Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
Çeviri Atölyesi - Türkçe'den Arapça'ya Tercüme Çalışmaları
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netورشة التجرمة - ÇEVİRİ ATÖLYESİ TERCÜME ÇALIŞMALARIÇeviri Atölyesi - Türkçe'den Arapça'ya Tercüme Çalışmaları

Mesaj icon Konu: "Çiftçi Hüseyin’in Ailesi" Arapçaya Çevirisidir

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
aydinahmet
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 05Temmuz2011
Gönderilenler: 1315

Alıntı aydinahmet Cevapla bullet Konu: "Çiftçi Hüseyin’in Ailesi" Arapçaya Çevirisidir
    Gönderim Zamanı: 29Aralık2018 Saat 20:59
Çiftçi Hüseyin’in Ailesi

Hüseyin köyde yaşayan bir çiftçidir ve birkaç küçük tarlası vardır. Her gün eşeğine binerek bir tarladan diğer tarlasına gider. Ve orada Rabbinin fazlını dileyerek neşe içinde çalışır. Kendisi insanların en mutlusu olarak kabul eder çünkü kendisine sevdirilen (kendisinin sevdiği) işi yapıyor. Şehirdeki eğlenceli hayata aldırış etmiyor. Kuşların ötüşmelerini korna seslerine ve araba gürültüsüne tercih ediyor. Güllerin ve çiçeklerin kokularını ona arabaların egzozundan çıkan gaz kokularından daha sevimli geliyor.

Eşi, iki oğlu, bir kızından oluşan, birbirine tutkun ailesi vardır. Babalarından miras kalan yerlere bağlılığına rağmen çocuklarını bu köyde kalmak için zorlamadı ve edindikleri mesleğin ve yaşadıkları yerin seçiminde özgür bıraktı. Mütevazi yaşamına eşinin katılımıyla yetinen biriydi. Ailenin diğer fertlerine kendi yaşam üslubunu yaşatma hakkını kendinde görmüyordu.

Büyük oğlu Halil okumayı çiftçiliğe tercih etti. Ve yüksek öğrenimini Hukuk Fakültesinde tamamladı. Diplomasını aldıktan sonra kendisine büro yapmak için bir daire kiraladı ve avukat olarak çalışmaya başladı. Şöhreti ve malı arttı. Zengin ve tanınan bir adam oldu. Fakat ailesinin fertlerini, köyünün halkını, arkadaşlarıyla içinde yüzdüğü gölü, iki öküzün sürüklediği sabanı, ineklere ve koyunlara çobanlık yaptığı merayı unutmadı. Ne zaman ona fırsat verilse kendini oraya atıyor ve en güzel vakitlerini onların arasında geçiriyordu.

Kızı Hatice hayat tarzını seçme hususunda büyük erkek kardeşinin yolunu tuttu. Başka bir eğitimi tercih etti ve ilahiyat fakültesinden mezun oldu. Ve imam hatip lisesinde öğretmen olarak çalışmaya başladı. Kız ve erkek öğrencilere Kuran, Arapça, Tefsir, Hadis ve diğer İslami İlimleri öğretiyordu. O da bu mesleğiyle mutluydu. Ailesiyle gurur duyuyordu. Köyünün halkına ve toprağına bağlıydı.

Küçük oğlu Hakkı ya gelince, anne babasıyla köyde kalmayı tercih etti. Ticaretle uğraşmasının yanı sıra babası gibi ziraatı meslek edinmişti. Ziraat alanları, mahsulleri, inekleri ve koyunları çoğaldı. Daha sonra onları sattı. Şükrü arttığı gibi malı da arttı. Çünkü şükür, anne babasından öğrendiği ilk şeydi.

Eşi Hacer ömrünü eşi ve çocuklarına adadı. Ona göre en büyük sevinç ve mutluluk nedeni onların yüzlerini gülümserken görmekti. Onlarda bir hüzün ve sıkıntı hissettiğinde çok üzülüyordu. Eğer onlar mutluysa mutlu oluyor, üzüntülüyse üzülüyordu.
سعادتي في سعادة الآخرين
IP
aydinahmet
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 05Temmuz2011
Gönderilenler: 1315

Alıntı aydinahmet Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 29Aralık2018 Saat 21:01
Türkçe metnin Arapçaya çevirisidir:

أُسْرَةُ الفَّلاَّحِ حُسَيْنٍ

حُسَيْنٌ فَلاَّحٌ يَعِيشُ فِي القَرْيَةِ، وَلَهُ بِضْعَةُ حُقُولٍ صَغِيرَةٍ. كُلَّ يَوْمٍ يَخْرُجُ إِلَى حَقْلٍ مِنْ حُقُولِهِ رَاكِبًا كِمَارَهُ، وَيَعْمَلُ فِيهِ نَشِيطًا، رَاجِيًا فَضَلْ رَبِّهِ. وَيَعْتَبِرُ نَفْسَهُ أَسْعَدَ النَّاسِ لِأَنَّهُ يَعِيشُ فِي مَكَانٍ مُحَبَّبٍ إِلَيْهِ، وَيَقُومُ بِعَمَلٍ يَرْغَبُ فِيهِ. لاَ يُبَالِي بِالحَيَاةِ الرَّائِعَةِ فِي المَدِينَةِ، وَيُفَضِّلُ تَغَارِيدَ الطُّيُورِ عَلَى أَصْوَاتِ المُنَبِّهِ، وَضَوْضَاءِ السَّيَّارَاتِ. رَوَائِحُ الوُرُودِ وَالأَزْهَارِ أَحَبُّ إِلَيْهِ مِنْ رَوَائِحِ الغَازَاتِ الخَارِجَةِ مِنْ عَوَادِمِ السَّيَّارَاتِ. وَلَهُ أُسْرَةٌ مُتَكَوِّنَةٌ مِنْ زَوْجَةٍ وَابْنَيْنِ وَبِنْتٍ، يَتَمَسَّكُونَ بِبَعْضِهِمْ بَعْضًا. رَغْمَ تَعَلُّقِهِ بِالأَرْضِ المَوْرُوثَةِ مِنْ آبَائِهِ، لَمْ يُجْبِرْ أَوْلاَدَهُ عَلَى البَقَاءِ فِي هَذِهِ القَرْيَةِ، وَتَرَكَهُمْ أَحْرَارًا فِي اِخْتِبَارِ المِهْنَةِ الَّتِي يَمْتَهِنُونَهَا، وَالمَكَانِ الَّذِي يَعِيشُونَ فِيهِ. كَانَ مُكْتَفِيًا بِاِشْتِرَاكِ زَوْجَتِهِ فِي حَيَاتِهِ المُتَوَاضِعَةِ، وَلاَ يَرَى لَدَيْهِ حَقًّا أَنْ يَجْعَلَ سَائِرَ أَفْرَادِ الأُسْرَةِ عَلَى نَفْسِ الأُّسْلُوبِ لِلْمَعِيشَةِ. وَاِبْنُهُ الأَكْبَرُ خَلِيلٌ فَضَّلَ الدِّرَاسَةَ عَلَى الفَلاَّحَةِ، وَأَكْمَلَ دِرَاسَتَهُ فِي كُلِّيَّةِ الحُقُوقِ. بَعْدَ الحُصُولِ عَلَى الشَّهَادَةِ اِسْتَأْجَرَ شَقَّةً لِتَكُونَ مَكْتَبًا لَهُ، وَشَرَعَ يَعْمَلُ مُحَامِيًا، فَازْدَادَ شُهْرَةً وَمَالاً وَصَارَ رَجُلاً غَنِيًّا وَمَعْرُوفًا. وَلَكِنْ لَمْ يَنْسَ الفَلاَّحُ أُسْرَتَهُ وَأَهْلَ القَرْيَةِ، وَالبُحَيْرَةَ الَّتِي يَسْبَحُ فِيهَا مَعَ أَصْدِقَائِهِ، وَالمِحْرَاثَ الَّذِي يَجُرُّهُ الثَّوْرَانِ، وَالمَرْعَى الَّذِي يَرْعَى فِيهِ البَقَرَاتُ وَالأَنْغَامُ. كُلَّمَا أُتِيحَ لَهُ الفُرْصَةُ يُلْقِ نَفْسَهُ فِيهِمْ وَيَقْضِ أَرْوَعَ أَوْقَاتِهِ بَيْنَهُمْ. وَبِنْتُهُ خَدِيجَةُ قَصَدَتْ قَصْدَ أَخِيهَا الأَكْبَرِ فِي اِخْتِيَارِ طِرَازِ الحَيَاةِ، وَفَضَّلَتْ هِيَ الأُخْرَى الدِّرَاسَةَ، تَخَرَّجَتْ مِنْ كُلِّيَّةِ الاِلَهِيَّاتِ. وَأَخَذَتْ تَعْمَلُ مُدَرِّسَةً فِي ثَانَوِيَّةِ الأَئِمَّةِ الخُطَبَاءِ. كَانَتْ تُعَلِّمُ التَّلاَمِيذَ وَالتِّلْمِيذَاتِ القُرْآنَ، وَالعَرَبِيَّةَ، وَالتَّفْسِيرَ، وَالحَدِيثَ، وَالعُلُومَ الإِسْلاَمِيَّةَ الأُخْرَى. وَهِيَ سَعييدَةٌ أَيْضًا بِمِهْنَتِهَا هَذِهِ، وَفَخُورَةٌ بِأُسْرَتِهَا، وَمُتَمَسِّكَةٌ بِأَهْلِ وَأَرْضِ قَرْيَتِهَا. وَأَمَّا اِبْنُهُ الأَصْغَرُ حَقِّيٌّ فَفَضَّلَ البَقَاءَ فِي القَرْيَةِ، وَاِمْتَهَنَ الزِّرَاعَةَ مِثْلَ أَبِيهِ بِالأِضَافَةِ إِلَى اِشْتِغَالِهِ بِالتِّجَارَةِ. وَكَثُرَ لَدَيْهِ المَزْرُوعَاتُ، وَالمَحْصُولاَتُ، وَالأَنْغَامُ، وَالبَقَرَاتُ، فَبَاعَهَا وَاِزْدَادَ مَالاً كَمَا اِزْدَادَ شُكْرًا. لِأَنَّ الشُّكْرَ كَانَ أَوَّلَ مَا تَعَلَّمَهُ مِنْ أَبَوَيْهِ. وَزَوْجَتُهُ هَاجَرُ كَرَّسَتْ عُمْرُهَا عَلَى زَوْجِهَا وَأَوْلاَدِهَا. وَكَانَ مِنْ أَعْظَمِ دَوَاعِي السُّرُورِ وَالسَّعَادَةِ عِنْدَهَا أَنْ تَرَى وُجُوهَهُمْ مُبْتَسِمَةً. وَيُويِمُهَا إِيلاَمًا شَدِيدًا أَنْ تُحِسَّ فِيهِمْ بِالْحُزْنِ وَالكَآبَةِ. وَهِيَ مَسْرُورَةٌ إِنْ كَانُوا مَسْرُورِينَ، وَمَحْزونَةٌ إِنْ كَانُوا مَحْزُونِينَ. وَهِيَ مُتَمَثِّلَةٌ قَوْلَ النَّبِيِّ (ص): “سَيِّدُ القَوْمِ خَادِمُهُمْ” وَهَا هِيَ قِصَّةُ أُسْرَةِ الفَلاَّحِ حُسَيْنٍ، وَهِيَ أُسْرَةٌ سَعِيدَةٌ وَشَاكِرَةٌ فِي السَّرَّاءِ وَالضَّرَّاءِ. أَدَامَ اللهُ سَعَادَتَهُمْ وَأَبْقَى المَوَدَّةَ بَيْنَهُمْ، وَأَطَالَ أَعْمَارَهُمْ.

سعادتي في سعادة الآخرين
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,109 Saniyede Yüklendi.



rüyada ağlamak | siyah peynir | rüyada köpek görmek | rüyada altın görmek | rüyada para görmek | rüyada bebek emzirmek | rüyada gelinlik giymek | rüyada eski sevgiliyi görmek | rüyada silah görmek | rüyada örümcek görmek | rüyada kavga etmek | rüyada aslan görmek | rüyada papağan görmek | rüyada timsah görmek | rüyada domuz görmek | rüyada hırsız görmek | rüyada burun kanaması | rüyada bal görmek | rüyada örümcek görmek | dask sigortası