Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Ankara İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüAnkara İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: 1.Sınıf Din Bilimleri-Ünite7: Örgün Din Öğretimi Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Konu: 1.Sınıf Din Bilimleri-Ünite7: Örgün Din Öğretimi
    Gönderim Zamanı: 18Ekim2009 Saat 00:28



DİN BİLİMLERİ

 

ÜNİTE 7:ÖRGÜN DİN ÖĞRETİMİ

 

1. Örgün Din Öğretimi Nedir?

Eğitim etkinliklerinin gerçekleştirildiği alanları açıklarken örgün öğretimin anlamı ve alanı üzerinde durmuştuk. Eğitim kavramının alanlarından hareket ettiğimizde “örgün eğitim” ifadesi kullanılır. Bununla birlikte eğitimin bu çeşidinde belli bir yaş kademesindeki bireylere, Milli Eğitimin amaçlarına göre hazırlanmış eğitim programlarıyla okul çatısı altında düzenli olarak sunulan etkinlikler anlaşılır. Okul çatısı altında yapılan eğitim etkinlikleri için genellikle, örgün öğretim kavramı ile karşılanır. Bu anlamda örgün din öğretiminden söz edildiği zaman okul çatısı altında verilen din öğretimi faaliyetleri anlaşılır.

2. Niçin Okulda Din Öğretimi?

Günümüzde din öğretimi üzerindeki tartışmalar, dinin okul içindeki yerinin yeniden belirlenmesini gerekli kılmıştır. Din dersinin okullarda, diğer derslerle eşit haklara sahip olarak yer alması ve bu yeri koruması için şu soruların sorulması ve onlara cevap verilmesi gerekmiştir: 1. Niçin din öğretimi?; 2. Niçin okulda din öğretimi? Din dersinin, okulun öğretim teorisi içindeki yeri açısından da şu soruların üzerinde durulması gerekecektir: 1. Din dersi, okulun, genel öğretimdeki amacına ulaşmasında hangi katkıda bulunabilir? 2. Bu katkı ne derecede gereklidir veya kaçınılmazdır?

Okulun görevi, toplumun çok amaçlı özelliğini hiçe saymak, onu görmezlikten gelmek veya ideolojik olarak yıpratmak gibi uygulamalarla bağdaşamaz.Okul, dinî bir tavır da takınamaz. Zaten buna yetkili de değildir. Çok amaçlı toplumun okuluna uygun olan, ideolojik bir öğretim amacı değil, fakat öğrencilerin, gerçeğin bütünü ile karşılaşmasını hedef alıcı bir öğretimdir. Bu bütünlük içinde okul öğrencilere, İslâm dininin getirdiği dünya görüşünün temel ilkelerini tanıtmak, onlara gerçeğin dini açıdan nasıl yorumlandığı konusunda bilgi vermek durumundadır. Okul, din ile ilgili sorular yokmuş gibi davranamaz. Din ile ilgili soruları kendiliğinden veya başka branşlar yoluyla da cevaplandıramaz. Toplum politikası açısından din dersi, okulda, dinin toplum içinde sahip olduğu yere uygun bir biçimde temsil edilmek durumundadır.

(Din dersi )Din öğretiminin sağladığı katkının ne derecede gerekli veya kaçınılmaz olduğu ise cevaplandırılması gereken diğer bir sorudur. Dinin genel eğitimdeki yeri ile, okulun böyle bir öğretim alanını ihmal etmesi durumunda görevini tam olarak yapmamış sayılacağı konusunda aşağıdaki argümanlar ortaya konmaktadır. Bu argümanlar aynı zamanda din öğretiminin de temellendirilmesini sağlamaktadır.

2.1. Antropolojik-insanî temel (Temel görevler,anahedefler)Din öğretimini temellendirme çabasına insan varlığından başlamak isabetli olacaktır. Çünkü, sözü edilen eğitim insan içindir. Acaba insanın böyle bir eğitime ihtiyacı var mıdır? Meseleye eğitim kavramından hareketle yaklaşırsak şöyle bir tablo ile karşılaşırız: Hangi anlayışa dayanırsa dayansın, bütün eğitim sistem ve felsefelerinde eğitimden beklenen temel görevlerin başında, fertlerin bütün yeteneklerini ortaya çıkarıp geliştirmek ve temel duygu ve ihtiyaçlarını uyumlu bir şekilde doyurmak gelmektedir. Öte yandan, çağımızın eğitim ve okul teorileri, okulun ve eğitimin ana hedefleri arasında, özgürleştirme, kendini gerçekleştirme ve insan olma gibi hususlara öncelik tanımaktadırlar. Buradan hareketle din eğitiminin insanın önemli bir ihtiyacını karşılama ve bu sayede kendini gerçekleştirmesine yardımcı olma açısından gerekli olduğu ileri sürülmektedir.

(Toplumsal çevre)Her şeyden önce insan toplumsal bir varlıktır. Eğitimden beklenen vazgeçilmez görevlerden birisi de yeni yetişen nesilleri toplumsallaştırmasıdır. Toplumsallaştırmayı, kısaca, bireylerin içinde yaşadıkları topluma uyumlarını sağlama şeklinde tanımlayabiliriz. Toplumsal temel veya amaç, davranışlarımızla sorumlu olduğumuz veya davranışlarını tanımak durumunda olduğumuz toplumsal çevreye, İslâm ahlâkı yolu ile yaklaşabilmektir. Hangi görevde ve sosyal faaliyette bulunursak bulunalım, arkadaşlık ve komşuluk ilişkilerinde bile davranışlarımıza yön veren inanışlarımızı karşılıklı tanımak ve onları hesaba katmak durumundayız. Bu bakımdan sadece kendi inandığımız dini değil, çevremizde yaşayan dinleri de tanımak ve hesaba katmak durumundayız. Türk vatandaşı olarak herkes, Türkiye’de yaşanan dinler hakkında bilgi sahibi olmak durumundadır.

2.3. Kültürel temel Kültürel temel veya amaç, sahip olduğumuz ve sahip olmak durumunda bulunduğumuz kültürümüzü büyük ölçüde etkilemiş olan İslâm dinini, yetişmekte olan nesle tanıtmaktır. Edebiyatımızda, musikimizde, hatta niçin öyle değil de böyle hareket etmekte olduğumuzda ve konuşma biçimimizde, dinle ilgili motifler, sembolik ifadeler, çok yönlü izler vardır. Dini öğrenip bilmek, bütün bunları anlamak için kaçınılmazdır. Din bilgileri, okullardaki Türkçe, Sosyal Bilgiler, Tarih vb. derslerin işlenmesinde de yardımcıdır ve gereklidir. Tarih dersinde bir olayın yorumlanmasında, Türkçe dersinde bir fıkranın, bir şiirin anlaşılmasında din bilgilerine daima başvurulacaktır. Kültürün en önemli öğelerinden olan ve kültürümüzü bu kadar derinden etkilemiş olan İslâm dininin öğretimi yapılmazsa o zaman kültürümüzü anlamak zorlaşacaktır.

T2.4.Evrensel temel Teknolojideki hızlı gelişmeler, iletişime, haberleşmeye yansımış, bu da toplumları ve milletleri iç içe yaşar duruma getirmiştir. Küreselleşme anlayışı ve dünyadaki gelişmelerin her ülkeyi anında etkisi altına alması, eğitim hayatını ve din eğitimini de etkilemiştir. Dünyadaki bu hızlı değişiklikler ülkemizde yaşanılan dinleri öğrenmenin yanında, diğer dinler hakkında da temel bilgiler öğrenilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu, diğer toplumları anlayabilmek, onlarla anlaşabilmek, iyi ilişkiler kurabilmek, bu ilişkileri geliştirebilmek için, onların inançlarını, davranışlarını, kültürlerindeki farklılığın sebeplerini ve davranışlarına yön veren değerlerini yakından tanımayı gerektirir. Çünkü diğer toplumların dinî ve ahlâkî yaşayışları hakkında bilgi sahibi olmak onlarla kolay ilişki kurmak demektir.

2.5. Felsefî temel Her millî eğitim sisteminin yetiştirmek istediği “insan tipi” vardır. Bu istek, o millî eğitim sisteminin şekil ve muhteva olarak belirlenmesinde önemli rol oynar. Biz buna millî eğitim politikası da diyebiliriz. Eğitim politikalarının belirlenmesinde ise, o milletin ve devletin sahip olduğu değerlerin rolü büyüktür. Millî eğitimimizin temel amaçlarına bakıldığı zaman, yetiştirilmek istenilen insan tipine ulaşmada Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin sağlayacağı oldukça büyük bir katkıyı görebiliriz.

2.6.Hukukî temel Buna tarihî temel de diyebiliriz. Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi tarihî temelini 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen öğretim Birliği Kanunu’ndan ve 1982 Anayasasının 24. maddesinden almaktadır. Ayrıca uluslararası birçok antlaşmalar da din öğretiminin yapılmasının bir zorunluluk olduğunu açıkça ifade etmektedirler (Tosun, 2001: 99–112).

Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersinin okulda niçin yer aldığı ile ilgili yukarıda anlatılan temel veya amaçlardan başka, din dersinin okula, onun eleştirici özelliği açısından da yardımcı olabileceği söylenebilir. Değişik felsefî görüşler ve ideolojiler, insanın varlığı, geleceği ve mutluluğu ile ilgili yorumlar getirirken, dinin getirdiği yorum, bir imkân olarak onların yanında yer alacak, onların da eleştiri konusu yapılabileceğini ortaya koyacaktır. Böylece gerçeğin henüz çözümlenmemiş olduğu, ona bakışların ve onu yorumlayışların tek türlü olmadığı ortaya konularak, tartışma konusu yapılmakla yeni yetişenlerin ufkunun açık olduğu, onların da bu konuda düşünüp katkıda bulunabileceği belirtilmiş olacaktır.




الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 18Ekim2009 Saat 00:29



Eğitim3. Laik Bir Ülke Olan Türkiye’de Din Eğitim-Öğretiminin Yeri ve Din

Öğretiminin Mecburi Olması Din eğitim-öğretimi konusunda en çok tartışılan husus Anayasanın 24. maddesinde yer alan ve Din ve Ahlâk öğretimini zorunlu kılan hükümdür. Bu konudaki tartışma ve çekişmelerin iki temel sebebi vardır. Bunlardan birincisi, laikliğin din ve devlet ilişkilerinin kesin çizgilerle ayrılması anlayışı; ikincisi ise, yine bu anlayışın bir ürünü olan, din eğitim ve öğretimi konusunda 1928–1948 yılları arasındaki uygulamalardır.

Türk eğitim sistemi içinde din ve ahlâk öğretiminin devletin okullarında zorunlu olarak okutulması, eğitim bilimindeki bilimsel birikimin ve eğitim uygulamalarındaki tecrübenin bir sonucudur. Türkiye Cumhuriyeti devleti, yaşanan tecrübeler sonucunda, laiklik ve din öğretimi konusunda bir anlayış geliştirmiştir. Bu anlayışı, Batı ülkeleri ile mukayese ederek değerlendirmek, doğru olmaz. Böyle bir yorum devletin, milleti ile bütünleşmesi, onun her türlü ilgi ve ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için getirilmiştir ve millî bir yorumdur. Bu yorum, içinde bulunduğumuz şartlarda en isabetli yorumdur.

4. Nasıl Bir Din öğretimi?

Avrupa’da 19. yüzyıldan itibaren psikoloji, sosyoloji ve diğer sosyal bilimlerdeki gelişmeler eğitimi de derinden etkilemiş ve eğitimde eskiye göre çok köklü değişiklikler olmuştur. Artık konu ve öğretmen merkezli programlar yerine problem ve öğrenci merkezli programlar geliştirilmeye başlanmış ve bu anlayış teknolojideki gelişmelerle beraber eğitimin bütün süreçlerini etkilemiştir. 19. yüzyıl öncesinde de din öğretimi diğer bilimlerin öğretiminden pek farklı değildi. Merkezde konu ve öğretmen vardı. Yöntem olarak da nakilci ve ezberci yöntem ve teknikler kullanılıyordu. Ancak 19. yüzyıldan itibaren bütün alanlarda başlayan zihniyet değişimi din alanında da görülmeye başlanmış ve bu din öğretimini de etkilemiştir. Batı literatüründe “örgün eğitimde niçin din öğretimi” sorusu üzerinde tartışmaktan ziyade “nasıl bir din öğretimi” sorusu üzerinde durulmaktadır.

Okullardaki din öğretimi etkinlikleri nasıl gerçekleştirilecektir? Dinî metinler ezberletilerek mi? İlmihal bilgileri belletilerek mi? Araştırma yaptırılarak mı? Soru sorularak mı? İşte bu sorular nasıl bir din öğretimi sorusu konusunda öğretmeöğrenme sürecindeki yaklaşımımızı belirlemektedir. Din öğretiminin hangi kavramlara dayanacağı ile ilgili olarak geliştirilen fikir ağacını temel alan “nasıl bir din öğretimi?” sorusunun cevabını aşağıdaki şekilde görebiliriz.

4.1. İnsana Saygı Temelinde insana saygı fikri olan bir eğitim anlayışı, insanın ne olduğu fikri üzerinde düşünür, insanın varlık şartlarını tanımaya, anlamaya çalışır; insanın sahip olduğu potansiyeli değerlendirir. İnsana saygı, insanı bütün yönleriyle ele alma eğilimini de beraber getirir.

4.2. Düşünceye Saygı Düşünceye saygı, “benim doğrum, biricik doğrudur; benim dışımdakiler ise hep yanlıştır” şeklindeki hırsımızdan sıyrılmayı içerir. Düşünsel çabaların sonucunu, ‘tek doğru ve pek çok yanlış” seviyesine indirgemeye çalışmak bir hırstır. Benim doğrum en doğru yol olabilir. Hatta sadece doğru olmakla kalmayıp gerçeğin bütününü de yansıtabilir. Ancak ben, kabullerime itiraz edilmesine katlanmadıkça veya kendim onları sorgulamadığım sürece onlara olan bağlılığım bir peşin hüküm derecesindedir.

4.3. Hürriyete Saygı İnsanın ferdiliğine ve şahsiyetine olan saygı ve şahsiyetin mümkün olan en geniş bir çeşitlilik içinde gelişebileceğini belirttikten sonra, insanın gelişmesine ambargo koyan her tutumun da insan hürriyetine saygısızlık olduğunu ifade etmek gerekir. İster ‘Allah’ın emirlerini yerine getirmek istiyorum’ desin, isterse başka bir merciin, fark etmez. İnsanı ezen, kişiliğini zedeleyen, onun bağımsız karar vermesini engelleyen her baskı, insan hürriyetine saygısızlıktır. İnsanlar, kendi iyiliklerini kendilerinin doğru bildiği yolda arama hürriyetine sahiptir. Herkes kendi akıl sağlığının ve tercihlerinin sahibi olabilmelidir.

4.4. Ahlâkî Olana Saygı Fikir ağacının köklerinde yer alan kavramlardan biri de ahlâkî olana saygı kavramıdır. Din öğretiminin ahlâk olgusu ile ilgisini tartışmak istediğimizde öncelikle şu hususlar ön plana çıkar: İnsanoğlunun, baş döndürücü bir dünya meydana getirmesine rağmen, bu dünyanın hakkını verecek ahlâkî olgunlukta insanlar yetiştirmede başarısız kalındığını söylemek mümkündür. Hayatımızda zihin huzuru, vicdan ile barışık olma, ruh zenginliği gibi hallerin eksikliğini hissediyoruz. Teknik açıdan olağanüstü imkânlara sahip olsak bile, hâlen yeterince güçlü bir ahlâkî yapıya sahip olmadığımızı belirtmeliyiz.

İ4.5. Kültürel Mirasa Saygı Kültürel mirasa saygı, tarihi birikime bakabilmek, geçmişin günümüz açısından yerini, değerini ve fonksiyonunu tahlil ve tespit edebilmek demektir. Kendimizi inşa ederken tarihin mesajını çözebilmek ise şüphesiz çok yoğun bir bilimsel çabayı gerektirir. Geçmişe kör bir teslimiyet veya onu toptan kabul etmemek kültürel mirasımızı anlamada önemli bir engeldir. Kültürel mirasa saygı ne geleneğe sığınmak ne de gelenekten kaçmaktır.




الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 18Ekim2009 Saat 00:30

5. Örgün Din Öğretiminin Alanı

Örgün din öğretimini, okullarda yapılan programlı öğretim içinde din öğretimi olarak anladığımız zaman karşımıza şu uygulama alanları çıkmaktadır:

1. İlköğretim’de Din Öğretimi

2. Ortaöğretim’de Din Öğretimi

3. İmam Hatip Liseleri

4. Dini Yüksek Öğretim

5.1. İlköğretim’de Din Öğretimi İlköğretim aşamasında din öğretimi, ilköğretim programı içindeki zorunlu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri aracılığı ile verilmektedir. Bu dersler,

ilköğretim 4-5-6-7 ve 8. sınıflarda haftada iki saat olarak verilir. Bu derslerin programı son olarak 2001 yılında yenilenmiş ve İlahiyat ile eğitim bilimleri alanındaki son anlayışları yansıtan, öğrenci ilgi ve ihtiyaçlarını daha fazla öne alan bir niteliğe kavuşturulmuştur.

5.2. Ortaöğretim’de Din Öğretimi 2005-2006 öğretim yılından itibaren Talim Terbiye Kurulu tarafından kabul edilen“yapılandırmacı program modeli”ne dayalı olarak hazırlanan programlar uygulanacaktır.

5.3. İmam Hatip Liseleri Terbiye Kurulunun 4 Ağustos 1971 tarih ve 225 sayılı kararlan ile İmam-Hatip Okullarının ilkokula dayalı olan dört yıllık birinci devreleri kaldırılmış, üç yıllık ikinci devreleri ise dört yıla çıkarılarak ortaokula dayalı dört yıllık meslek okullarına çevrilmişlerdir.1974-75 öğretim yılında orta kısımlarına yeniden işlerlik kazandırılarak öğretime açılmıştır. Yeni durumda imam -Hatip ortaokullarının genel ortaokullardan farkı bu dönemdeki seçmeli derslerin okul tarafından "Kur'an" ve "Arapça" olarak belirlenmiş olmasıdır. 24.6.1973 gün ve 14574 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 32. maddesi ile İmam-Hatip okullarının ismi "İmam-Hatip Liseleri " olarak değiştirilmiştir.1985-86 öğretim yılından itibaren Anadolu imam Hatip Liseleri de açılmaya başlamıştır. İmam Hatip Liseleri, 2001 yılında uygulamaya giren yeni öğretim programı ile hazırlık sınıfı üzerine üç yıllık süre ile dini yüksek öğrenime ve mesleğe hazırlayıcı nitelikte öğretim yapmaktadır.

5.4. Dini Yüksek Öğretim

5.4.1. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi 4 Haziran 1949 tarihinde kabul edilen kanunla Ankara Üniversitesi'ne bağlı bir İlahiyat

Fakültesi açılmış oldu. Ankara İlahiyat Fakültesi'nde Kur'an-ı Kerim, Arapça, Tefsir, Hadis, Kelam gibi temel teoloji dersleri ile birlikte çeşitli felsefe ve tarih dersleri, Din Sosyolojisi, Din Psikolojisi, Pedagoji derslerinin okutulduğu dört yıllık bir programla öğretim yapılıyordu. Fakülteye, lise mezunlarını alarak, ihtiyaç duyulan din dersi öğretmenleri ile müftü ve vaizleri yetiştirme, dini alanda bilimsel araştırmalar yapma görevi verilmişti. Bu kurum ilk yıllarda beklenen ilgiyi görmemekle beraber ilerleyen yıllarda Türkiye'de dini alandaki akademik çalışmalara öncülük yapmakla önemli bir görev ifa etmiştir. Okulun programında 1972 yılında yapılan bir değişiklikle birinci sınıfta yalnız Arapça ve Kur'an-ı Kerim dersleri okutulmak üzere öğretim süresi 5 yıla çıkarılmıştır. Daha sonra 1982 yılındaki düzenleme ile Yüksek İslam Enstitüleri ve İslami İlimler Fakültesi ile birlikte Ankara İlahiyat Fakültesi, bir yıl hazırlık dört yıl lisans öğretimi olmak üzere beş yıllık yeni bir yapıya kavuşturulmuştur. Halen İlahiyat Fakültelerinde birisi İlahiyat lisans, diğeri ise İlköğretim Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği bölümleri olmak üzere 4 yıllık eğitim veren iki ayrı bölüm bulunmaktadır.

5.4.2.Yüksek İslam Enstitüleri Ankara İlahiyat fakültesinin eğitim öğretime başlamasının ardından takip eden yıllardaki Demokrat Parti iktidarı döneminde imam-hatip okullarının açılarak sayılarının artmaya devam etmesi, ortaokullara da din derslerinin konması üzerine, İlahiyat Fakültesi, artan öğretmen ihtiyacına cevap veremez hale geldi. Üstelik İlahiyat Fakültesi lise mezunlarını alıyordu. İmam-hatip liseleri mezun vermeye başlayınca ortaöğretimde dini öğrenim görmüş buöğrencilere de dini yüksek öğrenim imkânı sağlama gerekliliği ortaya çıktı.

5.4.3.Dini Yüksek Öğretimin İlahiyat Fakültesi Çatısı Altında Toplanması

6 Kasım 1982 tarihinde çıkarılan 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu ile Erzurum Yüksek İslam Enstitüsü, İslami İlimler Fakültesi'ne dahil edilerek bu fakülte ile birlikte Yozgat Yüksek İslam Enstitüsü dışındaki diğer Yüksek İslam Enstitüleri topluca ilahiyat fakültelerine dönüştürüldü. Yozgat Yüksek İslam enstitüsü ise kapatıldı. Böylece ortaya çıkan 8 yeni ilahiyat fakültesinde, bir yılı Arapça ağırlıklı hazırlık sınıfı olmak üzere 5 yıllık müşterek bir programla eğitim-öğretim yapılmaya başlandı. Bu fakültelere imam-hatip lisesi mezunları ile birlikte lise mezunları da girebiliyordu. Ancak öğretim yılının başında yapılan seviye tespit sınavında imam-hatip lisesi çıkışlılardan başarılı olan öğrenciler hazırlık okumadan doğrudan birinci sınıfa alınıyor, böylece imam-hatip lisesinde aldığı öğrenimle belli bir seviye kazanmış olan öğrencilerin hazırlık okumak suretiyle bir sene kaybetmeleri önleniyordu. İlerleyen yıllarda bu programı uygulayan yeni ilahiyat fakülteleri açılmaya devam etmiş ve sayıları 24'e ulaşmıştır. Bunlardan halen 22'sinde eğitim-öğretim devam etmekte, iki fakülte ise kanunla açılmış olmasına rağmen eğitim öğretime başlamamıştır.

5.4.4. İlahiyat Meslek Yüksek Okulları Yüksek din öğretimi alanında bu gelişmeler yaşanırken Diyanet İşleri Başkanlığı'nda çalışmakta olan mevcut din görevlilerinin öğretim düzeylerinin yükseltilmesi de önemli bir sorun olarak görülüyor ve hissediliyordu. Bu sebeple mevcut din görevlilerinin öğrenim durumlarını yükseltmek amacıyla 1989–1990 öğretim yılında iki yıl süreli İlahiyat Meslek Yüksek Okulu açılmış oldu. İlk açıldığında bu okullara gireceklerde imam-hatip lisesi mezunu olmak ve mezuniyetten sonra Diyanet İşleri Başkanlığı'nda en az iki yıldan beri görev yapıyor olmak şartı aranması öngörülmüştü. Daha sonra bu durum değiştirilerek alınacak öğrencilerin Diyanette çalışıyor olma şartı kaldırıldı. Bu okullar, öğrencilerinin Diyanet İşleri Başkanlığı’nda çalışma zorunluluğu bulunması ve görevlilere okul çevresinde görev bulma zorluğu gibi nedenlerle işlerliğini kaybetti. 1997 yılından beri öğrenci alımı yapılmamaktadır. Bu programın yerine Anadolu Üniversitesi bünyesinde iki yıllık Açık öğretim İlahiyat Ön Lisans programı öğretim vermektedir.

5.4.5. Dini Yüksek Öğretim’de Son Durum Yapılan son düzenlemelere rağmen kaliteli Din Kültürü Öğretmeni ve İmam Hatip Lisesi Meslek Dersleri öğretmeni yetiştirme sorunu devam ediyordu. Çünkü hem bu öğretmenler hem de Diyanet İşleri Başkanlığı'nda görev alacak elemanlar aynı programla yetiştiriliyor, İlahiyat Fakültelerinde bu görevlerin her biri için ayrı programlar uygulanmıyordu. Bu soruna bir çözüm bulmak üzere Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), 11.07.1997 tarihinde aldığı 97.23.1660 sayılı kararla İlahiyat Fakültelerinin programlarını yeniden düzenledi. Buna göre İlahiyat Fakültelerinden hazırlık sınıfı kaldırılarak her biri 4 yıl süreli iki ayrı program getirildi. Bunlardan biri, İlahiyat Lisans Programı, diğeri de İlköğretim Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmenliği Programıdır. Mevcut bütün ilahiyat fakültelerinde uygulanacak olan İlahiyat Lisans Programı'nda pedagojik formasyon dersleri yer almamakta ve mezunlarına yalnız Diyanet İşleri Başkanlığı'nda görev alma imkanı tanınmaktadır. Ayrıca bu programı bitirenler için Ankara Üniversitesi ilahiyat Fakültesinde üç yarıyıllık, biri Din Kültürü ve  Ahlak Bilgisi Öğretmenliği, diğeri İmam-Hatip Lisesi Öğretmenliği olmak üzere iki ayrı tezsiz, yüksek lisans programı açılmıştır. Bu programlardan ilkini bitirenler lise ve dengi okullar Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi Öğretmeni, ikincisini bitirenler ise İmam Hatip Lisesi Meslek Dersleri Öğretmeni olabilmektedir.


الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 18Ekim2009 Saat 00:30

6. Örgün Din Öğretiminde Program Modelleri

Dünya üzerinde çeşitli ülkelerin devlet ve rejim anlayışları, toplumsal ve dinî-kültürel yapıları, dünya milletleri arasındaki konumları ve yönelimleri gibi etkenler örgün din öğretiminde program geliştirme sürecinde karşımıza farklı modellerin çıkmasına etki etmektedir. Özellikle Avrupa ülkelerindeki uygulamalar merkeze alınarak yapılan değerlendirmelerde din öğretimi alanında aşağıda verilen program modellerinden söz edilir.

6.1. Mezheplere göre Din Öğretimi Program Modeli Tek bir mezhebin ağırlıklı olduğu veya bir dinin çeşitli mezheplerinin ağırlıklı olarak yaşandığı ülke ve toplumlarda, din eğitimi mezheplere göre programlanıp uygulanabilmektedir.

6.2. Mezhepler üstü din eğitimi ve din eğitimi programı Mezhepler üstü din eğitimini iki şekilde yorumlamak mümkündür. Birinci yoruma göre bu bir “çoğulcu model”dir, ikinci yoruma göre ise bu bir “birleştirici model”dir. Çoğulcu model anlayışına göre, “din dersi toplumun bir aynası olmalıdır. Yani bu ders, her mezhebi olduğu gibi, her türlü dini, dünya görüşünü ve ahlâk anlayışını da öğretim konusu yapmalıdır.”

6. 3. Mezhepler arası din eğitimi ve din eğitimi programı Mezhepler arası din eğitimi kavramı, mezhepler üstü din eğitimi anlayışının yetersizliğinin fark edilmeye başlanılmasıyla birlikte kullanılmaya başlanmıştır. Mezhepler üstü veya mezheplere bağlı olmayan din eğitimi anlayışının mezhepleri görmezlikten gelme şeklinde yorumlanması bu yeni kavramı ve anlayışı ortaya çıkarmıştır.

6.4. Dinler arası din eğitimi ve din eğitimi programı Dinler arası din eğitimi kavramı, birden fazla dinin yoğun olarak yaşandığı ülkelerde ortaya atılmış bir kavramdır. Arkasında çok kültürlü toplum anlayışı yer almaktadır. Özellikle, işçi göçü gibi sebeplerle çok dinli ve dolayısıyla çok kültürlü bir yaşamın ortaya çıkardığı problemlerin çözümünde din eğitiminin katkısını almak bu anlayışın çıkış noktasında yer almaktadır. Ayrıca, işçi almadan önce de, tarihî geçmişleri dolayısıyla çok dinli özellik gösteren ülkeler de bulunmaktadır. İngiltere örneğinde olduğu gibi. Dinler arası din eğitimi modelinin temelinde, aynı ülkede yaşayan faklı dinlere mensup öğrencilerin okullarda, ayrı din dersleri görerek dinsel yönden birbirlerine yabancılaşmalarını önlemek için, aynı derste, dinlerdeki ortak konuları birlikte işleyerek birbirlerini anlamalarına yardımcı olmak amacı yatmaktadır.

6.5. Fenomonolojik din eğitimi ve din eğitimi programıFenomonolojik din eğitimi, dinler arası eğitimin İngiltere’de denenmiş somut bir modeli olarak nitelendirilebilir.

6.7. Avrupa’da Din Öğretimi Program Modelleri ve Uygulamaları Almanya, İngiltere, Danimarka, Fransa, Hollanda, İtalya, Avusturya ve A.B.D.’de din eğitim-öğretimi çeşitli yasalarla devlet güvencesine alınmıştır. İlahi kaynaklı olmayan çeşitli dinlere ve kısman da Hıristiyanlığa mensup olan insanların yaşadığı Japonya’da ise, Japon Anayasası din eğitim-öğretimini güvence altına almıştır.


الطالب المجتهد
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,156 Saniyede Yüklendi.