Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Prof. Dr. Emrullah İŞLER (Kilitli Forum Kilitli Forum)
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netARAP DİLİ ARAŞTIRMALARIArap Dili ve Edebiyatı AraştırmalarıProf. Dr. Emrullah İŞLER
Mesaj icon Konu: Karşıtsal Çözümleme ve Arapça Öğretimi Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
idinc
Yönetici
Yönetici
Simge
Site ve Forum Yöneticisi

Kayıt Tarihi: 21Ağustos2006
Gönderilenler: 2781

Alıntı idinc Cevapla bullet Konu: Karşıtsal Çözümleme ve Arapça Öğretimi
    Gönderim Zamanı: 20Nisan2008 Saat 23:30



KARŞITSAL ÇÖZÜMLEME VE ARAPÇA ÖĞRETİMİ

 
Prof. Dr. Emrullah İşler 
 

Özet: Bu çalışmada, karşıtsal dilbilimin uygulama alanı olan karşıtsal çö­zümleme ele alınmıştır. Altmışlı ve yetmişli yıllarda pek çok çalışmaya konu olan karşıtsal çözümleme, sonraki yıllarda yerini yanlış çözümleme­sine bırakmış gözükse de ders kitabı, sınavlar ve öğretmene olan yararı yadsınamaz. Geçmişte, Arapçanın pek çok dünya diliyle çeşitli düzey­lerde karşıtsal çözümlemesinin yapıldığı bir gerçektir. Ne var ki, bu ger­çeğin Türkçe için geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir. Karşıtsal çözümleme alanında ortaya konan güçlü, zayıf ve orta görüşten hareketle Türkçe (anadil) ve Arapça (amaç dil) arasında ses bilgisi, sözdizimi, bi­çimbilim, sözcük ve kültürel alanda çeşitli akademik çalışmalar yapılabi­lir. Bu tür çalışmaların, ülkemizdeki Arapça öğretimine olumlu katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

 

Anahtar Kelimeler: Karşıtsal dilbilim, karşıtsal çözümleme, güçlü gö­rüş, zayıf görüş, orta görüş, yanlış çözümlemesi, Arapça öğretimi.

 

Contrastive Analysis and Teaching Arabic

 

Summary: This article deals with contrastive analysis which is an ap­plied field of contrastive linguistics. Although the topic of contrastive analysis which was dealt with in the sixties and the seventies, might look like as if it has been replaced by error analysis, its benefits in terms of text books, exams and its value to foreign language teachers can not be ignored. It is a fact that contrastive analysis of Arabic and other lan­guages had been done in the past. However, this statement does not ap­ply to Turkish. According to the contrastive analysis hypothesis (all the strong, weak and moderate versions), academic research into phonetics, syntax, morphology, vocabulary and cultural field could be done be­tween Turkish (as a native language) and Arabic (as a foreign language). This research will have a positive contribution in teaching Arabic in our country.

 

Keywords: Contrastive linguistics, contrastive analysis, strong version, weak version, modereta version, error analysis, teaching Arabic.

 


20. yüzyıl, dilbilim alanında önemli gelişmelere sahne olmuştur. Yüzyı­lın başlarında, de Sausser’un (ö. 1913) ölümünden sonra 1916 yılında yayımla­nan Course in General Linguistics adlı kitabı bir yandan betimlemeli dil­bilimin -tarihsel dilbilim karşısında-  temellerini atarken, diğer yandan karşı­laştırmalı dilbilim çalışmalarına ışık tutmuştur. Böylece dilbilim alanın­daki çalışmalar betimlemeli alana kayarak, Amerikalı dilbilimcilerden Boas, Sapir ve Bloomfield yazılı olmayan dilleri inceleme yöntemlerini geliştirmiş­ler; Avrupalı dilbilimcilerden Jespersen betimlemeli dilbilime kuramsal ve fel­sefi açıdan katkı sağlamıştır. Öte yandan Prag dil okulu yapısalcılığı geliştirir­ken, Kopenhag dil okulu ise dili matematiksel denklemlerle açık­lama yoluna gitmiştir.

İkinci dünya savaşından sonra dilbilim alanındaki çalışmalar artarak de­vam etmiştir. Savaş sonrası yabancı dil öğrenimi ve öğretimine artan ilgi, dilbi­lim alanındaki çalışmalara yeni bir boyut kazandırmış, böylece uygula­malı dilbilim araştırmaları başlamıştır. Bu bağlamda anadil ile amaç dilin ben­zer ve farklı yönlerini inceleyen  karşıtsal dilbilim ortaya çıkmıştır. Dilbi­lim ilkelerini İngilizce öğretimine uygulayan ilk kimse olan Amerikan yapısalcıla­rından Fries karşılaştırmalı çalışmaların önemini şöyle dile geti­rir:

“En etkili gereçler, amaç dilin bilimsel betimlemesi ve bu betimlemenin ana­dil ile özenli karşılaştırılması sonucu elde edilen bilgiler ışığında hazırla­nan gereçlerdir.”

Fries’in bu tespitini eserinde nakleden Lado, daha sonra yabancı dil öğre­tim kitabının nasıl olması gerektiğini belirtir:

 “Ders kitabı; dilbilgisel yapı, telaffuz, söz varlığı ve kültürel içerik bakımın­dan aşamalı olmalıdır. Bu aşamalandırma bizim burada sunacağımız kar­şılaştırmadan sonra daha iyi yapılabilir.”

Lado bu görüşünü karşıtsal dilbilimin, başka bir deyişle modern uygula­malı karşıtsal dilbilim çalışmalarının gerçek başlangıcı olan Linguistics Across Cultures adlı kitabında dile getirir. Lado’nun bu kitabı aynı zamanda bi­zim burada üzerinde duracağımız karşıtsal çözümleme (Contrastive Analysis)’nin de başlangıcı kabul edilir. Onun bu eserinin ardından kısa bir süre sonra Charles A. Ferguson’un editörlüğü ve Washington’da bulunan “Center for Applied Linguistics of the Modern Language Association of America” adlı merkezin himayesinde karşıtsal yapı serisi (contrastive structure series) çalışmaları başlar. Bu seri İngilizce ile Amerika’da öğretimi yaygın olan beş dil Fransızca, Almanca, İtalyanca, Rusça ve İspanyolca arasın­daki benzerlik ve farklılıkların betimlemesini yapmayı amaçlamış ve bu alanda ard arda eserler yayımlamıştır. Altmışlı yılların sonlarında ayrıca kar­şıtsal dilbilim alanında iki uluslararası konferans düzenlenmiştir.

Altmışlı yıllarda yoğun bir şekilde gözlemlenen karşıtsal dilbilim veya karşıt­sal çözümleme alanındaki çalışmalar ve sempozyumların yetmişli yıl­larda da devam ettiğini görüyoruz. Sonraki yıllarda yoğunluğu azalan karşıt­sal çözümleme çalışmaları günümüzde de devam etmektedir.

Karşıtsal çözümleme mi, karşıtsal dilbilim mi?

Yukarıda iki terim kullandık. Bunlar karşıtsal dilbilim/contrastive linguistics (CL) ve karşıtsal çözümleme/contrastive analysis  (CA). Her iki te­rimi kullanan dilciler gerek karşıtsal dilbilim, gerekse karşıtsal çözümleme­nin tarihçesinden söz ederken Lado’nun Linguistics Across Cultures adlı ese­rine atıfta bulunarak aynı noktada birleşmektedirler. Bu durumda CL ve CA aynı anlamı ifade eden iki farklı terim mi? sorusu akla gelmektedir. Contrastive Analysis adlı kitabın yazarı Carl James eserinin girişinde:

“Bu kitap, dilbilimin karşıtsal çözümleme olarak bilinen dalıyla ilgilidir. Bu dalın uygulayıcısını ‘contrastivists’ olarak adlandıracağız.”

demektedir. Böylece James CA terimini karşıtsal çalışmaların tamamı için kullanmaktadır. Başka bir deyişle CA terimiyle CL terimi arasında bir fark gözetmemektedir. Ayrıca bu ifadeden contrastivists (karşıtsalcı) terimi­nin karşıtsal dilbilim alanında çalışma yapan herkes için kullanılabileceği anla­şılmaktadır. Gerhard Nickel gerek “Contrastive Linguistics and Foreign Language Teaching” adlı bildirisinde, gerekse K.Heinz  Wagner ile birlikte yazdığı makalesi “Contrastive Linguistics and Language Teaching”de CL ile CA arasında bir ayrıma gitmemektedir. Bu durumu karşıt­sal alanda yazılan diğer yazılarda da gözlemlemek mümkündür.

Lado hemen herkes tarafından CL veya CA çalışmalarının başlangıcı veya önemli bir yapıtı kabul edilen ünlü eseri Linguistics Across Cultures da ne CL ne de CA terimini kullanmıştır. Bu isimlendirme daha sonra gelen dilci­ler tarafından yapılmıştır. Dolayısıyla CL ile CA’yı birbirinden kesin çiz­gilerle ayırmak zordur. Esasen CL kuramsal, CA ise uygulamalıdır. Bura­dan hareketle İclâl Ergenç CA’yı CL’nin araştırma yöntemi olarak isimlendir­miştir. Yine de bu alanda yazılan yazılarda CL ile CA arasında ke­sin bir ayrıma gidilmediği düşüncesindeyiz.

Karşıtsal çözümleme nedir?

Karşıtsal çözümlemenin (CA) dilbilimin bir dalı olduğunu belirten C. James söz konusu çözümlemenin ne olduğuna dair üç soru sorar:

1.        Karşıtsal çözümleme genelci mi, parçacı mı?

2.        Karşıtsal çözümleme dilin aslıyla mı, yoksa karşılaştırmayla mı ilgili­dir?

3.        Karşıtsal çözümleme art zamanlı mı,  yoksa eş zamanlı mı?

Bu soruların cevabının çok açık olmadığını belirten James, nedenini şöyle açıklar: Öncelikle CA ne genelci ne de parçacıdır. İkisi arasında bir yerdedir. Aynı zamanda dillerin karşılaştırılabilirliği bakımından dilin aslî hususlarıyla ilgilidir. Her ne kadar CA sınıflandırmayla ilgili değilse de Contrastive teriminin işaret ettiği gibi diller arasındaki farklılıklarla, benzer­liklere nazaran daha fazla ilgilidir. Son olarak CA dil aileleriyle ilgilenme­diği gibi, dil tarihinin diğer alanlarıyla da ilgilenmez. Ayrıca durgun dilbilim fenomeniyle de yeterince ilgili değildir. Bu da onun eş zamanlı olduğunu gösterir. Bu nedenle James CA’i melez bir dilbilim girişimi olarak adlandırır ve onu şöyle tanımlar:

“CA, karşıtsal (karşılaştırmalı değil) iki değer sınıflandırması yapmayı amaçlayan (CA her zaman iki dille ilgilidir) ve dillerin karşılaştırılabileceği teorisi üzerine kurulan bir dilbilim girişimidir.”

Lado Linguistics Across Cultures adlı kitabının girişinde dillerin ve kül­türlerin düzenli olarak karşılaştırılmasının gerekliliğini açıklarken teorinin esasını, Fries’ın daha önce naklettiğimiz

“En etkili gereçler, amaç dilin bilimsel betimlemesi ve bu betimlemenin anadil ile özenli karşılaştırılması sonucu elde edilen bilgiler ışığında hazırla­nan gereçlerdir.”

görüşünün yönlendirdiği düşüncesindedir. O, yabancı dil öğrenmenin kolay­lık ve zorluğunu anadil ile yabancı dil arasında yapılacak düzenli karşılaş­tırmanın ortaya koyacağı teorisinin kendisi tarafından dil başarı sınavları­nın hazırlanmasına uygulandığını belirtir. Daha sonra Lado, kendi kita­bının teorisini ise şöyle açıklar:

“Kişiler anadilleri ve kültürlerindeki kalıplar ile anlamlar ve bu kalıplar ile anlamların dağılımlarını yabancı dil ve kültürlerine aktarmaktadırlar. Bu akta­rımı, gerek aktif olarak yabancı dili konuşur ve kültürüne göre davranır­ken, gerekse, pasif olarak, o dili ve kültürü sahiplerinin konuşma ve davranışla­rından anlamaya çalışırken yaparlar.”

Lado teorisinin öğretim açısından önemini vurgularken ise şöyle der:

 “İnanıyoruz ki, yabancı dil öğrenmeye başlayan öğrenci bu dilin bazı özel­liklerinin kendisine kolay, kimi özelliklerinin ise zor geldiğini görecektir. Öğ­renciye anadiline benzeyen olgular kolay, farklı olan olgular ise güç gelecek­tir.”

Lado’nun bu görüşü karşıtsal çözümleme hakkında ortaya konan görüşler­den ilki olup strong version/güçlü görüş olarak bilinir. Bu görüş, ya­bancı dilin öğrenciye en güç gelen yönlerinin anadilinde karşılığı olmayan yön­ler olduğunu ileri sürer. Dolayısıyla anadil ile amaç dil arasındaki farklı­lık arttıkça doğal olarak anadili girişimi (interference) de artacaktır. Güçlü gö­rüşe göre, yabancı dil öğreniminde karşılaşılan güçlükler anadil ile amaç dil arasında yapılacak karşıtsal çözümleme ile önceden belirlenebilir.

Karşıtsal çözümleme hakkında ortaya konan görüşlerden ikincisi weak version/zayıf görüştür. Bu görüş dilciden, elindeki dilbilim bilgisini, yabancı dil öğreniminde gözlemlenen güçlükleri yorumlamada kullanmasını ister. Za­yıf görüş, güçlü görüşün güçlüklerin önceden belirlenmesini öngören savını ka­bul etmez. Bu görüş işe, anadili girişiminden elde edilen veri ile başlar ve söz konusu veriyi iki sistem arasındaki benzerlik ve farklılıkları açıklamada kul­lanır. Dolayısıyla bu görüş de karşıtsal çözümlemenin bir önceki görüşü gibi anadili girişimini kabul eder ve anadili girişiminin dil öğreniminde karşılaşı­lacak güçlüklerin nedenini açıklayabileceğine ihtimal verir. Zayıf gö­rüşe göre belki, kimi gözlem, sezgi ve tecrübeden hareketle birkaç dikkat çe­kici ses farklılığı gibi, dil öğreniminde karşılaşılacak kimi güçlükler önce­den belirlenebilir, ancak yüz binlerce öğeden oluşan dilin öğreniminde karşılaşıla­cak güçlüklerin tamamını öngörmek imkânsızdır. Dolayısıyla zayıf gö­rüş dil öğreniminde karşılaşılan güçlüklerin sonradan (a postriori) daha ya­rarlı bir şekilde açıklanabileceğini ileri sürer. Bu bakımdan zayıf görüş, güçlükle­rin önceden belirlenebileceğini dile getiren güçlü görüşten ayrılır. Wardhaugh bazı dilbilim çevrelerinde şüpheyle karşılanmasına rağmen zayıf gö­rüşün, güçlü görüşten daha yararlı olduğunu belirtir.

Bu alanda ileri sürülen ve önceki iki görüşü uzlaştırmaya çalışan bir üçüncü görüş ise modereta version/orta görüştür. Bu görüşü Oller ve Ziahosseniy ortaya koymuştur. Söz konusu görüş anadil ile amaç dil arasın­daki farklılığın az olması durumunda sınıflandırma güçlüğü olacağını haber ver­mektedir. Bu durum öğrencinin çok az farklılık gösteren şekilleri sınıflandır­makta güçlük çekmesine yol açar ve yanlış genellemeye yönlendi­rir. Şekillerin anlam ve işlev bakımından eşit olması durumunda ise doğru genel­leme söz konusudur. Dolayısıyla bu görüşe göre yabancı dilin öğrenil­mesi en güç olan yönleri anadil ile çok az farklılık gösteren ses, ses dizisi ve an­lamlardır. Oller ve Ziahosseniy bu görüşe Kaliforniya Üniversitesinde ya­bancı öğrencilere uygulanan İngilizce sınav evrakının dikte bölümündeki ya­zım yanlışlarını değerlendirerek ulaşmışlardır. Evraklarını inceledikleri 356 öğrenciden 158’nin anadili yazıda Latin alfabesini, 198’ninki ise Çince, Ja­ponca, İbranice ve Arapça gibi farklı alfabeleri kullanıyordu. Araştırmacı­lar, anadili Latin alfabesiyle yazılan öğrencilerin, anadili farklı alfabelerle yazı­lan öğrencilerden daha fazla yanlış yaptıklarını belirlemişlerdir. Çünkü söz konusu öğrencilerin anadili yazımı İngilizce’nin yazımıyla çok az farklı­lık gösterdiğinden, doğru genelleme yapmaları azalmış, dolayısıyla anadilden ak­tarım artmıştır. Başka bir deyişle anadil ile amaç dil arasındaki farklılığın çok olması, anadili girişimine neden olmamış aksine farklılığın azalması doğru genellemeyi engellediğinden anadilden aktarıma yol açmıştır.

Karşıtsal çözümleme hakkında ortaya konan görüşler dikkatle incelendi­ğinde söz konusu çözümlemenin temelinin aktarıma / transfer dayandığı anlaşıl­maktadır. Çünkü, her üç görüşe göre de anadilden amaç dile bir akta­rım söz konusudur. Nitekim C. James karşıtsal çözümlemenin psikolojik temel­lerini aktarıma dayandırmıştır.

Bu bağlamda interference/anadili girişimi ve transfer / aktarım terimleri üze­rinde durmak gerekmektedir. Anadili girişimi isminden de anlaşılacağı gibi tek yönlüdür. Başka bir deyişle dil 1 (anadili), dil 2 (amaç dil) yi etkilemek­tedir. Öğrencilerin amaç dili sözlü veya yazılı olarak kullanırken yap­tıkları yanlışların bir kısmının nedeni anadili girişimidir. Öte yandan akta­rım önceki bilginin sonraki bilgiye etki etmesi olayıdır. Dolayısıyla akta­rım anadili girişiminden daha geneldir. Her alanda gözlemlenebilir. Anadili giri­şimi ise yalnızca dil öğreniminde gerçekleşir. Şayet aktarım öğrenimi kolay­laştırırsa, bu tür aktarım olumlu, yani pozitif transfer olarak değerlendiri­lir. Doğal olarak bu, eski bilgiyle yeni bilgi arasındaki benzer nokta­larda gerçekleşir. Öte yandan aktarım öğrenimi zorlaştırırsa, bu tür akta­rım olumsuz yani negatif transfer olarak değerlendirilir. Bu tarz aktarım ise eski ve yeni bilgi arasındaki farklı noktalarda gözlemlenir. Bilindiği gibi ana­dili girişimi de anadil ile amaç dilin farklı noktalarında gerçekleşmekte­dir. Dolayısıyla anadili girişimini de bir tür olumsuz aktarım olarak değerlendir­mek mümkündür.

Karşıtsal çözümlemenin önemi

Karşıtsal çözümleme her ne kadar Lado’nun Linguistics Across Cultures adlı eseriyle sistematik hale gelmişse de, Lado söz konusu eserinin girişinde çağ­daşı Fries’in daha önce naklettiğimiz görüşüne göndermede bulunarak ko­nuyu ele almıştır. Fries’in bu tespiti, karşıtsal çözümlemenin dil öğretimi açı­sından önemine işaret etmektedir. Başka bir deyişle, karşıtsal çözümleme­den elde edilen verilerden hareketle hazırlanacak dil gereçleri öğretimde daha et­kili olacaktır.

Lado dillerin karşılaştırılmasının önemini; öğretim, dil sınavları, araş­tırma ve ortak anlayış başlıkları altında incelemiştir. O, söz konusu karşılaştırma­nın öğretim açısından önemini vurgularken yabancı dil öğretme­nine, ders kitabının dilsel ve kültürel içeriğinin değerlendirilmesine, yeni gereç­ler hazırlanmasına ve karşılaşılan güçlüklerin üstesinden gelmeye olan kat­kısı üzerinde durmuştur.

Lado, amaç dil ile öğrencilerin anadilini karşılaştıran öğretmenin gerçek öğ­renim sorunlarını daha iyi bilebileceği ve bu sorunlara çözüm üretebileceği dü­şüncesindedir. Karşıtsal çözümlemede bulunan öğretmen, ders kitabının ye­terli olmadığı durumlarda öğrenciler için zorluk oluşturan hususlarda kendin­den katkı sağlayabilir. Ayrıca öğrencilerin karşılaştığı sorunlara rahat­lıkla çözüm üretebilir. Dolayısıyla bu durum öğretmenin başarısını artırır. İyi ye­tişmiş bir yabancı dil öğretmeni yalnızca öğrencilerin yabancı dili ko­nuşma tarzlarındaki bozuklukları ve yanlış yapıları gözlemlemekle kalma­malı, aynı zamanda ses, yapı, kalıp ve kültürel şekillerde yapılan belirli yanlış­lara da dikkat etmelidir.

Karşıtsal çözümlemenin katkısının en fazla dil sınavları alanında gerçekleşti­ğini vurgulayan Lado, sırasıyla telaffuz, dilbilgisel yapılar, söz var­lığı ve kültürel anlayış alanında hazırlanan sınavlarda gerçekleşen gelişme­lere değinmiştir. Söz konusu gelişmeleri İngilizce ile öğrencilerin ana­dili arasında yapılan karşıtsal çözümlemeye dayandıran Lado, benzer karşılaş­tırmaların öğrenimde karşılaşılan zorlukları belirlemede yardımcı ola­cağı ve bu alanda hazırlanacak sınavlara katkı sağlayacağı düşüncesindedir. Dil sınavları alanında kaydedilen ilerlemeler, bir olgu olmaları nedeniyle, dil so­runları üzerinde yoğunlaşma sayesinde olmuştur. Anadil ile amaç dil ara­sında yapılan düzenli karşılaştırmalar söz konusu olguyu belirlemede yar­dımcı olacaktır. Telaffuz sınavlarının en kolay dil sınavı haline gelmesi, belirle­nen telaffuz sorunları için hazırlanan sınavlara ses birimlerin karşılaştırma­sının doğrudan uygulanması sonucunda olmuştur. Dilbilgisine, dil­bilgisel yapılar olarak bakış, öğrencilerin yabancı dili öğrenirken karşılaştık­ları sorunları belirlemede amaç dilin dilbilgisel yapılarının anadilin ya­pılarıyla karşılaştırılmasına yol açmıştır. Söz konusu karşılaştırmadan elde edi­len sonuçlar doğal olarak ölçülmesi gerekli hususları haber verecektir. Lado, çoğu kimsenin yabancı kültür anlayışının sınavla ölçülemeyeceği düşünce­sinde olduğunu ifade eder. Ancak bu görüşü reddeder ve alanın yenili­ğine rağmen, anadil ile yabancı dil kültürü arasında yaptığı karşılaş­tırma sonucunda zaman zaman kültürel anlayışta hatalar olduğunu belirler. O, mevcut araçlar kullanılarak bu alanda daha kapsamlı sınavlar hazırlana­cağı düşüncesindedir.

Karşıtsal çözümlemenin araştırma açısından önemine değinen Lado, ‘bir dil­den alınan herhangi bir örnek, o dilin öğrenim sorunlarını haber verir’ tarzın­daki yanlış görüşün, yalnızca geçmişte dil sınavlarının gelişmesini engelle­mekle kalmayıp, dil öğrenim psikolojisi alanındaki gelişmelere de sekte vurduğu görüşündedir. Nitekim, araştırılması gereken dil sorunlarını tam olarak bilmeyen psikologlar pek çok faydasız araştırma yapmışlar ve bu araş­tırmalarda benzerliklerin önemi vurgulanırken, farklılıkların değeri küçüm­senmiştir. Halbuki, yabancı dil ile anadil arasında gerekli karşılaştırma ya­pılsaydı, araştırılacak sorunlar daha dikkatle belirlenecek ve araştırmacılar önemli sonuçlar elde edeceklerdi.

Dillerin ve kültürlerin karşılaştırılması,  insanlar arasında ayrılığa yol açar endişesi yersizdir. Hepimiz aynı asıldanız. Ancak insanoğlu kültürler adını verdiğimiz çeşitli yaşam tarzları geliştirmiştir. Sürekli olarak birbiri­mizi yanlış anlamakla karşı karşıyayız. Kültürler arasındaki farklılıkları bilme­mek farklı kültürlerden olan komşumuzu yanlış anlamamıza yol açar. Çünkü farklı kültürde belirli anlam taşıyan bir kültürel davranışı bilmeyişi­miz başkalarını yanlış anlamaya götürür. Söz konusu davranış hakkındaki bilgi ise yanlış anlamayı önler. Böyle bir anlayış tarzı geliştirmek kuşkusuz in­sanlar arasındaki hoşgörüyü artıracaktır.

1950’li yıllarda Michigan Üniversitesinin kimi hocalarının başlattığı çe­şitli dillerin karşıtsal çözümlemesinin gerekliliği düşüncesinden hareket eden ça­lışmalar kısa zamanda büyük bir ivme kazanmıştır. Bu çalışmalar ‘öğren­ciye neyi öğretmeliyiz?’ sorusuna bir cevap niteliğinde olmuştur. Bu akımın ön­cülerinden olan Lado karşıtsal çalışmaların boyutunu yabancı dil sınavla­rına da taşımış ve söz konusu sınavların karşıtsal çözümlemenin verile­rini esas alarak hazırlanmasının gerekliliğini vurgulamıştır.

Öte yandan davranış psikolojisinin yapısalcılık ve kulak dil alışkanlığı yön­temiyle ilişkisini yeterli görmeyenlerin başlattığı tartışmalardan, aktarım ve anadili girişimiyle irtibatlandırılan karşıtsal çözümleme de payını almış ve söz konusu çözümlemenin dil öğretimine ve yabancı dil öğretmenlerine ya­rarı sorgulanmaya başlanmıştır. Carl James ise bu tür eleştirileri “The Exculpation of Contrastive Linguistics”   başlıklı yazısında cevaplamıştır.

Karşıtsal çözümlemeye yapılan eleştirilerin nedeni, onun yanlış bir şe­kilde yabancı dil öğretimi alanında kulak-dil alışkanlığı yöntemiyle, dilbilim ala­nında yapısalcılıkla psikoloji alanında davranışçılıkla ilişkilendirilmesin-den kaynaklanmıştır. Seiny bu tarz ilişkinin yanlışlığına deği­nir ve karşıtsal çözümlemenin yalnızca yapısal yöntemle kullanılmayaca­ğını aksine dönü-şümsel-üretimsel dilbilgisi yöntemi veya ben­zer yöntemlerle kullanılabile-ceğini dile getirir ve şöyle der:

“Karşıtsal çözümleme her ne kadar yabancı dil öğrencisinin karşılaştığı bü­tün sorunları haber vermese de en azından birkaç alanda yararlıdır. Dolayı­sıyla karşıtsal çözümleme yalnızca yararlı değil, aynı zamanda yabancı dil ders kitabı, öğretmeni ve sınav hazırlayıcıları için de gereklidir. Çünkü bunla­rın her biri öğretimde ve sınavda kullanacakları malzemenin seçiminde bir kri­tere muhtaçtır. Mevcut kriterler arasında en gelişmiş olanı ise karşıtsal çö­zümlemedir.”

Karşıtsal çözümleme ve yanlış çözümlemesi

Karşıtsal çözümleme, dil öğreniminde karşılaşılan güçlükleri aktarıma ve anadili girişimine dayandırmaktadır. Zamanla bütün güçlüklerin aktarım ve anadili girişimiyle açıklanamadığı görülünce dilciler başka yöntem arayı­şına girmiş ve yanlış çözümlemesi karşıtsal çözümlemeye alternatif olarak görül­müştür. Ancak burada yanlış çözümlemesinin, çözümlemesini yaptığı veri­lere dayandığı unutulmamalıdır. Başka bir deyişle yanlış çözümleme yönte­minin malzemesi öğrencilerden elde edilen verilerdir. Söz konusu verile­rin her zaman çok hassas olduğu söylenemez. Nitekim Schachter be­lirli yapılarda hata yapmayan öğrencilerin durumunu, onların o yapıları kullan­mamalarına bağlamaktadır. Zira, bu tür öğrenciler hata yapacağını anla­dığı yapıları kullanmaktan kaçınmakta, onların yerine daha iyi bildiği yapı­ları kullanma eğilimine girmektedir. Dolayısıyla bu tür veriler yabancı dil öğreniminde karşılaşılan güçlüklerin çözümü bakımından her zaman ye­terli olmayacağı gibi yanıltıcı da olabilir. Karşıtsal çözümleme ile yanlış çözüm­lemesi arasındaki diğer önemli bir fark, karşıtsal çözümleme önceden yapı­lırken (a priori); yanlış çözümlemesi yabancı dil öğrencilerinden elde edi­len veriler veya onlara uygulanan sınavlar üzerinde yapılır. Bu özelliğin­den dolayı yanlış çözümlemesi sonradan yapılır (a posteriori). 

Öğrencilerin yaptığı yanlışların tamamı aktarım veya anadili girişimin­den kaynaklanmamaktadır. Söz konusu yanlışların çeşitli nedenleri vardır. Ana­dili girişiminin öğrencilerin yanlışları üzerindeki etkisi bir araştırmaya göre çocuklarda %8-%12, yetişkinlerde %8-%23 arasındadır. Bu rakamdan ha­reketle yabancı dil öğrenenlerin yaptıkları yanlışların yaklaşık beşte birinin anadili girişiminden kaynaklandığı söylenebilir. Bu oranın aktarım yanlışları ek­lendiğinde artacağı ise kuşkusuzdur. Dolayısıyla hem anadili girişimi, hem de aktarım yanlışlarını önceden varsaymak ve sonradan yanlış çözümleme­siyle doğruluğunu test etmek için karşıtsal çözümleme yapmak gerekmekte­dir.

Her ne kadar karşıtsal çözümleme, öğrencilerin yaptıkları yanlışların tama­mını açıklamakta yetersiz ise de, yabancı dil öğretimine katkısı yadsına­maz. Arapça öğretmenliğinden edindiğimiz tecrübe ve birikim, karşıtsal çözüm­lemenin gerekli olduğu savını desteklemektedir. Gerek ses ve söz di­zimi alanında, gerekse söz varlığı, biçimbilgisi ve kültürel alanda karşıtsal çö­zümleme yapan veya bu konuda yapılan çalışmalar hakkında bilgi sahibi olan öğretmenlerin mesleklerinde daha başarılı olmaları muhtemeldir. Öte yan­dan karşıtsal çözümlemeden elde edilecek verilerin yabancı dil ders kitabı ve sınavlarının hazırlanması için de gerekli olacağı bir gerçektir. Bu nedenle, ana­dili ile amaç dilin karşıtsal çözümlemesini yapmak ve güçlü görüşten hare­ketle Stockwell, Bowen ve Martin’in önerdiği güçlük sıra düzenleme­sine göre öğrencinin karşılaşacağı sorunlara dair varsayımlarda bulunmak gerek­mektedir.

Söz konusu varsayımların doğruluğu veya geçerliliği ise yanlış çözümleme­siyle belirlenecektir. Dolayısıyla yanlış çözümlemesini karşıtsal çö­zümlemenin alternatifi değil, tamamlayıcısı ve destekleyicisi olarak gör­mek gerekmektedir. Esasen karşıtsal çözümleme yapmadan yanlış çözümle­mesi yapmak çeşitli yanlışlara yol açmakta, böylece yapılan yanlış çözümle­mesi eksik olmaktadır. ‘Karşıtsal çözümlemeye gerek yok, onun yerine yan­lış çözümlemesi yapılmalıdır’ yaklaşımı pek sağlıklı olmadığı gibi, tam tersi bir yaklaşım da isabetli olmasa gerektir. Bu nedenle, hem karşıtsal çözüm­leme, hem de söz konusu çözümlemenin varsayımlarını doğrulama fırsa­tını sağlayacak olan yanlış çözümlemesi yapılmalıdır.

Arapça öğretimi ve karşıtsal çözümleme

Arapçanın yabancı dil olarak öğretimi yetmişli yıllarda ivme kazanmaya başlamış ve kimi ülkelerde açılan Arap dili enstitüleri Arapça öğrenimine önemli katkılar sağlamıştır. Bu gelişmeye paralel olarak Arapça öğretiminin çe­şitli sorunlarının ele alındığı bazı konferanslar düzenlenmiş ve bu konferans­larda karşıtsal çözümleme ile ilgili birkaç bildiri de sunulmuştur.

Esasen Arapçanın diğer dillerle düzenli bir şekilde karşılaştırılması, Uluslara­rası Hartum Arap Dili Enstitüsünde yapılmıştır. Bu enstitü, lisan­süstü öğrenim gören öğrencilerine diplom ve master tezlerinde Arapça öğretimi­nin hemen her alanıyla ilgili araştırmalar yaptırtmıştır. 1976-1989 yıl­ları arasında yapılan söz konusu tezlerin bibliyografyası toplu halde yayım­lanmıştır. Bu tezlerden 121’i karşıtsal çözümleme alanında hazırlanmış olup Arapça; bazı Asya, Afrika ve Avrupa dilleriyle  ses, biçim bilgisi, söz di­zimi ve yapısal alanda karşılaştırılmıştır. Arapçanın pek çok dünya diliyle kar­şıtsal çözümlemesinin yapıldığı söz konusu tezler arasında,  Arapçanın Türkçeyle hiçbir düzeyde karşıtsal çözümlemeye tabi tutulmadığını belirle­dik. Böyle bir çalışmanın yapılmamış olması muhtemelen herhangi bir Türk öğ­rencinin bu enstitüde öğrenim görmemesinden kaynaklanmış olabilir. Ne var ki,Türkiye’de de karşıtsal çözümleme alanında yapılan çalışmalar son de­rece azdır. Söz konusu çalışmaların azlığı, Arapçanın Türkiye’de genelde filo­loji olarak okutulmasından ve Arapça bölümlerinde görev yapan akademis­yenlerin edebiyat, belagat veya dil araştırmaları yapmalarından kaynak­lanmaktadır. Bu bağlamda, Gazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitü­sünde önümüzdeki yıllarda Arap Dili Eğitimi alanında yüksek lisans ve doktora tezi hazırlayacak olan öğrenciler, karşıtsal çözümleme alanında or­taya konan görüşlerden hareketle Türkçe (anadil) ve Arapça (amaç dil) ara­sında -geç de olsa- bazı akademik çalışmalar yapabilirler. Kuşkusuz bu çalışma­lar, ülkemizdeki Arapça öğretimine olumlu katkı sağlayacaktır.



Düzenleyen idinc - 27Haziran2008 Saat 14:29



IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,109 Saniyede Yüklendi.