Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Sakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüSakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: islam hukuku usulü ( 2. Hafta) Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
başka biri
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 08Nisan2008
Konum: Sakarya
Gönderilenler: 235

Alıntı başka biri Cevapla bullet Konu: islam hukuku usulü ( 2. Hafta)
    Gönderim Zamanı: 26Ekim2009 Saat 22:02



İslam Hukuku (2. Hafta)

 

Fıkıh usulünün kurucusu Abdullah Muhammed b.İdris Eş Şafi’dir. (204/280) Elimize gecen kaynaklara göre bu ilim kavramı ilk kez h.4 y.y’ da ortaya çıkmıştır.

  

    Yakup b. İbrahim ve Muhammet b. Hasan eş Şeybani’nin de bu alanda eser verdiği söylense de Ebu Yusuf bunu kabul etmez. Çünkü bu iki isme sadece İbni Nedim’in fihristinde rastlıyoruz.

     Usul ilmi furuu fıkhın üretilmesi için gerekli olan ölçüleri sunar.

 

Fahrettin er-Razı Şafi’nin nakli ilimlerdeki rolünü mantık disiplininin kurucusu Aristo’nun rolüyle kıyaslar.

     El Maturidi (ö.333) Maturidi kelam okulunun kurucusudur. Mehaizus Şeria adlı bir eseri vardır. Ancak bu kitaptan yapılan alıntılar sistematik usul inşasına imkân verecek nitelikte değildir.

     Oryantalistlere göre usul ilmi h.3 y.y ‘ın sonu 4 y.y ‘ın başında kurulmuştur. Oryantalistlerin eserlerinde en çok öne çıkan isim İbni Süreya’dır.

     Hallaq’a göre ehli rey ehli hadis arasındaki çatışma h.3yy’ın sonlarında akılcılık-nakilcilik tartışmasına döndü ve bu yoğun tartışmalar usul ilminin doğmasını sağladı. Hallaq’a göre Şafi’nin

“er-Risalesi” bir usul eseri değil peygamberin otoritesini temellendirme çalışmasıdır.

 

Fıkıh Usulü furuu fıkıhtan önemli olmasına rağmen furuu fıkıhtan sonra doğmuştur. Çünkü fıkıh usulü furuu fıkıh konusunda düşünen, ona toplu bir bakış yapmaya çalışan bir birimdir. Furuu fıkıh çeşitli mezhep doktrinleri şeklinde çıktıktan, bu alanda bir birikim oluştuktan sonra ona toplu bir bakış yapabilirdi. Nitekim Şafi de usul alanında olan “er-Risale” adlı eserini furuu hakkında olan

“el-Umm” adlı eserinden sonra yazmıştır. 

  Fıkıh usulünde ilk eserin ortaya çıkması iki nesil süren bir fıkhi faaliyete ihtiyaç duymuştur ve ilk eser Ebu Hanife’nin öğrencisi Şeybani’  nin öğrencisi Şafi’nin elinden çıkmıştır.

   Mezhepler h.4yy ın başlarında kurumsallaşmıştır Oryantalistler araştırmacı Melchert’e göre mezheplerin kurucuları sanıldığı gibi mezhep imamları değildir. Mesela:

 

       Şafii      mezhebi    İbni Süreya  (ö.306)

       Hanbelî mezhebi    Hala            (ö.321)

      Hanefi  mezhebi     Kerhi           (ö.340 )

         Maliki mezhebi       El Ebrehi     (ö.375)    ‘ önderliğinde kurumsallaşmıştır.                                

 

   Hanefi ve Maliki mezhebi Şafi ve Hanbelî mezhebine göre daha geç kurumsallaşmıştır. Bunun nedeni Melchert’e göre Şafi ve Hanbelî mezhebinin daha erken dönemde hadis ehli ile uzlaşmasıdır. Melchert’e göre h.3 yy da hadis taraftarlarının ağırlığı artmış ve gerekli eğitim rasyonalist eğilimi bastırmıştır.

 Şafi, Maliki ve kısmen Hanbeli 5. yy ın sonlarından itibaren Eş’ari kelam mezhebine bağlıydı.Hanbeliler Eş ari ile uyuşan ama kendilerine özgü bir kelam okulu kurmuştur.Hanefiler 7.yy dan itibaren kendilerini Maturidi olarak tanıtmışlardır. Şia ise çok erken dönemden itibaren Sünni anlayıştan ayrılmıştır.

 

Kelam – Fıkıh Usulü İlişkisi                                                                                                                      

Kelam, Müslümanlığın pratiğinin teorik temellerini inşa etmiştir. 5 yy ın başlarında Mutezile ve Eş arî kelamcılar fıkıh usulünü kelamla uyumlu kılma çabasına giriştiler.

 Kadı Abdulcebbar (Mutezile otoritedir) ve Ebu’ l Hüseyin El Basri usul ilmini kelamla uyumlu kılma çabasına giriştiler.  

Bakıllani Cuveyni ibni Furek ve Gazali ise usul ilmini Eş ari ilkelerle inşa etmeye çalışmışlardır.

 

Kuran ‘ ın Yaratılmışlığı Meselesi

Mutezile Allahın fiili sıfatlarını Allahın (c.c) zatından ayrı tutar. Dolayısıyla Allahın sözü olan Kuranı da “Mütekellim” sıfatından hareketle yaratılmış kabul eder.

  Sıfatlar Allahın (c.c) zatından ayırma konusunda bir şey söylemeyen Eş arî ise sıfatları ezeli kabul eder. Dolayısıyla Kuranı da yaratılmamış kabul eder.

 

Söz Üzerine Tartışma

 Söz usulcülere göre temelde dört kısımdan oluşur: Haber-Soru-Emir-nehiy.

Kurandaki emirleri anlamak için emir kipini anlamak gereklidir. Ama kelamcı usulcüler konuya farklı bir boyut kazandırmışlardır. Kelamcılara göre Kuran Allahın yaratılmamış kelamının bir parçasıdır. Dolayısıyla emir dil kipi olarak tanımlanamaz. Bu yüzden Eş arîler emri tanımlarken dil kipi olmasını değil ifade ettiği anlamı esas alırlar. Onlara göre Allahın sözü bizim konuştuğumuz formlara dökülmüş bir şey değildir.(Mana kaimen bizatihi)Ama Mutezile Allahın kelamı ile insana kelamı arasında bu açıdan bir fark görmez çünkü söz yaratılmıştır. Klasik Hanefi fıkhı da Mutezile ile aynı görüştedir.

     Gazali el- Müstesfa adlı eserinde nakli ilimlerinde akli ilimler gibi hiyerarşik bir sisteme sahip olduğu varsayımı esas alır. Gazali ye göre felsefe aklî ilimlerin kelamsa naklî ilimlerin temelidir.

 

 Hanefi Mezhebi ve Kelami Yöntem

Hanefiler fıkıh alanında oluşturdukları birliği kelam konusunda oluşturamamıştır. Maturidiliğe kadar bir kısmı Mutezileye bir kısmı ehli hadise yakın durmuştur. Ama Mutezilenin dışlanması ile durumlarını netleştirmek zorunda kalmışlardır. Makdisi nin 2.Mihne olayı dediği Mutezile taraftarlarının Bağdat ta kovuşturulması sırasında birçok Hanefi âlim Mutezile olmadıklarını deklare etmeye zorlanmıştır. H.5 yy’ ın sonlarına doğru Semerkant uleması içinden Maturidi ön plana çıktı. Nesefi ve Semerkandi ona kelam ve usulu fıkıh alanında öncü rol vermiştir.

   Semerkandi; Semerkant ulemasının ileri gelenlerindendir. El -Mizan adlı bir eseri vardır.         El-Mizan da verdiği bilgilerden Hanefiler arasında fıkıh usulu alanında iki grup olduğunu anlıyoruz. Ayrıca usulu ve fuuyu birbiriyle bağlantılı düşünen ve sadece nakli bilgilerin zahirinden hüküm çıkarmakla meşgul olan bir gruptan bahsediyor. Semerkandi bu grubu ne yaptığını bilmemekle suçluyor ona göre: Bu grup fikhi ilkelerin kelamı ilkelerle uyumu konusunda duyarlı değildir ve bu yüzden zaman zaman Hanefi( yada Maturidi )kelam ilkeleri ile ters görüşler açıklamaktadırlar Aslında bu eleştirilerin altında Hanefi usulünü Semerkant kelam okulunun ilkeleri altında yeniden inşa etme projesi vardır. O zamana kadar Hanefiler arasında Bağdat merkezli bir usul yaygındı. Hanefiler Bağdat ta ya kelamla ilgilenmemişler ya da ağırlıklı olarak Mutezile ilkelerini benimsemişlerdir. Kısaca Bağdat ta ki Hanefiler; Muteziler, Hadisçiler, Eş arî kelamcılar arasında tam olarak nerede durduklarını gösteren bir kelam doktrini oluşturamamışlardır. Bağdat Hanefileri nin iki önemli usul âlimi nin Cesas ve Saymeri nin Mutezile ile ilişkisi bilinmektedir. Semerkandi Bağdat kaynaklı Hanefiler arasındaki usul geleneğinin Semerkant okulunun kelam ilkeleri ışığında geçirilmesini teklif eder.

 

 Maturidilik

Maturidilik Semerkant merkezli bir oluşumdur. Uzun süre yerel bir hareket olarak devam etmiştir. Gazneli, Karahanlı ve Selçuklu yönetimlerin Sünniliğin lehine tavır alması ile belirgin rol oynamaya başlamıştır. Şafi çevreler Eş’ari ekolünü benimsemişti. Bu süreçte yaşanan çekişmeler Hanefileri Mutezileden kopuşlarını simgeleyen bir figür etrafına toplamaya zorlamıştır.

 

Sünni ve Mutezile nitelemelerin ne anlama geldiği ancak 5. yy ın sonlarına doğru nitelik kazanıyor. O zaman Mutezile ve ehlisünnet birbirinden kesin çizgilerle ayrılmıştır. Bu yüzden tabakat kitapları 4.yy da Mutezile ya da ehlisünnete mensup olduğun karar verilemeyen pek çok kimsenin varlığını gösterir. Ama 5. yy ın ikinci yarısında ilkeler netlik kazanmıştır. Kerhi, Cesas, Saymeri  ve Debusi gibi âlimlerin Mutezile ye mensup olduğu iddia edilmiştir. Ama 5.yy ın sonlarından itibaren bu iddialar kesilmiştir.

   Eş arîlik, ehli hadis ve Hanbelî (anti Mutezile kamp) nın yükselişi karşısında Hanefilerde Mutezileden ayrı olduklarını deklare etmek zorunda kaldılar. Çünkü gerek Ebu Hanife gerekse başka Hanefi âlimler akla çok başvurdukları gerekçesiyle bu kampın tepkisini çekiyordu.

  Sonuç olarak fıkıhçı yöntem; Hanefi öğretisini Bağdat Hanefiliği merkezli kelamı öncülerden arındırmaktı. Orta Asya Hanefiliği Mutezileyi çağrıştırarak her türlü unsuru temizleyerek Sünni çerçeveye kendine yer bulmayı başarmıştır.

  Fıkıhçı yöntem Irakta Cessas ve hocası Ebul Hasan el Kerhi öncülüğünde geliştirilmiştir. Debusi aracılığı ile Mavercun nehrine taşınmıştır Serahsi ve Pezdevi nin elinde olgunlaşmışlardır. Özellikle; Pezdevi nin usul eseri Cesas, Debusi,Serahsi hattında yürüyen Hanefiliğin zirvesidir.Pezdevi nin usul metni Hanefilerin klasiği olmuş,6.yy dan sonra bütün Hanefi usul metinleri Pezdevi nin metniyle ilişkili olmuştur. Mezhebin fıkıh teorisinin ilmihalini didaktik biçimde ele alan evrensel el kitaplarının tamamı bu metnin özeti mahiyetindedir. En önemlisi Nesefi nin El-Menar adlı eseridir. Hatta memzuc yönteme göre yazılan üç Hanefi eserinden ikisi eserin Hanefi cephesine Pezdevi nin metnini yerleştirmiştir. Bu eserler;

 -İb’ nus Saati / Bedi un Nizam

 -Sadruş Şeria / Et-Tenkih (Pezdevi’nin usulü, Razinin el-Mahsulu ve ibni Hacib in Muhtasarından faydalanmıştır.)

 

Kelamcı yöntemin önemli eserleri;

-Hüseyin el-Basri – El Muhammed Şerhul Umed

-Bakıllani – El-İrşad ve’t Takrib

-Gazzali   – Müstesfa

-Cüveyni   – El-Burhan

 

Müteahhirin döneminde iki önemli isim Eş-arî Mutezili âlimlerin kelamcı usul eserlerinin çizgisini devam ettirmiştir.

 Fahreddin er-Razi –El-Mahsul

 El-Amidi – El ihkam fi usulil Ahkâm

Kelamcı Yöntemin ders kitabı niteliği taşıyan iki eser:

  Kadı Beyzavi- El-El minhac

  İbnul Hacib – El Muhtasar

 

Memzuc Yöntem

 Farklı mezheplerdeki âlimlerle Hanefi âlimlerin yazdıklarını uzlaştırma çabasıdır.

  İbnus-Saati; Bediu’n Nizam El-Camii Beyne Kitabeyil Pezdevi ve ‘l ihkam (ihkam El-Amidi’nin eseri)

  İbni Humam; Tahrih fi usulil fıkh’ al Camii Beyne ıstilaheyil Hanefiyi ve Şafiye.

 

Memzuc Yöntem: Moğol istilası İslam dünyasındaki hilafetin birleştirici rolünü parçalamış ümmetin birliğini muhafaza kaygısı her türlü kaygının önüne geçmiştir. Bu da fıkıh alanında mezhepleri uzlaşmaya götürmüştür ve memzuc yöntem çıkmıştır.

 

 



Düzenleyen başka biri - 26Ekim2009 Saat 22:43



IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,109 Saniyede Yüklendi.