Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
Kur'an-ı Ker'im Meal-Tercüme Çalışmaları
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netورشة التجرمة - ÇEVİRİ ATÖLYESİ TERCÜME ÇALIŞMALARIKur'an-ı Ker'im Meal-Tercüme Çalışmaları

Mesaj icon Konu: Kur'an-ı Kerim'de bazı terkipler

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Konu: Kur'an-ı Kerim'de bazı terkipler
    Gönderim Zamanı: 07Ekim2009 Saat 17:39

AYETLERDE UYUMSUZ GİBİ GÖRÜNEN BAZI TERKİPLER

SIFAT-MEVSÛF UYUMUNA UYMADIĞI ZANNEDİLEN TERKÎPLER

(FETİH suresi 25. ayet)          (Resmi:48/İniş:109/Alfabetik:27)

...وَلَوْلاَ رِجَالٌ مُّؤْمِنُونَ وَنِسَاء مُّؤْمِنَاتٌ لَّمْ تَعْلَمُوهُمْ أَن تَطَؤُوهُمْ فَتُصِيبَكُم مِّنْهُم مَّعَرَّةٌ بِغَيْرِ عِلْمٍ ...

“… Eğer (Mekke'de) kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle mümin kadınları bilmeyerek çiğnemeniz sebebiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı (Allah savaşı önlemezdi)….

Soru: “Ricâlun ve Nisâun” gibi kelimeler Cem’i Mükesser (Düzensiz Çoğul) oldukları halde nasıl olmuş da sıfat olarak Sâlim Cem’i (Düzenli Çoğul) alabilmişlerdir? Bunların Müfred Müennes (Tekil Dişil) kabul edilmeleri gerekmez miydi?

 

(İNSÂN suresi 2. ayet)          (Resmi:76/İniş:90/Alfabetik:43)

إِنَّا خَلَقْنَا الْإِنسَانَ مِن نُّطْفَةٍ أَمْشَاجٍ نَّبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَاهُ سَمِيعًا بَصِيرًا

“Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık.

Soru: Buradaki kırmızı renkli “Emşâc” kelimesi Çoğul ve Eril görünümlüdür. Halbuki “Nutfe” kelimesi Tekil ve Dişildir. Acaba sıfat –mevsuf uyumu neden sağlanmamıştır???

 

(TEVBE suresi 25. ayet)          (Resmi:9/İniş:113/Alfabetik:104)

لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّهُ فِي مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ...

“Andolsun ki Allah, birçok yerde (savaş alanlarında) ve Huneyn savaşında size yardım etmişti…”

Soru: Burada مَوَاطِنَ kelimesi Çoğul (Cem’i) ve Eril olduğu halde niçin Kesîretin kelimesi Müfred Müennes kullanılmıştır? Ve başında Harf-i Cer (فِي ) olduğu halde neden Esre almamıştır?

 

وَقَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ إِلَّا أَيَّامًا مَعْدُودَةً ...(80)

[Bakara 2/80] “Ateş bize sadece sayılı birkaç gün değecektir, dediler.”

 

Yine : Şu ayette “Eyyâmen” Müzekker ve mansub gözüktüğü halde neden “ma’dûdâtin” Cem’i Müennes ve Mecrur gibi kullanılmıştır???

ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا لَنْ تَمَسَّنَا النَّارُ إِلَّا أَيَّامًا مَعْدُودَاتٍ ... (24)

Onların bu tutumları: Bize ateş, sadece sayılı günlerde dokunacaktır, demelerinin bir sonucudur….”

 

Soru: Aşağıda “Nahl” kelimesinden sonra Cem’i Müennes Salim (Düzenli Bayan Çoğul); Müfred Müennes (Tekil Dişil) ve normal Müfred Müzekker (Tekil Eril) kelimeler kullanılmıştır. Acaba bu kelime hangi cins bir kelimedir???

وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضِيدٌ (10)Kaf 50/10

سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَانِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى الْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَى كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ (7)Hakka 69/7

وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ (148)Şuara 26/148

  تَنْزِعُ النَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ 20Kamer 54/

 

Not: Aynı kural için aşağıdaki ayetleri ve altı çizili kelimeleri de inceleyiniz.

... إِذَا أَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالاً سُقْنَاهُ لِبَلَدٍ مَيِّتٍ فَأَنزَلْنَا بِهِ الْمَاءَ ... (57)A’raf 7/57

هُوَ الَّذِي يُرِيكُمْ الْبَرْقَ خَوْفًا وَطَمَعًا وَيُنْشِئُ السَّحَابَ الثِّقَالَ (12)Ra’d 13/12

الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Ekim2009 Saat 17:42

(A'RAF suresi 7/56. ayet)

وَلاَ تُفْسِدُواْ فِي الأَرْضِ بَعْدَ إِصْلاَحِهَا وَادْعُوهُ خَوْفًا وَطَمَعًا إِنَّ رَحْمَتَ اللّهِ قَرِيبٌ مِّنَ الْمُحْسِنِينَ

Şu ayette rahmet kelimesi dişil olduğu halde karîb kelimesi niçin erkek olmuş?

Ayrıca “rahmet” kelimesinin sonundaki “te” genelde “yuvarlak te” olarak yazıldığı halde burada niçin “açık te” ile yazılmıştır??? Bilindiği gibi isimlerin sonunda “yuvarlak te” yazılır. Fiillerin sonunda ise “açık te” kullanılır. Kur'an-ı Kerim’de buna benzer daha başka istisnalar da vardır.

Aşağıdaki ayetlerde de “saat” kelimesi müennes olduğu halde, onu niteleyen “karîb” kelimesi müzekker kullanılmıştır. Acaba neden???

(AHZÂB suresi 63. ayet)

يَسْأَلُكَ النَّاسُ عَنِ السَّاعَةِ قُلْ إِنَّمَا عِلْمُهَا عِندَ اللَّهِ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ السَّاعَةَ تَكُونُ قَرِيبًا

(ŞÛRÂ suresi 17. ayet)

اللَّهُ الَّذِي أَنزَلَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ وَالْمِيزَانَ وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّ السَّاعَةَ قَرِيبٌ

 

ŞU AYETLERDE “ÖLÜ” = ميت KELİMESİ BAZEN UYUM SAĞLAMIŞ BAZEN SAĞLAMAMIŞTIR. ACABA NEDEN?

لِنُحْيِيَ بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا وَنُسْقِيَهُ مِمَّا خَلَقْنَا أَنْعَامًا وَأَنَاسِيَّ كَثِيرًا (49)

Amacımız bu su sayesinde ölü bir yöreyi diriltmek, yarattığımız çok sayıda hayvanın ve insanın su ihtiyacını karşılamaktır.”

 

وَالَّذِي نَزَّلَ مِنْ السَّمَاءِ مَاءً بِقَدَرٍ فَأَنشَرْنَا بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا كَذَلِكَ تُخْرَجُونَ (11)

[Zuhruf 43/11] “Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O'dur. Biz onunla (kupkuru), ölü memlekete hayat veririz. İşte siz de böylece (mezarlarınızdan) çıkarılacaksınız.”

رِزْقًا لِلْعِبَادِ وَأَحْيَيْنَا بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا كَذَلِكَ الْخُرُوجُ (11)

[Kaf 50/11] “Bunları kullara rızık olması için (yetiştirmekteyiz). O su ile ölü bir toprağa can verdik, işte hayata çıkış da böyledir.”

وَقَالُوا مَا فِي بُطُونِ هَذِهِ الْأَنْعَامِ خَالِصَةٌ لِذُكُورِنَا وَمُحَرَّمٌ عَلَى أَزْوَاجِنَا وَإِنْ يَكُنْ مَيْتَةً فَهُمْ فِيهِ شُرَكَاءُ سَيَجْزِيهِمْ وَصْفَهُمْ إِنَّهُ حَكِيمٌ عَلِيمٌ (139)

[En’am 6/139] Dediler ki: «Şu hayvanların karınlarında olanlar yalnız erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise haram kılınmıştır. Şayet (yavru) ölü doğarsa, o zaman (kadın erkek) hepsi onda ortaktır.» Allah bu değerlendirmelerinin cezasını verecektir. Şüphesiz ki O hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.”

قُلْ لَا أَجِدُ فِي مَا أُوحِيَ إِلَيَّ مُحَرَّمًا عَلَى طَاعِمٍ يَطْعَمُهُ إِلَّا أَنْ يَكُونَ مَيْتَةً أَوْ دَمًا مَسْفُوحًا أَوْ لَحْمَ خِنزِيرٍ فَإِنَّهُ رِجْسٌ أَوْ فِسْقًا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللَّهِ بِهِ فَمَنْ اضْطُرَّ غَيْرَ بَاغٍ وَلَا عَادٍ فَإِنَّ رَبَّكَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (145)

[En’am 6/145] De ki: Bana vahyolunanda, leş veya akıtılmış kan yahut domuz eti -ki pisliğin kendisidir- ya da günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka, yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum. Başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim (bunlardan) yemek zorunda kalırsa bilsin ki Rabbin bağışlayan ve esirgeyendir.”

وَآيَةٌ لَهُمْ الْأَرْضُ الْمَيْتَةُ أَحْيَيْنَاهَا وَأَخْرَجْنَا مِنْهَا حَبًّا فَمِنْهُ يَأْكُلُونَ (33)

[Yasin 36/33] (Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yağmurla hayat verdik ve ondan dane çıkardık. İşte onlar bundan yerler.

وَهُوَ الَّذِي يُرْسِلُ الرِّيَاحَ بُشْرًا بَيْنَ يَدَيْ رَحْمَتِهِ حَتَّى إِذَا أَقَلَّتْ سَحَابًا ثِقَالًا سُقْنَاهُ لِبَلَدٍ مَيِّتٍ فَأَنزَلْنَا بِهِ الْمَاءَ فَأَخْرَجْنَا بِهِ مِنْ كُلِّ الثَّمَرَاتِ كَذَلِكَ نُخْرِجُ الْمَوْتَى لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ (57)

[A’raf 7/57] Rüzgârları rahmetinin önünde müjde olarak gönderen O'dur. Sonunda onlar (o rüzgârlar), ağır bulutları yüklenince onu ölü bir memlekete sevkederiz. Orada suyu indirir ve onunla türlü türlü meyveler çıkarırız. İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Her halde bundan ibret alırsınız.

وَاللَّهُ الَّذِي أَرْسَلَ الرِّيَاحَ فَتُثِيرُ سَحَابًا فَسُقْنَاهُ إِلَى بَلَدٍ مَيِّتٍ فَأَحْيَيْنَا بِهِ الْأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا كَذَلِكَ النُّشُورُ (9)

[Fatır 35/9] Rüzgârları gönderip de bulutu harekete geçiren Allah'tır. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra toprağa onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktır.

الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Ekim2009 Saat 17:44

FİİL - FAİL UYUMUNA UYMADIĞI ZANNEDİLEN TERKÎPLER

Tıpkı zamirlerde olduğu gibi fiillerin de (Gâib-Muhâtab-Mütekellim gibi ) farklı şahıslara göre “Tekil-İkil-Çoğul” ve “Erkek-Dişi” şeklinde çekimleri vardır. Cümle içinde bu özeliklere göre “Fiil-Fail” uyumu aranır.

Fiille başlayan cümlelere “Fiil Cümlesi denir. Normalde cümlenin öğeleri “Fiil-Fail-Mef’ûl-Zaman” şeklinde sıralanır. Ancak bu unsurlar bazen yer değiştirebilir. Bu tür durumlara da dikkat etmek gerekir. Şöyle ki:

 

1.       Eğer fiil failden önce gelirse fiil tekil kipinde olur ve sadece “erkeklik-dişilik” yönünden failine uyum sağlar. Bunun da bir takım şartları ve bazı istisnaları vardır. (Aşağıdaki bir ve ikinci satırlardaki örnek cümleleri inceleyiniz.)

ÇOĞUL

İKİL

TEKİL

MANASI

كَتَبَ الْمُسْلِمُونَ الرِّسَالَةَ

كَتَبَ الْمُسْلِمَانِ الرِّسَالَةَ

كَتَبَ الْمُسْلِمُ الرِّسَالَةَ

Müslüman bir mektup yazdı.

يَكْتُبُ الْمُسْلِمُونَ الرِّسَالَةَ

يَكْتُبُ الْمُسْلِمَانِ الرِّسَالَةَ

يَكْتُبُ الْمُسْلِمُ الرِّسَالَةَ

Müslüman bir mektup yazar.

 

NOOT: Fiilden sonra (sağdan sola) açıkça bir fail varsa fiil her zaman tekil olur. Eğer fiilden sonra açık bir fail yoksa veya fail başta ise fiil şahıslara göre çekimlenir, failine uyum sağlar. Aynı uyuma müenneslerde de dikkat edilir. Fail müennes ise fiilin müennes kalıpları kullanılır.

Soru: Müminûn 23/99 حَتَّى إِذَا جَاءَ أَحَدَهُمْ الْمَوْتُ قَالَ رَبِّ ارْجِعُونِي (99)  ayetinde tekil olan رَبِّ kelimesinden sonra çoğul olan ارْجِعُو fiili kullanılmıştır. Acaba sebebi nedir?

 

2.       Eğer fiil failden sonra gelirse her bakımdan failine uyum sağlar.

ÇOĞUL

İKİL

TEKİL

MANASI

الْمُسْلِمُونَ كَتَبوا الرِّسَالَةَ

الْمُسْلِمَانِ كَتَبَا الرِّسَالَةَ

الْمُسْلِمُ كَتَبَ الرِّسَالَةَ

Bir Müslüman mektup yazdı.

الْمُسْلِمُونَ يَكْتُبُونَ الرِّسَالَةَ

الْمُسْلِمَانِ يَكْتُبَانِ الرِّسَالَةَ

الْمُسْلِمُ يَكْتُبُ الرِّسَالَةَ

Bir Müslüman mektup yazıyor.

 

Dikkat: Filden sonra bir fail varsa fiil tekil olur. İkil veya çoğul bir şekilde çekimlenmiş bir fiilden sonra yeniden bir fail gelemez. Zaten o fiilin gizli bir faili (Zamiri) vardır. Ancak şu ayette bu kurala uyulmamıştır:

 يَعْمَلُونَ ... ثُمَّ عَمُواْ وَصَمُّواْ كَثِيرٌ مِّنْهُمْ وَاللّهُ بَصِيرٌ بِمَا Maide 5/71 ayetinde عَمُواْ وَصَمُّواْ deki هُمْ zamirinden sonra كَثِيرٌ kelimesi açıkça yer aldığı halde niçin hala fiiller çoğul kullanılmıştır???

الطالب المجتهد
IP
ibrahimoruc
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 26Ocak2009
Gönderilenler: 2486

Alıntı ibrahimoruc Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Ekim2009 Saat 17:46

مَوَاطِنَ  BU KELIME GAYR-I MUNSARIFDIR.

أَيَّامًا مَعْدُودَاتٍ  BURDA MADUDAT HALET-İ NASB-I ESRE ILE OLDUGU ICINDIR  BENIM ANLADIKLARIM BUNLAR HOCAM BILMIYORUM OYLE DEGILMI AMA??????????? :)::):):)
Her zaman her yerde gerçek ol gerçek
Gerçek değil isen ellerini çek
Kuran-ı kerim bir bahçedir bismillah çiçek
Bize bu bahçenin kokusu lazım
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Ekim2009 Saat 17:48

DİKKAT: FİİL NE ZAMAN MÜENNES KULLANILIR???

1. Fail Müennes olduğu için Fiil de mutlaka müennes kullanılmıştır:

  إِذْ قَالَتِ امْرَأَةُ عِمْرَانَ رَبِّ إِنِّي نَذَرْتُ لَكَ مَا فِي بَطْنِي مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنِّي إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ 35

2. Fail, daha önce geçen dişi bir ismi gösteren (gizli) هِيَ zamiri olduğu zaman, fiil yine dişi kullanılmıştır:

  وَمَرْيَمَ ابْنَتَ عِمْرَانَ الَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا فَنَفَخْنَا فِيهِ مِن رُّوحِنَا وَصَدَّقَتْ بِكَلِمَاتِ رَبِّهَا وَكُتُبِهِ وَكَانَتْ مِنَ الْقَانِتِينَ 12

Soru: Yukarıda açıklanan durumların aksine aşağıdaki benzer ayetlerde neden fiil hem müzekker (eril) hem de müennes (dişil) kullanılmıştır???

  وَمَا تَفَرَّقَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ إِلَّا مِن بَعْدِ مَا جَاءتْهُمُ الْبَيِّنَةُ 4 98/

فَقَدْ جَاءكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ 157Enam 6/

قَدْ جَاءتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَوْفُواْ الْكَيْلَ وَالْمِيزَانَ A'raf 7/85

قَدْ جَاءتْكُم بَيِّنَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ هَـذِهِ نَاقَةُ اللّهِ... 37A'raf 7/

 

Yukarıda 1. ayette  جَاءَ  kullanılmış, diğerlerinde جَاءتْ  kelimesi kullanılmıştır. İkisi de uygun mudur? Sebebi nedir??

 

Dikkat!!! Aşağıdaki ayetteki fiillerin kullanımına da bu açıdan dikkat ediniz!!! Gerekli açıklamanız var mıdır???

يَاأَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا جَاءَكَ الْمُؤْمِنَاتُ يُبَايِعْنَكَ عَلَى أَنْ لَا يُشْرِكْنَ بِاللَّهِ شَيْئًا وَلَا يَسْرِقْنَ وَلَا يَزْنِينَ وَلَا يَقْتُلْنَ أَوْلَادَهُنَّ وَلَا يَأْتِينَ بِبُهْتَانٍ يَفْتَرِينَهُ بَيْنَ أَيْدِيهِنَّ وَأَرْجُلِهِنَّ وَلَا يَعْصِينَكَ فِي مَعْرُوفٍ فَبَايِعْهُنَّ وَاسْتَغْفِرْ لَهُنَّ اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ Mümtehine 60/12

Soru: Bu ayette “Mü’minâtün” kelimesi çoğul olduğu halde neden جَاءَ kullanılmıştır???

 

Aşağıdaki ayette ise “Nisvetün” kelimesi çoğulun çoğulu bir bayan olduğu halde niçin müennes fiil değil de müzekker fiil kullanılmıştır???

وَقَالَ نِسْوَةٌ فِي الْمَدِينَةِ امْرَأَةُ الْعَزِيزِ تُرَاوِدُ فَتَاهَا عَنْ نَفْسِهِ قَدْ شَغَفَهَا حُبًّا إِنَّا لَنَرَاهَا فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ Yusuf 12/30

الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Ekim2009 Saat 17:49

Soru: Bu ayette genel kural işlememiş.  قَالَ kullanılmıştır. Acaba neden???

 

Aşağıdaki ayette ise tam tersi bir durum söz konusudur. “E’râbu” kelimesi çoğul Eril olduğu halde niçin müzekker fiil değil de müennes fiil kullanılmıştır???

قَالَتْ الْأَعْرَابُ آمَنَّا قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلَكِنْ قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلْ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ ... Hucurat 49/14

Bu ayetteki الْأَعْرَابُ kelimesi Cem’i Mükesser Müzekker (Düzensiz Eril Çoğul=Kırık Çoğul) olduğu halde acaba neden fiil Tekil Dişi قَالَتْ  kullanılmıştır???

 

 

(İBRÂHİM suresi 10. ayet)          (Resmi:14/İniş:72/Alfabetik:40)

قَالَتْ رُسُلُهُمْ أَفِي اللّهِ شَكٌّ فَاطِرِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ يَدْعُوكُمْ لِيَغْفِرَ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرَكُمْ إِلَى أَجَلٍ مُّسَـمًّى قَالُواْ إِنْ أَنتُمْ إِلاَّ بَشَرٌ مِّثْلُنَا تُرِيدُونَ أَن تَصُدُّونَا عَمَّا كَانَ يَعْبُدُ آبَآؤُنَا فَأْتُونَا بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ

 

DİKKAT: Aşağıdaki ayetlerde “RUSÜL” kelimesine uygun hep Müennes Fiil kullanılmıştır:

وَمَا مُحَمَّدٌ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُ أَفَإِيْن مَاتَ أَوْ قُتِلَ انْقَلَبْتُمْ عَلَى أَعْقَابِكُمْ ... (144)Al-i İmran 3/144:

مَا الْمَسِيحُ ابْنُ مَرْيَمَ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِ الرُّسُلُ وَأُمُّهُ صِدِّيقَةٌ كَانَا يَأْكُلَانِ الطَّعَامَ ... (75)Maide 5/75:

إِذْ جَاءَتْهُمْ الرُّسُلُ مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا اللَّهَ ... (14) (FUSSİLET suresi 14. ayet)

وَإِذَا الرُّسُلُ وُقِّتَتْ (11) Mürselat 77/11:

Bu ayetlerdeki رُسُلُ kelimeleri de Cem’i Mükesser Müzekker olduğu için genel kural gereği fiil hep Tekil Dişi  (Müfred müennes) قَالَتْ  kullanılmıştır.

Yine şu ayette de (Bakara 2/253) تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ مِنْهُمْ مَنْ كَلَّمَ اللَّهُ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَاتٍ....  aynı kural geçerlidir. رُسُلُ kelimesi Cem’i Mükesser Müzekker olduğu halde tekil dişi kabul edilmiştir. O yüzden de önündeki ism-i işaret tekil dişi (Müfred müennes) için olan تِلْكَ kullanılmış;  çoğullar için olan هَؤُلَاءِ  kullanılmamıştır.

Fakat aşağıdaki ayette:

حَتَّى إِذَا اسْتَيْئَسَ الرُّسُلُ وَظَنُّوا أَنَّهُمْ قَدْ كُذِبُوا جَاءَهُمْ نَصْرُنَا ... (110)

Bu ayette الرُّسُلُ kelimesi Cem’i Müzekker (Çoğul Eril) kabul edilmiş ve fiiller de müzekker kullanılmıştır. Failden önce gelen fiil tekil kullanılmış; failden sonra gelen fiiller ise çoğul kullanılmıştır.

Aşağıdaki ayetleri de Fiil-Fail uyumu açısından inceleyiniz!!!

.... فِيهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ أَنْ يَتَطَهَّرُوا وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُطَّهِّرِينَ (108)

مِنْ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًا (23)

الرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاءِ بِمَا فَضَّلَ اللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ وَبِمَا أَنفَقُوا مِنْ أَمْوَالِهِمْ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللَّهُ وَاللَّاتِي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا (34)

Mesela aşağıdaki şu ayetlere bakınız:

فَسَجَدَ الْمَلَائِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ (73)

تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْ فَوْقِهِنَّ وَالْمَلَائِكَةُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِمَنْ فِي الْأَرْضِ أَلَا إِنَّ اللَّهَ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ (5)

فَلَوْلَا أُلْقِيَ عَلَيْهِ أَسْوِرَةٌ مِنْ ذَهَبٍ أَوْ جَاءَ مَعَهُ الْمَلَائِكَةُ مُقْتَرِنِينَ (53)

فَكَيْفَ إِذَا تَوَفَّتْهُمْ الْمَلَائِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَارَهُمْ (27)

قُلْ لَوْ كَانَ فِي الْأَرْضِ مَلَائِكَةٌ يَمْشُونَ مُطْمَئِنِّينَ لَنَزَّلْنَا عَلَيْهِمْ مِنْ السَّمَاءِ مَلَكًا رَسُولًا (95)

Yukarıdaki ayetlerde الْمَلَائِكَةُ kelimesinin sonunda Yuvarlak Te (Müenneslik Tesi) olduğu halde Fiiller hep müzekker kullanılmıştır. Ancak, şu aşağıdaki ayette; fiil dişi kullanılmıştır. Acaba neden???

تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ أَمْرٍ (4)

الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Ekim2009 Saat 17:51

ŞU AYETLERDEKİ FİİL FAİL UYUMUNU DA BU AÇIDAN İNCELEYİNİZ

(HÂKKA suresi 17. ayet)          (Resmi:69/İniş:78/Alfabetik:34)

وَالْمَلَكُ عَلَى أَرْجَائِهَا وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَانِيَةٌ

“Melekler onun (göğün) etrafındadır. O gün Rabbinin arşını, bunların da üstünde sekiz (melek) yüklenir.”

Bu ayetteki altı çizili kelimeler fiil-fail olduğu halde biri müzekker biri müennes olmuş, acaba neden?

 

(İSRÂ suresi 95. ayet)          (Resmi:17/İniş:50/Alfabetik:46)

قُل لَّوْ كَانَ فِي الأَرْضِ مَلآئِكَةٌ يَمْشُونَ مُطْمَئِنِّينَ لَنَزَّلْنَا عَلَيْهِم مِّنَ السَّمَاء مَلَكًا رَّسُولاً

Şunu söyle: Eğer yeryüzünde yerleşmiş gezip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten, peygamber olarak bir melek gönderirdik.

Bu ayette de melaike kelimesi ile diğer altı çizili fiiller arasında bir uyumsuzluk var gibi gözüküyor?

 

(BAKARA suresi 248. ayet)          (Resmi:2/İniş:92/Alfabetik:11)

وَقَالَ لَهُمْ نِبِيُّهُمْ إِنَّ آيَةَ مُلْكِهِ أَن يَأْتِيَكُمُ التَّابُوتُ فِيهِ سَكِينَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَبَقِيَّةٌ مِّمَّا تَرَكَ آلُ مُوسَى وَآلُ هَارُونَ تَحْمِلُهُ الْمَلآئِكَةُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

“Peygamberleri onlara: Onun hükümdarlığının alâmeti, Tabut'un size gelmesidir. Meleklerin taşıdığı o Tabut'un içinde Rabbinizden size bir ferahlık ve sükûnet, Musa ve Harun hanedanlarının bıraktıklarından bir kalıntı vardır. Eğer inanmış kimseler iseniz sizin için bunda şüphesiz bir alâmet vardır, dedi.”

 

(ÂLİ IMRÂN suresi 39. ayet)          (Resmi:3/İniş:94/Alfabetik:7)

فَنَادَتْهُ الْمَلآئِكَةُ وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي فِي الْمِحْرَابِ أَنَّ اللّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَـى مُصَدِّقًا بِكَلِمَةٍ مِّنَ اللّهِ وَسَيِّدًا وَحَصُورًا وَنَبِيًّا مِّنَ الصَّالِحِينَ

“Zekeriyya mâbedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir Kelime'yi tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler.”

(ÂLİ IMRÂN suresi 42. ayet)          (Resmi:3/İniş:94/Alfabetik:7)

وَإِذْ قَالَتِ الْمَلاَئِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللّهَ اصْطَفَاكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفَاكِ عَلَى نِسَاء الْعَالَمِينَ

“Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti.”

(ÂLİ IMRÂN suresi 45. ayet)          (Resmi:3/İniş:94/Alfabetik:7)

إِذْ قَالَتِ الْمَلآئِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍ مِّنْهُ اسْمُهُ الْمَسِيحُ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًا فِي الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ وَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ

“Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır.”

(NİSA suresi 166. ayet)          (Resmi:4/İniş:98/Alfabetik:82)

لَـكِنِ اللّهُ يَشْهَدُ بِمَا أَنزَلَ إِلَيْكَ أَنزَلَهُ بِعِلْمِهِ وَالْمَلآئِكَةُ يَشْهَدُونَ وَكَفَى بِاللّهِ شَهِيدًا

“Fakat Allah sana indirdiğine şahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) şahitlik ederler. Ve şahit olarak Allah kâfîdir.”

(EN'ÂM suresi 93. ayet)          (Resmi:6/İniş:55/Alfabetik:20)

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللّهِ كَذِبًا أَوْ قَالَ أُوْحِيَ إِلَيَّ وَلَمْ يُوحَ إِلَيْهِ شَيْءٌ وَمَن قَالَ سَأُنزِلُ مِثْلَ مَا أَنَزلَ اللّهُ وَلَوْ تَرَى إِذِ الظَّالِمُونَ فِي غَمَرَاتِ الْمَوْتِ وَالْمَلآئِكَةُ بَاسِطُواْ أَيْدِيهِمْ أَخْرِجُواْ أَنفُسَكُمُ الْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَقُولُونَ عَلَى اللّهِ غَيْرَ الْحَقِّ وَكُنتُمْ عَنْ آيَاتِهِ تَسْتَكْبِرُونَ

“Allah'a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahy edilmemişken «Bana da vahyolundu» diyenden ve «Ben de Allah'ın indirdiği âyetlerin benzerini indireceğim» diyenden daha zalim kim vardır! O zalimler, ölümün (boğucu) dalgaları içinde, melekler de pençelerini uzatmış, onlara: «Haydi canlarınızı kurtarın! Allah'a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve O'nun âyetlerine karşı kibirlilik taslamış olmanızdan ötürü, bugün alçaklık azabı ile cezalandırılacaksınız!» derken onların halini bir görsen!”

الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Ekim2009 Saat 17:55

 (ÂLİ IMRÂN suresi 39. ayet)

فَنَادَتْهُ الْمَلآئِكَةُ وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي فِي الْمِحْرَابِ ....

 

(ÂLİ IMRÂN suresi 42. ayet)

وَإِذْ قَالَتِ الْمَلاَئِكَةُ يَا مَرْيَمُ إِنَّ اللّهَ اصْطَفَاكِ وَطَهَّرَكِ وَاصْطَفَاكِ عَلَى نِسَاء الْعَالَمِينَ

 

(NİSA suresi 97. ayet)

إِنَّ الَّذِينَ تَوَفَّاهُمُ الْمَلآئِكَةُ ظَالِمِي أَنْفُسِهِمْ قَالُواْ فِيمَ كُنتُمْ قَالُواْ كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِي الأَرْضِ قَالُوا أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ اللّهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُواْ فِيهَا فَأُوْلَـئِكَ مَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَسَاءتْ مَصِيرًا

 

(RA'D suresi 23. ayet)

جَنَّاتُ عَدْنٍ يَدْخُلُونَهَا وَمَنْ صَلَحَ مِنْ آبَائِهِمْ وَأَزْوَاجِهِمْ وَذُرِّيَّاتِهِمْ وَالمَلاَئِكَةُ يَدْخُلُونَ عَلَيْهِم مِّن كُلِّ بَابٍ

 

(HİCR suresi 30. ayet)

فَسَجَدَ الْمَلآئِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

 

(NAHL suresi 28. ayet)

الَّذِينَ تَتَوَفَّاهُمُ الْمَلائِكَةُ ظَالِمِي أَنفُسِهِمْ فَأَلْقَوُاْ السَّلَمَ مَا كُنَّا نَعْمَلُ مِن سُوءٍ بَلَى إِنَّ اللّهَ عَلِيمٌ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

 

(NAHL suresi 32. ayet)

الَّذِينَ تَتَوَفَّاهُمُ الْمَلآئِكَةُ طَيِّبِينَ يَقُولُونَ سَلامٌ عَلَيْكُمُ ادْخُلُواْ الْجَنَّةَ بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

 

(İSRÂ suresi 61. ayet)

وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلآئِكَةِ اسْجُدُواْ لآدَمَ فَسَجَدُواْ إَلاَّ إِبْلِيسَ قَالَ أَأَسْجُدُ لِمَنْ خَلَقْتَ طِينًا

 

(İSRÂ suresi 95. ayet)

قُل لَّوْ كَانَ فِي الأَرْضِ مَلآئِكَةٌ يَمْشُونَ مُطْمَئِنِّينَ لَنَزَّلْنَا عَلَيْهِم مِّنَ السَّمَاء مَلَكًا رَّسُولاً

 

(TAHRÎM suresi 6. ayet)

... عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

(MEÂRİC suresi 4. ayet)

تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ

 

Aşağıdaki Hac 22/19. ayette Mübteda (Özne) olan “Hâzâni” İkil; Haber olan “Hasmâni” de ikil olduğu halde acaba neden “Hasmâni” kelimesinden sonra sıfat olarak gelen “ıhtesamû” fiili ikil (“ıhtesamâ”) değil de çoğul olarak gelmiştir???

هَذَانِ خَصْمَانِ اخْتَصَمُوا فِي رَبِّهِمْ فَالَّذِينَ كَفَرُوا قُطِّعَتْ لَهُمْ ثِيَابٌ مِنْ نَارٍ يُصَبُّ مِنْ فَوْقِ رُءُوسِهِمْ الْحَمِيمُ (19)

Şu iki hasım takım, Rab’leri hakkında çekişip durmaktalar. Dini inkâr edenlere ateşten elbiseler biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar sular dökülür.”

 

(Sâd 38. suresi 22. ayet)

إِذْ دَخَلُوا عَلَى دَاوُودَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ قَالُوا لَا تَخَفْ خَصْمَانِ بَغَى بَعْضُنَا عَلَى بَعْضٍ فَاحْكُم بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَاهْدِنَا إِلَى سَوَاء الصِّرَاطِ

Bu vb. ayetlerde bazen bizim bildiğimiz gramer kurallarının aksine hareket edilebilir. Bunların mutlaka bir yorumu, bir izahı vardır. Belağat kitaplarına bakmak lazım…

 

Araf 7/160.

وَقَطَّعْنَاهُمْ اثْنَتَيْ عَشْرَةَ أَسْبَاطًا أُمَمًا وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى إِذْ اسْتَسْقَاهُ قَوْمُهُ أَنْ اضْرِب بِعَصَاكَ الْحَجَرَ فَانْبَجَسَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَشْرَبَهُمْ وَظَلَّلْنَا عَلَيْهِمْ الْغَمَامَ وَأَنزَلْنَا عَلَيْهِمْ الْمَنَّ وَالسَّلْوَى كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَكِنْ كَانُوا أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ (160)

Normal kural: 11-99 arasında Temyîz (Sayılan Nesne) Müfred Mansub (Tekil Nesnel) olur. Zaten ayetin ikinci sayısında bunun örneği de var. Ancak acaba ayetin başında neden “Esbâtan Ümemen” kelimeleri çoğul kullanılmıştır???

الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Ekim2009 Saat 18:13

 

TEKİLDEN SONRA TOPLUMA HİTAP

وَمَا تَكُونُ فِي شَأْنٍ وَمَا تَتْلُوا مِنْهُ مِنْ قُرْآنٍ وَلَا تَعْمَلُونَ مِنْ عَمَلٍ إِلَّا كُنَّا عَلَيْكُمْ شُهُودًا إِذْ تُفِيضُونَ فِيهِ وَمَا يَعْزُبُ عَنْ رَبِّكَ مِنْ مِثْقَالِ ذَرَّةٍ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ وَلَا أَصْغَرَ مِنْ ذَلِكَ وَلَا أَكْبَرَ إِلَّا فِي كِتَابٍ مُبِينٍ (61)

[Yunus 10/61] “Ne zaman sen bir işte bulunsan, ne zaman Kur’an’dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüzde şahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasın.”

 

Bakara 2/75. ayette olduğu gibi yüceltmek ve saygı için de çoğul yapılmış olabilir.

أَفَتَطْمَعُونَ أَنْ يُؤْمِنُوا لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَامَ اللَّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُ مِنْ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ (75)

[Bakara 2/75] “Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysaki onlardan bir zümre, Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.”

 

وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى وَأَخِيهِ أَنْ تَبَوَّأَا لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتًا وَاجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً وَأَقِيمُوا الصَّلاَةَ وَبَشِّرْ الْمُؤْمِنِينَ (87)

[Yunus 10/87] “Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik.”

الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Ekim2009 Saat 18:14

İ’RAB’DA (HAREKE VEYA HARF DEĞİŞİMİNDE) UYUMSUZ GİBİ GÖRÜLEN DURUMLAR

 

أَمْ حَسِبْتُمْ أَنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِْ اللَّهُ الَّذِينَ جَاهَدُوا مِنْكُمْ وَيَعْلَمَ الصَّابِرِينَ (142)

Bu ayette altı çizili olan وَيَعْلَمَ fiilinin mansub olmasına sebeb nedir?. Normalde وَلَمَّا يَعْلَمْ cümlesine atfedilip cezm edilmesi gerekirdi. Fakat öyle olmamış. O halde problemin çözümü ve cevabı nedir?

 

Bakara 2/177:

لَيْسَ الْبِرَّ أَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَالْمَلَائِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيِّينَ وَآتَى الْمَالَ عَلَى حُبِّهِ ذَوِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَالسَّائِلِينَ وَفِي الرِّقَابِ وَأَقَامَ الصَّلَاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَاهَدُوا وَالصَّابِرِينَ فِي الْبَأْسَاءِ وَالضَّرَّاءِ وَحِينَ الْبَأْسِ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ صَدَقُوا وَأُوْلَئِكَ هُمْ الْمُتَّقُونَ (177)

Bu ayetteki altı çizili “es-Sâbirîne” kelimesi acaba mansûb (nesnel) kullanılmıştır???

 

Bakara 2/62:

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالنَّصَارَى وَالصَّابِئِينَ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ (62)

Hac 22/17:

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَلَّذِينَ هَادُوا وَالصَّابِئِينَ وَالنَّصَارَى وَالْمَجُوسَ وَالَّذِينَ أَشْرَكُوا إِنَّ اللَّهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ (17)

Yukarıdaki Bakara 2/62. ve Hac 22/17. ayette altı çizili kelime mansûb (nesnel) olduğu halde aşağıdaki Maide 5/69. ayette merfû’ (öznel) kullanılmıştır. Acaba bunun sebebi ve hikmeti nedir???

Maide 5/69:

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالصَّابِئُونَ وَالنَّصَارَى مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ (69)

 

Yine aşağıdaki ayette bütün İsm-i Failler (Etgen Sıfatlar) Merfû’ (Öznel) olduğu halde ortadaki “mukîmîne” kelimesi acaba neden mansûb kullanılmıştır???

Nisa 4/162

لَكِنْ الرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ مِنْهُمْ وَالْمُؤْمِنُونَ يُؤْمِنُونَ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَالْمُقِيمِينَ الصَّلَاةَ وَالْمُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالْمُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ أُوْلَئِكَ سَنُؤْتِيهِمْ أَجْرًا عَظِيمًا (162)

الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Ekim2009 Saat 18:15

ZAMİR KULLANIMINDA UYUMSUZ SANILAN ÖRNEKLER

(NAHL suresi 16/58-59. ayet)          (Resmi:16/İniş:70/Alfabetik:75)

وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُمْ بِالْأُنثَى ظَلَّ وَجْهُهُ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ (58) يَتَوَارَى مِنْ الْقَوْمِ مِنْ سُوءِ مَا بُشِّرَ بِهِ أَيُمْسِكُهُ عَلَى هُونٍ أَمْ يَدُسُّهُ فِي التُّرَابِ أَلَا سَاءَ مَا يَحْكُمُونَ (59)

58. “Onlardan birine kız müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir. 59. Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!”

Soru: Bu ayetlerdeki altı çizili kelimelerde bulunan zamirler kimi gösterir? Elde tutacağı veya toprağa gömeceği kişi kız olduğuna göre neden ها denmemiş de ه denilmiş?

 

En’am 6/151:

قُلْ تَعَالَوْا أَتْلُ مَا حَرَّمَ رَبُّكُمْ عَلَيْكُمْ أَلَّا تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَلَا تَقْتُلُوا أَوْلَادَكُمْ مِنْ إِمْلَاقٍ نَحْنُ نَرْزُقُكُمْ وَإِيَّاهُمْ وَلَا تَقْرَبُوا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلَّا بِالْحَقِّ ذَلِكُمْ وَصَّاكُمْ بِهِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ (151)

İsra 17/31:

وَلَا تَقْتُلُوا أَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلَاقٍ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُمْ إِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْئًا كَبِيرًا (31)

Soru: Bu ayetlerde altı çizili kısımda kullanılan zamirlere ve takdim-te’hir konusuna dikkat edebildiniz mi??? Sebebi nedir???

 

(ZUHRUF suresi 12. ayet)          (Resmi:43/İniş:63/Alfabetik:113)

وَالَّذِي خَلَقَ الْأَزْوَاجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ الْفُلْكِ وَالْأَنْعَامِ مَا تَرْكَبُونَ

(ZUHRUF suresi 13. ayet)          (Resmi:43/İniş:63/Alfabetik:113)

لِتَسْتَوُوا عَلَى ظُهُورِهِ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ

Bu ayetlerde de 12. ayette cem’i mükesser kelimeler var. Ve onları ifade etmek üzere müenne “hâ” zamiri kullanılmış. Ancak 13. ayette onları karşılamak için “hâ” zamiri değil; erkek “hu” zamiri kullanılmıştır. Niçin???

 

Bakara 2/31-33

وَعَلَّمَ آدَمَ الْأَسْمَاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلَائِكَةِ فَقَالَ أَنْبِئُونِي بِأَسْمَاءِ هَؤُلَاء إِنْ كُنتُمْ صَادِقِينَ (31)

قَالُوا سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَا إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ (32)

قَالَ يَاآدَمُ أَنْبِئْهُمْ بِأَسْمَائِهِمْ فَلَمَّا أَنْبَأَهُمْ بِأَسْمَائِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُلْ لَكُمْ إِنِّي أَعْلَمُ غَيْبَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ (33)

Şu ayette neden isimler kelimesine önce “” zamîri ile atıfta bulunmuş da sonra “Hum” zamiri ile gönderme yapmış? Halbuki “Esmâ/İsimler” kelimesi Cem’i Mükesser/Kırık çoğul olduğundan Müfred Müennes/Tekil dişi kabul edilmesi gerekirdi?

 

(YÛSUF suresi 4. ayet)          (Resmi:12/İniş:53/Alfabetik:110)

إِذْ قَالَ يُوسُفُ لِأَبِيهِ يَا أَبتِ إِنِّي رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَبًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ رَأَيْتُهُمْ لِي سَاجِدِينَ

“Bir zamanlar Yusuf, babasına (Ya'kub'a) demişti ki: Babacığım! Ben (rüyamda) on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm; onları bana secde ederlerken gördüm.”

Soru: Genelde Gayru’l-âkıl (İnsan olmayan, akılsız) varlıklar Müfred Müennes kabul edilirdi. Burada neden Cem’i Müzekker Salim (Düzenli Eril Çoğul) kabul edilmiştir???

 

 

 (MÜ'MİN suresi 40/67. ayet)

هُوَ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ يُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُوا أَشُدَّكُمْ ثُمَّ لِتَكُونُوا شُيُوخًا وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفَّى مِنْ قَبْلُ وَلِتَبْلُغُوا أَجَلًا مُسَمًّى وَلَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ (67)

Şu ayette altı çizili kelimelerde tekil-çoğul açısından bir uyumsuzluk var gibi gözüküyor. Ne dersiniz?

Halbuki “Şuyûhan” kelimesini çoğul kullandığı gibi “Tıflen” kelimesini de “Etfâlen” kullanmalıydı? Zira Muhatab Cem’i Müzekker Eril (kum) Zamîri çoğul eril şahısları göstermektedir.

 

(AHZÂB suresi 32-33. ayet)          (Resmi:33/İniş:97/Alfabetik:4)

يَا نِسَاء النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَأَحَدٍ مِّنَ النِّسَاء إِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذِي فِي قَلْبِهِ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَّعْرُوفًا

وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى وَأَقِمْنَ الصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا

Soru: Şu ayette hitap peygamber hanımlarına olduğu halde niçin erkek çoğul zamiri kullanılmıştır?

 

(HÛD suresi 73. ayet)          (Resmi:11/İniş:52/Alfabetik:38)

قَالُواْ أَتَعْجَبِينَ مِنْ أَمْرِ اللّهِ رَحْمَتُ اللّهِ وَبَرَكَاتُهُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الْبَيْتِ إِنَّهُ حَمِيدٌ مَّجِيدٌ

Ahzab 33/33. ayetteki aynı durum burada da söz konusudur. Hz. İbrahim’in hanımı (Sara) müfred müennes olduğu halde kendisine “aleyki” denilmeyip “aleyküm” denilmiştir. Ayrıca bir kişiye “ehl-i beyt” denilir mi???

Yine aynı şekilde Hz. Musa Medyen’den dönerken yanında sadece hanımı olduğu halde aşağıdaki ayette “ehlihi” denilip zamirler ve fiiller de hep çoğul kalıbıyla kullanılmıştır… Bunun sebebi nedir???

(KASAS suresi 29. ayet)          (Resmi:28/İniş:49/Alfabetik:53)

فَلَمَّا قَضَى مُوسَى الْأَجَلَ وَسَارَ بِأَهْلِهِ آنَسَ مِن جَانِبِ الطُّورِ نَارًا قَالَ لِأَهْلِهِ امْكُثُوا إِنِّي آنَسْتُ نَارًا لَّعَلِّي آتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ جَذْوَةٍ مِنَ النَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

Sonunda Musa süreyi doldurup ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafından bir ateş gördü. Ailesine: Siz (burada) bekleyin; ben bir ateş gördüm, belki oradan size bir haber yahut ısınmanız için bir ateş parçası getiririm, dedi.

الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Ekim2009 Saat 18:16

ŞU AYETLERDEKİ ZAMİRLERİN KULLANIMINA DA DİKKAT EDİNİZ

(NEML suresi 35. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

وَإِنِّي مُرْسِلَةٌ إِلَيْهِم بِهَدِيَّةٍ فَنَاظِرَةٌ بِمَ يَرْجِعُ الْمُرْسَلُونَ

“Ben (şimdi) onlara bir hediye göndereyim de, bakayım elçiler ne (gibi bir sonuç) ile dönecekler.”

(NEML suresi 36. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

فَلَمَّا جَاء سُلَيْمَانَ قَالَ أَتُمِدُّونَنِ بِمَالٍ فَمَا آتَانِيَ اللَّهُ خَيْرٌ مِّمَّا آتَاكُم بَلْ أَنتُم بِهَدِيَّتِكُمْ تَفْرَحُونَ

“Elçi Süleyman’a gelince o, elçiye: "Siz bana mal ile yardım mı etmek istiyorsunuz? Oysa Allah’ın bana verdiği nimetler sizin verdiğinizden daha hayırlıdır. Ama siz hediyenizle böbürlenirsiniz" dedi.”

(NEML suresi 37. ayet)          (Resmi:27/İniş:48/Alfabetik:81)

ارْجِعْ إِلَيْهِمْ فَلَنَأْتِيَنَّهُمْ بِجُنُودٍ لَّا قِبَلَ لَهُم بِهَا وَلَنُخْرِجَنَّهُم مِّنْهَا أَذِلَّةً وَهُمْ صَاغِرُونَ

(Ey elçi!) Onlara dön; iyi bilsinler ki, kendilerine asla karşı koyamıyacakları ordularla gelir, onları muhakkak surette hor ve hakir halde oradan çıkarırız!

DİKKAT: Bu ayetlerde 35. Ayette “murselûn” kelimesiyle elçilerin çoğul olduğu vurgulandı. Fakat 36. Ayette “câe” fiili tekil kullanıldı. Ardından Hz. Süleyman onlara hep çoğul sigasıyla hitap etti. Ancak 37. Ayette yine “irci’ ” emrinin tekil şahsa yönelik kullandı. Burada farklı zamirlerin kullanımının ne gibi bir hikmeti ve gayesi olabilir???

 

(FUSSİLET suresi 11. ayet)

ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاء وَهِيَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ اِئْتِيَا طَوْعًا أَوْ كَرْهًا قَالَتَا أَتَيْنَا طَائِعِينَ

الطالب المجتهد
IP
lead
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 02Ekim2009
Gönderilenler: 104

Alıntı lead Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 18Ekim2009 Saat 14:27
Madem bu kadar ileri seviyedesiniz benim ciddi bir sorum olacaktı.
Fetih Süresi'nde "و من أوفي بما عاهد
عليهُ اللهَ فسيؤتيه اجرا عظيما"

Burdaki ه zamiri cer olması gerekirken nasıl ref oldu....

Hadi bakalım... Tatmin edici cevaplarınızı bekliyorum. tşk

مع السلامه
IP
İhtiyar
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 23Nisan2010
Gönderilenler: 465

Alıntı İhtiyar Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 22Temmuz2010 Saat 11:19
 
 
 
 

بضم الهاء فانه ابقى بعد حذف الواو اذاصله هو تو سلا بذالك الى تفخيم لام الجلالة اى ومن اوفى بعهده و ثبت عليه و اتمه



Düzenleyen İhtiyar - 22Temmuz2010 Saat 11:20
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,160 Saniyede Yüklendi.



gebelik hesaplama | ehliyet yenileme | boğaz ağrısına ne iyi gelir | apandisit belirtileri | mtv hesapla | hamile kalmanın yolları | rüya yorumları tabirleri | rüya yorumları tabirleri | kombi bakımı | kombi servisi | kredi mevduat | krediler bankalar | arapça sözlük | arapça çeviri | uygun krediniz | banka şubeleri | finansbank internet bankacılığı | akbank müşteri hizmetleri | ziraat bankası internet bankacılığı | ziraat internet bankacılığı | finansbank internet bankacılığı | en uygun ihtiyaç kredisi