarak bir de şahsı eklerler. Bunlardan şahs, tür ve cins varlıklara; ayrım, hassa ve ilinti anlamlara delalet eder, ayana delalet edenler nitelenen, maaniye delalet edenler de niteleyen gurubuna girer. Kategoriler konusunda ise Aristoteles’ten farklı görüşlerinin olduğu söylenemez. Onlara göre, on kategoriden biri olan cevher, tek bir cinstir, araz ise dokuz cinsten oluşur. Buna göre varlıkların toplamı on cins (kategori)dir. Kategorilerin tamamı ise: cevher, nicelik, nitelik, görelik, yer, zaman, durum (vaz’), sahip olma, etki ve edilgidir. Hiçbir varlık bu on kategorinin dışında olamaz ve bu kategoriler aynı anda bir varlıkta bulunabilir.

İhvanu’sSafa’nın mantık anlayışında, Aristoteles’çi çizgiyi takip ettikleri söylenebilir. Bununla beraber onların beş tümel’e “şahıs”ı eklemeleri de bir yenilik sayılmaz. Çünkü İhvan’ın altıncı kavram olarak ele aldığı “şahıs” kavramı Kindi’de de bulunmaktadır. onların mantığı temelde Aristoteles merkezlidir ve günlük ihtiyaçları karşılamanın ötesine geçmemiştir.

 

 

 

 

c. Farabi (870-950)

Muhammed b. Muhammed b. Tarhan Uzluğ Ebu Nasr elFarabi, 870 yılında Farab yakınında bir köyde doğmuş, Arapça öğrendikten sonra o dönemin tanınmış hocalarından matematik, mantık ve felsefe okumuştur.

Farabi, İslâm dünyasının en önemli mantıkçısıdır. Farabi’ye göre mantık sadece bir “alet ilmi” değil, aynı zamanda bağımsız bir ilimdir. Farabi mantığının, sağlam ve orijinal olduğunu ve bir bütün olarak, derin bir bilginin varlığına işaret ettiğini, ilgili uzmanlar ittifakla dile getirmektedirler. Rescher’e göre Farabi, İslâm dünyasının yetiştirdiği en orijinal mantıkçıdır.

Farabi’ye göre mantık, beş ana konuya ayrılır: kavramlar, tanım, hükümler, çıkarımlar ve kıyas. Mantığın asıl alanı kıyastır; çünkü ancak bununla doğru bilgi elde edilebilir. O, kitaplarında mantığın bu beş temel öğesini açıklayarak bunlardan yararlanma yollarını göstermiştir. Onun mantıkla ilgili kitapları varılacak en güzel sonu ve en doyurucu kaynağı oluşturur. Bu özelliğiyle Farabi, Müslümanların gerçek anlamda ilk filozofudur. Aristoteles’ten sonra olması ve mantık ile ilgili önemli eserler yazmasından dolayı “İkinci Öğretmen” (Muallimi Sani) lakabıyla anılmıştır.

İbn Mukaffa, elKindi ve diğer bazı mantıkçıların müphem bıraktıkları veya çözemedikleri mantık meseleleri, Farabi tarafından son derece anlaşılır bir şekilde çözüme bağlanmıştır. Nitekim Orta Çağda Yahudi filozofların en büyüğü sayılan İbn Meymun (11351204), Samual ben Tibbon’a yazdığı bir mektupta “Mantık konusunda Farabi’nin yazdıklarından başkasını okumanı tavsiye etmem, çünkü onun bütün yazdıkları, özellikle de Prensipler kitabı nefis bir ziyafet sofrasıdır” demektedir.

Farabi’ye göre, mantığın bölümlerini şöyle sıralamaktadır: Kitabu’lMakulat (Kategoriler), Kitabu’lİbare (PeriHermeneias), Kitabu’lKıyas (Analitika’l –Ula), Kitabu’lBurhan (Analitika’s Sani), Kitabu’lCedel (DiyalektikTopikler), Kitabu’lHikme (Sofistika), Kitabu’lHitabe (Rhetorika), Kitabu’lŞiir (Poetika). Farabi, bu sekiz kitabın tamamının mantıkla doğrudan ilgili olmadıklarını ama en büyük hedef olan “burhana vakıf olma” hedefine ulaşmakta yararlı oldukları için mantık içinde zikredildiklerine dikkat çeker. İşte bu bakımdan mantığın dördüncü kitabı olan Kitabu’lBurhan, önem ve öncelik bakımından başı çekmektedir. Hatta Farabi’ye göre diğer kitapların varlık nedeni de dördüncü kitaba katkıda bulunmaktır. Çünkü mantık ilminin temel hedefi, burhandır. Şu halde Kitabu’l-Burhan’dan önce gelen diğer üç kitap yani Kategoriler, Önermeler ve Kıyas sadece dördüncü kitap için bir hazırlık, giriş ve burhana ulaşma yönteminden ibarettir. Topika, Sofistika, Hitabet (Retorika) ve Şiir’i (Poetika) inceleyen diğer dört kitap ise dördüncü kitabın araçları durumundadır.

d.) İbn Sina (980–1037)

Ona göre, mantık bir “aleti kanuniyedir”. Fikrin doğru ve yanlışını birbirinden ayırır, bilinenlerden bilinmeyenleri elde etmek için kullanılır.

İbn Sina’ya göre, mantığın akla nisbeti, nahiv ilminin kelama, aruz sanatının şiire nisbeti gibidir.

Fakat sağlam fıtrat sahipleri, nahiv ilmini veya aruz ilmini öğrenmekten uzak durabilirlerse de hiçbir insan, aklı kullanma konusunda mantıktan uzak duramaz. İbn Sina, mantığı sadece bir alet olarak değil aynı zamanda, ilim ve sanat olarak da kullanmıştır.

İbn Sina, mantık anlayışında Aristoteles’çidir. Ayrıca, Aristoteles’in Yunan tefsircilerinin eserlerini de okumuş, tanım nazariyesinde Eflatun ve Calinus’tan da faydalanmış, hüküm mantığında Stoacıların fikirlerine de yer vermiştir. O, Aristoteles felsefesinde olduğu gibi bütün eserlerine mantık ile başlamaktadır. İbn Sina’ya göre ilim ya tasavvur ya da tasdiktir. Tasavvur, ilk ilimdir ve tanım ile elde edilir. Tasdik ise kıyas ile elde edilir. Kıyas ve tanım, bilinmeyenleri elde etmek için kullanılan iki alettir. Necat adlı eserinde, bu bilgilere yer veren İbn Sina mantığın bütün konularına yer vermemekle beraber beş tümel ve kıyas üzerinde hassasiyetle durmaktadır. Onun mantık konularını en geniş tarzda ele aldığı kitap, bir bölümünü mantığa ayırdığı Şifa adlı eseridir.

Farabi, Aristoteles’in sekiz kitabını mantık kitabı olarak ele alırken; İbn Sina, Tis’a Resail adlı eserinde İsagoci’yi Organon’un girişi olarak başa almış, arkasından, Kategoriler, Peri Hermeneias, Birinci Analitikler, İkinci Analitikler, Topikler ve Sofistik Delillerin Çürütülmesini sıralayarak, bunlara Retorika ile Poetika’yı eklemiş, böylece Organon’u dokuz kitaba çıkarmıştır.






IP
marziye_nisa
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 18Ekim2009
Gönderilenler: 0

Alıntı marziye_nisa Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 27Ekim2009 Saat 14:08



not tutan arkadaslardan allah razı olsun ,arkadaslar arpcada yardım yokmu ? arabcadan anlayan hıcmı yok ???





IP
didocan
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 28Eylül2009
Gönderilenler: 89

Alıntı didocan Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 27Ekim2009 Saat 17:02
ibrahim abicm  ve ru be ru ablacımdan bu konuda yardım alabilirsin :)) hepsi işinin ehli   



ALİMLE SOHBET EDEN BULUR MERTEBE, CAHİLLE SOHBET EDEN DÖNER MERKEBE...
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,109 Saniyede Yüklendi.