Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Sakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüSakarya İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: SAKARYA DERS NOTLARI PAYLAŞIM Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
<< Önceki Sayfa   5 Sonraki >>
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 20Ekim2009 Saat 19:33

MANTIK(2.Hafta Ders Notları)

 

__Mantığın amacı nedir?

Tanım ve kıyasın doğru olanını yanlış olanından ayırt etmektir. Düşünürken yanlışa düşmekten kişiyi alıkoymaktır.

 

__Mantık ilminin amacı için kıyas ve tanımın önemi nedir?

Mantığın amacını ortaya koymak için kıyas tanımdan daha önemli bir yere sahiptir. Kıyas en az iki ölçüden oluşur. Her öncülde bir konu ve bir yüklem bulunur. Kıyası incelemek isteyen kimse ister varlık isterse bilgi hakkında olsun ilk önce kıyası oluşturan tekilleri ve bu tekillerin karşılığını elde etmek zorundadır. Kıyası elde etmek isteyen ilk önce onu oluşturan öğelerin bilgisini elde etmelidir.

 

__Mantığın stoacılar için önemi nedir?

Stoacılar felsefeyi canlı bir varlığa benzetirken mantığı onu oluşturan kemik ve sinirlere ahlakı etli kısımlara fiziği ise bu canlı varlığın ruhuna benzetirler. Başka bir örneklemede felsefe ile yumurta arasında benzerlik kurarak yumurtanın kabuğunu mantığa, akını ahlaka içini yani sarısını fiziğe karşılık olarak görürler. Yine başka bir örneklemede felsefeyi bir bahçeye benzettiği de olmuştur. Bunlara göre mantık bu bahçeyi çevrileyen ve koruyan bir duvar vazifesi görürken fizik bahçenin içindeki bitkiler ahlakta bunun meyveleridir. Görüldüğü gibi stoacıların verdiği örneklerin hepsinde mantık hayati bir önem arz etmektedir.

 

__Farabi için mantığın önemi nedir?

Farabi ye göre mantık nahiv (Gramer) ilmine benzer. Ona göre mantık nahiv ilminin kelimeler hakkında verdiği bütün kanunların benzerini bize verir. Ona göre mantık ilmi aruz ilmine benzer. Çünkü mantık ilminin makullere nispeti aruzun şiir vezinlerine olan nispeti gibidir. Farabi, Et-Tavti’atu Fi’l mantık adlı eserinde de şunları söylemektedir. “Gramerin dildeki yeri neyse mantığın akıldaki yeri de odur. Nahivin onu dilleri için şart koşan bir milletin dilini düzenlemesi gibi mantıkta akli hataya düşmenin mümkün olduğu herhangi bir hususta sadece doğruyu düşünecek şekilde düzenler.

 

__Gazali için mantığın önemi nedir?

Gazaliye göre: şiire göre vezin, iraba göre nahiv ne ise akli delillere göre mantıkta odur. Çünkü şiirin ölçüsüz olanı vezinli olanından ancak şiir vezinleriyle, irabın doğru olanı hatalı olanından nahiv yoluyla ayrıldığı gibi akıl yürütmelerin doğru olanı yanlış olanından ancak mantık ölçüleriyle ayrılır.

 

__Mantığın uygulama alanları nelerdir?

  1. Pratik hayatta
  2. Bilim alanında
  3. Teorik alanda
  4. Felsefe alanında

 

__Mantık ilminin faydaları nelerdir?

Doğru bilgileri yanlış olanlardan, kesinlik ifade eden bilgileri de kesinlik ifade etmeyen bilgilerden ayırır. Mantık ilminin asıl faydası doğru geçerli bilgiyi yanlış bilgiden ayırmaktır. Zihni karışıklıktan kurtulmanın en güvenilir yöntemi mantık bilimidir. Diğer bir faydası ise doğru bilgiyi elde etmek isteyen kişiye tasavvur ve tasdikte doğru hüküm vermesini sağlamaktadır. Duyuların yanıltmalarına karşı insana aklın güvenilirliliğini göstermesidir.



Düzenleyen yabanci - 20Ekim2009 Saat 19:34

IP
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 20Ekim2009 Saat 19:36

felsefe, psikoloji, mantık konularını severim inşallah sizede bu özetler yardımcı olur. elimizden geldiğince özetlerimizi paylaşalım.. dersleri paylaşan arkadaşlara çok teşekkürler emeğinize sağlık..


IP
laz imam
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 26Eylül2009
Konum: Ordu
Gönderilenler: 108

Alıntı laz imam Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 22Ekim2009 Saat 01:11

 tefsir usulü 1.hafta özetidir.

                                                   Tefsir Usulü

    İnsanlığın başlangıcından itibaren bütün zaman dilimlerinde Allah Teâlâ yeryüzüne mesajını, insanlardan seçtiği elçilere gönderdiği kitaplarla bildirmiştir. Her peygambere gönderilen kitap, o peygamberin ve gönderildiği kavmin diliyle gelmiştir. Ancak

İlahi kitabın bir milletin diliyle gelmesi demek, kitabın tamamının herkes tarafından aynı şekilde anlaşılması demek değildir. Bunun muhatapları tarafından tam ve doğru olarak anlaşılması için, anlayanlarca açıklanması bir zorunluluktur.

     Kur’ân, bütün insanları ve bütün zaman dilimlerini içine alacak evrensel bir kitaptır. Prensipleri geneldir. Sadece geldiği döneme, millete ve dile bağlı olarak değil, bütün dünya milletleri tarafından anlaşılmalıdır. Bu sebeplerle anlaşılması için açıklanmalıdır, tefsir edilmelidir. Bunu kur’an kendisi istemektedir. “Biz sana feyizli ve bereketli bir kitap indirdik ki insanlar onun ayetlerini iyice düşünsünler ve aklı yerinde olanlar ders ve ibret alsınlar.”(sad.38/29)

   Kur’an’ı ilk tefsir eden, Kur'ân’ın kendisine gönderildiği Hz. Muhammed (s.a.s.)’dir. Tefsirin haricinde mealler de vardır. Ancak mealde, Kur’an’ın yüksek sanatları, edebi incelikleri, sebeb-i nüzulleri, derin kelime anlamları, Kur’ân’ın diğer ayetleriyle olan münasebetleri vs. gibi hususlar anlatılamayacağından, mealle Kur’ân tam olarak anlaşılamaz. Son derece yalın kalır. Onun için Kur’ân’ın anlaşılması için mutlaka tefsirlere ihtiyaç vardır.

           Tefsir

  Tefsir lügatte fesr veya bu kelimenin taklibi olan sefr kelimesinden türemiş olup, tefil vezninde mastar bir kelimedir. Üzeri kapalı olan bir şeyi açmak, ortaya koymak, beyan etmek demektir. Istılahta ise: İnsan gücü ve Arap dilinin imkânlarını da kullanarak Cenab-ı Hakk’ın muradını göstermesi bakımından Kur'ân’ın anlamlarını ortaya koyan bir ilimdir.

 

           PEYGAMBER EFENDİMİZ DÖNEMİNDE TEFSİR

     Peygamberlerin hem tebliğ (kendisine geleni aynen aktarma) hem de tebyin

(açıklanması gerekli olanı açıklama) görevi vardır. “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirilen buyrukları tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan risalet vazifesini yapmamış olursun. Allah seni, zarar vermek isteyenlerin şerlerinden koruyacaktır. Allah kâfirleri hidayet etmez, emellerine kavuşturmaz.” (Mâide, 5/67)

     İlk dönemde rasülullah efendimiz kur’an-ı bizzat kendisi tefsir ediyordu. Bazen sahabeye soruyor onları da yoruma teşvik ediyordu. Anlaşılamayan yerler bizzat soruluyordu. Ancak Hz. Peygamber’in (s.a.s.) vefatıyla, muğlâk ve müphem yerleri sorup öğrenme imkânı da ortadan kalkmıştır. Daha sonra geniş coğrafyalara yayılan kur’an’ın buralarda anlaşılması için tefsir çalışmaları yapılmıştır. Sahabe-tabiin-etbeüttabiin-müçtehitler-âlimler vs. tefsir alanında çalışmalar yapmıştı. Bu çalışmalar ulumu’l kuran adı altında usule göre yapılmıştır.

         KUR’ÂN’I TEFSİR EDEBİLMENİN ŞARTLARI

1-Tefsir yapan kişinin Kur’ân’ın dilini bilmesi gerekir.

2-Tefsir yapan kişide mutlaka bulunması gereken ikinci şart, Kur’ân’a küllî bakış açısıyla bakmayı bilmektir. Bununla şunu kastediyoruz: Kur’ân zaman zaman hatta çoğunlukla kendi kendini tefsir eder, açıklar. Bir ayette geçen kapalı bir konu başka bir yerde genişçe izah edilir yani kapalılık giderilmiş olur. Bazen konunun bir yönü bir ayette diğer bir yönü başka bir yerdeki ayette açıklanır. Dolayısıyla Kur’ân’ın tamamından haberi olmayan ve sadece ele aldığı ayete bakarak açıklama yapan kişi eksik iş yapmış hatta yanlış yapmış olur.

3-Resulullah’ın sünnetini iyi bilmesidir.

4-Dinî ilimlerin yanı sıra sosyoloji, psikoloji, tarih gibi ilimleri de bilmesi gerekir. Zira bir Kur’ân yorumcusu zaman zaman bu bilgilere muhtaç olacaktır.

5-Şahsî bir maksadı, maddî bir beklentisi olmamalıdır. Yorumlarını dünyevî birtakım çıkarlar doğrultusunda yapmamalıdır. Bu hususta esas amaç Allah’ın rızası olmalıdır


IP
laz imam
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 26Eylül2009
Konum: Ordu
Gönderilenler: 108

Alıntı laz imam Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 22Ekim2009 Saat 01:13

tefsir usulü 2.hafta özetidirç                               

             KUR’ÂN’IN TARİFİ ve BAŞLICA İSİMLERİ

Kur'ân'ın Tarifi : “ğufrân” vezninde bir mastar olup, “telâ” “tilavet etmek, okumak” anlamına gelen “karae” kelimesinden türemiştir. İslâm’ın başlangıcından günümüze kadar Müslümanlar arasında Kur'ân, Allah'ın Hz. Muhammed’e (s.a.s.) gönderdiği ilâhî kelamın özel ismi olarak yaygınlık kazanmıştır.

       Istılahta, “Vahiy yoluyla Hz. Muhammed’e (s.a.s.) indirilmiş, Mushaflarda yazılmış, tevatürle nakledilmiş, tilâvetiyle ibadet edilen mucize ilâhi bir kelamdır.”.

     Kur’an’ın mucize olduğunu belirten ayetler: Ey Muhammed! De ki: “Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir.” (İsra 17/88)Eğer kulumuz (Muhammed)a indirdiğimiz (Kur'ân)den şüphe içinde iseniz, haydi onun gibi bir

Süre getirin, Allah'tan başka güvendiklerinizin hepsini çağırın; eğer doğru iseniz. Yok, yapamadıysanız ki hiçbir zaman yapamayacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan, inkârcılar için hazırlanmış ateşten sakının.(Bakara 2/23–24)

Kur'ân'ın Başlıca İsimleri

1-el-Kur'ân: okumak anlamına gelir.

2-el-Kitab: Toplamak anlamına gelir.

“Kur'ân” “lisanlarda okunması”, “Kitap” “kalemlerle yazılması” nı ifade eder.

3-en-Nur: helâl-haram,, emir ve yasakları aydınlığa kavuşturduğu için bu isimle adlandırılmıştır.

4-el-Furkan: hak ile batılı, iman ile küfrü, helâl ile haramı, hayır ile şerri birbirinden belirgin bir şekilde ayırdığı için bu isimle adlandırılmıştır.

     Bunların yanında Kur'ân'a Rahmet, Hüdâ, Şifa, Mev’ize, Zikr, Hikmet, Müheymin, Hablullah, Ahsene’l-Hadîs, Tenzil, Ruh, Vahiy, Beyan, Hakk, Urvetu’l-Vuskâ, Tezkire, Adl, Sıdk, Kasas, Büşra, Aziz, Beşir, Belâğ gibi isimlerde verilmiş.

Kur'ân ve Hadîs Arasındaki Farklar

     Hadîs: “Hz. Peygamberin söz, fiil ve tavırlarına ait haberlerdir.” Veya “Kavli, fiilî ve takriri sünnetlerin, sözle tespit edilmiş şekline hadis denir.”

     Kavli sünnet: Resulullah’ın değişik konularda söylemiş olduğu sözleridir. Ör. Hadisleri, sözleri

     Fiili sünnet: Hz. Peygamberin davranışları ve hareketleriyle ortaya koyduğu sünnetidir. Ör. Namazı kılış şekli

     Takriri sünnet: Hz. Peygamber ashabında gördüğü bazı hoşuna gitmeyen davranışları usulünce tenkit ederlerdi, ikaz ve tembihlerde bulunurlardı. Bu arada Resulullah, bazen de gördüğü davranışları menetmez ve sükûtuyla onları tasvip ederlerdi.

     Kudsî Hadîs: Mânası Cenâb-ı Hakk tarafından vahiy edilmiş, ancak ifadesi (lafzı) Hz.

Peygamber’e ait olan hadislerdir.

                                                    Farklar

1-  Kur'ân-ı Kerim, okunmasıyla ibadet edilen bir özelliğe sahipken, Kudsî hadiste böyle bir özellik yoktur.

2-  Kur'ân-ı Kerim’in nakli tevatür yoluyla olmasına karşın, Kudsî hadisler de bu söz konusu değildir. Bunun içindir ki onlar, sahih, hasen ve zayıf gibi kısımlara ayrılmışlardır.

3-  Kur'ân-ı Kerim’in mânâ olarak rivayeti caiz olmazken, hadisin mânâ olarak rivayet edilmesi caizdir.

4-  Cünüp olan kimsenin Kur'ân'ı okuması ve ona dokunması caiz değilken, Kudsî hadislerin okunması ve dokunulması caizdir.

5-  Yüce Yaratıcı Kur'ân'ı korumayı taahhüt altına aldığı halde, Kudsî hadislerde aynı garanti söz konusu değildir.

6-  Kur'ân-ı Kerim’in herhangi bir lafzını inkâr eden kimse kâfir olduğu halde, Kudsî hadisi inkâr eden kâfir olmamaktadır.


IP
laz imam
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 26Eylül2009
Konum: Ordu
Gönderilenler: 108

Alıntı laz imam Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 22Ekim2009 Saat 01:14
tefsir usulü 3.hafta özetidir.
Vahiy: lügatte: gizli konuşmak, emretmek, ilham etmek, ima ve işaret etmek, seslenmek, fısıldamak, yazmak, acele etmek anlamlarına gelmektedir. Ayrıca, Allah’ın peygamberlerine bir takım şeyleri bildirmesi anlamına da gelir.

     “Allah, hiçbir insanla (karşılıklı) konuşmaz. İletişimi üç şekilde yapar.

1-      Vahiyle konuşur.

2-      Perde arkasından konuşur.

3-      Bir elçi gönderip konuşur.

     Vahiy: Allah Teâlâ’nın, kullarına bildirmek istediği hidayet ve emirlerini, onların içlerinden seçmiş olduğu peygamberlerine, insanların alışık olmadığı gizli ve süratli bir şekilde bildirmesidir.

      Vahiy ikiye ayrılır

1-  gayri ilahi vahiy.       2-  ilahi vahiy.

Vahiy pek çok şeye edilmiştir: Yere, semaya, bal arısına, meleklere, insanlardan Hz. İsa’nın havarilerine, Hz. Musa’nın annesine, peygamberlere.

     Peygamberlere gelen vahiy, bütün insanları ilgilendirirken, diğerlerine gelen vahiy sadece onların şahıslarını ilgilendirir.

                 Vahyin Başlangıcı

      İlk vahiy geldiğinde Resulullah (s.a.s.) 40 yaşında idi. Kur’an, Ramazan ayında Kadir gecesinde indirilmeye başlanmıştır.

İnzal, Kur’an’ın Levh-i Mahfuz’dan dünya semasına toptan indirilmesine denir.

Tenzil, Kur’an’ın dünya semasından Cebrail vasıtasıyla 23 yıl zarfında Resulullah’a (s.a.s.) aralıklı olarak, parça parça indirilmesine denir.

     Resulullah’a (s.a.s.) ilk nazil olan ayetler Alak Süresi 1–5 dir. “Yaratan Rabbinin adıyla oku, İnsanı yapışkan bir hücreden yaratan. Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. Kalemle yazmayı öğretendir. İnsana bilmediklerini öğretendir.”

            Vahyin gelmediği döneme vahyin fetreti dönemi denmektedir. Fetretin 3 yıl veya 40 gün olduğu rivayet edilir. Fetretten sonra ilk inen ayetler Müddessir Süresi 1–7 dir. “Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanları uyar! Rabbinin büyüklüğünü an! Elbiseni tertemiz tut, maddî manevî kirlerden arın, Pis ve murdar olan her şeyden kaçın! Verdiğini çok bularak minnet etme! Rabbinin yolunda sabret.”

          İlk vahiylerin ardından peygamberimiz Varaka bin Nevfel'le konuşmuştur ve o peygamberliğini tasdik etmiştir. Hz. Peygambere (s.a.s.) vahyi getiren melek, Kur'ân-ı Kerim’de, Cebrail, Rûhu’l-Emin ve Rûhu’l-Kudüs olarak isimlendirilmiştir.

       Vahyin Geliş Şekilleri

1-  Başlangıçta vahiy, Peygamber Efendimize uyku sırasında gördüğü rüyalarda gelmektedir. O’nun gördüğü her rüya ertesi gün aynen çıkmaktadır. Buna aynı zamanda ‘doğru rüya’-  ‘sadık rüya ‘ denilir.

2-  Resulullah uyanık iken, meleğin görünmeksizin Resulullah’ın kalbine Allah’tan getirdiği vahyi yerleştirmesidir. Kalbe inmesi olayıdır.

3-  Cebrail’in, insan şeklinde gelip vahyi Resulullah’a ulaştırmasıdır.

4-  Çıngırak sesine benzer bir şekilde gelmesidir ki, Hz. Peygamber’e en zor geleni buydu. Bu ses kesildiğinde Allah Resulü kendisine gelen vahyi ezberlemiş oluyordu.

5-  Cebrail’in kendi şekliyle gelmesidir. Bunun sadece iki kez tekrarlandığı bildirilmektedir. Birincisi vahyin başlangıcında, ikincisi ise, bir müddet vahiy kesildikten sonra Hira mağarasında gelmiştir.

6-  Resulullah’ın uyanık iken Allah Teâlâ’dan vahiy almasıdır ki, bunun Miraç Gecesi’nde gerçekleştiği bildirilmektedir.

7-  Cebrail’in Resulullah’a uykuda iken vahyi getirmesidir.


IP
laz imam
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 26Eylül2009
Konum: Ordu
Gönderilenler: 108

Alıntı laz imam Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 22Ekim2009 Saat 01:16
arkadaşlar nasipse 4. 5. 6. haftaları cumaya atarım size tefsir usulünden. çok rahat geçebileceğiniz bir ders.bu alanda herkesin bilgi sahibi olduğu bi ders yani.selamlar.başarılar

IP
başka biri
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 08Nisan2008
Konum: Sakarya
Gönderilenler: 235

Alıntı başka biri Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 22Ekim2009 Saat 07:59
Ellerinize sağlık. Allah razı olsun. Gönderilen özetlerden bir çok kişinin fayalandığını düşünüyorum. Ben de islam hukuku usulunun 2,3 ve 4. haftalarını önümüzde hafta göndermeyi düşünüyorum. Her dersin özetini o dersin başlığı altında göndersek daha mı iyi olur ne dersiniz? Ayrıca diğer ilitamlı arkadaşlar sizler de özet çalışmalarına katılın lütfen.  

IP
marziye_nisa
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 18Ekim2009
Gönderilenler: 0

Alıntı marziye_nisa Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 22Ekim2009 Saat 18:55
evet gercekden cok faydalı notlar tutmussunuz allah razı olsun ,ben sızler gıbı guzel not tutamıyorum, ama sızı gercekden tebrık ederımı allah razı olsun sızlerden

IP
salihse
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 17Eylül2007
Konum: Balıkesir
Gönderilenler: 0

Alıntı salihse Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 22Ekim2009 Saat 20:44
ders notları gerçekten faaydalı olmuş paylaşan arkadaşalar sağolsunlar. diğerlerini bekliyoruz..

Düzenleyen salihse - 22Ekim2009 Saat 20:45

IP
sgüler
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 28Ağustos2009
Konum: Amasya
Gönderilenler: 0

Alıntı sgüler Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 22Ekim2009 Saat 23:15
gerçekten güzel ama  sanki çok kısa ya daha detay sorarlarsa?Ben kendi notlarıma baktım karşılaştırdım da ben bayağı yazmışım...emeğiniz için ayrıca teşekkürler faydalı olacaktır arkadaşlara eminim....

IP
laz imam
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 26Eylül2009
Konum: Ordu
Gönderilenler: 108

Alıntı laz imam Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Ekim2009 Saat 00:43
tefsir usulu-4.hafta özeti
Vahiy Karşısında Hz. Peygamber

       Vahiy karşısında Resulullah’ın, herhangi bir müdahale hakkının olmadığını, adeta bir memur durumunda bulunduğunu, hatta vahyin onun üzerinde hâkim rol oynadığını Kur’an bize göstermektedir.

     Peygamber, Sadece kendisine vahyedilene uymaktadır. Vahiy, Hz. Peygamberin (s.a.s.) kendi bilgisi değil, bilakis Allah’ın bildirdiği bir bilgidir. Resulullah’a vahiy, ilkin uykuda gördüğü sadık rüyalar ile vaki olmuştur; o sırada gördüğü her rüya sabah aydınlığı gibi aynen çıkardı. Gelen vahyi unutmamak için sürekli dilinde tekrar ederdi.

     Hz. Peygambere (s.a.s.) vahiy beklenmedik anlarda gelirdi. O istediği anda vahiy gelmezdi. Allah dilediği anda zamana, şarta göre indirirdi.

      Vahiy, Hz. Peygamberin (s.a.s.) iradesinin dışında gelişirdi. Sorulan bazı sorulara bile çok sonra vahiy geldikten sonra cevap verirdi. İfk hadisesinde karısı aişe’ye iftira edildiğinde bile 1ay beklemiştir vahyi. Eğer kendi içinden vahyi uyduracak olsaydı sorulara hemen cevap verir iftiraya karşı hemen harekete geçerdi, ama vahyi bekledi.

     Allah, vahyi kendi seçtiği kimselere vermektedir. Peygamberlik vakıası, kazanılarak elde edilen bir makam değil, o ilâhî bir vergidir. Allah’ın bir ikramıdır.

      Vahiy, Hz. Peygambere (s.a.s.) tedricen gelmiştir. O’na inen vahiy topyekûn olarak bir defada değil de, parça parça, bölüm bölüm gelmiştir. Diğer peygamberlere vahiy bir kerede toptan inmiştir.

Peygamberimize Kur’an’ın tedricen inmesinin bazı hikmetleri

1-  Hz. Peygamberin kalbini tespit açısından.

2-  İnsanlara kolaylık açısından.

3- Kur'ân'ın icazı açısından.

        Şeytan Kur’ân vahyine müdahale edemez.

Garanik Olayı; Kur’ân’ın –hâşâ- indiği andan beri tamamen korunmadığını, ona da bazı şeylerin karışmış olabileceğini iddia eden birtakım din düşmanlarının bir olayı tamamen saptırarak yorumlamalarından ibarettir. Güya peygamberimiz kendi heva ve şeytanın dürtmesiyle vahiy olmayan şeyi vahiy diye söylemiş. Bunu kur’an tamamen ayetlerle reddetmiştir.


IP
laz imam
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 26Eylül2009
Konum: Ordu
Gönderilenler: 108

Alıntı laz imam Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Ekim2009 Saat 00:45

                         tefsir usulü-5.hafta özetidir.

KUR’ÂN-I KERİM’İN ÂYETLERİ

      Lügat olarak ayet: açık alâmet, işaret, nişane, delil, olağanüstü bir olay ve topluluk gibi mânâlara gelir.

      Istılahta âyet: Kur'ân-ı Kerim’deki surelerin içinde bulunan, başı ve sonu belli olan, bir veya daha fazla cümleden oluşan kelâm demektir.

     Ayetin çoğulu ây veya âyât’tır.

 Ayetin son kelimesine, iki ayeti birbirinden ayırdığı için fasıla (ayıran), bu fasıla kelimesinin son harfine de harfu’lfâsıla (ayıran harf) denir.

    Kuran’da geçen ayet kelimesinin farklı anlamları:

1-      Mucize anlamına gelmektedir.

2-      Alâmet anlamına gelmektedir.

3-      Kur'ân âyetleri anlamına gelmektedir.

4-      İbret anlamına gelmektedir.

5-      İnsanları hayrette bırakan görülmemiş iş anlamına gelmektedir.

6-      Delil ve burhan anlamına gelmektedir.

                           Âyetlerin Tertibi

      Kur'ân-ı Kerim’in günümüzde olduğu şekliyle âyetlerinin dizilişi, ictihâdî veya kıyas yoluyla değil, Cenâb-ı Hakk’ın tespit ettiği şekilde olmuştur. Bu hususta ümmet ittifak etmiştir.

       Cebrail vahyi getirdiğinde, gelen kısmın, hangi surenin neresine ait olduğunu da Hz. Peygamber’e bildiriyordu. Hz. Peygamber de hemen arkasından gelen vahyi ashabına okuyor, vahiy kâtiplerine gelen kısmın hangi surenin neresine konulması gerektiğini tayin ediyor ve böylece yazılmasını sağlıyordu.

     Peygamberimiz inen vahyi yılda bir kez Cebrail ile mukabele ediyordu. Bu mukabele Hz. Peygamberin (s.a.s.) vefat edeceği sene iki kez meydana gelmişti ki, buna el-ardatu’l ahire denilmiştir.

                          Âyetlerin Sayısı

 

            Kur'ân âyetlerinin tamamının 6.200 küsur olduğunda ittifak varsa da, küsurun kaç olduğunda farklı görüşler mevcuttur.

Küfe’lilerin kıraatine göre 6.236.

Mekkelilerin kıraatine göre 6.220.

Şam’lıların kıraatine göre 6.216.

Medinelilerin kıraatine göre 6.210 veya 6.214 veya 6.217.

Basralıların kıraatine göre 6.204 veya 6.205 veya 6.219

     Bazı âyetlerin başlayış ve bitiş yerlerindeki ihtilafın bulunmasına gelince, Hz. Peygamber’in değişik zamanlarda okuyuşundaki durak yerleri sebebiyle (vakf ve ibtidâ) mevcut olmuştur.

                          İlk Nazil Olan Âyetler

            Hz. Peygamber’e (s.a.s.) inen ilk Kur'ân âyet veya âyetlerinin hangisi olduğu konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bunlar:

1-      En meşhur ve kabul göreni, Alak suresinin ilk beş ayetidir.

2-      Müddessir suresinin başındaki ilk beş âyettir.

3-      Fatiha suresidir.

4-      Besmeledir.

                       Son Nazil Olan Âyetler

        Kur'ân-ı Kerim’den en son nazil olan ayetin hangisi olduğu konusunda da farklı görüşler ileri sürülmüştür. Belli başlı olanlar şunlardır:

Bakara 2/281. Bakara 2/278. Nisa 4/176. Tevbe 9/128–129. Nasr 110/1–3. Mâide 5/3.

Bunlardan en çok kabul edilen birinci görüş olan, Bakara 2/281. ayetidir.

                  KUR'ÂN-I KERİM'İN SÛRELERİ

      Lügatte süre: rütbe, yüksek mevki, şeref, güzel ve yüksek bina, sûr, binanın üst kısmı veya katları anlamlarına gelir.

       Istılah olarak ise, âyetlerden meydana gelen, başı ve sonu bulunan müstakil Kur'ân parçalarına denir.

        Surenin çoğulu suverdir. Kur'ân-ı Kerim, biri diğeri tarafından kesilmiş 114 sureye ayrılmıştır. Bunların en kısa olanı üç âyetten meydana gelen Kevser suresi, en uzun olanı ise 286 âyetten müteşekkil olan Bakara suresidir.

                                  Surelerin İsimleri

 

      Kuran’daki sureler isimlerini:

Ya kıssasını ihtiva ettikleri şahsiyetlerden (Nuh, Hud, Yusuf, Ali-i İmran gibi),

Ya bahsi geçen topluluklardan (Beni İsrail, Cin, Melâike gibi)

Ya surenin ilk kelimesinden (Necm, Asr, Kevser gibi)

Ya hurûf-u mukattaalardan (Ta Ha, Sad gibi)

Ya surede geçen garip bir kelimeden (Râd, Nahl gibi)

           Bazen bir surenin birden fazla isminin olduğu görülür.

İnsan – Dehr

Fatır – Melaike

İsra - beni İsrail

        Bazen iki veya daha fazla sureye bir isim verilmiştir.

Zehrevân: Bakara ve Ali-i İmran surelerine denilmektedir ki, iki parlak sure anlamına gelmektedir.

Muavvizetân: Felak ve Nass surelerine denmektedir.

Muavvizât: İhlâs, Felak ve Nass surelerine denmektedir.

Müsebbihât: Hadîd, Saff, Cum’a, Teğâbûn ve Âlâ surelerine denmektedir.

                            Surelerin Tertibi

                 Surelerin tertibiyle ilgili üç farklı görüş vardır.

1- Tertip, Hz. Peygamber tarafından yapılmayıp, tamamen sahabe tarafından yapılmıştır.

2-  Kur'ân surelerinin tamamı tevkifi olup, Resulullah (s.a.s.) tarafından bildirilmiştir.

3-  surelerin bazılarının tertibi Hz. Peygamber tarafından yapılmışken, bazıları da sahabe tarafından yapılmıştır.

                             Surelerin Tasnifi

        Es-Seb’u’t-Tuvel: En uzun yedi sure demektir. Fatiha’dan sonra gelen 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. süreler olan Bakara, Ali-i İmran, Nisa, Mâide, En’âm, A’râf, Enfâl-Tevbe sureleridir. Besmele ayrılmadığından bazı âlimler Enfâl ile Tevbeyi bir sure saymışlardır.

         El-Miûn: Birinci grubu takip eden ve âyet sayıları 100’e yaklaşan veya biraz geçen surelerdir.

        El-Mesânî: Âyet adedi bakımından el-Miûn’dan sonra gelenlerdir.

        El-Mufassal: Kur'ân-ı Kerim'in son bölümü olup, tercih edilen görüşe göre, başlangıcı 50. olan Kaf suresinden itibaren sonuncu 114. Nass suresine kadar olan kısımdır. Bu gruptaki sureler de üçe ayrılmaktadır:

1- Tuval-ı Mufassal: Kaf-Burûc, yani 50–58. sureler,

2-  Evsat-ı Mufassal: Tarık-Beyyine, yani 86–98. sureler,

3-  Kısar-ı Mufassal: Zelzele-Nass, yani 99–114. surelerdir.

              Kur'ân'ın Surelere Ayrılmasının Hikmeti

1-      Ezberlenmesini kolaylaştıran bir unsurdur.

2-      Her surede ağırlıklı olarak belirli konular işlenmektedir.

3-      Okuyucuların daha iyi istifade etmesi için, eserlerin belli bölüm ve başlıklara ayrılması


IP
laz imam
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 26Eylül2009
Konum: Ordu
Gönderilenler: 108

Alıntı laz imam Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Ekim2009 Saat 00:49
arkadaşlar notlarımı kısa bulanlar var.evet kısa ama öz.teferruatta boğulmayın.yıllardır test usulü sınav oluyoruz.tecrübelerime göre bunun ötesinde bişey soracaklarını sanmıyorum.benim not sitilim kendime göre başarılı.artık siz bilirsiniz.dileyen farklı çalışabilir.sınavlardan sonra geriye dönüp bakacağım notlarımdan ne kadar soru çıktı diye.her zaman çıkar zaten

IP
salihse
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 17Eylül2007
Konum: Balıkesir
Gönderilenler: 0

Alıntı salihse Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Ekim2009 Saat 08:30
laz imam eline sağlık paylaşımlarında istifade ediyoruz

IP
marziye_nisa
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 18Ekim2009
Gönderilenler: 0

Alıntı marziye_nisa Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Ekim2009 Saat 09:51
elıne saglık laz ımam cok guzel not tutmussunuz

IP
mebruka
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 21Ekim2009
Konum: Konya
Gönderilenler: 0

Alıntı mebruka Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Ekim2009 Saat 10:53
laz imam Allah razı olsun. notların çok güzel

IP
mebruka
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 21Ekim2009
Konum: Konya
Gönderilenler: 0

Alıntı mebruka Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Ekim2009 Saat 17:19
yabancı sizin notlarda tam anlamıyla süper. Allah razı olsun

IP
başka biri
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 08Nisan2008
Konum: Sakarya
Gönderilenler: 235

Alıntı başka biri Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Ekim2009 Saat 18:08

Özet çıkaran arkadaşların yaptığı bir hayır faaliyetidir. Diğer ilitamlı arkadaşları da hayır da yarışmaya davet ediyorum. Tabii davet ederken kendim de boş durmuyorum önümüzdeki hafta içi islam hukuku 2,3,4. haftaları ve islam tarihi 1,2. haftaları göndereceğim. Özetlerinden çok faydalandığımız Laz imam arakadaşımız sanırım ilk haftaları göndermemişti. Bu durum da yabancı'dan daha çok çalışmış oluyorum di mi yabancı? :)


IP
sgüler
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 28Ağustos2009
Konum: Amasya
Gönderilenler: 0

Alıntı sgüler Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Ekim2009 Saat 20:34
ARKADAŞLAR ARAPÇA KONUSUNDA YARDIMCI OLACAK BİR ARKADAŞIMIZ YOK MU?LÜTFEN PARÇA TERCÜMELERİNİ YOLLASIN.ÇOK DUA EDERİZ....BENDE ÖZET YOLLAYABİLİRİM.HANGİ DERS OLURSA.TABİ BİRİ BANA NASIL YAZDIĞINI TARİF EDERSE

IP
sgüler
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 28Ağustos2009
Konum: Amasya
Gönderilenler: 0

Alıntı sgüler Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Ekim2009 Saat 21:01
Orjinalini yazan: laz imam

arkadaşlar notlarımı kısa bulanlar var.evet kısa ama öz.teferruatta boğulmayın.yıllardır test usulü sınav oluyoruz.tecrübelerime göre bunun ötesinde bişey soracaklarını sanmıyorum.benim not sitilim kendime göre başarılı.artık siz bilirsiniz.dileyen farklı çalışabilir.sınavlardan sonra geriye dönüp bakacağım notlarımdan ne kadar soru çıktı diye.her zaman çıkar zaten
Estağfirullah hocam ben sadece kendi açımdan acaba boşo fazla zaman mı harcıyorum diye sordum.Yoksa bende şuan sizin notlara bakıyorum.sözlerim yanlış anlaşıldı galiba?Bir de arapçanız nasıl?O konuda da yardım etseniz?

IP
sgüler
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 28Ağustos2009
Konum: Amasya
Gönderilenler: 0

Alıntı sgüler Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 23Ekim2009 Saat 22:45
Orjinalini yazan: Dürr-i Yektâ

bende durmayıp çalışacağımda ah bide öğrencilerden görevimden vakit bulsam :)
 
 
bu arada aman dikkat hazır kurban bayramıda gelirken..
hocam bizde sizin gibi aynı dertten muzdaribiz ama zaman içinde zaman ayırmaya çalışıyoruz.Allah size de bize de yardım etsin..

IP
laz imam
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 26Eylül2009
Konum: Ordu
Gönderilenler: 108

Alıntı laz imam Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Ekim2009 Saat 00:36

  tefsir usulü-6.hafta özetidir.

                   KUR’ÂN-I KERİM’İN ÂYETLERİ

Âyet Kelimesinin Anlamı

      Lügat anlamı olarak açık alâmet, işaret, nişane, delil, olağanüstü bir olay ve topluluk gibi mânâlara gelen bu kelimenin çoğulu ây veya âyât’tır. Istılâhi anlamına gelince âyet: Kur'ân-ı Kerim’deki surelerin içinde bulunan, başı ve sonu belli olan, bir veya daha fazla cümleden oluşan kelâm demektir. Ayetin son kelimesine, iki ayeti birbirinden ayırdığı için fasıla (ayıran), bu fasıla kelimesinin son harfine de harfu’lfâsıla (ayıran harf) denir.

                       Kuran’da ayet şu anlamlara gelir:

  1. Mucize anlamına gelmektedir.
  2. Alâmet anlamına gelmektedir.
  3. Kur'ân âyetleri anlamına gelmektedir.
  4. İbret anlamına gelmektedir.
  5. İnsanları hayrette bırakan görülmemiş iş anlamına gelmektedir.
  6. Delil ve burhan anlamına gelmektedir.

             Mekkî-Medenî Sureler

     Genel olarak Kur'ân sureleri Mekkî ve Medenî olarak iki grupta tasnif edilmektedir. Bu sınıflandırmada ölçünün ne olduğu hususunda farklı üç görüş vardır. Bunlar:

1-      Vahyin İndiği Mekân Bakımından: Buna göre vahiy nerede inmişse, inen yere nispetle adlandırılmıştır. Yani Mekke’dekiler Mekkî, Medine’dekiler medenî olarak isimlendirilmişlerdir.

2-      Muhataplar Bakımından: Buna göre vahyin hitap tarzı esas alınmıştır. Yani Mekkelilere hitaben nazil olanlar Mekkî, Medinelilere hitaben nazil olanlar ise Medenî olarak isimlendirilmiştir. Kur'ân-ı Kerim’de “Ey İnsanlar!” şeklindeki hitapların bulunduğu sureler Mekkî, “Ey iman edenler!” şeklindeki hitapların bulunduğu sureler de Medenî’dir.

3-      Zaman Bakımından: Buna göre hicret esas olarak alınmış olup, hicretten önce nazil olanlar Mekkî, hicretten sonra nazil olanlar ise Medenî olarak kabul edilmiştir. En fazla kabul edilen görüş de budur.

                Mekkî Surelerin Özellikleri

1-      Bakara ve Ali-i İmran hariç, başında hurûf-u mukattaa bulunan her sure Mekkî’dir.

2-      İçinde secde ayeti bulunan sureler Mekkî’dir.

3-      İçinde “kellâ” lafzının geçtiği sureler Mekkî’dir.

4-      Bakara suresi hariç içinde geçmiş ümmetlerin ve peygamberlerin kıssalarını anlatan sureler Mekkî’dir.

5-      Bakara suresi hariç, içinde Hz. Âdem ve İblis kıssasının geçtiği sureler Mekkî’dir.

6-      Bazı istisnalar bulunmakla birlikte içinde “Yâ eyyühennâs” ibaresi bululan ve “Yâ eyyühellezine âmenû” bulunmayan sureler Mekkî’dir.

7-      Mufassal surelerin büyük bir kısmı Mekkî’dir.

            Medenî Surelerin Özellikleri

1-      Şer’i had ve cezalarını, miras paylarını, ictimâî ve medenî kanunları, devlet hukukuna ait bazı hükümleri ihtiva eden sureler Medenîdir.

2-      Savaşa izin ve savaş hükümleriyle ilgili hükümlerin bulunduğu sureler medenîdir.

3-      Ankebût suresi hariç, içinde münafıkların bahsi geçen sureler Medenîdir. (Ankebût suresinin ilk 11 ayeti hariç diğer âyetleri Mekkidir. İlk 11 ayeti ise medenîdir. Çünkü burada münafıklardan bahsedilmektedir)

4-      Ehl-i kitapla münakaşa ve onları sapıklıklarından dönmeye çağıran sureler (Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, Tevbe, Beyyine) Medenîdir.

            Konu Bakımından Mekkî Sureler

            Mekkî olan surelerde Allah’a iman meselesi üzerinde durulur. İnsanları tek olan Allah'a ibadete çağırır. Allah'ın bir olduğuna dair deliller sunar, âhiretin varlığı, dünyada işlenen fiillerin ceza ve mükâfatı, cennet-cehennemin varlığı, peygamber ve meleklere iman gibi konular işlenir. Ahlâkî kurallar, doğruluk, iyilik, akraba ziyareti, ana-babaya iyi muamele, komşu hakları, dilin ve kalbin korunmasıyla ilgili esaslar gibi bütün insanların kabul etmesi gerekli olan toplumsal kurallarla, küfrün, fıskın, zulmün, çocukları diri diri gömmenin, adam öldürme ve zinanın çirkinlikleri anlatılır. Geçmişte yaşayan peygamberlerin ve peygamberlerle kavimleri arasındaki mücadelenin detaylı bir şekilde anlatır. Allah'ın azameti, saltanatı, O’na itaatin gerekliliği ve kıyamet gününe iman gibi konular anlatılır. Şirkin yanlışlığını anlatır.

             Mekkî Surelerin Üslûbu

         Kullanılan üslup açısından da Mekkî surelerle Medenî sureler arasında bazı farklılıklar vardır. Bunlar:

1-Mekkî âyet ve sureler kısa, ifadeler veciz, tabirler hararetli ve vurguludur.

2- Önemli bazı kelime ve cümleler tekrar edilmekte, yeminler ve darbı-ı meseller kullanılmaktadır.

3- Kıyametin halleri, cennet-cehennem tasvirleri fazlaca yer tutmaktadır.

4- Müşriklerle mücadele ve şirki çürütecek delillere önemli bir yer verilmektedir.

        Böyle bir üslubun seçilmesindeki sebep, Mekke ehlinin Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Kur'ân'a karşı olan inatçı tutumları ve olumsuz davranışlarıdır.

             Medenî Surelerin Üslûbu

Medenî sureler genellikle daha uzundur. Medenî vahiyde genellikle sakin ve yumuşak bir üslup kullanılmaktadır.


IP
laz imam
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 26Eylül2009
Konum: Ordu
Gönderilenler: 108

Alıntı laz imam Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Ekim2009 Saat 00:46
arkadaşlar tefsir usulü dersinin 6 haftasını da özet olarak burada yayımladım.tabi özet çıkarırken çoğu zaten aklımızda olanları yazmadım.yazmaya gerek duymadım.sizlerin de bunları normal şartlarda bildiğinize inanıyorum.onun için kısa öz notlar yazdım.videoları da izleyip bu dersi geçemememiz mümkün değil. 8. hafta dahil olmak üzere sınavımız var biliyorsunuz. o vakte kadar diğer dersleri de yetiştiririz inşallah.bu dersin açıklanacak olan diğer hafta derslerini de sizinle paylaşacağım inşallah.bundan sonra islam tarihine bakacağım.bikaç dersin özetini vermiştim.kalanları tamamlayıp size ulaştırmak dileği ile selam ve dua ile.

IP
laz imam
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 26Eylül2009
Konum: Ordu
Gönderilenler: 108

Alıntı laz imam Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Ekim2009 Saat 00:50
arkadaşlar arapça konusunda benim de yardıma ihtiyacım var.onun için size bu dersten pek faydalı olamayacağım.bazı arkadaşlar arapça metinlerin türkçe çevirisini soruyorlar.ben baktım ders içeriklerinde pdf lerde metinlerin çözümlenmiş hali var.hatta kelimeler tek tek anlamlandırılmış.tabi ezberleyebilirseniz.

IP
yabanci
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 14Ocak2009
Gönderilenler: 53

Alıntı yabanci Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Ekim2009 Saat 08:15
tabi hocam ama durun bi en geç yarına kadar yetiştiririm devamını. özetler çok güzel hem laz imamın hemde sizin(başkabiri ) bence bu paylaşımlar çok işe yarıyor hayırlısıyla geçeceğiz dersleri inşallah elbirliğiyle..

IP
marziye_nisa
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 18Ekim2009
Gönderilenler: 0

Alıntı marziye_nisa Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Ekim2009 Saat 09:34
hocam (laz imam)  arapcanın tercumesı var dedınızde bırde  kelıme kelıme bıle var dedınız acaba nerde ben bulamadım 
yardım edermısınız hocam nerde ?

IP
Dürr-i Yektâ
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 17Ağustos2009
Konum: Eskişehir
Gönderilenler: 108

Alıntı Dürr-i Yektâ Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Ekim2009 Saat 11:12
Orjinalini yazan: sgüler

Orjinalini yazan: Dürr-i Yektâ

bende durmayıp çalışacağımda ah bide öğrencilerden görevimden vakit bulsam :)
 
 
bu arada aman dikkat hazır kurban bayramıda gelirken..
hocam bizde sizin gibi aynı dertten muzdaribiz ama zaman içinde zaman ayırmaya çalışıyoruz.Allah size de bize de yardım etsin..
amin..cümlemize..
 
bende öyle teneffüs aralarında çalışıyorum nerde boş vakit bulsam hemen çalışıyorum elimde ders notları ile geziyorum..
 
hayırlısından inşallah sınavlarda başarılı oluruz..

Gündemi kuran olanın;günleri seyran,her anı bayram,gönlü umman,hayatı ihsan olur...
IP
sgüler
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 28Ağustos2009
Konum: Amasya
Gönderilenler: 0

Alıntı sgüler Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Ekim2009 Saat 13:47
Orjinalini yazan: laz imam

arkadaşlar arapça konusunda benim de yardıma ihtiyacım var.onun için size bu dersten pek faydalı olamayacağım.bazı arkadaşlar arapça metinlerin türkçe çevirisini soruyorlar.ben baktım ders içeriklerinde pdf lerde metinlerin çözümlenmiş hali var.hatta kelimeler tek tek anlamlandırılmış.tabi ezberleyebilirseniz.
Hocam hangi pdf'lerde buldunuz ben bulamadım.En azından metnin tamamının türkçesini burdan bizimle paylaşır mısınız?Diğer arkadaşlara da sesleniyorum elinizde varsa bizle paylaşın lütfen....gayretiniz için teşekkürler.

IP
aelmadrid
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 13Ağustos2007
Konum: İstanbul
Gönderilenler: 281

Alıntı aelmadrid Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Ekim2009 Saat 15:57
Arkadaşlar gözlerime inanamadım maaşallah ne diyim. Elinize, yüreğinize sağlık. Allah hepinizden razı olsun inş. Ben daha arapçaya hiç başlayamadım bile. Okulda inanılmaz yoğunuz ne olacak bilmem. Diğer dersleride akşamları uyuklayarak okumaya çalışıyorum fakat hepsi uçup gidiyor sanki. Bu şekilde bir çalışma eminin çok daha verimli olacaktır. Ben tekrar teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim. Umarım bende bu güzelliklere katkıda bulunabilirim.

IP
marziye_nisa
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 18Ekim2009
Gönderilenler: 0

Alıntı marziye_nisa Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Ekim2009 Saat 22:13
 

Düzenleyen marziye_nisa - 28Ekim2009 Saat 12:10

IP

<< Önceki Sayfa   5 Sonraki >>
Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,125 Saniyede Yüklendi.