Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Dr. Zekeriya YILMAZ (Kilitli Forum Kilitli Forum)
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netARAP DİLİ ARAŞTIRMALARIArap Dili ve Edebiyatı AraştırmalarıDr. Zekeriya YILMAZ
Mesaj icon Konu: Din Öğretiminde Arapça’nın Yeri ve Önemi Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
idinc
Yönetici
Yönetici
Simge
Site ve Forum Yöneticisi

Kayıt Tarihi: 21Ağustos2006
Gönderilenler: 2781

Alıntı idinc Cevapla bullet Konu: Din Öğretiminde Arapça’nın Yeri ve Önemi
    Gönderim Zamanı: 20Haziran2008 Saat 22:43



Din Öğretiminde Arapça’nın Yeri ve Önemi

Dr. Zekeriya YILMAZ

Bizleri en güzel şekilde yaratan ve kulluğuyla şereflendiren Yüce Allah’a hamd, âlemlere rahmet olarak gönderdiği Resûl’üne salat ve selam olsun.

Kainatı ‘kün (ol)’ emriyle var eden Rabbimiz, insanların renklerinin ve dillerin farklılığını, kendi birliğinin delillerinden birisi olarak göstermiştir. Allahu Teâlâ, vahiy ile görevlendirdiği peygamberlerini, içinde yaşadıkları toplum arasından seçtiği gibi, onlara vahyettiği kitapları da, o toplumun dili ile indirmiştir. Hikmeti gereği O, hükmü kıyamete kadar devam edecek olan son kutsal kitap Kur’an-ı Kerimi, bütün insanlığa Arapça olarak indirmiştir. Evrensel hükümlerinin kendileri için de bağlayıcı olması nedeni ile Müslüman olan her millet, Kur’an’ı anlamak için onun dilini öğrenmeye büyük önem vermiştir. Türk milleti de, asırlar boyu Kur’an diline aynı özeni göstermiş; onu anlamak için Arapça’yı uzun asırlar boyunca medreselerde okutmakla yetinmemiş; yazdığı dinî eserleri de bu dille yazmayı tercih etmiştir. Böylece Arapça bir bilim dili hâline gelmiştir. Bu bakımdan, tarihte olduğu gibi, günümüzde de İslâmî ilimler alanında tahsil yapan insanların, bu dile aynı özeni göstermeleri gerekir. Zira, Kur’an-ı Kerim’i doğru olarak anlayabilmek için Arapça bilmenin zorunluluğu inkâr edilemez bir gerçektir

Aralarında sarf, nahiv, belağat ve edebiyat ilimlerinin de yer aldığı Arap Dil biliminin, on iki ilimden oluştuğu, dil bilimcileri tarafından ifâde edilmiştir. Bu disiplinler, bir ilahiyatçının meslekî formasyonunda ‘olmazsa olmaz’lar arasında yer alır. Bir ilahiyat öğrencisi, en azından, aşağıdaki hususları dikkate almalıdır:

1- Kelimenin yapısından, fiil çekimlerinden vb. hususlardan bahseden sarf ilmi, bu dili öğrenmeye başlayanlar için hayatî bir önemi hâizdir.

2- Kelimelerin cümle içindeki değişik pozisyonlarından dolayı uğradıkları hareke değişiklerini konu edinen nahiv ilmi ise, Arapça metinleri doğru okuma ve anlamada vaz geçilmez bir disiplin niteliğindedir.

3- Yüksek edebiyat olarak mütalaa edebileceğimiz söz sanatlarından bahseden belağat ve edebiyat ilimleri de, Arap dil biliminde nihaî merhaleyi oluşturmaktadır.

Çünkü her kültür, kendi diliyle öğrenilir. İslâm kültür ve medeniyeti de ancak bu medeniyetin ortak dili olan Arapça ile öğrenilir. Dinî konularda halkımızı aydınlatacak olan ilahiyatçılarımız, her şeyden önce Arapça olan Kur’an ve Sünnet gibi temel kaynaklar ile, bunları açıklama amacıyla yine Arapça olarak yazılan, diğer eserleri doğru bir şekilde anlayabilmek için Arapça’yı iyi bilmek durumundadırlar. Bu dili iyi bilmeyen bir ilahiyatçının durumu; zorunlu olan  malzemeyi temin etmeden bina yapmaya kalkışan bir ustanın durumuna benzer. Böyle bir ustanın sağlam ve güzel bir ev yapma imkânı olmadığı gibi, Arapça’yı iyi öğrenmeden yetkin bir ilahiyatçı olmak; sağlıklı araştırma ve incelemede bulunmak da kanaatimizce imkânsız görünmektedir. Bu bakımdan, yeni yetişmekte olan öğrencilerimizin Arapça öğrenimine  önem vermeleri gerekmektedir.

Geleneksel din öğretiminde Arapça, âlet ilmi olarak değerlendirilmektedir. Ancak bu kanaat, Arapça’nın önemini azaltmamaktadır. Çünkü Arapça bir vasıtadır ancak, amaca ulaşmanın en önemli aracıdır. Amacın yüceliği aracın da değerini yüceltir. Bundan dolayı, hâlisane bir niyetle, Kur’an’ı ve onunla ilgili bilimleri anlamak için bu dili öğrenen bir mümin, nafile ibadet yapmaktan daha fazla sevap kazanır. Ne var ki, sadece Arapça öğrenmekle de iş bitmez. Arapça’yı kullanarak söz konusu ilim dallarında da eğitim görmek gerekmektedir. Yoksa, her Arapça bilenin iyi bir ilahiyatçı olabileceği de düşünülemez.

Şunu unutmamalıyız ki, Arapça’nın diğer dillere benzemeyen yönleri vardır. Çünkü, diğer dillerde harf ve hareke, birlikte yazıldığından, kısa sürede okumayı öğrenen kişi, -manasını anlamasa bile- metni doğru okuyabilmektedir. Arapça’da ise durum böyle değildir. Zira, mana+ okuma‘dan ibaret olan Arapça’nın öğrenilmesi için uzunca sayılabilecek bir süreyi bu dili doğru okuyabilmek için zorunlu olan kâide ve kuralların öğrenimine harcamak gerekmektedir. Ancak bundan sonra Arapça, diğer ilimlere bir basamak oluşturabilir.

Arapça öğreniminde temel teşkil eden sarf ve nahiv; zor, meşakkatli ve zaman alıcı birer ilim dalıdır. Zira, dil âlimlerimiz, bir benzetme yaparak sarfı, ilimlerin annesi, nahivi ise, babası, olarak tasvir etmişlerdir. Âlet ilmi olarak kabul edilen sarf ve nahiv, Arapça dil öğreniminde birinci merhaleyi oluşturmakta; bundan sonraki aşamada ise, başta Kur’an-ı Kerim ve Hadisi Şerifler olmak üzere, İslâmî ilimler olarak adlandırılan Kelâm, Tefsir, Hadis, Fıkıh ve bunların usûlleri, Siyer ilmi ve diğer yardımcı ilimlerin tahsili yer almaktadır.

İşin zorluğu ve zaman alıcılığı, şuradan kaynaklanmaktadır: Nahiv ilmi bir hareke ilmi, yani, kelimenin sadece son harfini harekeleme ilmidir. Kur’an okuyabilen herkesin bildiği gibi, hareke üstün, esre ve ötre olmak üzere üç türlüdür. İlk bakışta çok basit gibi görünmekte ise de, bu ilmin uzmanları, onun zannedildiği kadar basit olmadığını, aksine çok detaylı olduğunu bilirler. İslâmî ilimlerin öğrenim yerleri olarak tezahür eden medreselerde, asırlarca  tedris edilen nahiv ilminin tahsiline büyük önem verilmesi ve bunun uzunca sayılabilecek bir süreyi alması, bu ilmin zorluğunu göstermektedir.

Ayrıca Arapça, tıpkı Tıp, Matematik vb. ilimlerde olduğu gibi, insanın kendi kendine öğrenebileceği bir ilim değildir. Bu bakımdan İslâmî ilimleri öğrenmeye başlamadan önce bunu öğrenmiş olmak gerekmektedir. Günümüzde nasıl ki değişik Fakülteler kendi öğrenimlerine katkı sağlamak amacıyla dil öğrenimine önem veriyorlarsa, İlahiyat öğreniminin kalitesini artırmak için de Arapça öğrenimine önem verilmelidir.

Örnek olarak, Mühendislik Fakültelerinde öğretim süresi Hz.+dört, öğretmen yetiştiren Eğitim Fakültelerinde beş, Tıp Fakültelerinde ise, Hz.+ altı olmak üzere toplam yedi yıldır. İlahiyat Fakültelerinin önemi ise, söz konusu fakültelerden daha az değildir. Nitekim, ‘Yarım usta evden, yarım doktor candan, yarım hoca, dinden eder‘ ata sözünde ifade edildiği gibi, din âlimi olmak da doktorluk kadar önemlidir. Bu sebeple, kanaatimizce İlahiyat Fakültelerine de, diğer fakültelerde olduğu gibi, Arapça ağırlıklı hazırlık sınıfı konulmalıdır.

Bu yazımızla, genel olarak TC. İlahiyat Fakültelerinin Sayın Öğretim Üyelerine, Anabilim Dalı Başkanlarına, Bölüm Başkanlarına ve Fakülte Kurulu Üyelerine, özelde de, Sayın Fakülte Yönetim Kurulu Üyelerine ve Dekanlarına, bu kurumlarımızın kalitesini artıracağına inandığımız yukarıdaki teklifin hayata geçirilmesi hususunda gayret göstermeleri çağrısı yapmak istiyorum.

İlgililerin konuya duyarlı yaklaşacakları ümidiyle hepsine ayrı ayrı teşekkürlerimi arz ederim.




IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,156 Saniyede Yüklendi.