Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Sakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüSakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: İslam Hukuku Usulü (3. Hafta) Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
başka biri
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 08Nisan2008
Konum: Sakarya
Gönderilenler: 235

Alıntı başka biri Cevapla bullet Konu: İslam Hukuku Usulü (3. Hafta)
    Gönderim Zamanı: 26Ekim2009 Saat 22:32



İSLAM HUKUKU USULÜ (3. HAFTA)

HÜKÜM: “Şari’in mükelleflerin fiillerine ilişkin hitabi”(veya bu hitabin sonucu )

  Hükmün temel unsurları: Şari, mükellef ve mükellefin filleri.

ŞARİ: Hüküm koyan.

MÜKELLEF(Mahkûmun aleyh):Hükmün Muhatabı

MAHKÛMUN FIH: Hükme konu olan fiiller.

 Fıkıh usuli ilminin en önemli konusu; şer’i delillerden çıkarılan hükümlerdir.

 

HÂKİM, HUSUN VE KUBUH: Şer’i hükümleri koymada tek yetkili Allah’ın koyduğu hükümlerin nasıl bilineceği, Peygamberler ve ilahi kitaplar olmadan bunların bilinip bilinmeyeceği gibi konular bu başlıklar altında tartışılmıştır.

 

MANTIK İLMİNDE HÜKÜM:(Önerme)Bir şeyin olumlu ya da olumsuz olarak diğer şeye nispet edilmesi.

KELAM İLMİNDE HÜKÜM: İslam dininin itikat, ibadet, muamelat ve ahlaka dair temel ilkeleri.

                      

                          (Ahkâmı Şer’iyye)

                                      

                                        ŞER’İ HÜKMÜN KONULARI

 

a)Dini itikadı : (Akaid, Kelam

b)Ahlaki (Ahlak tasavvuf)    
c)Ameli (Ahkami fer'iyye): Namaz, oruç, hac gibi ibadetler.

    

Fıkıh usulu ilmi şer’i delillerden şer’i hükümler elde edilmesini, Furuu fıkıhta bu hükümlerin bilinmesini ve uygulanmasını konu edinir. Bu yüzden hüküm kavramı her iki ilim dalında da çok önemlidir.

 

FIKIH USULÜNDE HÜKÜM: Hükmün fıkıh usulündeki terim anlamıyla ilgili Hanefilerle Şafii /Eş arî usuller arasında fark vardır.

 

HANEFİLERDE HÜKÜM: Şari’in kullarını fiillerine ilişkin hitabının eseri oluşan netice.

 

ŞAFİLERDE HÜKÜM: Şari’ in kulların fillerine ilişkin olan hitabı.(hitabın kendisi)

  Hanefilere göre hüküm, mükellefin fillerinin sıfatıdır.

  Şafiilere göre ise hüküm, nassın kendisidir.

 

“Namazı dosdoğru kılınız”(Bakara/43)Ayetiyle (Hanefiler)namazın kılınmasını isteyen hitabın kulların fiiller üzerinde ki eserini ”hüküm” kabul eder. Yani bu ayetten Allah (c.c)namaz kılmayı emretmiş dolayısı ile namaz kullara vacip olmuştur. İşte bu vacip olma durumu Hanefilere göre hükümdür.

  Şafiler ise ayetin kendisini hüküm kabul eder. Yani buradaki hüküm “vacip kılma ”işlemidir.

  Her iki mezhepte de şer’i hüküm kulların fiilerine ilişkindir. Dolayısı ile “bir iş vaciptir ve ya şu fiil haramdır ”denilebilir ama “bu şeyi vaciptir ve ya haramdır.”denemez.

 

HÜKÜM:”Allahın iktiza, tahyir ve vaz bakımından mükellefin fiilerine ilişkin hitabı veya bu hitabın eseridir.

 

İKTİZA: (TALEP) Mükelleften bir fiilin yapılmasını veya yapılmamsını talep etmek. Farz, vacip, mendup, haram bunlara “teklifi hüküm”denir.

TAHYİR / İBAHA: Bir şeyi yapma ve yapmama konusunda serbest bırakmaktır. Mübah Tağıb/genelleme ilkesine göre teklifi hükmü girer.

 

VA’Z / CA’L: Kelime manası “koymaktır” Terim manası ise; Bir şeyin başka bir şey karşısındaki konumunu belirlemek. Yani bir şeyi başka bir şeyin sebebi, illeti şartı, rüknü, mani, alameti vs. kılmaktır. Bunlara vaz’i hükümler denir.

               FIKIH USULÜNDE ŞER’İ HÜKÜM                              

a)Teklifi hükümler : Vacip/Farz,mekruh, mendup,haram, sünnet, müstehap, mübah                         
b)Vaz’i Hükümler  :Sebep, rükun, şart, mani, fesat butlan

                         MÜKELLEFİN SORUMLULUĞU AÇISINDAN FARZ/VACİP

1)Farzı ayn: herkesin ayrı ayrı yerine getirmesi gereken farzlar. (namaz, oruç gibi)

 2) Farz-ı kifaye: ferdî değil toplum olarak sorumlu olunan farz cenaze namazı, cihad

  İlimle meşgul olmak, sanatların icrası iyiliği emr, kötülükten nehyetmek.

               

                EDA EDİLECEĞİ VAKİT AÇISINDAN Farz/Vacip

 

 Mutlak vacip/farz; şari’ nin eda edilmesi için bir vakit belirtmediği farzlar. Kefaretler, zamanı belirlenmemiş adakalr vb.                      

Mukayyet vacip/farz edası için başlangıç ve bitiş vakti olanlar.

a) Eda: vaktinde yerine getirilen. b) İade: Eksik ifa edilip tekrar edilen.

c) Kaza: Vakti geçtikten sonra ifa edilen.

 

                 İSTENİLEN FİİLLERİN BELLİ OLUP OLMAMASI BAKIMINDAN    

 

Muayyen vacip/farz: değişik işler arasında seçim hakkı tanınmaksızın yapılacak işi aynen belirleyen şeyler; Namaz, oruç, kira ödemek vs.              

Muhayyer vacp/farz: Birkaç işi yapmakta serbest bırakan. Yemin kefareti gibi.   

Bir Şeyin Vacip Olduğunu Gösteren Deliller:

1.Şarinin emir sigası ile söylemesi.

2. Şarinin “farz oldu” “emrolundu” demesi

3. Haber verme değil emir kasdeden cümleler.

4. Hükmün belli bir zümreye ya da bütün insanlığa yüklendiğini haber veren cümleler.

5. Şari in yapılmasını sevap terkinin de ceza gerektireceğini söylediği işler.

 

MENDUP:Teşvik edilen davanışlar.Farz ve vacip dışında yapılması uygun davranışlar.Sünnet,Müstehap,adab.Hanefiler dışındakilerde sünnete çok yakındır.Hanefiler müstehab manasında kullanır.

 Sünnet: a) Müekked: Peygamber’in devamlı yaptığı nadiren terk ettiği.

           b) Gayri müekked: Çoğu zaman yaptığı bazen terk ettiği. (nafile, müstehap, mendup)

           c) Zevaid: Peygamberin beşeri davranışları.   

MÜSTEHAP: Sevimli olan tercih edilen güzel bulunan fiiller yapılması terkinden evladır.

 MÜBAH: Şari in yapılıp yapılamamsını serbest bıraktığı fiiller yapılıp yapılmamasında sevap ya da günah yoktur.

          Bir şeyin Mübah olması şu şekillerde sabit olur:

1.Şari in helal ve Mübah olduğunu bildirmesi

2.İşlenmesi halinde bir sakınca olmadığını bildirmesi.

3.Herhangi bir yasaktan sonra gelen emirle.

4.O konuda hiçbir yasaklama ve kısıtlama bulunmaması.

   İlk üç’ü şer’i Mübah, dördüncüsü aklı mubahtır. Hüküm olmayan konularda “Eşyada asıl olan mubahlıktır” ilkesi nin uygulanması ibadet alanında akli mubahlık geçerli değildir.

Hanefilere Göre Mekruh: a) Tahrimen Mekruh: Şari’in yapılmamasını kesin ve bağlayıcı tarzda istediği fiillerdir. Ama haber-i Vahit gibi zanni delille sabittir. İnkar eden küfre düşmez. Hanefi haricindeki mezhepler haramla bir tutar.

b)Tenzihen Mekruh: Kesin ve bağlayıcı olmayan tarzda istenen fiildir. Helale yakındır.

 

Hanefiler Tenzihen mekruhla, Tahrimen mekruh arasında kalan fiiller için isaet (yanlış ve kötü davranma)tabirini kullanır. Mesela; Müekked sünnetin terki.

  Bir şeyin mekruhluğu şöyle anlaşılır:

1.Şari bizzat levahat lafzını kullandıysa.

2.Şari dolaylı olarak ifade ettiyse.

3.Yapılmamasından tercihe şayan olduğunu belirttiyse.

 HARAM: Şari in kesin ve bağlayıcı bir dille yasakladığı.

Haram li aynihi: Bizzat kendisindeki kötülük sebebi ile temelden haram olan fiiller. Hırsızlık, cinayet vs. gibi. ahrette cezayı gerektirir. Dünyevi sonuçları da vardır. Mesela zina mirasçılığın sübutu için delil değildir. Hırsızlık da mülkiyetin sübutu için sebep değildir. (Haram li aynihi zaruret halinde mübah olur. Açlıktan ölme tehlikesi olanın murdar et yemesi gibi.)

Haram li Gayrihi: Aslında helal ama geçici bir durumda haram olan fiiller. Mesela Cuma namazı kılmakla mükellef olan kişinin Cuma vakti alışveriş yapması. Uhrevi sorumluluğu vardır. Ama dünyevi işlevi konusu tartışmalıdır. Alimler dünyevi açıdan da yapılan işlemin geçersi olduğu görüşündedir.

VAZ’İ HÜKÜMLER:İki durum arasında şari in varlığını hükmün varlığına,yokluğunu hükmün yokluğuna alamet kıldığı durumdur.Mesela;vakit,namazın sebebidir..Ramazan ayının girmesi,orucun,nisab miktarı;zekatın sebebi..

 

RUKUN: Bir şeyin varlığı kendi varlığına bağlı olan ve onun yapısından bir parça teşkil eden unsur mesela tilavet namazın rüknüdür. Eksiz olması ibadeti eksiz kılar.

 

ŞART: Bir şeyin varlığını kendi varlığına bağlı olan ama kendi varlığı onun varlığını zaruri kılmayan ve onun yapısından bir parça teşkil etmeyen vasıf, mesela namaz için abdest şarttır. ama abdestlinin namaz kılması şart değildir.

 

MANİ: Varlığı sebebe hüküm bağlanmaması veya sebebin gerçekleşmemesini doğuran durumdur.

  Hükmün Mânii: Sebep ve şartlar bulunduğu halde hükmü engelleyen durum Mesela akrabalık miras hükmünün sebebidir. Eğer varis, murisini kasten öldürdüyse şartlar gerçekleşse de miras hükmü doğmaz.

 

  Sebebin Mânii: Sebebin şartlarından birinin ortadan kalkması Mesela; nisab miktarı malı                                  olanın borcu olması zekâtın vacip olma sebebinin gerçekleşmesini engeller.

 

Sıhhat, Fesat, Butlan:(Sahih, Fasıt, Batıl)

   Bir ibadet yada hukuki işlem gerekli şartları ve rukunları taşıyorsa sahihtir. Taşımıyorsa batıldır. Hanefiler buna birde fasıt kavramını ekler. Onlara göre işlemin rukunlarında eksiklik varsa batıl, vasıflarında eksiklik varsa fasıttır.

  İbadetler konusunda fasıt ve batıl aynı anlama gelir.

 

Azimet ve Ruhsat (Niteliği Tartışmalı Hükümler):

 Azimet: Normal durumda her mükellefe ayrı ayrı hitap eden aslı hüküm.

 Ruhsat: Meşakkat ve zaruret durumunda azimeti terk etmek.

Ruhsatın 4 çeşidi vardır;

 

Vacibi Terk etme Ruhsatı: Hasta ve yolcuların kaza etmek üzere orucu terk etmesi.

Haram İşleme Ruhsatı: Ölüm tehlikesinde imanını gizleyip küfrü telaffuz etmek.

Genel Kurala Aykırı Bazı İşlemleri Yapabilme Ruhsatı: Şeri kurallara aykırı olduğu halde ihtiyaca bağlı olarak mubah sayılan işlemler. Mesela; mevcut olmayan bir mal satılamaz. Ama ilerde teslim edilecek bir malın peşin parayla satılması denen “selem akdine” peygamber izin vermiştir.

    Önceki Semavi Dinlerde Mevcut Olan Ağır Hükümleri Kaldıran Ruhsat Hükmün Kaynağı:

HÂKİM: Sözlük anlamı;”hüküm veren,yönetici,kadı” Fıkıh usulünde hükmün çıktığı kaynak anlamındadır.İki farklı anlamı var.

 Kaynak;

a)      Hükmün ilk çıktığı yer anlamında kullanıldığında hükmün nereden çıktığı kastedilir. Bu anlamda delil kelimeside kullanılır. Şeri hükümlerin kaynağı teşkil eden Kuran Sünnet ve diğer kaynaklara “edilletül Ahkâm” ya da “Mesadirul Ahkam”denilir.

b)      Kaynak kavramı şeri hükümlerin kökeni anlamında kullanıldığında şari kasdedilir.

 

  Fakihlere göre; şeri hükümlerin yaratıcı kaynağı anlamında tek hâkim ALLAH ve onun ilahi iradesidir.

   Şeri hükümlere ulaşmanın esas yolu şeri delillerdir. Hükümlerin Peygamberler ve ilahi kitaplar olmadan bilinip bilinemeyeceği ise ihtilaflıdır.

  

HAZR VE İBAHA:Hazr;yasaklama.İbaha;serbest bırakmadır.Bu konuda iki temel yaklaşım vardır.

 

1)Eşari, maliki, Hanbeli,şafi,zahirilere göre bildirim olmadan “hazr”ve “ibaha”şeklinde hüküm olmaz.Çünkü şeri hükmün varlığı hitaba bağlıdır.Şeri hüküm dini bildirim geldikten sonrada akıl tarafından bilinemez.Aklın fonksiyonu kendine yönetilen hitabı anlamktır.

2)Mutezile Kerhi ve Cassas gibi Iraklı Hanefi  usulcüler Kelvezani gibi bazı Hanbeli usulcülere göre ise fiiller şeri bildirim gelmeden önce ibaha üzeredir.Bu düşünceye göre dini bildirim akıl tarafından vacip yada haram olan fiillerin  hükmünü değiştirmez,pekiştirir.

   Hanefilerin bu konudaki görüşleri net deildir çoğunluğu ibaha görüşündedir.

 

   Hanefilerdeki görüş ayrılığının nedeni; Debusiden sonra gelen Hanefi usulcüler eşari ve mutezileyi uzlaştırma yoluna gitmiştir.(aklın rolü konusunda) Mutezileye karşı şeri konularda aklın belirleyici olmadığını savunmuştur.Aklın rolünü tamamen inkar eden Eş ariye karşı ise  aklın belli ölçüde Muteber olduğunu ortaya koymuşlardır.

 

HÜSN VE KUBUH

Hüsn: Güzel olmak. Kubuh: Çirkin olmak çirkinlik. Dini literatürde bu iki kavram hem mahiyeti hem de aklın iyilik ve kötülüğü idrak kapasitesi açısından inceleme konusu olmuştur. Üç farklı görüş vardır:

1)Eş ariye, Selefiyye, Şafii, Maliki ve Hanbeli usulcülerin çoğuna göre (ve bazı Hanefilere göre)hüsn ve kubuh yani bir şeyin iyiliği yada kötülüğü ancak dini bildirimle (şeri) ile tespit edilebilir. Hüsn ve kubuh un şeri olduğunu düşünenlere göre hüsn ve kubuh bir fiilin zati özelliği değişmez vasfı değildir.

2)Cehmiyye ve Mutezile ile bazı Hanefilere göre hüsn ve kubh aklılla bilinebilir. Çünkü bunlar fiilin değişmez özelliğidir.

3)Maturidi /Hanefi ve selefiyye nin çoğu bu konuda orta yolu tutmuş kısmen aklî, kısmen şer’i dir demiştir

    Bu tartışmanın pratik sonucu peygamberlerin daveti ve Allahın şeriat kendilerine ulaşmayan insanların dini sorumlulukları konusunda kendini gösterir. Mutezileye göre sorumludurlar. Eş arî ve Maturidi ye göre değildirler.

  

   Hükmün Muhatabı :El –Mahkum Aleyh

Dini hitapla yükümlü tutulan,aklı melekeleri yerinde ve ergin olan insan demektir.

  Ehliyet Kavramı: Yetki alışverişlik yeterlilik Fıkıhta;dini hükümle muhatap olamaya elverişli oluş.İnsanın dinin hitabına ehil olması akıllı olması hasebiyledir.”ehliyetul hitab”.

 

Ehliyetin Kısımları:

Vucup Ehliyeti:Kişinin  haklara sahip olabilme ve barış altına girebilme ehliyetidir.(Zimmet)Vucup ehliyetinin temeli “hayatta olmaktır”Yaş,akıl,temyiz ve ruşd ile alakası yoktur.Anne karnındaki cenin de (eksik)vucup ehliyeti vardır.Ehliyetinin eksik olması sadece lehine olan haklara sahip olmasındandır.Mesela;borçlanmaya ehil değildir.

   Hanefilere göre;vucup ehliyeti kişinin ölümünden sonrada devam eder.(Malından borçlarının  ödenmesi v.s)Oda bir  nevi eksik vucup ehliyetidir.çoğu alime göre vucup ehliyeti kişinin ölümüyle sona erer.kişi doğumdan itibaren tam vücup ehliyetini sahip olur.bu ehliyete sahip kişi:

1)satım,kira,miras,hibe gibi yollarla kendini intikal eden her türlü hakkı kazanır.kamu düzenini gerçekleştirmeye yönelik malı borçlara muhatab olur.(öşür,haraç,zekat,fıtr sadakası v.s)

 2)Bu kişiler adına hukuki işlemleri kanuni temsilcileri yapar.

3)Vücup ehliyeti sadece vekalet(niyabet) kabul eden hukuki işlemleri kapsar(iman,bedeni ibadetleri v.s kapsamaz)

 

 

Eda Ehliyeti: Vucup ehliyetinin daha  kapsamlısıdır.dinen ve hukuken muteber olacak tarzda davranmaya ve hukuki işlem yapmaya elverişli olması.Akıl ve temyiz gücü tam olduğunda “tam eda”, eksik olduğunda “eksik eda” ehliyeti olur.Kişilerin eda ehliyeti kazanması temyiz,buluğ ve ruşd şeklinde ve kademede gerçekleşir.

Temyiz Öncesi Dönem: Temyiz çağına gelmeyen çocuk akıl hastası ve bu hükümde olanlar. Dini yükümlülükleri yoktur.

Temyiz Donemi: Buluğa ermemiş fakat temyiz çağına gelmiş çocuklar eksik eda ehliyetine sahiptir. 7 yaşından buluğa kadar mümeyyiz sayılır.

  Mümeyyiz çocuklar dini görevlerle mükellef değildir. Ancak dini hayata alıştırılmalıdırlar .Mutezile temyiz çağından itibaren Allaha inanmanın vacip olduğunu söyler Ahmet b.Hanbel 10yaşından itibaren namaz çocuğun ibadetini kabul eder.Ancak buluğdan önce yapılan hac,sonraki farzı ayı düşürmez.

 Mümeyyiz Çocuğun Yaptığı İşlemler:

-Tamamen Yararına Olanlar: Hıbe, sadaka v.s kabul etmek Başkasına vekil olmak.(Geçerlidir)

-Tamamen Zararına Olanlar:Hıbe etme,borç ikrar,kefaret v.s(Geçersizdir)

-Hem Menfaatine Hem Zarar İhtimali Olan İşlemler:Alım satım,kira v.s(Kanuni temsilcisinin onayıyla geçerlidir)

Buluğ ve ruşd Dönemi: Yetişkinlik dönemi Hanefiye göre erkeklerde 18 kızlarda 17 Çoğunluğa göre ikisinde de 15.Bu dönemde tam eda ehiyeti kazanılır.”teklif ehliyeti”

 

Ehliyeti Etkileyen Durumlar:

Semavi Arızalar: Yaş küçüklüğü, delilik, bunaklık, kölelik, uyku, bayılma, hayız, lohusalık, ölüm.

Müktesep Arızalar: Sarhoşluk, cahillik, ciddiyetsizlik (hezl), yolculuk, ikrah (zorlama), iflas.






IP
başka biri
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 08Nisan2008
Konum: Sakarya
Gönderilenler: 235

Alıntı başka biri Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 26Ekim2009 Saat 22:34



Bu da özet mi diye merak edenler için açıklayayım 3. haftanın pdf'si 18 sayfaydı. Herkese başarılar, kolaylıklar diliyorum...





IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,156 Saniyede Yüklendi.