Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
Arapça'yı Nasıl Öğrendim? - كيف تعلمت اللغة العربية؟
  Forum Anasayfası Onlinearabic.net www.onlinearabic.netArapça'yı Nasıl Öğrendim? - كيف تعلمت اللغة العربية؟

Mesaj icon Konu: Yabancı dil eğitiminde neden başarısızız?

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Yazar Mesaj
arapçaöğretmen
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mayıs2010
Konum: Rize
Gönderilenler: 3921

Alıntı arapçaöğretmen Cevapla bullet Konu: Yabancı dil eğitiminde neden başarısızız?
    Gönderim Zamanı: 09Ekim2014 Saat 23:39

Yabancı dil eğitiminde neden başarısızız?

Türkiye ’de yabancı dil eğitiminin önemi ve bu alanda yaşanan sorunlar, Cumhuriyetin kuruluş yıllarından ve hatta daha da öncesinden bu yana kamuoyunun gündeminden düşmüyor. YÖK’ün üniversite öğrencilerinin yabancı dil bilgisiyle donatılması konusunda stratejik önerisi, bu kurula ait Şubat 2007 Yükseköğretim Strateji Raporu’nda şöyle dile getiriliyor:
“Genel olarak küreselleşen dünyada yarışabilirliğini arttırmak ve AB’de yer almak isteyen Türkiye’de, üniversite öğrencilerinin en az bir yabancı dili bilerek üniversiteden mezun olmasını sağlamak gerekir. Bu bir asgari koşuldur. AB ülkeleri, öğrencilerinden en az iki yabancı dil bilmesini beklemektedir... Bu sorun (yabancı dil eğitimi) uzun süredir Türkiye’nin gündemindedir. Yükseköğretim düzeyinde, Türkiye’nin bu sorunu çözmek için yaptığı düzenlemelerin şimdiye dek yeterince başarılı olduğu söylenemez. Türk eğitim sisteminin genelde bu konuda güçlü bir iddia ortaya koyması gerekir... Üniversitelerin, öğrencilerine lisan öğrenme kanallarını sadece tek bir dili (İngilizce) öğretmeye yöneltmesi de yetersizdir. Birden fazla dil öğrenilmesi özendirilmelidir.”

IP
arapçaöğretmen
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mayıs2010
Konum: Rize
Gönderilenler: 3921

Alıntı arapçaöğretmen Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 09Ekim2014 Saat 23:40

Başarının kesin koşulları


Ne var ki bu hedeflerin önemle üzerine düşülmesine, maddi ve manevi fedakârlıklara katlanılmasına, 1956’da ODTÜ’nün kurulmasından günümüze dek Türkçe’yi bir yana iterek yükseköğretimde tamamen yabancı dille eğitim yapılmasına kadar götürülen uygulamalara başvurulmasına rağmen, bu alanda bugün hâlâ ciddi sorunlar yaşanıyor.
Öyle ki mevcut durumun yarattığı tehdidin Türk yükseköğretiminin kalitesini düşürdüğü de acı bir gerçek. Nitekim yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’nin, İngilizce yeterliliğinde 44 ülke arasından (Şili, Suudi Arabistan, Endonezya gibi ülkelerden sonra) en başarısız 43. ülke olması ve Kazakistan’ın da 44. ülke olarak takip etmesi de bu gerçeği doğruluyor.

Ancak yaşadığımız sorunlara çözüm üretebilmek için bugün Türkiye’de yabancı dil eğitiminde aşmamız gereken sorunların ne olduğunu ve bunların nedenlerini irdeleyerek ileriye dönük yapıcı önerilerde bulunmamız gerekiyor. Bu nedenle ulusal ve kurumsal düzeyde uygulanabileceği düşüncesiyle geliştirdiğimiz bir ‘yabancı dil eğitim modeli’ni (kısaca ‘model’) aşağıdaki şemada ilgililerin takdirine sunuyoruz:
Şemadan da anlaşılacağı üzere, modelin başarılı biçimde uygulanabilmesi için, yerine getirilmesi gereken ‘birbirine bağlı’ ve ‘olmazsa olmaz’ nitelikte birçok başarı koşulu var. Bu koşullardan birinin eksikliği veya yetersizliği, tüm eğitim faaliyetini verimsiz kılar ve tüm uğraşlara rağmen arzu edilen sonuçlar elde edilemez.

Modelde, aralarında nitelik farkı olan değişken koşulların var olması yanında, bunlardan her birinin kendi bünyesinde çok sayıda kalite koşulunun bulunduğunu da eklemeliyiz. Ancak belirtmeliyiz ki, ‘model’deki farklı niteliklere sahip ‘akademik’ koşullarla ‘idari’ koşullar arasında birbirini destekleyecek biçimde uyum sağlayabilen etkin bir kurumsal eşgüdüm yönetiminin var olması hayati öneme sahip.

Başka bir deyişle, bir kurumda ‘akademik yönetim’ ne kadar güçlü olursa olsun, ‘idari yönetim’in bozukluğu, düzensizliği veya yetersizliği, yabancı dil eğitim faaliyetini o kurumda başarısızlığa mahkûm eder. Bunun tam tersi de geçerli. Güçlü bir ‘idari yönetim’, verimsiz bir ‘akademik yönetim’in var olması halinde yabancı dil eğitiminin başarılı olmasını sağlamaz. Bu nedenle ‘akademik yönetim’le ‘idari yönetim’in güçlü biçimde koordine edilmesi ve dengelenmesi gerekir.

Dolayısıyla herhangi bir yabancı dil eğitimi sürecinde, böylesi karmaşık koşulların yerine getirilebilmesi için sarf edilen gayretlerin sonucunda büsbütün başarısız kalmanın yanı sıra, verimli ve doyurucu başarılara farklı seviyelerde ulaşmak da mümkün.
IP
arapçaöğretmen
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mayıs2010
Konum: Rize
Gönderilenler: 3921

Alıntı arapçaöğretmen Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 09Ekim2014 Saat 23:41

Yetersiz birikim


Kanımızca bugün Türkiye’deki yükseköğretimde yabancı dil eğitimi alanında bu denli büyük sorunlar yaşanmasının temel nedenlerinden biri, gerek YÖK’ün gerekse üniversitelerin üst düzey yönetici ve denetleyicilerinin yabancı dil eğitiminin niteliği ve koşullarıyla ilgili akademik bilgi ve birikimlerinin yetersiz kalması. Bir diğer sebep de uygulamada yabancı dil eğitimine mahsus idari, mali ve akademik yönetim bilincinin var olmaması.

Şöyle ki, bir yabancı dilin öğrenimi ve öğretimi, diğer alan derslerinin eğitiminden özü ve niteliği itibariyle farklı bir eğitim sürecidir. Her şeyden önce bu, süreklilik gerektiren, son derece dinamik, değişken, çok yönlü ve karmaşık bir süreç olduğu gibi, tarih, sosyoloji, fizik, vb. alan derslerinin eğitiminde bilgi yüklemesi yapılmasının tersine, okuma, yazma, dinleme, konuşma gibi dil becerilerini özümsemeyi ve bunları kesintisiz biçimde kullanarak geliştirmeyi gerektiren adeta bir tür meslek eğitimidir.

Böylesi kompleks bir eğitim süreci boyunca yabancı dil öğrenen kişi, art arda, kademeli olarak, birbirinden farklı ama aynı zamanda birbirine içsel bağlantılı ve her birinin kendine has dil kullanım özellikleri olan birçok öğrenim kademesinden geçer. Bu süreç, sonu olmayan ve hatta yaşam boyu devam etmeyi gerektiren sürekli bir öğrenim sürecidir.
Öte yandan üniversiteler, hedefledikleri uluslararası nitelikli eğitim kalitesine ulaşmakta anahtar rol oynamasına rağmen, yabancı dil eğitimine hak ettiği önemi vermiyor. Örneğin, ilgili üniversitelerin hazırladığı yönetim veya stratejik gelişme planlarında, diğer fakülte ve bölümlerin öngördüğü faaliyetler esas alınırken, üniversitenin ihtiyaçları doğrultusunda yapılması gereken yabancı dil stratejik planlamasının yapılması, yetkililerin hatırına dahi gelmiyor. Bu da yabancı dil eğitiminin üniversite bünyesinde üst yönetimce ne kadar önemsendiğinin göstergesi.

Bundan daha da vahim olarak ilgili üniversiteler, mevcut uygulamalarda, yabancı dil eğitiminin diğer alan derslerinin öğretim ve öğreniminden öz ve nitelik bakımından farkı olduğu ve bu eğitimin süreklilik gerektirdiği gerçeğini benisemiyor.
Örneğin, hazırlık yılından lisans son sınıfa kadar, her dönem ve yıl için aşamalı, zorunlu, önkoşullu ve alan derslerine paralel olarak, temel ve mesleki gereksinimleri karşılayacak düzeyde, ‘üniversite yabancı dil eğitimi müfredat planlaması’ yapılmasını önemsemiyorlar.
Bu durum, eğitim dili kısmen (yüzde 30) ya da tamamen (yüzde 100) İngilizce olan üniversiteler için çok daha endişe verici.
Oysa 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 49. maddesi, “Eğitim-öğretimini kısmen veya tamamen bir yabancı dilden yapan yükseköğretim kurumlarında... bir yıla kadar süreli yabancı dil hazırlık öğrenimi uygulanır... Normal öğrenim süresince öğrencilerin yabancı dil bilgilerinin geliştirilmesi için öğretim kurumlarınca gerekli önlemler devamlı şekilde alınır” ilkesini öngörmekte.

Ancak her ne kadar hazırlık okulu aşamasındaki eğitimin kısmen de olsa sürekliliği, lisans düzeyinde anabilim ders müfredatlarına sözde paralel biçimde ve haftada zorunlu 2-3 saatle, sayıları 50 öğrenci ve üstüne varan kalabalık sınıflarda (!) uygulanıyorsa da, bunun göstermelik bir uygulama olduğu açık.
IP
arapçaöğretmen
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mayıs2010
Konum: Rize
Gönderilenler: 3921

Alıntı arapçaöğretmen Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 09Ekim2014 Saat 23:41

Daha gerçekçi bir müfredat

 

Oysa hazırlık yılındaki temel İngilizce eğitiminden sonra, tüm fakülte yıllarındaki alan derslerine entegre edilerek, İleri Düzey İngilizce, Sosyal ve Akademik İçerikli İngilizce, Basın-Yayın İngilizcesi, Uluslararası İlişkiler-Hukuk İngilizcesi, Ticaret ve Maliye İngilizcesi, Fen ve Teknoloji İngilizcesi, Tıp İngilizcesi, Bilişim İngilizcesi, yazılı ve sözlü Türkçe-İngilizce mesleki alan çevirileri, vb. derslerden oluşan ve gerçekçi biçimde belirlenmiş hedefler doğrultusunda bir müfredat hazırlamak mümkün. Böylece lisans son sınıf itibariyle öğrencilerin diğer Avrupa Birliği ülkelerindeki öğrenciler gibi en az B2 seviyesini uluslararası sınavlarla kanıtlamasını zorunlu kılan, üniversitenin tüm akademik müfredatları çerçevesinde titizlikle hazırlanmış bir yabancı dil eğitimi uygulaması daha verimli, akılcı ve gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.

Ancak böyle bir müfredatın uygulanması her şeyden önce alan derslerini veren öğretim üyelerinin, bölüm başkanlarının, fakülte dekanlarının ve üniversite üst yönetiminin, yabancı dil eğitiminin niteliğiyle ilgili akademik yönetim, vizyon, bilinç ve birikimine bağlıdır. Buna bağlı olarak, bu derslere ayrılacak ders saatleri, derslerde öğrenci-öğretim elemanın oranı, öğrenim ve öğretim araç, gereç ve kaynak donanımı, hem bizzat yabancı dili öğretecek hem de bazı durumlarda sözü edilen uluslararası nitelikli spesifik dersleri (Uluslararası Hukuk, Uluslararası Ticaret Hukuku, Uuluslararası Kriz Diplomasisi, Avrupa Hukuku, vb.) yabancı dille öğretebilecek öğretim elemanlarının akademik birikimi, deneyim ve vasıfları önem taşır. Aynı zamanda tabii ki alan derslerinin de bu müfredata göre dengeli biçimde uyarlanması gerekir.

Netice itibariyle bu tür bir müfredat, bazı alan derslerinin öğrenimini uluslararası düzeyde nitelikli kılmak amacıyla geliştirilmiş, akademik vizyon ve üst yönetimlerde akademik özveri gerektiren bir uygulama.

Bunun ötesinde YÖK ve üniversitelerce yabancı dil eğitimine verilmesi gereken önem oranında mali yatırım yapılmadığı ve profesyonel işletmeciliğin temel ilkeleri doğrultusunda sağlıklı bir insan kaynakları yönetiminin de uygulanmadığı görülüyor.
Mevcut durumda bir İngilizce öğretim elemanının (okutman), kadro ve dolayısıyla insan gücü eksiğinden dolayı haftada ortalama 25-30 saat ders vermeye zorlanması, son derece olumsuz bir eğitim ortamı oluşturuyor. Haftada 15 saatlik makul bir ders yükünü aşan bu ders yükü, okutmanların hem ders içi öğretim performanslarını zayıflatıyor, hem ders dışı yönetim toplantılarına katılmalarını aksatıyor, hem de sınav hazırlığı ve değerlendirmesi, müfredat ve materyal geliştirme gibi idari ve akademik sorumluluklarını yeterince yerine getirememelerine yol açıyor. Daha da kötüsü, çalışma süreleri içinde uygulanan ders içeriklerinin ve bir bütün olarak genel müfredatın kalite düzeyinin denetlenmesi, geliştirilmesi ve kalitenin sürekliliğinin sağlanması için gerekli olan hizmet içi eğitimden de yoksun kalıyorlar.
IP
arapçaöğretmen
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mayıs2010
Konum: Rize
Gönderilenler: 3921

Alıntı arapçaöğretmen Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 09Ekim2014 Saat 23:42

Okutmanları hafife almayın


Özetle, diğer alan derslerini veren öğretim elemanlarına kıyasla çalışma koşullarının daha zor olmasına rağmen okutmanlarına yeterli maaş ödenmemesi, kendilerinin sanki akademik vasfı olmayan ikinci sınıf öğretim elemanı olarak algılanması, hem kariyerlerinin gelişiminden hem de hizmet içi eğitimden yoksun kalmaları, ilgili üniversitelerdeki yabancı dil eğitimini verimsiz kılıyor. Unutulmamalı ki, yükseköğretim kurumlarında görev almış nitelikli okutmanlar, hem o kurumda hedef alınan başarılı bir yabancı dil eğitiminin hem de o kurumun uluslararası düzeyde ulaşacağı eğitim kalitesinin anahtarını ellerinde tutan elemanlardır.

Sonuç olarak, yükseköğretimde yabancı dil eğitiminde başarısızlığımıza yol açan birçok temel sorundan bazılarını özetlemek gerekirse, bunlar;

* Yabancı dil eğitiminin niteliğinin ve kalite koşullarının üst yönetimlerce gerektiği gibi algılanmaması,
* Önem veriyor gibi görünmelerine rağmen aslında pek de önem vermememeleri,
* Yabancı dil eğitimine ait kalite koşullarının yerine getirilmesi bakımından zorunlu olan yatırımların yapılmaması,
* Dolayısıyla bu tür bir eğitim için etkinliği olan idari ve akademik düzenlemelerin gerçekleştirilmemesi.

Bundan sonraki yazılarımızda yabancı dil eğitiminde başarısızlığımıza yol açan diğer temel sorunlara ve onların çözüm önerilerine değinmeye devam edeceğiz.

(SİNAN BAYRAKTAROĞLU: Profesör Doktor.)

IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma

Bulletin Board Software by Web Wiz Forums version 8.03
Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,108 Saniyede Yüklendi.



1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | rüyada ağlamak | siyah peynir | rüyada köpek görmek | rüyada altın görmek | rüyada para görmek | rüyada bebek emzirmek | rüyada gelinlik giymek | rüyada eski sevgiliyi görmek | rüyada silah görmek | rüyada örümcek görmek | rüyada kavga etmek | rüyada aslan görmek | rüyada papağan görmek | rüyada timsah görmek | rüyada domuz görmek | rüyada hırsız görmek | rüyada burun kanaması | rüyada bal görmek | rüyada örümcek görmek