Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
KELÂM'A GİRİŞ Ünite Özetleri - İLH2007
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netAÖF İLAHİYAT ÖNLİSANS - ilahiyat forumDersler-SorularKELÂM'A GİRİŞ Ünite Özetleri - İLH2007
Mesaj icon Konu: 2. Sınıf Kelama Giriş 10. ünite özetleri Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Konu: 2. Sınıf Kelama Giriş 10. ünite özetleri
    Gönderim Zamanı: 17Nisan2015 Saat 08:47

2. Sınıf Kelama Giriş 10. ünite özetleri

 

(10. ÜNİTE)  

***KELÂMIN KONUMU VE KELÂM ELEŞTİRİSİ

Geleneksel ilim Anlayışında Kelâmın Yeri: İslam felsefecileri ilimleri sınıflarken 3 ölçütü esas alır. 1) varlık sahası 2) ilimlerdeki yöntem 3) gayedir. 

 

Filozoflar sınıflarken; ilmin ele aldığı varlığın yüce olup olmaması, metot önemlidir.

* İlimlere yönelik en erken sınıflamayı Fârâbî yapmıştır. Kelâmı siyaset, fıkıh gibi amelî (pratik) ilimler içinde değerlendirmiştir. Kelâmı dini savunacak araç olarak görmüştür.

*Âmirî ilimleri dinî- felsefî olarak 2’ye ayırır. Dinî ilimler felsefi ilimlerden üstündür, dinî ilimlerin kaynağı Peygamberler, felsefi ilimlerin kaynağı filozoflardır.

* Felsefeciler dışındakiler kelâm ilmine önem vermişlerdir.

* Gazali ilimleri aklî ve naklî diye 2’ye ayırmış, sonra her birini küllî ve cüzî diye ayırmış, kelâmı küllî olarak görmüştür; çünkü kelâm varlıkla ilgilenmektedir.

 

Kelâmın üstün ilim olduğuna dair gerekçeler: 

1) Kelâmın geniş konuyu ele alması, Allah’ın zatı-sıfatlarıyla ilgilenmesi

2) Dünya-ahiret mutluğunu elde etme gayesini hedeflemesi

3) Delillerinin hem aklın kabul edeceği hem de ayet ve hadislerle sabit olduğu deliller olması

4) İnanç konusunda tüm Peygamberler ittifak ettiği için dinî ilimlerin kelâm ilmine dayanması

5) Allah’ın varlığı ispat edilmedikçe tefsir, hadis vs. ilimlerin varlığından söz edilemez.

6) Kelâmın kişiye dinî ilmi araştırma ve ispatında kişiye söz söyleme imkânı vermesidir.

 

* Gazali kelâmın inançla ilgili problemleri çözmede tek başına yeterli olmadığı, avamın ilgilenmesinin sakıncalı olabileceği, bu kültürü almış kişilerin ilgilenmesi gerektiğini savunmuştur. Kelâm ilmiyle ilgilenmeyi farz-ı kifâye olarak görmüştür. Her beldede bid’atçılara karşı koyup Ehl-i Sünnetin kalbini şüpheden temizleyeceklere ihtiyaç vardır.

 

**KELÂMIN DİĞER BİLİMLERLE İLİŞKİSİ:

* Felsefe ve Kelâm: Her ikisi de Allah’ın zatı ve sıfatlarından, başlangıç ve son itibariyle varlıklardan bahseder. Felsefe konuları ele alırken aklı temel alır, ayet ve hadisi kabul etmez. Kelâm vahyi esas alır, bu yönüyle felsefeden ayrılır.

* Kur’an, Hadis ve Kelâm: Dinin temel kaynağı bunlar olduğu için kelâm ilmi için de bunlar önemlidir. Kur’an; inanç esasları ve iman edilecek hususları bize bildirir, bunların doğruluğunu belirleyen ölçüttür.

* Kelâm-Hadis, hadis tamamen haber ve rivayete dayanır. Kelâmın ilgi alanına giren şefaat, cennet, cehennem, kabir azabı vs... hadisler delil olarak kullanılmıştır. Fıkıh ve Kelâm: Ebu Hanife fıkhı “kişinin lehine ve aleyhine olan şeyleri bilmesi” şeklinde tanımlar. Fıkhın inançla ilgili kısmı için fıkh-ı ekber ( en büyük fıkıh) tabirini kullanır.

* Fıkıh ve fıkıh usûlü fillerde iyilik-kötülük özelliği, irade, adalet, fiillere karşılık ceza-mükâfat vs. pek çok konuda kelâm ilminden yararlanmıştır.

* Ahlâk, Siyaset ve Kelâm: Kelâm; insan-Allah ilişkisinde gözetilmesi gereken hususları sunar. İnsanın mahiyeti, yükümlülük- ceza, fiillerindeki hürriyeti vs. konular ortaklaşa ele alınır.

 

* Siyaset Haricîler ve şiâ’nın imâmet meselesinde önemle durması, inanç esası haline getirmesi yüzünden kelâm ilmi siyasetle ilgilenmiştir. Tabiat ilimleri, Beşerî ilimler ve Kelâm: Kelâmın konuları 2’ye ayrılır. 1) Doğrudan dini esasları oluşturan mesâil- Makâsıd ya da bunları ispat etmede kullanılan vesâil ‘dir.

* Beşerî ilimler özellikle fizik, cebir, geometri, astronomiden yararlanılmıştır.

* Beşerî ilimler varlığı incelerken duyu organlarına giren yönleriyle ele alırlar; kelâm olayı başlangıç, son, yaratılış, ahret açısından değerlendirir.

 

Kelâmcıların dini esasları ispat noktasında pozitif bilimlerin verilerinden yararlanması hususuna örnek ver? Kelâmcıların Allah’ın varlığını ispat için Hudûs delili kullanması (atomculuk düşüncesi) cevher-araz teorisi oluşturur. Tüm âlem cevherden oluşmuştur, ayartılmıştır, yaratılmayan tek şey Allah’tır.

 

**KELÂMA YÖNELİK ELEŞTİRİLER:

* Selefiler ve Sufîlerin Eleştirileri: Aklî tefekkür yani kelâma karşı çıkanların nedeni Âl-i imrân Suresi 7. ayettir.

* İlk 2 halife döneminde Kur’an yoruma tabî tutulmamış, nasslar olduğu gibi kabul edilmiştir.

* Selef âlimleri “Dinî konuda bir kimseyi örnek almak istiyorsanız Resulûllah ve ashâbını örnek alınız. İlim ve ahlâk açısından en temiz onlardır…” ilk müstakil eser; Ebû ısmail Hâce Abdullah b. Muhammed el- Herevî – Zemmü’l-Kelâm ve ehlihî ibn Kuddâme- Tahrîmu’n-nazâr fî kütübî ehli’l-kelâm ve Zemmü’t-te’vîl, ibn Teymiyye ve ibn Kayyim el-Cezviyye’de o dönem meşhurdur.

 

Selef ve Selef Çizgisindekilerin Eleştirileri:

1) (Mâide 5/3) “ Bugün size dininizi tamamladım” dinin kaynağının Kur’an ve hadis olduğunu net açıklar, nakil dışındaki her şey aslı olmayan şeydir, bid’attir.

 2) Kelâm hakikat araştırması olmaktan çıkıp toplumdaki husumet ve fitneyi körüklemeye yönelik amaca bürünmüştür. Dinî-ahlâkî hayatın zayıflamasına, Müslümanların tekfir etmesine vs. neden olmuştur.

 3) İtikada ilişkin meselede Kur’an esas alınmalı, anlaşılmayan hususlarda yine Kur’an’da araştırılmalıdır. Her şeyi akılla kavramaya çalışmak (Mutezile gibi) yanlıştır.

 4)Kelâm hitabet ve cedele dayandığı için Kur’an ve Sünnet üslûbuna uygun değildir.

 5)Kelâmın baş konusu Allah’ın zatı- sıfatlarıdır, ama bu konularda nassla yetinmeyip yoruma gitmişlerdir.

 6)Kelâmcılar itikadi meseleyi tartışırken muhaliflerinin yanlış fikirlerini naklederler.

 7) Kelâm dinî meseleyi akıl ve kıyasla çözmeye çalışırken cevher, araz, tevellüd vs. kesin ilkeler gibi görür.

 8) Kelâm insanın psikolojik duygu yönünü ihmal ettiğinden iman hayatını benimseyememiştir.

 9) Ortaya çıkan siyasi kargaşa her fırka tarafından menfaati doğrultusunda kullanılmıştır.

 Selef düşüncesini benimseyenler kelâmı eleştirirken neyi gözden kaçırmışlardır?

Zamanla değişen toplumsal yapı ve şartları doğru değerlendirememişlerdir, Allah aklı yasaklamamış, Kur’an’da da aklı kullanmaya vurgu yapmıştır…

Sufîler: Maadi âlem ve dünyevî işlerde akıl-tecrübenin rehberliğini kabul etmişlerdir, kelâmcıların akla dayanarak Allah’ın isim ve sıfatları üzerinde konuşmalarını değersiz görürler. Onlara göre; dinî hakikatler akılla anlaşılamayacak kadar gizlidir. Akıl- nakil dinî bilginin kaynağı olsa da duyu bilgisi yanıltıcı, aklî bilgi sınırlıdır bunların verilerine güvenilemez.

 

* Sufîlere göre; insanı hakikate ulaştıracak tek bilgi kaynağı keşf ve ilham yöntemidir. Buna ilim yerine, marifet, irfan gibi isim verirler. İlimden daha değerlidir..”Kalbi arındırma” dediği samimiyetle yönelme sonrasında kalbin saf, berrak hale gelip Allah ve gayb âlemine ilişkin bilgilere ulaşacağıdır.

 

* Kelâmcılar keşf ve ilhamı kabul etmezler;

Çünkü 1) kontrol edilmesi mümkün değildir, 2) ancak sahibini bağlar.

* Mutasavvıfların kelâma yönelik eleştirileri bilgi kaynakları ve konu değerlendirmeleri konusundadır.

* Ebü’l-Hasan el-Eş’arî eleştirilere itirazı; 1) İtikadi meseleleri ele alıp sapkınlıkla suçlamak, cevher, araz vs. hakkında konuşmanın temeli yok. 2)Bu meseleler Kur’an ve Sünnette yer almamışsa da genel prensipleri bu kaynaklarda mevcuttur. 3)Miras, cezalar, boşanma vs. fıkhi meseleler hakkında Hz. Peygamber’den nass gelmemiştir, buna rağmen fıkıh âlimleri içtihatta bulunmuşlardır.

 

İslam Felsefecilerinin Eleştirileri: Felsefe varlığın ontolojik ve statüsünü bağımsız ele alır. Dinin hedefi ahlâkî ve pratik karakterdir. Felsefe zihinsel ve felsefî doğruluğu öncelikli hedef olarak belirler.

 

* Fârâbî ve ibn Sinâ ilahiyât, Nübüvvet ve meâd (ahret) temel meseleleri konu edinseler de Aristotelesçi-Yeniplatoncu geleneği benimsemişlerdir. Âlemin meydana gelişini yaratma değil, sudûr nazariyesiyle açıklamışlardır. Yoktan yaratmayı kabul etmedikleri için atomcu anlayışı reddederler. 

 

* Fârâbî kelâmcıların duyu, haber, akıl yoluyla elde edilen veriyi inceleyerek dini destekleyenleri kullandıklarını, çelişenlerin de yanlışlarını göstermeye çalıştıklarını dile getirir.

* İbn Sinâ da atom teorisini reddeder, sistemli eleştiri yapmaz.

* Felsefeden kelâma köklü eleştiriyi ibn Rüşd yapmıştır. İbn Rüşd felsefesinde felsefe-din arasında uzlaşma vardır, felsefe ve dinin kendine özgü prensipleri vardır ve birbirinden farklı olmak durumundadır. ( Nahl 16/125) ayetine dayanarak tasdik açısından insanları 3’e ayırır.

1) hükmü kesin aklî delillerle tasdik eder, felsefe buna hitap eder.  2)cedelî sözlerle tasdik eder.   3)İknâî sözlerle tasdik eder. Bu tasif açısından kelâmcıların tutumu cedel- mücadeleye, Selefiyye’nin metodu güzel öğütle davete karşılık gelir.

* Cedelî metot insanlara fayda sağlamaz, her zaman geçerli değildir.

 

İbn Rüşd’ün kelâma metot açısından yönelttiği eleştirilerin hareket noktaları?

1) aklî delille dayanmayan hükümlerle dini anlamaya çalışmaları

2) cedel-hitâbet Kur’an üslûbuna uymayan bahisleri avama açması 

3) vahyin tevile açık manalarını halka açıklamalarıdır

 

* İbn Rüşd’e göre hudûs delili zor anlaşılır yapı sergiler. Kur’an’da âlemin yaratılmasıyla ilişkin hususlarda hudûs delili kullanılmamış, kullanmak bid’attir.

 

* 5. ve 11. yyda akaid risalesi mahiyetindeki eserler yaygınlık kazanmıştır. Günümüzde Kelâma Yöneltilen Eleştiriler: insan davranışını biçimlendirecek pratik etki koymamış olmasıdır. Kelâmın amacı Kur’an’da “takvâ” olarak isimlendirilen Allah ve insana karşı duruşu sevk etmeye çalışmaktır. Eş’arî kelamcıları bu konuda başarılı olamamışlardır. İnsan hürriyetini neredeyse yok saymışlardır.

* Kelâmda belli öğretiyi desteklemek için delil getiren nass yorumlanış haliyle mutlaklaşıp sorgulanmaz hale gelmiştir.

* Kelâmcılar âlemden hareketle Allah’ın varlığını bulmayı amaçladılar. Pozitif bilimler alanında çalışma yapılmadığı yalandır, İslam’ın geri kalma nedeni yalnızca kelâm ilmi değildir. Kelâm; dinin değişmez ilkelerini ortaya koyup diğer bilim dallarına temel oluşturmak ve problemler- eleştirilere karşı İslam’ı savunmaktır.




الطالب المجتهد
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,078 Saniyede Yüklendi.



gebelik haftası hesaplama | ehliyet yenileme | boğaz ağrısına ne iyi gelir | apandisit belirtileri | mtv hesapla | hamile kalmanın yolları | konut kredisi hesaplama | teb bankası | akbank kredi | ihtiyaç kredisi hesaplama | en uygun konut kredisi | garanti kredi | en uygun kredi rüya yorumları tabirleri