Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Sınavlara hazırlık - TEK DERS SINAVI
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netAÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS - ilahiyat forumSınavlara hazırlık - TEK DERS SINAVI
Mesaj icon Konu: Yeterlilik Sınavına Hazırlık Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
adriatik
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mart2008
Gönderilenler: 198

Alıntı adriatik Cevapla bullet Konu: Yeterlilik Sınavına Hazırlık
    Gönderim Zamanı: 31Ocak2009 Saat 22:56



Merhaba Değerli onlinearabic Mudavimleri
 
Bir kısmımız yeterlilik sınavına hazırlanıyoruz. Burda bu sınav hakkında paylaşımlar yapsak bazı ilmihal konularınını  yazıp çizsek faydalı olur sanırım.
 
Daha önceden sınava girenler kendilerine sorulan soruları yazsalar onlara müteşekkir kalırız ve onların tavsiyelerini bekleriz
 
Bide zaten bunları her müslümanın bilmesi gereken önemli konular diğer arkdaşlarında katılmasını bekleriz en azından bildiklerimizi tekrar eder unuttuklarımızı hatırlarız.
 
Rabbim Yar ve Yardımcımız olsun
 
Namazla Başlayalım
 

Namazın Şartları:

1. Hadesten Taharet: Gözle görülmeyen pisliklerden temizlenmektir. Bu abdest almak, gusletmek, bunların mümkün olmadığı zamanlarda teyemmüm etmekle olur.

2. Necâsetten Taharet: Gözle görülen pisliklerden temizlenmektir. Bu pislikler namaz kılan kimsenin vücudunda, elbisesinde, namaz kılacağı yerde olur. 

3. Setrü'l Avret: Örtülmesi gereken yerlerin kapatılması demektir. Erkeklerde diz kapağı ile göbek arası, kadınlarda ise el, yüz ve ayak dışındaki her yerin örtülmesi gerekir. namazın bir rüknünü eda edecek kadar bir zaman içinde örtülmesi gereken bir organın dörtte biri açılırsa namaz bozulur. 

4. İstikbâli Kıble: Namaz kılan kimsenin Kâbe yönüne yönelmesidir. Göğsünü kıbleden (yaklaşık 45 derece) çeviren kimsenin namazı bozulur.

5. Vakit: Farz ve Vacip olan her namaz için belli bir vakit vardır. Namazların kendi vakitleri içinde kılınması farzdır. Vaktinden önce namaz kılınamaz. Özürsüz olarak sonra ya bırakmakta günahtır.

6.Niyet: Kılınacak olan namazın zihnen hatırlanmasıdır. İmamın imâmete, cemaatin da imama uymaya niyetlenmesi gerekir.

Namazın Rükunları:

1. İftitah Tekbiri: namaza başlama tekbiridir. Niyetten sonra "Allahu Ekber" deyip eller yukarı kaldırılıp tekbir alınır.

2. Kıyam: Namazda ayakta durmaktır. Gücü yetenler ayakta, yetmeyenler ise gücünün yettiği şekilde namazlarını kılarlar.

3. Kıraat: Namazda Kur'ân okumak demektir. Kıraat kıyamdadır ve en az üç kısa ayet miktarı okunmalıdır. 

4. Rükû: Kıraatten sonra eller dizlere erişecek şekilde eğilmekten ibarettir.

5. Sücûd: Rükûdan sonra ayak, diz ve ellerle beraber alnı ve burnu yere koymaktır. Yalnız alnın ve burnun yere değmesi yeterli değildir. Alın yerin sertliğini hissetmelidir. Kalabalık cemaatlerde arka saftakiler ön saftakilerin sırtına secde edebilirler.

6. Kade-i Âhire: Namazın sonunda "et-Tehiyyâtü" duasını okuyacak kadar oturmaktır.






İman hem nurdur hem kuvvettir, evet hakiki imanı elde eden adam kaninata meydan okuyabilir B.S.N
IP
adriatik
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mart2008
Gönderilenler: 198

Alıntı adriatik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 31Ocak2009 Saat 23:57



Soru: Cemaatle kılınan akşam namazının son rakatına yetişilirse imam selam verdikten sonra ayağaı kalkılır subhaneke fatiha ve ve bir kaç ayet (veya sure) okuduktan sonra ruku ve secde yaptıktan sonra oturulması gerekiyor ya, unutulur tahiyyat okunmadan kıyama kalkılırsa sonra sehiv secdesi yapılırsa namaz sahih olur mu?





İman hem nurdur hem kuvvettir, evet hakiki imanı elde eden adam kaninata meydan okuyabilir B.S.N
IP
sena suluvi
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 29Ocak2008
Konum: Konya
Gönderilenler: 0

Alıntı sena suluvi Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 02Şubat2009 Saat 23:42
cevap: bildiğim kadarıyla birinci veya ikinci oturuşta tahiyyat okumak terkedilirse sehiv secdesi lazım olur.çünkü söz konusu vacibin terkidir.sehiv secdesiyle sahih olur .farzın terki olsaydı namazı baştan kılması gerekirdi.



IP
adriatik
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mart2008
Gönderilenler: 198

Alıntı adriatik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 02Şubat2009 Saat 23:58

Hedy Neye Denir?

Kurbanlık koyunlardan Harem bölgesinde kesilenlere hedy adı verilir.

Kurbanlık hayvanlarda aranan şartlar hedy için de aranır.

Hedy'in Kısımları Nelerdir?

Hedy üç kısımdır:

1 - Hac ve ömreyi bir arada yapmaktan dolayı kesilen vâcib kurban. Buna şükür kurbanı da denir. Kıran ve Temettü haclarına niyet edenlerin kestikleri kurbanlardır.

Haccın vâciblerini terketmekten dolayı kesilen Ceza Kurbanları da bu birinci kısma girer. Çünkü bunlar hac işlerinden dolayı kesilmesi vâcib olan kurbanlardır.

2 - Adak suretiyle kesilmesi vâcib olan kurbanlar. Harem'de kesilmesini şart koşarak yapılan kurban adamaları bu kısma girer.

3 - Nafile olarak Harem'de kesilen kurbanlardır. Bunlara Tatavvu kurbanı denir. İfrad haccı yapanların kestikleri kurbanlar bu kısma dahildir.

Hedy'in Kesilme Zamanı Nedir?

Kıran ve Temettü kurbanlarını kesme vakti, Kurban bayramı günleridir. Temettü ve Kıran kurbanları bu üç günden sonra kesilirse sahih olursa da, geciktirmeden dolayı ayrıca ceza kurbanı kesmek de vâcib olur.

Diğer hedy kurbanları için, muayyen zaman yoktur, her vakit kesilebilir.

Hedy'in Kesilme Yeri Neresidir?

Hedy kurbanları mutlak surette Harem hudutları içinde kesilmeleri gereklidir. Kurban kesme günleri içinde kesilecekse, Mina'da kesilmesi sünnettir. Kurban kesme günleri dışında ise, Mekke'de kesilmesi daha faziletlidir.

Hedy Kurbanının Etinden Yenebilir mi?

Şükür kurbanı adı verilen Kıran ve temettü kurbanlarının etlerinden yemek, kurban sahibine helâl ve menduptur. Yine nafile olarak kesilen tatavvu kurbanının etinden de sâhipleri yiyebilirler.

Ancak adak kurbanı, ceza kurbanı ve ihsar kurbanı olarak kesilenlerin etlerinden sâhipleri yiyemezler. Şayet yerlerse yedikleri miktarın bedelini tasadduk etmek zorundadırlar..




İman hem nurdur hem kuvvettir, evet hakiki imanı elde eden adam kaninata meydan okuyabilir B.S.N
IP
adriatik
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mart2008
Gönderilenler: 198

Alıntı adriatik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 03Şubat2009 Saat 00:08

Sehiv Secdesi

Sehiv secdesi, bir namazın kusurlu kılınması hâlinde, bu kusuru düzeltmek maksadı ile, namazın sonunda yapılan secdedir. Kusur genellikle namazda farzın te'hiri, vâciblerden birinin unutularak yapılmaması (terki), yahut sonraya bırakılması (te'hiri), yahut da vaktinden önce yapılması (takdimi) suretiyle ortaya çıkar.

Namaz içinde bu yanlışlıklar hatırlanırsa namaz sonunda sehiv secdesi yapılır. Sehiv secdeleri vâcibdir.

Sehiv Secdesinin Yapılışı Nasıldır?

Son oturuşta Tahiyyât okunduktan sonra, imam olan kimse sadece sağ tarafına, yalnız kılan ise iki tarafına da selâm verir ve hemen ardından Allahü Ekber diyerek 2 defa secdeye varır. İkinci secdeden sonra doğrulup oturur ve yeniden Tahiyyâtı, salâvat ve duaları okuyarak selâm verir. Böylece sehiv secdesi yerine getirilmiş olur.

Namaz kılan kimse şayet selâm verdikten sonra yanıldığını hatırlarsa, yönünü kıbleden çevirmemiş ve henüz konuşmamış ise, sehiv secdesini yapabilir. Fakat yerinden kalkmış, yönünü kıbleden çevirmiş veya konuşmuş ise, artık sehiv secdesi yapamaz. Namaz sahihtir, ancak sehiv secdesi yapılmadığı için sevabı noksandır.

Vâciblerden biri, kasden terkedilirse namazı iade etmek gerekir. Sehiv secdesi yapmak kâfi gelmez.

* Sehiv secdesi yapan imama iktida sahihtir.

Sehiv Secdesini Gerektiren Haller

Sehiv secdesini gerektirici hallerden bâzıları şunlardır:

1 - Fâtiha'dan sonra zamm-ı sûre okumadan rükû'a gitmek.

Rükû'da iken hatırlarsa, doğrulup sûreyi okur, sonra tekrar rükû'a gider. Namazın sonunda da sehiv secdesi yapar.

2 - Unutarak Fâtiha'yı iki kere okumak.

3 - Vitir namazlarının tekbir ve kunut duasını unutmak.

Rükû'da iken hatırlasa, doğrulup kunut okumaz. Sonunda sehiv secdesini yapmakla yetinir.

4 - Dört rek'atlı namazlarda, iki rek'at kıldıktan sonra oturmayı unutarak üçüncü rek'ata kalkmak, yani, ilk oturuşu terketmek.

Bu durumda bakılır:

Eğer namazı kılan kişi tamamen kalkmış veya kalkmaya daha yakın bir durumda ise,

oturmaz; namazı bitirip sonunda sehiv secdesi yapar. Eğer oturmaya daha yakın bir halde ise, oturur; sonunda da sehiv secdesi yapmaz. Tam kalktıktan sonra oturmak ise, namazı bozar.

5 - Birinci oturuşta Tahiyyât'ı okuduktan sonra hemen kalkmayıp salâvatları ve duaları okumak yahut da bir rükün edâ edecek kadar gecikmek.

Bu durumda eğer salâvattan okunan kısım bir cümle teşkil eder ise (Allahümme salli alâ Muhammedin demek gibi) namazın sonunda sehiv secdesi yapılır. Fakat okunan kısım bir cümle teşkil etmemişse, sehiv secdesine gerek yoktur.

6 - Dört rek'atlı farz namazlarda, son rek'atta oturmaksızın beşinci rek'ata kalkılacak olsa, beşinci rek'atın kıyam, kırâet ve rükû'u tamamlanıp secdeye gidilmedikçe, dönüp tekrar oturulur. Tahiyyâtdan sonra selâm verilip sehiv secdesi yapılır. Çünkü bu durumda farz olan son oturuş te'hire uğramıştır.

Fakat beşinci rek'at için secde yapılmış olursa, bu namaz nâfileye döner. Artık buna bir rek'at daha ilâve ederek, 6 rek'atlık bir nâfile namazı kılınmış olur. Dolayısıyla sehiv secdesi de gerekmez.

7 - Dört rek'atlı bir farz namazın son ka'desinde teşehhüd miktarı oturduktan sonra kalkan kimse, hemen oturup selâm verir. Tekrar Tahiyyat okumasına gerek yoktur. Hâtta oturmadan ayakta bile selâm verebilir. Zira farz olan oturuşu yapmıştır. Yalnız ayakta selâm vermekle sünneti terketmiş olur. Sonunda ayrıca sehiv secdesi de lâzımdır. Çünkü selâm te'hire uğramıştır.

8 - İmama sonradan yetişen kimse, kendi kıldığı rek'atlar içinde hatâ yaparsa, o hatâsı için sehiv secdesi yapar.

9 - İmamın, açıktan okuması vâcib olan yerlerde gizli; gizli okuması vâcib olan yerlerde de açık okuması... Meselâ öğle namazında Fâtiha ve zamm-ı sûreyi sesli okuması, akşam namazında da içinden okuması gibi.

Namazdaki tesbih ve tekbirlerin cehren okunması, sehiv secdesini icab ettirmez.

10 - Namaz içinde Fâtiha okunduktan sonra hangi âyet veya sûreyi okuyacağı bir müddet tefekkür edilse, sehiv secdesi icab eder. Çünkü vâcib te'hire uğramıştır.

11 - Ta'dîl-i erkânın terki, sehiv secdesini gerektirir.

12 - Namazda sehiv secdesini icab eden birkaç hatâdan dolayı tek sehiv secdesi yeterlidir.

Sehiv secdesinde, iki secde ile Tahiyyât'ı okumak ve selâm vermek vâcibdir. Tahiyyât'dan sonraki salâvat ve dualar ve secdedeki tekbirler ve tesbihler ise sünnettir.

* Bir namaz içinde, o namazın rek'atları sayısında şüphe etmek, namaz kılan kimse vesveseli biri değilse, kılınan namazı iptâl eder. Yeniden kılmak gerekir. Nitekim vakit varken, namazı kılıp kılmadığında tereddüd eden de o namazı kılar. Namazı tamamladıktan sonra rek'at sayısında şüpheye itibar yoktur. Ancak noksan kıldığını kesin olarak anlarsa namazı yeniden kılar..

Şükür Secdesi

Bir nimete kavuşmaktan dolayı veya bir musibet ve sıkıntının zâil olmasından ötürü, dileyen tıpkı tilâvet secdesinde olduğu gibi secdeye gidebilir. Buna şükür secdesi denir.

Şükür secdesi müstehabdır. Resûl-i Ekrem Efendimiz ve ashâbı, zaman zaman yapmışlardır.

Meselâ Resûlüllah Efendimiz, Ebu Cehl'in kesik başını görünce, 5 kere şükür secdesine kapanmışlardır




İman hem nurdur hem kuvvettir, evet hakiki imanı elde eden adam kaninata meydan okuyabilir B.S.N
IP
eylül52
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 14Aralık2008
Konum: Samsun
Gönderilenler: 0

Alıntı eylül52 Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 06Şubat2009 Saat 15:46
gerçekten çok doğru düşünmüşsünüz Allah razı olsun...



İnsanlar her ne kadar sonbaharı ayrılık mevsimi kabul etmişlersede kaderde ayrılık varsa sonbaharı beklemez...
IP
adriatik
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mart2008
Gönderilenler: 198

Alıntı adriatik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 06Şubat2009 Saat 18:24

Misafir olan kişi imam olabilir mi?


 

İmamet, şerefli hizmetlerden biridir. Dinimizdeki yeri oldukça önemlidir. Çünkü Resûlüllah (A.S.) Efendimizin, namaz farz kılındıktan sonra aralıksız sürdürdüğü bir görevdir.


 

Bu makamı işgal edene İMAM denir. İmam; önder, lider, ileri gelen, sözsahibi gibi, anlamlar taşır. O halde Müslüman cemaatin önüne geçip namaz kıldıran kişinin her yönüyle buna lâyık olması gerekir. Gerek cemaatle namaz kılmak, gerekse bir kişinin öne ge­çip namaz kıldırması, cemaate önderlik etmesi çok yüce maksatlara, feyizli amaçlara yöneliktir. İmamın bunu her haliyle idrâk etmesi ilk hatıra gelen bir husustur.


 

Bunun için İslâm şeriatı imam olacak kişide bir takım vasıfla­rın bulunmasını dinî bir prensip olarak öngörmüştür


 

1. Namaz hükümlerini daha iyi bilmesi; cemaatin durumuna göre namazı uzatıp ya da kısa surelerle hafif tutarak sünnete uyması,


 

2. Kıraatin farz, vâcib ve sünnet miktarını yerine getirmesi,


 

3. Dinî hükümleri hafife almaması, sünnete bağlı bulunması,


 

4. Açıktan günah işlememesi, söz ve davranışlarıyla halka ör­nek olması, (Et-Tebyiri / Zeylai - El-Muhit / Serahsi.)


 

5. İbâdet, özellikle namaz konusunda geniş ve detaylı bilgiye sahip bulunması, (El-Hulasa - Fetâvâ-yi Hindiyye.) aranılan vasıflardır.


 

Bu sıfatlarda iki kişi eşit durumda olursa kıraat ilmini ve na­maz konusunu daha iy bilen tercih edilir. (El-Kifaye.)


 

Bu hususta da eşit olurlarsa, günahlardan daha çok sakınan, helâl ve haram sınırlarına daha çok bağlı bulunanı tercih edilir.


 

Bunda da eşit durumda olur­larsa, daha yaşlı olanı öne geçer.(El-Hidâye / Merğinani.)


 

Yaşıt oldukları takdirde; ah­lâkı daha güzel olan öne geçer.


 

Bunda da eşit olurlarsa, daha soylu olanı öne geçer.


 

Bunda da eşit olurlarsa, yüzü daha güzel olanı öne geçer.(Fethu'l-Kadîr.)


 

Bütün bu sıfatlarda daha ileri durumda bulunanın tercih nedeni, cemaatin çoğalmasını ve imamın onlar üzerinde olumlu tesir bırakmasını sağlamaktır. Cemaatin nefret ettiği bir kişinin imamlık görevini yürütmesinin hiçbir anlamı yoktur. Ancak mecbur kalındığında, böylesine imkân verilebilir. (Tebyinül-Hakaik / Zeylai.)

O halde sözü edilen bütün sıfatlarda eşit durumda olan iki kişi arasında kur'a çekilir veya cemaatin tercihine uyulur.

Bir evde misafir bulunan bir cemaat namaz kılmak istedikleri zaman, aralarında hükümdar ya da kadı yoksa o takdirde ev sahibinin imam olması daha uygundur. Ancak namaz kıldıracak kadar bilgi ve kıraati yoksa o takdirde cemaatten birini seçip öne geçirmesi efdaldir. Ev sahibi birini seçmediği takdirde, kendine bu hususta güvenebilen ve yukarıda belirtilen sıfatlardan bir kısmını taşıyan kişi öne geçip namaz kıldırır.

Bir evde kiracı, ev sahibi bir de misafir bulunursa, bunlardan kiracının öne geçip namaz kıldırması daha lâyıktır. (Tatarhaniyye - Fetâvâ-yi Hindiye)


 

(Bk. Celal Yıldırım, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, Uysal Kitabevi: 1/291-293.)




İman hem nurdur hem kuvvettir, evet hakiki imanı elde eden adam kaninata meydan okuyabilir B.S.N
IP
adriatik
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mart2008
Gönderilenler: 198

Alıntı adriatik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 06Şubat2009 Saat 18:36

Müezzin Ezan okurken neden ellerini kulağına götürüp orada tutar? Bunun hikmeti nedir?


 

Müezzinin, sesin daha güçlü çıkmasına yardımcı olacağı için şahadet parmaklarının uçlarını kulaklarına götürmesi veya ellerini kulaklarının üzerine koyması müstehaptır. Çünkü bunu, sesin yükselmesine yardımcı olduğu için Peygamber Efendimiz (a.s.m) Hz. Bilal’e emretmiştir. (Nasbu’r-raye, 1/278) Şayet müezzin parmaklarını kulaklarına sokmadan ezan okursa bunun da bir sakıncası yoktur. Zira parmakların kulağa sokmak asli bir sünnet değildir. (bk. Hidaye, Ezan Bölümü)

Müezzinlik sâlih amellerin en faziletlilerinden biri olarak kabul edilmiştir. Hz. Peygamber, çeşitli hadislerinde müezzinlik görevinin önemini ve ezan okumanın faziletini belirtmiştir. (bk. Buhârî, Ezan, 4, 9; Ebû Dâvûd, Salât, 60) Bu rivayetler fıkıh literatüründe müezzinlikle ilgili hükümlerin kaynağını teşkil etmiştir.

Müezzinin temyiz çağına gelmiş olması gerekir. Müezzin namaz vakitleri konusunda bilgi sahibi olmalıdır. İmamlık ve müezzinliğin aynı kişi tarafından yapılması âlimlerin çoğunluğuna göre müstehaptır. Bu iki görevden hangisinin daha faziletli olduğu hususu tartışmalıdır. Resûl-i Ekrem'in Medine'de birden fazla müezzininin bulunmasından hareketle bir camide birden çok müezzinin görevlendirilebileceğine hükmedilmiştir. (Beyhakî, s-Sünenü'l-kübrâ, Haydarâbâd I/429)

Müezzinin gür ve güzel sesli olması, ezanı ayakta ve yüksekçe bir yere çıkıp dinleyenlerin tekrarına imkân verecek şekilde yavaş okuması, sesin daha güçlü çıkmasına yardımcı olacağı için şahadet parmaklarının uçlarını kulaklarına götürmesi veya ellerini kulaklarının üzerine koyması, kıbleye yönelmesi, "hayye ale's-salâh" derken yüzünü sağa, "hayye ale'l-felâh" derken sola çevirmesi, sabah ezanında "tesvîb" yapması, minarede dönerek okuması ve abdestli olması müstehaptır.




İman hem nurdur hem kuvvettir, evet hakiki imanı elde eden adam kaninata meydan okuyabilir B.S.N
IP
adriatik
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mart2008
Gönderilenler: 198

Alıntı adriatik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 07Şubat2009 Saat 15:54
Namazın Vacipleri

1. Namaza "Allahu Ekber" sözü ile başlamak,

2. Namazda fatiha süresini okumak,

3. Fatiha süresini farz namazların ilk iki rekatında, vitir ve nafile namazların her rek'atında okumak.

4. Farz namazların ilk İki rekatında, vitir ve nafile namazların her rekatında sure veya ayet okumak (Zamm-ı Sûre),

5. Fatihayı süreden önce okumak,

6. Secdede alın ile beraber burunu da yere koymak,

7. İki secdeyi birbiri ardınca yapmak.

8. Üç ve dört rekat namazların ikinci rekatında ettehiyyatü okuyacak kadar oturmak. Buna "Kade-i ûlâ=birinci oturuş denir.

9 . Birinci ve son oturuşlarda "ettehiyyatü" okumak.

10. Birinci oturuşta Ettehiyyatü’yü okuduktan sonra gecikmeden üçüncü rekata kalkmak.

11. Vitir namazında kunut tekbirini almak ve kunut duasını okumak.

12. Bayram namazlarına mahsus olan fazla tekbirleri almak.

13. Cemaatle kalındığı zaman, sabah, akşam, yatsı, cuma ve bayram namazlarının birinci ve ikinci rekatlarında, teravih namazı ile Ramazanda teravihten sonra kılınan vitir namazının her rekatında imamın fatiha ve sureyi açıktan okuması.

14. Öğle ve ikindi namazlarında bunları içinden okumak

15. İmama uyan kişinin bu namazlarda fatiha ve sure okumayarak susması.

16. Ta'dili erkan: Yani ayakta iken dosdoğru, rükûda dümdüz olmak, (kadınlar biraz meyilli dururlar) rükûdan kalkınca iyice doğrulmak ve iki secde arasında tam oturmak.

17. Namazın sonunda selam vermek.

18. Namazda yanılırsa sehiv secdesi yapmak.

19. Namazda secde ayeti okursa secde etmek. 




İman hem nurdur hem kuvvettir, evet hakiki imanı elde eden adam kaninata meydan okuyabilir B.S.N
IP
adriatik
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mart2008
Gönderilenler: 198

Alıntı adriatik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 10Şubat2009 Saat 09:21
Namazın Sünnetleri

Sünnetin hükmü: Namazda sünneti terk etmek, namazı bozmaz, sehiv secdesi yapmayı da gerektirmez, ancak mekruh olur. 

Namazın Başlıca Sünnetleri Şunlardır: 

1. Beş vakit namaz ile cuma namazı için ezan ve ikamet erkekler için sünnettir. (kadınlara mekruhtur.) 

2. Namazın iftitah tekbirinde, vitir namazının kunut tekbirinde ve bayram namazlarının zevaid tekbirlerinde elleri kulakların hizasına kaldırmak. (Kadınlar, parmak uçları omuz hizasına gelecek şekilde ellerini kaldırırlar.) 

3. Eller kaldırıldığı sırada parmakları ne bitişik ne de fazla açık tutmak, yani kendi halinde normal açıklıkta bulundurmak, ellerin ve parmakların içi kıbleye karşı gelmek, 

4. İmama uyan kimsenin iftitah tekbiri, imamı geçmemek üzere- imamın iftitah tekbirine yakın olmak, 

5. Kıyamda elleri bağlamak. (Erkekler; sağ elin avucu sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmakları sol elin bileğin; kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.) 

(Kadınlar: Sağ el, sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkekler gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğin! kavramazlar) 

6. Kıyamda iki ayağın arasını dört parmak kadar açık bulundurmak, 

7. Sübhaneke okumak. 

8. "Euzubillahi mineşşeytanirracîm"demek. 

9. Her rekatta fatihadan önce "Bismillahirrahmanirahim" demek. 

10. Fatihanın sonunda imamın ve ona uyanların "Amin" demesi. 

11. "Sübhaneke, Eüzü-Besmele ve Amin"i içinden okumak, 

12. Sabah ve öğle namazlarında fatihadan sonra uzunca, ikindi ve yatsı namazlarında kısa, akşam namazında daha kısa süre okumak. Bu, misafir olmayanlar içindir. Yolcu olan veya vakti dar olan kimse dilediği ayet ve süreyi okur. 

13. Rükûa varırken "Allahü Ekber" demek. 

14. Rükûda dizlerim ellerin parmakları açık olarak tutmak. (Kadınlar parmaklarını açmaz ve dizlerim tutmazlar, sadece ellerini dizleri üzerine koyarlar.) 

15. Rükûda dizlerim ve dirseklerim dik tutup bükmemek. (Kadınlar rükûda dizlerim bükük bulundururlar.) 

16. Rükûda arkasını dümdüz yapmak. (Kadınlar arkalarım biraz meyilli bulundururlar.) 

17. Başını, sırtı ile bir seviyede bulundurup yukarıya kaldırmamak ve aşağıya eğmemek.

18. Rükûda üç kere "Sühhane Rahbiye'l-azîm" demek. 

19. Rükûdan kalkarken "SemiAllahu ilmen hamideh' demek. 

20. Rükûdan doğrulunca "Rabbena leke'l-hamd" demek. 

21. Secdeye varırken yere; önce dizlerini, sonra ellerini, daha sonra alın ve burnunu koymak 

22. Secdeden kalkarken önce başını sonra ellerini daha sonra dizleri üzerine ellerini koyarak dizlerini yerden kaldırmak. 

23. Secdelere varırken "Allahü Ekber" demek, 

24. Secdelerden kalkarken "Allahü Ekber" demek. 

25. Secdelerde yüzünü iki elleri arasına almak, eller yüzden geri ve uzakta olmayıp yüze yakın ve yüzün hizasında bulunmak, ellerin parmakları birbirine bitişik olduğu halde kıbleye karşı el ayası ile yere yapışık olmak, 

26. Secdelerde üçer kere "Sübhane Rabbiye 'l-ala " demek- 

27. Erkeklerin, secdede karnını uyluklarından, dirseklerini yanlarından ve kollarını yerden uzak tutması- (Kadınlar, secdede kollarını yanlarına, karnını uyluklarına yapıştırıp yere doğru alçalırlar.) 

28. îki secde arasında oturmak. 

29. iki secde arasında, birinci oturuşta (Ka'de-i Gla) ve son oturuşta (Ka'de-i ahîre) elleri uylukları üzerine koymak. 

30. Otururken sol ayağını yere yayıp üstüne oturmak ve sağ ayağını dikerek parmaklarım kıbleye karşı getirmek- (Kadınlar, ayaklarını sağ tarafa yatık olarak çıkarıp sol kalçaları üzerine otururlar.) 

31. Ettehiyyatü'nün kelime-i şehadetinde sağ elinin şehadet parmağı ile işaret etmek. 

işaret; Kelime-i şehadette "La ilahe" derken sağ elin şehadet parmağını kaldırmak, "illellah" derken de indirmek suretiyle olur 

32. Ettehiyyatü'yü içinden okumak. 

33. Üç ve dört rekatlı farzların üçüncü ve dördüncü rekatlarında fatiha okumak. (ilk iki rekatlarda fatiha okumak ise vaciptir.) 

34. Son oturuşta "Ettehiyyatü"den sonra "Allahümme sallı, Allahümme barik" ve bunlardan sonra da dua okumak. 

35. Selam verirken başını evvela sağa. sonra sola çevirmek. 

36. Selamda "Esselamu aleyküm ve Rahmetullah" demek. 

37. İmam her iki tarata selam verirken kendisine uyan cemaatı ve hafeze meleklerini selamlamayı niyet etmek. 

38. İmama uyan, selamında cemaati ve imamı niyet etmek. 

39. Tek başına kılan; selamında melekleri niyet etmek. 

40. İmam sol tarafa selam verirken sesini biraz alçaltmak. 

41. İmama uyan kişinin selamı, imamın selamına yakın olmak. 

42. İmama sonra dan uyan kimse, yetişemediklerim kılmak için imamın ikinci selamını beklemek. 




İman hem nurdur hem kuvvettir, evet hakiki imanı elde eden adam kaninata meydan okuyabilir B.S.N
IP
ezmert
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Eylül2007
Gönderilenler: 201

Alıntı ezmert Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 20Mart2009 Saat 22:33

               Sual: Hadis-i şeriflerin çeşitleri nelerdir?

1- Hadis-i mürsel: Sahabe-i kiramın ismi söylenmeyip, Tabiinden birinin doğruca, (Resulullah aleyhisselam buyurdu ki) dediği hadis-i şerif.

2- Hadis-i müsned: Resulullaha isnat eden Sahabînin ismi bildirilen hadis-i şeriflerdir.

3-Hadis-i müsned-i muttasıl: Resulullaha kadar, aradaki ravilerden hiçbiri noksan olmayan hadis-i şerif.

4-Hadis-i müsned-i münkatı: Sahabîden başka, bir veya birkaç ravisi bildirilmeyen.

5-Hadis-i mevsul: Sahabînin, (Resulullahtan işittim, böyle buyurdu) diyerek haber verdiği, hadis-i müsned-i muttasıl demektir. Bunlara, hadis-i merfu da denir.

6- Hadis-i mütevatir: Birçok Sahabînin, Resulullahtan ve başka birçok kimsenin de, bunlardan işittiği ve çok kimselerin haber verdiği hadis-i şeriflerdir. Bunların, bir yalan üzerinde sözbirliği yapmalarına imkân olmaz. Bu hadis-i şeriflere inanmayan kâfir olur.

7- Hadis-i meşhur: İlk zamanda bir kişi bildirmişken, ikinci asırda şöhret bulan hadis-i şeriflerdir. Yani bir kimsenin Resulullahtan, o kimseden de, çok kimselerin ve bunlardan da, başka kimselerin işittiği hadis-i şerif olup, son duyulan kimseye kadar, artık hep mütevatir olarak bildirilmiştir. Meşhur hadislere inanmayan da kâfir olur. (Redd-ül-muhtar s.176)

8-Hadis-i mevkuf: Sahabîye kadar söyleyen hep bildirilip, Sahabînin, (Resulullahtan işittim) demeyip, (Resulullah böyle buyurmuş) dediği hadis-i şerif.

9-Hadis-i sahih: Âdil ve hadis ilmini bilenden işitilen, müsned-i muttasıl, mütevatir ve meşhur hadis-i şerif.

10- Haber-i âhâd: Bir kimse tarafından söylenilen, müsned-i muttasıl hadis-i şerif.

11-Hadis-i muallâk: Baştan bir veya birkaç ravisi veya hiçbir ravisi belli olmayan.

12-Hadis-i kudsi: Manası Allahü teâlâdan, kelimeleri Resulullah tarafından olan.

13-Hadis-i kavi: Söyledikten sonra, bir âyet-i kerime okuduğu hadis-i şerif.

14-Hadis-i nâsih: Son zamanlarında söyledikleri hadis-i şerif.

15-Hadis-i mensuh: İlk zamanda söyleyip, sonra değiştirilen hadis-i şerif.

16- Hadis-i âmm: Bütün insanlar için söylenmiş olan hadis-i şerif.

17- Hadis-i has: Bir kimse için söylenmiş hadis-i hadis-i şerif.

18-Hadis-i hasen: Bildirenler, sadık ve emin olup, fakat hafızası, anlayışı, sahih hadisleri bildirenler kadar kuvvetli olmayan kişilerin bildirdiği hadis-i şerif.

19-Hadis-i maktu: Söyleyenler, Tabiin-i kirama kadar bilinip, Tabiinden rivayet olunan hadis-i şerif.

20-Hadis-i şaz: Birinin, bir hadis âliminden işittim dediği hadis-i şerif.

21-Hadis-i garip: Yalnız bir kimsenin bildirdiği hadis-i sahihtir. Yahut aradakilerden birine, bir hadis âliminin muhalefet ettiği hadis-i şerif.

22-Hadis-i zayıf: Sahih ve hasen olmayandır. Ravilerden birinin hafızası, adaleti gevşek veya itikadında şüphe vardır. Bu hadise göre fazla ibadet yapılır; fakat ictihadda bunlara dayanılmaz.

23-Hadis-i muhkem: Tevile muhtaç olmayan hadis-i şerif.

24- Hadis-i müteşabih: Tevile muhtaç olan hadis-i şerif.

25-Hadis-i munfasıl: Aradaki ravilerden, birden fazlası unutulmuş olan hadis-i şerif.

26- Hadis-i müstefid: Söyleyenleri üçten çok olan hadis.

27-Hadis-i muddarib: Muhtelif yollardan, birbirine uymayan şekilde bildirilen.

28- Hadis-i merdud: Manası olmayan ve rivayet şartlarını taşımayan söz.

29-Hadis-i müfteri: Müslüman görünen dinsizlerin uydurdukları söz.

30- Eser: Mevkuf ve maktu hadis veya dua bildiren merfu hadis.

31-Hadis-i mevdu: Bir hadis âlimine göre, hadis olma şartlarını taşımayan hadis, sadece o âlime göre mevdu, yani uydurma olur. Hadis usulü ilminde müctehid olan bir âlim, bir hadisin sahih olması için, lüzum gördüğü şartları taşımayan bir hadis için, benim mezhebimin usulünün kaidelerine göre mevdudur der. Yoksa, (Peygamber efendimizin sözü değildir) demek istemez. Yani, hadis-i şerif denilen bu sözün hadis olması, bence anlaşılmamıştır demektir. Hadis usulü ilminin başka bir müctehidi de, hadisin doğru olması için aradığı şartları bu sözde bulunca, hadistir, mevdu değildir diyebilir. Dört mezhep arasında ayrılık bulunması, sözlerinin yanlış olacağını göstermediği gibi, hadisler için de, böyledir. Böyle şeyler, ictihad işi olduğundan, bir müctehidin mevdu demesiyle, hakikatte mevdu olması lazım gelmez.


Düzenleyen ezmert - 20Mart2009 Saat 22:48



IP
adriatik
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mart2008
Gönderilenler: 198

Alıntı adriatik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 06Mayıs2009 Saat 16:57
Selamün Aleyküm
 
4 Rekatlık farz namazında son rekatta son oturuşa kalmadan yanlışlıkla 5. rekata kalkılırsa ne yapılması lazım?



İman hem nurdur hem kuvvettir, evet hakiki imanı elde eden adam kaninata meydan okuyabilir B.S.N
IP
anzotli
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 18Eylül2008
Konum: İstanbul
Gönderilenler: 265

Alıntı anzotli Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 06Mayıs2009 Saat 21:06
ben bir sınavda teyemmüm farzlarını unutmuştum.yeterlilik değildi ama olsun



IP
tu-ba
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 04Mayıs2009
Konum: Şanlıurfa
Gönderilenler: 29

Alıntı tu-ba Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 06Mayıs2009 Saat 22:38

çok iyi düşunmussunuz.ins verımlı faydalı olur.




ey kul etme dünya nazı kıl namazını,yarın kılarım diyenin dün kıldık namazını.
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,113 Saniyede Yüklendi.