Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Sakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüSakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: sakarya ilitam ders notları Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Konu: sakarya ilitam ders notları
    Gönderim Zamanı: 20Ekim2009 Saat 19:43



arkadaşlar ders notlarımızı elimizden geldiğince paylaşalım hepimizin buna ihtiyacı var. emeğinizi esirgemeyin herkesten allah razı olsun





IP
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 20Ekim2009 Saat 19:44



DİN PSİKOLOJİSİ (1.Hafta Ders Notları)

 

DİN PSİKOLOJİSİNİN TEMEL KAVRAMLARI

1.     Psikoloji: “psyche” ve logos kelimelerinden oluşmuş bir kavramdır. “psyche” ruh, “logos” ise bilgi ya da bilim anlamında olup ikinin anlamı olarak “ruh bilgisi” anlamı ortaya çıkmaktadır.  Psikoloji insan zihnini onun iç dünyasını bu dünyanın dışa yansıyan yönünü ve diğer insanlarla olan ilişkilerini bir bütün halinde araştıran bilim dalıdır.

 

2.     Din: en önemli tanımlarından biri “mukaddes olanın içte yaşanması ve yüceltilmesi” şeklinde yapılan tanımdır. Diğer bir tanımı ise; fertlerin kendi gücünü aşan, görülmeyen ilahi kudretin varlığını gönülden kabul ve dille tasdik etmeleridir.

 

3.     İnanç: İnanç, fertlerin duygu yoğunluğunu ön plana çıkararak değer verdikleri bazı güçlere yönelmeleri ve bağlanmaları şeklinde ifade edilebilir. İman, güvenmek, tasdik, boyun eğmek, yönelmek anlamlarına da gelmektedir.

 

4.     Dini Duygu: Ruhun derinliklerine kök salmış dinle ilgili verilerin, yaşantının ya da dini anlamı olan objelerin insan ruhunda meydana getirdiği bir değişim olarak değerlendirilebilir. Dini duygu aynı zamanda W.James’e göre dindarlığın ilk ve en derin kaynağı olarak gösterilmektedir.

 

5.     Dini Tasavvur: Beş duyu yoluyla zihne alınan dini obje kavram ve olayların zihinde yeniden canlandırılması ve şekillenmesine dini tasavvur denilmektedir. İnsan zihninin dini objelerle ilgili farklı tasvir ve tasavvurlar geliştirmesi insanların dini anlama ve yaşama konusunda farklılığını ve insanlarla olan ilişkilerindeki farklı etki derecesini ortaya koymaktadır.

 

6.     Dini Düşünce: Dinle ilgili olarak zihne alınan bilgilerin dini olayların dini sembollerin ve motiflerin herhangi bir konuda birbirleriyle olan etkileşimi sonucunda ortaya çıkan yeni bir dini hükmündür.

 

7.     Dini Pratikler: İbadetler, dinle ilgili fiiller, dini içerik taşıyan insanlar arası karşılıklı ilişkilerin hepsi dini pratikler olarak değerlendirilebilir.

 

8.     Dini Algı: Bu kavramı iki şekilde ele almak söz konusudur. Öncelikle dini obje ve kutsalın olduğu gibi algılanıp zihne yerleştirilmesi anlaşılacağı gibi aynı zamanda algılanana farklı bir anlam yüklemede söz konusu olmaktadır. Kişiler arasında dindarlık farkına etki eden özelliklerinden biride dini algı farklılığıdır.

 

9.     Dini Benlik: Kişinin içten gelen enerjisine karşı; aldığı dini eğitim, dini bilgi ve inanç düzeyinin yönlendirmesi neticesinde bu iç enerjinin dengelenmesiyle ortaya çıkan benliğe dini benlik adı verilmektedir.

 

10.                       Dini Kişilik: Ferdin doğuştan getirdiği (fıtrat) özelliklerin ve daha sonra çevrenin etkisiyle şekillenen karakter yapısının birbirini tamamlamasıyla oluşmaktadır.

 

11.                       Ruh: Ruh’a dair önceden beri birçok soru sorulmuştur. Bu sorulara bizzat Kur’an-ı Kerim cevap vermektedir. Kuran ruhun “emr-i rabbani” olduğunu bildirmektedir. “Sana ruhu sorarlar, de ki; ruh Rabbimin emri veya emri cümlesindendir.” Yani ruh ancak Allah’ın bileceği iştir. Ruhun hakikati aslı öyle şeydendir ki onun ilmini yalnız Allah kendisine tahsis etmiştir. Şu halde ruh Allah’ın bütün yaratıklar üzerindeki ilahi emrinden bir fiildir ki insana kendini ve rabbini tanıtır. Böylece Cenab-ı Hakk ruhun kendinin ilahi bir işi olduğunu söylemekle tabiat ötesi tartışmaları ve yanlış inanç ve kanaatleri ortadan kaldırmış oluyordu.

 

12.                       Nefs: Lügatte can, kan, ruh, su, ceset, hava, bir şeyin cevheri(özü) hakikati ve hududu, azameti ve yavuz (yaman) göz anlamına gelmektedir. Bilindiği üzere nefs kavramından genellikle iki anlam çıkmaktadır: 1)İnsanda gazap ve şehvet kuvvetlerini bir arada toplayan nefistir. 2)Ruh ve kalbin ikinci anlamı rabbani, ruhani latif olan idrak eden, bilen tanıyan, isteyen talep eden, inanan vb. olan nefistir.

 

13.                       Kalp: Gazali kalbi yürek ve gönül manasında iki şekilde değerlendirmektedir. 1.)çam kozalağı şeklinde olan bir et parçasıdır ve bu et parçası göğsün sol tarafına konulmuş özel bir et parçasıdır. İçinde oluğa benzer boşluklar vardır. O boşluklarda simsiyah bir kan bulunur. 2.) kalp rabbani ve ruhani bir latife içindedir. O latife insanoğlunun hakikatidir.

 

14.                       Akıl: Akıl insanoğlunun doğruyu yanlıştan ayırabilme ve anlam melekesidir. Gazali’ye göre akıl insanoğlunun bilinci ve idrak edici latifesidir.

 

15.                       Mistik: Akıl dışı, sır, Batıni tecrübe ve şuur hallerini ifade eden bir kavramdır.

 

16.                       Tutum: Bireylerin belirli bir kişiyi, bir grubu, kurumu veya bir düşünceyi kabul ya da reddetme şeklinde gözlenen duygusal bir hazır oluş hali veya eğilimdir.

 

17.                       Dini Davranış: Kutsalla ilgili ortaya konan fiiller aynı zamanda dini davranış olarak belirlenir. Dini davranışın ferdi yönü olduğu gibi sosyal yönü de bulunmaktadır. Ferdi yön dinin daha çok dua ve ibadetler şeklinde dışa yansıtılmasıdır. Sosyal davranışlar yönü ise; daha çok insanlara yardım etme onlar için bir şeyler yapabilme gayretini göstermektir.

 

18.                       Sezgi: Başkasında yaşanan bir halin belirlenen özellikleri doğrultusunda ve daha önce yaşadığımız oranda içte hissedilmesidir.






IP
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 20Ekim2009 Saat 19:45

FELSEFE (1.Hafta Ders Notları)

 __Felsefe hangi eylemleri gerçekleştirir?

Akli kanıtlar sunmak, eleştirmek, kavramları analiz etmek, üretilen bilgilerde bir bütünlük inşa etmek.

 

__Felsefenin faydaları nelerdir?

Anlama yetisini güçlendirir, sorgulama ve eleştirme kabiliyetini geliştirir, tutarlı düşünebilmeyi öğretir, insana aklını kullanma zevkini verir.

 

__Felsefe tarihi öğrenmenin gereği nedir?

Felsefe yapmaya bir giriştir, felsefe bir yönüyle birikimseldir, filozoflar kendinden öncekilerin teori ve görüşleriyle hesaplaşarak ilerlerler, insanın düşünme serüvenini öğrenmek entelektüel bir keyif verir.

 

__İlkçağ felsefesi tarihi öğrenmenin ilahiyat öğrencisi için önemi nedir?

  • İslami düşünce yunan düşüncesi ile helef-selef olma bakımından ilişki içerisindedir.

    Eflatun → Yeni-Eflatunculuk, Tasavvuf

    Aristo → Meşşai okul

    Atomcular → İslam kelamının atomcu varlık anlayışı

  • Düşünce geleneğinin süreklilik içerisinde bir bütün halinde kavranması
  • Felsefenin evrensel boyutlarının idrak edilmesi
  • Farklılıkların kavranılması ve sebeplerinin anlaşılması
  • Aydınlanma sonrası batı düşüncesinin daha iyi anlaşılması

 

__Yunan felsefesinin doğuş şartları nelerdir?

Yunan toplum yapısı şehir devletidir. Nüfus 300.000 kişidir. 100.000’ni köle, kadınlar ve çocuklar dışarıda bırakıldığında 40.000 özgür erkek vatandaş vardır. Şehir merkezi ile çevresi arasındaki mesafe bir günlüktür. Yunan şehir devletleri coğrafi olarak dağlar ve denizlerle birbirinden ayrılır. Şehir devletleri tarım, ticaret ve zanaatla uğraşıyor. Elolialılar: köylü, Dorialılar (Ispartalılar): Tarım ve askerlik İyonyalılar: Denizci ve ticaretle meşgullerdik. → Felsefe için gerekli olan merak ve birikim

 

__Yunan felsefesinin dönemleri nelerdir?

  1. Sokrat öncesi dönem: Tabiata dair konular arkhe sorunu
  2. Sokrat’çı dönem: Sofistlerin belirleyiciliği, insana dair konular, doğru yaşama sanatı, doğru bilgi niteliği hakkında soruşturma, ahlak ve siyaset konuları, mutluluk nedir, erdem nedir?
  3. Helenistlik felsefe: Siyasal değişim, şehir devletinden imparatorluğa geçiş, bireyin yeri ve anlamı, bireyin devletle olan ilişkisi, din ile felsefe arasındaki ilişkiler, okullar: Platonun – Akademyası, Aristo’nun  - Peripatetic okulu, Stoa ve Epikürcüler.
  4. Roma imparatorluğunun felsefesi: Felsefe doğu mistik unsurlarıyla ve dini unsurla etkileşim halindedir. Yeni-Platoncu ve yeni-pythogarasçı okullar bu dönemin önde gelen okullarıdır.

 




IP
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 20Ekim2009 Saat 19:45

FELSEFE (2.Hafta Ders Notları)

İyonya Okulu

         Thales MÖ. 625/4- 54

Yunanlıların ilk filozofudur. Yetiştiği ortamı Ege bölgesindeki Milet şehridir. Thales sebebiyle Milet felsefesinin başlangıç noktası kabul edilir.

            Thales’in kendisinden elimize geçen bir metin yoktur. Kendisiyle ilgili bilgilere Herodotos, Aristo, Teophrastus ve Diogenes Laertius kanalıyla ulaşırız. Thales yunanlılara kanunları hediye eden Solon ve ünlü Lidya kralı Krezus veya Karun ile çağdaştır. Kendisi Karialı bir baba ile Yunanlı bir annenin çocuğudur.

            Siyasetle ve siyasetin sorunlarıyla ilgilenmiştir. Lidya istilasına karşı koyabilmek için, iyonya yurttaşlarını başkent Teos olacak şekilde federasyona gitmelerini önerir. Yine Lidyalıların Medlere karşı yaptığı savaşta Kızılırmak’ı rahat geçebilmek için bir kanal vasıtasıyla nehri ikiye bölmeyi tavsiye ettiği ve böylece su seviyesini alçalttığı nakledilmektedir. Bu anekdot da Thales’in geometri ve siyasetle olan ilgisini göstermektedir.

            Kendisiyle ilgili aktarılan anekdotlarda güneşin tutulmasını önceden haber verdiği aktarılmaktadır. Bu haber astronomik gözlem cetvel sonuçlarına sahip olması gerektiğini bildirmektedir. Thales denizcilere küçük ayıyı takip etmelerini tavsiye etmiştir. Geometriye dair teoremler ileri sürer: ikiz kenarın karşılıklı açılarının eşit olduğu veya dairenin çapla iki eşit parçaya bölündüğü bunlardan bazılarıdır.

            Thales’in nesnenin gölgesiyle eşit olduğu zamanı tespit ederek piramitlerin boyunu ölçtüğü aktarılmaktadır. Yine O’nun zeytinin bolluk ve darlık zamanını hesaplayarak zeytin ezme aletlerine yatırdığı aktarılmaktadır. Bu anekdot da onun astronomiye olan ilgisini göstermektedir. Ayrıca Thales dünyayı suyun üzerinde duran bir tepsi gibi tasarlamaktaydı.

            Bütün bunlar Thales’in astronomi ve geometride gelişmiş olan Babil ve Mısır medeniyetleriyle doğrudan veya dolaylı ilişki halinde olduğunu göstermektedir. Aristo’nun öğrencisi Eudemos Thales’in Mısıra gittiğini ve oradan geometri bilimizi ilk kez yunana getirdiğini bildirir.

            Arkhe sorunu Antik Yunan felsefesinin en önemli sorunlarındandır.(Not: eski yunanlılar evrenin tümünü canlı kabul ederler). Thales ‘su her şeyin arkhesi, ilkesi, doğası, nedeni veya tözüdür’ diyerek arkhe sorununu cevaplar. Thales suyun katı, sıvı ve buhar olmak üzere üç hali oluşunu ve evrendeki her şeyin bu üç hal etrafında sınıflanabildiğini düşünmüş olmalıdır. Böylece evrendeki nesnelerin dönüşümüne dairde dolaylı cevap vermiş olmaktadır.

            Thales ayrıca ‘Her şeyin tanrılarla dolu olduğunu’ ifade etmektedir. Yine o ‘Mıknatıs canlıdır çünkü demiri kendine doğru çekmektedir’ bu ifadeleri iki şekilde anlaşılabilir. 1.evrenin ruhunun varlığını kabul ettiğini ve onun sudan hayatı başlattığı anlamına gelebilir. 2.maddeyi canlı olarak kabul ettiği ve var oluşu yalnızca madde ile izah ettiği anlamına gelebilir.

 

                        Anaksimandros (MÖ 610–547) 

         Antikçağ tarihçisi Apollodor’a göre 42. olimpiyatın 3. yılına denk gelen M.Ö 610 Milet’te doğmuş ve 64 yaşındayken, 58. olimpiyatın 2. yılına denk gelen 546 yılında ölmüştür. Diogenes Laertius’dan edinilen bilgilere göre Milet okulunun kurucusu olan Thales’in öğrencisiydi. Başarıları Anaksimenes ve Pythagoras’ı da etkilemişti.

            Anaksimandros Thales’in çağdaşı, öğrencisi ve dostudur. Onun hakkındaki kaynaklar: Aristo, Theophrastus, Diogenes Laertius ve Aristo şarihi Simplicus’tur.

            Matematikçi, politikacı, astronom, doğa bilimcisi ve haritacısıdır. Yunanlılarda ilk defa harita çizen kimse olduğu söylenilmektedir. Güneş saatini getiren kişidir. O, doğa üzerine kitap yazıp da kitabı bize gelen ilk adamdır. Ve bir tür evrim kuramı ileri sürmüştür: Hayatın sudan karaya geçtiğini ifade etmektedir.

            Anaksimandros sonsuz sayıda evren olduğunu kabul etmektedir. Bu evrenlerin aynı zamanda mı yoksa peş peşe zamanlarda mı olduğu ise pek açık değildir.

             Dünyayı genişliği yüksekliğinin üç misli bir silindir gibi tasarlamaktaydı. Güneş batıdan battıktan sonra bu silindirin altından dolaştıktan sonra ertesi günü yine doğudan doğmaktaydı. Dünya evrenin ortasında asılı her yere eşit uzaklıkta olduğu için hiçbir yere gitmesine gerek yoktu. Ona göre dünya tabi mekânında duruyordu. Aristo Anaksimandros’ un bu görüşünü eleştirir. Bu durum yiyeceklere eşit mesafede duran adamın açlıktan ölmesi misaline benzetmektedir.

            Anaksimandros suyun arkhe olarak kabul edilmesini eleştirir. Çünkü su nicelik bakımından sınırlı ve nitelik bakımından belirlidir. Hâlbuki doğada gördüğümüz olaylar böyle değildir. Ona göre arkhe “zaman ve mekânda sınırsız ve belirsiz olan” operiondur. Onun tanımladığı şekilde operion duyusal maddeye eş değildir ve soğut bir ilkedir. Operion görüşü hakkında ondan gelen ifade şudur: Var olan her şeyin arkhesi operiondur. Şeyler ondan meydana gelir ve yine zorunlu olarak onda ortadan kalkarlar. Çünkü onlar zamansal sıraya uygun olarak birbirlerine karşı işlemiş oldukları haksızlıkların cezasını öderler.

            Niteliksel Operion: Ateş, sıcaktır.

                                            Hava, soğuktur.

                                            Toprak, kurudur.

                                            Su ise ıslak ve nemlidir.

            Ve bunlar sürekli olarak birbirleriyle mücadele halindedir. Su toprağı öğütüyor. Dolayısıyla ilkeler bunlar değil fakat bunların arkasındaki basit bir şey olmalıdır. Anaksimandros bu tartışmaları ile doğa felsefesinin ikinci sorunu olan değişim ve dönüşüm sorununa işaret etmiş olmaktadır.




IP
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 20Ekim2009 Saat 19:46

MANTIK (1.Hafta Ders Notları)

__Mantık bilimini ilk sistemli hale getiren kurucusu kimdir? Aristoteles.

__Mantık biliminin İslam dünyasıyla ilişkisi nasıl başlamıştır?

İslam kültür dünyasında mantık çalışmaları Aristoteles’in eserlerinin Arapçaya tercüme edilmesiyle başladığı kabul edilir.            

__İslam dünyasının ilk filozofu kimdir? Kindi.

__İslam dünyasında ‘muallim sani’ olarak bilinen filozof kimdir? Farabi.

__İslam dünyasında mantığı ciddi anlamda meşrulaştıran ve İslami ilimlere uygulayan kimdir? Gazali.

__Mantık’ın terim olarak karşılığı nedir?

Türkçede düşünme, konuşma, akletme teriminin karşılığı olarak kullanılır.

 

__.Mantığın ilkeleri nelerdir? İçerikleri nelerdir?

1)özdeşlik ilkesi: bir şeyin kendisiyle aynı olduğunu söyleyen akıl ilkesidir. ‘A,A’ dır.

2)çelişmezlik ilkesi: bu ilke bir şeyin hem kendisi hem de kendisinin dışındaki şey olamayacağını ortaya koyar. ‘A,A’ olmayan değildir. Örn: önümüzde duran bir kitabın hem bir kitap hem de bir kalem olduğunu söylemek bir çelişkidir.

3)üçüncü şıkkın imkansızlığı: aynı zaman ve şartlarda bir şey hem kendisi hem de kendisi olmayan olmaz ya kendisidir ya kendisi değildir üçüncü bir ihtimal yoktur.

4)Yeter-sebep prensibi: Leibniz tarafından akıl ilkesi olarak kabul edilmiştir.  Sebeplilik ve amaçlılık olmak üzere iki şekilde varlığa uygulanır. Sebeplilik: ’Her olayın bir sebebi vardır, sebepsiz hiçbir şey olamaz.’ Örn. Donmanın sebebi soğuktur. Amaçlılık: ‘Var olan her şeyin bir amacı vardır.’ Örn. Göz görmek, kulak duymak için vardır.

 

__Mantığın konuları ve anlamları nelerdir?

1)Terimler: kavram, beş tümel ve kategoriler bu başlık altında toplanır. Terimlerden tanımlara ulaşılır. Terimler önermelere, önermelerde akıl yürütmelere bir hazırlık aşaması olarak kabul edilir. a)Beş tümel: mantık ilmini öğrenmek için öğrenilmesi gereken cins,tür,ayrım,hassa ve ilintiden oluşur. İlk defa sistemli şekilde bu beş terim, Porphrios-isagoci isimli eserinde ele almış daha sonra hem İslam dünyasında hem de batıya aynı isimle başka eserlerde yazılmıştır.

b)Kategoriler: Kendileri ile her şeyi ifade etmeye çalıştığımız en genel kavramlardır. Aristoteles bunların cevher, nicelik, nitelik, görelik, zaman, mekân, durum, sahip olma, etki ve edilgi olmak üzere on kategori olarak kabul etmektedir.

2)Önermeler: Önermeyi oluşturan temel unsurlar, önerme çeşitleri, önermeler arası ilişkiler, önermenin döndürülmesi gibi konular ele alınır.

3) Kıyas: Kıyasın yapısı, şartlar, şekilleri, çeşitleri ve modları incelenir.

4)Burhan: Yakini kıyasların nasıl oluşturulabileceğinin tartışıldığı konudur.

5)Cedel: Tartışmalarda tarafların karşılıklı olarak birbirlerini, kendilerini haklı çıkaracak deliller kullanarak alt etme ve susturma yollarının tartışıldığı konudur.

6)Hitabet: Muhatabı etkileyici ve ikna edici konuşmalar yaparak susturma yollarının tartışıldığı konudur.

7)Şiir: Hayali ifadelerle duyguları coşturma veya sıkma ya da fikirleri savunma veya yerme yollarının tartışıldığı bölümdür.

8)Safsata: Hiçbir şekilde hakikati ifade etmeyen tamamen vehme veya hayale dayanan bilgilerle insanları aldatmanın konu edildiği bölümdür.

 

__Formel(biçimsel) mantık ve İnformel ( içeriksel) mantık nedir?

Formel Mantık: Zihin formları ile ilgilenir. Zihnin işleyiş kanunlarını doğru işlemesi için gerekli kural ve şartları gösterip doğru hükümler varmayı konu edinir

İnformel Mantık: Mitoloji olarak da isimlendirilir. Zihnin konusu olan maddelere uygulanması bakımından işleyiş kanunları incelenir. Uygulamalı mantık da denir.

NOT: Batılı mantıkçılar beş tümel, kategoriler, önermeler ve kıyası formel olarak; burhan, Cedel, hitabet, şiir ve safsatayı informel olarak kabul etmektedir.

 




IP
zeyneb54
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12Eylül2009
Konum: Sakarya
Gönderilenler: 0

Alıntı zeyneb54 Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 20Ekim2009 Saat 21:56
 arkadaşım harika olmuş emeğine sağlık allah razı olsun



IP
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 20Ekim2009 Saat 22:55

teşekkür ederim canım senden de allah razı olsun




IP
zeyneb54
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 12Eylül2009
Konum: Sakarya
Gönderilenler: 0

Alıntı zeyneb54 Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 21Ekim2009 Saat 14:10
yabancı arkadaşım sitede kitap falan diyo bi duyuru var ama ben indirdm ama pek beceremedim bakarsan bi senden öğreniriz inş. malum biz teknoloji özürlüyüz biraz 



IP
sgüler
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 28Ağustos2009
Konum: Amasya
Gönderilenler: 0

Alıntı sgüler Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Ekim2009 Saat 20:29
ARKADAŞLAR ARAPÇA METİNLERİ TERCÜME EDEN VARSA LÜTFEN PAYLAŞSIIIIIIIIIIN....




IP
neyzen_ist
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 20Ağustos2009
Gönderilenler: 108

Alıntı neyzen_ist Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Ekim2009 Saat 12:29
s.a yav arkadaşlar alanımızla ılgılı derler guzel eğitici de şu felsefe mantık psıkolojı can sıkmaya başladı,bıssuru yabancı ısım,ve bıssuru muğlak nazarıyeler,yani kitaptan okumayla video seyretmeyle bu iş olmuyo bende,anlıyamıyorum kavrayamıyorum,matematık gb bişey oldu ya,bu dersleri iyice kavrayan anlayan arkadaşlar bizede yardımcı olsunlar lütfen,varsa özetlerini anlaşılır bi şekilde paylaşsınlar,çalışma metodlarını anlatsınlar,yardımcı kaynak varsa önersinler,ve lütfen hocalara baskı kuralım daha anlaşılır bir dil ile videodan anlatsınlar

sevgiler sYGILAR CUMLETEN



IP
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 25Ekim2009 Saat 11:43
a s arkadaş evet psikoloji mantık felsefe can sıkıcı gibi görünebilir ama biraz ılımlı yaklaşsan aslında merakla okunabilecek dersler özetlerini ben üstleniyorum inşallah herkesin işine yarar yabancı isimler hakkında yapılacak pek bişey yok onlar sadece ezberlenecek ama yabancı terimleri elimden geldiğince açıklayarak yapabilirim ..



IP
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 26Ekim2009 Saat 08:22

                                  HADİS ÜNİTE 1

1)Hadis nedir?

Hadis: Genel olarak Hz. Peygamber (SAV) ‘in söz ve işleriyle ilgili haber demektir.

2)Hadis kaç kısma ayrılır? Bunlar nelerdir?

Hadis iki kısma ayrılır:

*Metin:Haberde Hz. Peygamber (SAV) ‘e ait olduğu söylenen söz ve iş kısmına denir.

*Sened: Metni duyan insandan son insana kadar sözü ve haberi birbirine aktarıp nakleden kimselerin yer aldığı kısımdır. Hadisi nakledenlerin isim zinciridir.

3)Kudsi hadis, mevkuf hadis, maktu hadis ve merfu hadis nedir?

*Kudsi hadis: Yüce Allah’a Kur’an dışında nisbet edilen söz ve işlerdir.

*Mevkuf hadis: Bir sahabiye ait olduğu söylenen söz ve işlerdir.

*Maktu hadis: Bir tabiiye ait olduğu söylenen söz ve işlerdir.

*Merfu hadis: Hz. Peygamber (SAV)’e ait olduğu özellikle belirtilmiş söz ve işlerdir.

4)Hadisler sahihlik bakımından kaça ayrılır? Bunlar nelerdir?

İkiye ayrılır:

*Makbul hadis: Hz. Peygamber (SAV) ‘e ait olma ihtimali fazla olan hadis demektir. İkiye ayrılır:

-Sahih hadis: Baştan itibaren son raviye kadar sık’a (güvenilir ve bilgiyi koruma özelliği olan) raviler tarafından nakledilen, diğer hadislere aykırı olmayan, gizli bir kusuru da bulunmayan hadistir.

-Hasen hadis: Ravilerden birinin bilhassa güvenilirlik ve bilgiyi koruyamama özelliği eksikse bu ravilerin aktardıkları hadislere denir.

*Merdud hadis: Hz. Peygamber (SAV) ‘e ait olma ihtimali az olan hadislerdir. İkiye ayrılır:

-Zayıf hadis: Sahih hadisin özelliklerinden birini ya da birkaçını taşımayan hadislerdir.5’e ayrılır:_Mürsel hadis: Bir ravinin doğrudan Hz. Peygamber (SAV) ‘den naklettiği hadistir. Ravi düşmüştür.

_Munkatı hadis: Sahabiden sonra bir veya birkaç ravisi düşmüş hadis demektir.

 _Mullak hadis: Senedin son kısmında yani yazar kısmında ravisi eksik olan ya da hiç               yazılmamış olan hadistir.

_Muallel hadis: Ancak uzman alimlerin fark edebileceği gizli bir kusuru olan hadistir.

_Müdelles hadis: Taşıdığı bir kusuru yokmuş gibi nakledilmeye çalışılan hadistir.

-Mevzu hadis: Gerçekte Hz. Peygamber (SAV) ile hiçbir ilgisi bulunmayan hadis demektir. Uydurma hadislerdir.

5)Hadisler ravi sayısı bakımından kaça ayrılır?

İkiye ayrılır:

*Mütevatir hadis: Her nesilde ravi sayısı çok olan, yalan üzerine ittifaklarının kabul edilemeyeceği kişilerin hadisleridir.

*Haber-i vahid hadis: Mütevatir hadis derecesine ulaşmamış hadis demektir.3 kısma ayrılır:-Meşhur hadis: Her nesilde en az 3 ravi tarafından nakledilmiş hadistir.

-Aziz hadis: Her nesilde en az 2 ravi tarafından nakledilmiş hadistir.

-Ferd hadis: Bir ravi tarafından nakledilmiş hadistir.

6)Muttasıl sened ve muttasıl hadis nedir?

Hadisi sırasıyla birbirine nakleden raviler arasında bir ravi atlanmamışsa o senede ‘muttasıl sened’,hadise de ‘muttasıl hadis’denir.




IP
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 26Ekim2009 Saat 08:23

                            HADİS TARİHİ ÜNİTE 2

1)Hadisin bizim için önemi neyden kaynaklanır?

Hadisin bizim için önemi büyük ölçüde Hz. Peygamber(SAV) ‘in dindeki konumundan kaynaklanır. Bunu da belirleyen Kur’ an-ı Kerim’dir.

2)Kur’ an Hz. Peygamber(SAV) ‘i nasıl tanıtır?

Kur’ an, Hz. Peygamber(SAV) ‘i her şeyden önce ve tabii olarak bir insan olarak tanıtır. Bununla beraber yine Kur’ an’a göre Hz. Peygamber(SAV) ‘in birçok ayırıcı üstün özelliği vardır.

3)Hz. Peygamber(SAV) ‘in Kur’ an’a göre bazı özellikleri nelerdir?

*Hz. Peygamber(SAV), Yüce Allah’ın müminlere bir lütfudur.

* Hz. Peygamber(SAV), Yüce Allah’ın kendisine göndereceği ağır bir yükü kaldıracak kadar güçlüdür(hem maddi hem manevi ağırlığı ifade eder.)

* Hz. Peygamber(SAV) büyük bir ahlak sahibidir.

* Hz. Peygamber(SAV),apaçık bir gerçek ve dosdoğru bir yol üzerindedir.

4)Hz. Peygamber(SAV) ‘e karşı görevlerimiz nelerdir?

*İman etme

*Sevgi ve saygı gösterme

*O’na salat ü selam getirme

*Örnek alma

*Her işte O’na başvurma

*İtaat edip isyan etmeme, üzmeme

5)Hz. Peygamber(SAV) ‘in doğrudan veya dolaylı olarak hadisin önemini belirten açıklamaları nelerdir?

*Kendisine Kur’ an’ın dışında başka şeylerin de vahyedildiğini, yaptığı bazı açıklamaların Allah’ın emriyle olduğunu, bunları kendiliğinden yapmadığını belirtmiştir.

*Sünnetine sarılmayı emretmiş, sadece Kur’ an ile yetinmeyi yasaklamış, nefsin hevasına uymayı kınamıştır.

*Söz ve işlerinin bellenip muhafaza edilmesini, onların diğer insanlara ulaştırılmasını, bunda büyük sevap olduğunu açıklamıştır.

 




IP
salihse
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 17Eylül2007
Konum: Balıkesir
Gönderilenler: 0

Alıntı salihse Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 26Ekim2009 Saat 17:57
bende aynı şekilde felsefeyi okuyorum hemde ağır bastıra bastıra  buna rağmen anlıyamıyorum. 
yabancı arkadaşım özetleri paylaşırsan gerçekten faydalı olur


Düzenleyen salihse - 26Ekim2009 Saat 17:58



IP
fethiyee
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 07Mart2009
Konum: Sakarya
Gönderilenler: 0

Alıntı fethiyee Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 27Ekim2009 Saat 01:12

HADİS TARİHİ 3.HAFTA ÖZETİ

1)Hadis tarihi nedir?

 

- Hadisin, Hz. Peygamber(SAV) ‘den itibaren günümüze kadar nasıl ve hangi şartlarda geldiğini ele alan hadis bilgi koludur.

 

2)Hadisler günümüze gelinceye kadar kaç aşamadan geçmişlerdir?

 

- 4 aşamadan geçmişlerdir:

 

*Tesbit dönemei

 

*Tedvin dönemi

 

*Tasnif dönemi

 

*Tehzip dönemi

 

3)Tesbit döneminde hangi faaliyetler söz konusudur?

 

-Bu dönemde hadislerin sözlü ve yazılı olarak öğrenilmesi, öğretilmesi, halk arasında yayılması böylece hafızalarda ve değişik yazı malzemelerinde tesbit edilip koruma altına alınması söz konusudur.

 

4)Tesbit dönemi hangi tarihte vuku bulur?

 

-Bu dönem hicri 1.yy’ın sonlarına kadar devam eder. Yani sahabe ile büyük tabiunun (yaşları küçük de olsa hadis rivayetlerinin çoğu sahabeden olan tabiilerdir)yaşadığı dönemdir.

 

5)Tesbit döneminde belli başlı hadis faaliyetleri nelerdir?

 

-Hadis Öğrenim Faaliyetleri: Bu dönemde hadis öğrenim ve öğretimi için Hz. Peygamber(SAV) ve sahabenin yoğun faaliyetleri vardır.

 

-Hadis Öğreniminin Güvenilirliği İçin Faaliyetler:Dinin iki temel kaynağından biri olan hadislerin naklinde çok titiz davranılmasının gerekli görüleceği açıktır. Bunun için sahabe belli başlı çarelere başvurmuştur.

 

6)Hadis öğreniminde Hz. Peygamber(SAV) ‘in faaliyetleri nelerdir?

 

*O günkü şartlarda fertlerle tek tek irtibata geçmenin yanında kalabalıkların bir araya geldiği panayır, hac, savaş ve bayram gibi içtimai hadiselerde iletişim için güzel fırsatlar sağlıyordu.

 

*Kendisine tebliğ görevi verilişinden itibaren onları kendi sözleriyle açıklamış, şahsında uygulayıp örneklik yapmış, sorulan sorulara cevaplar vermiş, ortaya çıkan meselelere çözümler getirmiştir. Böylece söz ve fiilleri çevresindekiler tarafından görülmüş, işitilmiş ve onlara yayılmıştır.

 

*Peygamberliğinin ilk yıllarında hac mevsimlerinde Mekke’ye dışarıdan gelenleri dolaşarak Müslümanlığı anlattığı bilinmektedir.

 

*Mekke’de sürdürülen faaliyetler, hicretten sonra Medine’de de devam etmiştir. Hz. Peygamber(SAV), bazı mühim hükümleri savaş sırasında veya Veda Haccı esnasında açıklamıştır. Hayber savaşında mut’a nikahı ile bazı hayvan etlerinin haramlığı, Mekke’nin fethinde cahiliye imtiyazlarının geçersizliği ve Mekke’nin harem oluşu. Buna örnektir.

 

*Doğrudan ulaşma imkanı bulamadığı insanlara aracılarla ulaşmaya çalışmıştır. Bu amaçla civar bölge yetkililerine elçi ve memurlar göndermiştir.

 

*Elçilerinden bazılarıyla dine davet mektupları da göndermiştir. Bir kısmı günümüze kadar gelmiş olan bu mektuplar, ilk yazılı Hadis belgeleri arasında yer alır.

 

*Sünnetin öğrenilmesi ve yayılması için bu fiili faaliyetlerin yanında sözlü teşvikler de olmuştur. Hz. Peygamber(SAV), ilim öğrenme ve öğretmenin faziletine dikkat çekmiş ve bunlara teşvikte bulunmuştur.

 

*Hz. Peygamber(SAV), kendi hadislerinin öğrenilip öğretilmesini de emir ve tavsiye etmiştir.

 

7)Hadis öğreniminde sahabenin faaliyetleri nelerdir?

 

*Sahabe, Hz. Peygamber(SAV)’i aşkla şevkle takip etmiş, mümkün olduğu kadar söz ve hareketlerini kaçırmamaya çalışmış, sözlerini duyup bellemiş, fiillerini müşahede etmişlerdir. Bunun için uzakta olalar yer ve yurtlarını bırakıp Hz. Peygamber(SAV)’in yanına gelmiş, Kur’ an ve sünnet öğrenip dönmüşlerdir.

 

*Sahabe_i kiram, Peygamber(SAV)’den doğrudan duyamadıkları, göremedikleri şeyleri ise duyan, gören arkadaşlarından sorup öğreniyorlardı. Onlar, bilhassa Hz. Peygamber(SAV) hakkında yalan söylemezlerdi. Yine de tedbiri elden bırakmaz, ikinci şahıslardan hadis alırken ihtiyatlı davranırlardı.

 

8)Hadis öğreniminde hanım sahabilerin yeri nedir?

 

-Hadislerin öğrenim ve öğretiminde hanım sahabilerin payı büyüktür. Onlar da cemaatle kılınan namazlara, Hz. Peygamber(SAV)’in hutbe ve vaazlarına katılırlar, meselelerini Hz. Peygamber(SAV)’den sorup öğrenirlerdi. Hanım sahabiler içinde bu konuyla ilgili olarak ensarlı hanımların ve Hz. Peygamber(SAV)’in hanımlarının özel bir yeri vardır.

 

9)Hz Peygamber(SAV)’in hanımları arasında Hz. Aişe neden ilk sıralarda yer alır?

 

Zekası ve araştırmacı kişiliğiyle Hz. Aişe, Hz. Peygamber(SAV)’in hanımları arasında ilk sırada yer alır. Bir tesbite göre en çok hadis rivayet eden sahabiler arasında Ebu Hureyre, Abdullah b. Ömer, ve Enes b. Malik’ten sonra Hz. Aişe 2210 hadis rivayetiyle 4. sırayı alır. Ayrıca Hz. Aişe fıkıh konusunda da ilk sıralardadır.

 

10)Sahabe hadis öğreniminin güvenilirliği için hangi çarelere başvurmuştur?

 

*Hadis rivayetini azaltma

 

*Hadis rivayet edenden şahit isteme

 

*Hadis rivayet edene yemin ettirme

 

*Hadisi Kur’ an ve önceden bildikleri hadis ile karşılaştırma

 

*Hadisi ilk duyan kimseden almaya çalışma

 

*Hadisin ravilerini inceleme

 

11)Bazı sahabeler neden hadis rivayetini azaltmışlardır?

 

-Bazı sahabiler, Hz. Peygamber(SAV)’in buyurduğu gibi rivayet edememe başka bir ifadeyle hata yapma endişesiyle hadis rivayetinden kaçınmışlardır, mümkün olduğu kadar az hadis rivayet etmeye çalışmışlardır. Mesela ilk Müslümanlardan olan Sa’id b. Zeyd’in neredeyse hiç hadis rivayet etmediği nakledilmektedir.

 

12)Hadisi ilk duyan kimseden alma gayretleri neden genişlemiştir?

 

-Çünkü sahabe döneminin sonlarına doğru ortaya çıkan hadis uydurma fitnesi, araya 2.-3. raviler de girdiği için daha temkinli olmayı gerektirdi ve bunun neticesinde hadis rivayetinde hadisi ilk duyan kimseden almaya çalışma gayretleri genişledi.

 

13)Sened nasıl ortaya çıktı?

 

-Hadis uydurma hareketinin ortaya çıkmasından sonra hadisi rivayet edene hadisi kimden aldığı sorulmaya ve söylenen hoca güvenilir biri ise hadis alınmaya başlandı. Böylelikle sened; yani, hadisin, onu rivayet eden kimselerin isimlerinin sırasıyla zikredildiği kısım ortaya çıkmış oldu.

 

14)Hadis öğrenim usulleri nelerdir?

 

-Hadisler, tesbit döneminde daha ziyade sema(yani hocadan işitme) yoluyla alınmışlardır. Bununla beraber zaman zaman kıraat (talebenin okuyup hocanın dinlemesi) ve kitabet (yazılı olarak verme, gönderme) usulleri de kullanılmıştır.



Düzenleyen idinc - 27Ekim2009 Saat 08:14



IP
fethiyee
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 07Mart2009
Konum: Sakarya
Gönderilenler: 0

Alıntı fethiyee Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 27Ekim2009 Saat 01:13

                                  HADİS TARİHİ 4.HAFTA ÖZETİ

1)Hadislerin rivayetleri kaç şekilde olmuştur?

 

*Hadislerin Hz. Peygamber(SAV)’den duyuldukları gibi aynen alınıp nakledilmeleri en güzel şeklidir ve mümkün olduğunca böyle yapılmalıdır. Asıl olan budur.

 

*Ancak diğer taraftan aynen rivayet etme imkanı olmadığında hadislerin, mana bozulmamak şartıyla, Hz. Peygamber(SAV)’in kullandığı lafızların yerine benzerleri kullanılarak rivayet edildiklerini gösteren haberler de vardır. Çünkü uzun hadislerde metni aynen akılda tutma her zaman mümkün olmamış olabilir. Ama bu hadislerin de nakledilmeleri gerekir. Bu sebeple ortada bir mecburiyet bulunduğu için, aynen nakletme imkanı olmadığında hadislerin manalarıyla rivayet edilmeleri caiz görülmüştür. Nitekim Kur’ an-ı Kerim ile sünnette de bunun caizliğini gösteren deliller vardır. Ancak şu da vardır ki: bazı kelime veya cümlelerin farklılıklarının mutlaka mana ile rivayetten meydana geldiğini söylemek doğru olmaz. Çünkü Hz. Peygamber(SAV) aynı sözü 23 yıllık peygamberliği esnasında değişik yer ve zamanlarda farklı kelime veya cümlelerle söylemiş olabilir.

 

2)Hadislerin mana ile rivayetini caiz gören zatlar kimlerdir?

 

-Hz. Aişe, Abdullah b. Mes’ud, Ebu’d-Derda’ ve Enes b. Malik gibi sahabiler. Sonraki nesillerden ise Amir eş-Şa’bi, İbrahim en-Neha’i, Sufyan b. Uyeyne ve Yahya b. Sa’id el-Kattan gibi alimlerdir.

 

3)Hadisin mana ile rivayeti hangi durumda caiz değildir?

 

-Hadisin mana ile rivayeti caiz görülmekle beraber bunu herkes her zaman yapamaz. Mana ile rivayeti, Hz. Peygamber(SAV)’in kullanmış olduğu asıl lafzı bilmeyen kimse, dilin, manayı bozup bozmayacak inceliklerini biliyorsa, manayı bozmayacak şekilde yapabilir. Aksi halde mana ile rivayeti caiz değildir. Mana ile rivayetin caizliği, hadislerin kitaplara geçmesinden önce idi, ondan sonra da caiz değildir.

 

4)Hz. Peygamber (SAV) niçin hadis yazma yasağı koymuştur?

 

-Hz. Peygamber (SAV) zamanında yazı bilenlerin sayısı fazla değildi. Dolayısıyla yazı bilenlerin hemen hemen hepsi de vahiy katibi olarak çalıştığı için Peygamber Efendimiz (SAV) hadislerin yazılması yasağını koymuştur. Çünkü vahiy katipleri ayetleri yazıyorlardı hadisleri de yazmaları halinde karışma endişesi vardı. Bundan dolayı hadis yazımını yasaklamıştı. Sonra yazı bilenler çoğalınca bu endişe ortadan kalktı ve Hz. Peygamber(SAV) hadislerin yazılmasına müsaade etti.

 

5)Hadislerin yazıyla tespitinin caiz olup olmadığıyla ilgili görüşler nasıldır?

 

-Hadislerin yazıyla tespitinin caiz olup olmadığı ilk yılların tartışılan konularındandı. Bu konuda farklı haberler bulunmaktadır. Bunların bir kısmında hadislerin yazılması yasaklanmakta veya hoş karşılanmamaktadır. Bir kısmında ise hadislerin yazılabileceğini gösteren haberler vardır. Ayrıca birçok sahabinin hadisleri bizzat yazdıkları, yazdırdıkları veya yazılı hadis mecmualarına sahip oldukları da nakledilmektedir. Görüldüğü gibi hadislerin yazılıp yazılamayacağı konusunda birbirleriyle çelişen haberler bulunmaktadır. Hadis usulünde bu duruma ıhtilafu’l-hadis, ilgili hadislere de muhtelifu’l-hadis denir.

 

6)Birbirine zıt görünen hadislerde hangi ihtimaller söz konusudur?

 

-Bu durumda 4 ihtimal söz konusudur:

 

*Ya bu hadislerden bir kısmının hükmü sonradan kaldırılmıştır. Buna nesh denir. O zaman hükmü kaldırılmış yani mensuh olanlar bırakılır, hükmü baki ve geçerli yani nasih olanlar alınır.

 

*Yahut bunların bir kısmı sıhhat ve amel edilme bakımlarından diğerlerinden daha üstündür. O zaman da bu durumda daha üstün (racih) olanlar alınıp diğerleri yani mercuh olanlar bırakılır. Bu işe tercih denir.

 

*Veya bunlar farklı durum, kişi veya zamanlarla alakalıdırlar, dolayısıyla onlar, bu yönleri ortaya konularak yorumlanırlar ki buna da cem’, te’vil veya telfik denir.

 

*Birbirlerine zıt olan hadislerde bu durumlardan hiçbiri tespit edilemezse o zaman o hadisler tamamen bırakılır, onlarla amel edilmez. Bu duruma da tevakkuf veya tesakut denir.

 

7)Hz. Peygamber(SAV)’den sonra uzun yıllar hadis yazılamayacağı kanaatinin asıl sebepleri nelerdir?

 

-Bu kanaat Hz. Peygamber(SAV)’in yasağına dayanmamaktaydı. Sadece Zeyd b. Sabit bu konudaki kanaatini izhar ederken Hz. Peygamber(SAV)’in yasağını zikretmiştir ki, onun sebebi de bu yasağın Hz. Peygamber(SAV)’in vefatından sonra da devam ettiği kanaatidir. Asıl sebepler ise şunlardır:

 

*Bazı vahiy katiplerinin kendilerine katiplik yaptıkları sürece konmuş olan hadis yazma yasağını ömür boyu sürecek bir yasak olarak değerlendirmeleri ve bu doğrultuda kanaat belirtmeleri.

 

*Kur’ an-ı Kerim dışındaki şeylerle meşgul olunup Kur’ an-ı Kerim’in ihmal edileceği düşüncesi. Örn: Hz. Ömer ‘sünen’i yazmak için sahabenin tasvibini aldıktan sonra 1 süreyle istiharede bulunmuş, ancak söz konusu endişeyle bu teşebbüsünden vazgeçmişti.

 

*O günkü toplumun sahip olduğu ilim zihniyeti. O günkü toplumun yazılı bir kültürü yoktu. Her şey hafızalarda muhafaza edilmekte, satırlarda değil sadırlarda bulunan ilme önem verilmekteydi.

 

*Yazılanlara güvenilip ezberlemenin terkedileceği endişesi. Bazı kimselerin hadisler yazılırsa ezberlemeleri terk edilir endişesi taşıdıkları görülmüştür.

 

*Yazılan hadislerin ehli olmayan kimselerin eline ulaşıp onlarda yanlışlıklar, tahrifler, ekleme ve çıkarmalar yapacağı endişesi. Böylesi endişelerle ömürlerinin son demlerinde kitaplarını imha ettirenler/edenler görülmüştür.

 

  Şu halde söz konusu kanaatte, Resulullah (SA)’in sarih bir emrinden ziyade bazı ferdi endişeler, ictimai ve kültürel şartlar etkili olmuştur.

 

8)Hz. Peygamber(SAV)hayattayken yazılanlar nelerdir?

 

*Bizzat Resulullah(SAV)’in emriyle yazılanlar:

 

-Medine sözleşmesi

 

-Nüfus sayımı tutanağı

 

-İmtiyaz belgeleri

 

-Yahudilerle yapılan yazışmalar

 

-Dine çağrı mektupları

 

-Görevlilere verilen/gönderilen talimatnameler

 

-Hz. Peygamber (SAV)’in Mekke’nin fethinde okuyup da Yemen’li Ebu Şah’ın isteği üzerine yazılıp bu sahabiye verilen hutbe.

 

*Ferdi gayretlerle yazılanlar:

 

-Abdullah b. Amr İbni’l-As’ın Hz. Peygamber(SAV)’den izin alarak hadis yazdığı meşhurdur. es-Sahifetu’s-Sadıka isimli sahifesi.

 

-Enes b. Malik, Resulullah(SAV)’den duyup yazdığı, sonra da huzurunda okuduğu bazı kitaplara yani evraka sahipti.

 

-Hafızasının zayıflığından şikayet eden bir sahabiye Hz. Peygamber(SAV)’in yapmış olduğu:’’hafızana sağ elinle yardım iste(yani yaz)’’ tavsiyesi üzerine, yazı yazmayı bildiği anlaşılan bu sahabi hadis yazmış olmalıdır.

 

-Mısır kökenli bir sahabi ve Hz. Peygamber(SAV)’in azadlısı olan Ebu Rafi’ de Hz. Peygamber(SAV)’den hadis yazımı için izin istemiş ve kendisine izin verilmişti.

 

9)Hz. Peygamber(SAV)’in vefatından sonara sahabe döneminde yazılan hadisler nelerdir?

 

-Hz. Ebu Bekr’in 500 kadar hadis yazdığı fakat sonra aslına uygun yazamamış olma endişesiyle bunları imha ettiği nakledilmektedir.

 

-Hz. Ömer’in de hadis yazma teşebbüsü olmuştu. Ancak o, bir ay süreyle yaptığı istişara ve istiharelerden sonra, önceki ümmetlerin, Allah’ın Kitabı yanında başka kitaplar edinerek saptıklarını söyleyerek ‘’sünen’’i yazmaktan vazgeçti.

 

-Hz. Ali’nin içinde bazı hadislerin yazılı olduğu bir sahifesi vardı ve bunu kılıcına takılı olarak yanında taşırdı.

 

-Ebu Hureyre’nin de hadis sahifeleri vardı. Bu sahabinin pek çok yazılı hadis malzemesine sahip olduğu nakledilmektedir.

 

-Abdullah b. Abbas eline yazı malzemeleri alarak sahabileri kapı kapı dolaşmış ve onlardan duyduğu hadisleri yazmıştı. O böylece diğer sahabilerden duyup yazdığı hadislerle birçok hadis sahifesi meydana getirmişti. İbn Abbas’ın, bir deve yükü kadar olduğu nakledilen kitapları oğlu Ali’ye, ondan da hadisçilere intikal etmişti.

 

-Semure b. Cundeb’in de içinde pek çok ilim bulunan bir sahifesi vardı.

 

-Cabir b. Abdillah’ın da hacla ilgili bir kitabının olduğu nakledilmektedir. Bu kitabın da katibi kesin olarak belli değildir.

 

-Abdullah b. Ömer’in de hadis sahifelerinin olduğu ve evinden çıkmadan önce onlara göz attığı nakledilmektedir.

 

  Bütün bunlar gösteriyor ki sahabe döneminde hadisler muhafazaya alınırken hızlı ve yaygın bir şekilde de yazı kullanılmaya başlanmıştır.

 

10)Hadisin değeri hakkındaki tartışmalar nelerdir?

 

-Sahabe içinde hadisin dindeki yerini ve değerini tartışan, onu kabul etmeme eğiliminde bulunan hiç kimse görülmemiştir. Ancak sahabeden sonra gelen Müslümanların arasında, nadiren de olsa, hadisin önemini kavrayamayanlar görülmeye başlandı. Bunlardan olan hariciler, Kur’ an’da hüküm koyma yetkisinin sadece Allah’a ait olduğunu belirten bazı ayetlere bakarak Kur’ an’da yer almayan hükümler taşıyan hadisleri kabul etmemeye kalkışmışlardır. Bu Kur’ an’ı bir bütün olarak ele almamaktan kaynaklanan yanlış bir düşüncedir. Çünkü bizzat Kur’ an-ı Kerim Hz. Peygamber(SAV)’e hüküm koyma yetkisi vermiştir.



Düzenleyen idinc - 27Ekim2009 Saat 08:12



IP
başka biri
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 08Nisan2008
Konum: Sakarya
Gönderilenler: 235

Alıntı başka biri Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 27Ekim2009 Saat 11:17
sağol fehthiye, ellerine sağlık. Ben de islam hukuku notlarını "ilitam öğrencileri burada tanışıyor" bölümüne gönderdim. .

Düzenleyen başka biri - 27Ekim2009 Saat 11:18



IP
marziye_nisa
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 18Ekim2009
Gönderilenler: 0

Alıntı marziye_nisa Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 27Ekim2009 Saat 16:39
elınıze saglık fethıye kardes masallah cok guzel olmus arabcada yardım eden yokmu acaba ??



IP
fethiyee
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 07Mart2009
Konum: Sakarya
Gönderilenler: 0

Alıntı fethiyee Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 27Ekim2009 Saat 19:53
rıca ederım arkadaslar..ıns hepımız faydasını goruruz de hakkıyla bıtırırız su ıkı yılı..herkese kolay gelsın..



IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,125 Saniyede Yüklendi.