Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
11. Sınıf Arapça
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİMAM HATİP LİSESİ & AÖ - ANADOLU İMAM HATİP LİSESİİmam Hatip Lisesi & Anadolu İmam Hatip Lisesi & ÇPL11. Sınıf Arapça
Mesaj icon Konu: Kane Ve kardesleri Lazım Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
Cronichh
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 22Mart2011
Gönderilenler: 0

Alıntı Cronichh Cevapla bullet Konu: Kane Ve kardesleri Lazım
    Gönderim Zamanı: 05Nisan2012 Saat 20:22



Kane Ve kardeslerini örneklerle acıklama yıllık ödevim var ayrıntılara inerek anlatırmısınız rıca etsem nette hep üstüncen gecme var bana biraz daha ayrıntı var şimiden ALLAH Razı olsun..



IP
Cronichh
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 22Mart2011
Gönderilenler: 0

Alıntı Cronichh Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 12Nisan2012 Saat 20:16



yardım edicek birisi yokmu pazartesiye lazım lütfen yardım edin



IP
seemaa
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 01Ocak2009
Konum: İstanbul
Gönderilenler: 67

Alıntı seemaa Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 12Nisan2012 Saat 20:27
sitede  sanırım tüm konular için az da olsa bilgi bulabilirsin ... arama bölümünden...
 
bu linkte  kane konusu var...


Düzenleyen seemaa - 12Nisan2012 Saat 20:28

IP
together
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 10Kasım2009
Gönderilenler: 0

Alıntı together Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 12Nisan2012 Saat 22:29
 
NE VE KARDEŞLERİ (Kâne ve Benzerleri)

İrab (hareke) bakımından “إِنَّ ve Kardeşleri”nin tam tersine isimlerini ref haberlerini nasbederler. Kâne ve kardeşleri sekiz adet fiil-i mâzîden oluşur. Bu sekiz fiili mâzîden her birinin muzâri ile emri de aynı işi yapar. Yani, isim cümlesi olan mübtedâ ve haberin önüne gelip mübtedâyı merfû haberi de mansûb okutur. Bunlara nâkıs (eksik) fiiller de denir. Nâkıs fiil denmesinin sebebi; merfû ismiyle birlikte tek bir mânâ ifâde etmeyip ikinci ismi istemeleridir. حَضَرَ الْوَلَدُ (Çocuk geldi) deyince cümle anlamı yeterli olur fakat كاَنَ الْجَوُّ (Hava idi) deyince yetmez, mana eksik kalır. Yanına ikinci bir isim ilâve edilerek كاَنَ الْجَوُّ باَرِداً (Hava soğuk idi) deyince mana tamamlanır.

Nâkıs veya Kâne benzeri olan fiiller ve işlevleri şunlardır:

باَتَ

ظَلَّ

أَضْحَى

أَمْسَى

أَصْبَحَ

لَيْسَ

صاَرَ

كاَنَ

Şimdi bunları sırasıyla görelim:

كاَنَ: ..idi, oldu

Bir önceki konuda mâzî ve mûzari çekimini verdiğimiz كاَنَ fiilinin asıl manası ..idi olup nâkıs fiildir. Tam fiil olarak kullanıldığında ismi haberi şeklinde söylenmez. Çünkü o zaman mübtedâ haberin önünde değil bir fiil cümlesinin içinde (birleşik fiil olmak üzere) yardımcı fiil vazifesini görür.

كاَنَ وُجِدَ

bulunmuştu

كاَنَ يَقْرَأُ

okuyordu

كاَنَ كَتَبَ

yazdı idi, yazmıştı

(قَدْ)lı mâzî fiil olursa mişli geçmiş zamanın hikayesi olur:

كُنْتُ قَدْ عَلِمْتُ.

bilmiştim

كاَنَ (diğer benzerleri gibi) isim cümlesinin önüne geldiği zaman ise mübtedâyı olduğu gibi bırakır, haberini(n son harfinin harekesini) mansûb (fethalı) yapar. En çok kullanılan nâkıs fiildir.

Cümle örnekleri:

كاَنَ الْبَرْدُ شَدِيداً.

Soğuk şiddetliydi.

اَلْبَرْدُ شَدِيدٌ.

Soğuk şiddetlidir.

كاَنَتِ الرِّحْلَةُ مُمْتِعَةً.

Yolculuk faydalıydı.

اَلرِّحْلَةُ مُمْتِعَةٌ.

Yolculuk faydalıdır.

كاَنَ الْأُسْتاَذُ غاَئِباً.

Hoca yoktu.

الْأُسْتاَذُ غاَئِبٌ.

Hoca yoktur.

كاَنَ الدَّرْسُ سَهْلاً.

Ders kolaydı.

اَلدَّرْسُ سَهْلٌ.

Ders kolaydır.

كاَنَ الْبَيْتُ نَظِيفاً.

Ev temiz idi (temiz oldu) .

اَلْبَيْتُ نَظِيفٌ.

Ev temizdir.

كاَنَ الزِّحاَمُ شَدِيداً.

Kalabalık şiddetli idi.

(çok kalabalık oldu)

اَلزِّحاَمُ شَدِيدٌ.

Kalabalık şiddetlidir.

* İsim cümlesinin başına sadece كاَنَ nin gâib müfred mâzî hali gelmez. Çekimli olduğunda كاَنَ nin ismi fiille birlikte olur. Ardından haberi gelir. (كاَنَ) ve kardeşlerinin ismi bazen müstetir [(هُوَ هِيَ) gibi fiilin içinde saklı zamir] olarak veya (كاَنَ) nin çekimi içinde (كُنْتَgibi fiil+fâil) olarak da gelebilir.

كاَنَ ياَسِرُ تِلْمِيذاً فِي الْمَدْرَسَةِ الْمُتَوَسِّطَةِ.

Yâsir ortaokulda öğrenciydi.

كاَنَ تِلْمِيذاً فِي الْمَدْرَسَةِ الْمُتَوَسِّطَةِ.

Ortaokulda öğrenciydi.

كاَنَتْ مُباَراَةً جَمِيلَةً.

Güzel bir maçtı.

كُنْتَ مَرِيضاً.

Hastaydın.

كُنْتُ فِي الْمُسْتَشْفَى.

Hastanedeydim.

كُنْتَ مَشْغوُلاً.

(Sen) meşguldün.

Örneğin bu cümlede (تَ) zamiri (كاَنَ) nin ismi olup mahallen merfûdur. (مَشْغوُلاً) de (كاَنَ)nin haberi olup mansûbtur. Diğer örnekler:

هَلْ كُنْتَ سَعِيداً هُناَكَ ؟

Orada mutlu muydun?

سَتَكُونُ[2] رِحْلَةً مُمْتِعَةً.

Faydalı bir gezi olacak.

سَيَكُونُ كِتاَباً جَيِّداً.

İyi bir kitap olacak.

سَأَكُونُ مَشْغُولاً فِي ذَلِكَ الْوَقْتِ.

O vakitde meşgul olacağım.

F كاَنَ nin ismi de haberi de tamlama şeklinde gelebilir. Bu özellikler كاَنَnin diğer benzerleri için de geçerlidir:

كاَنَ طَواَفُ الْمُسْلِمِينَ بِالْكَعْبَةِ سَهْلاً أَمْسِ

Müslümanların Kabe’yi tavafı dün kolaydı.

كاَنَ عُمَرُ بْنُ[3] الْخَطاَّبِ خَلِيفَةً عاَدِلاً.

Ömer İbnu’l-Hattab (Hattab’ın oğlu Ömer) âdil bir halife idi.

لَمْ يَكُنِ الراَّعِي غاَئِباً هَذِهِ الْمَرَّةَ بَلْ كاَنَ مَوْجُوداً.

Çoban bu sefer yok değildi bilakis mevcuttu (vardı) .

لَمْ يَكُنِ الراَّعِي مَرِيضاً هَذِهِ الْمَرَّةَ بَلْ كاَنَ صَحِيحاً.

Çoban bu sefer hasta değildi bilakis iyiydi.

كاَنَ أَخِي مَحْبُوباً مِنْ جَمِيعِ زُمَلاَئِهِ.

Kardeşim tüm arkadaşları tarafından seviliyordu.

كاَنَ الرَّجُلُ سَعِيداً بِأَوْلاَدِهِ الناَّجِحِينَ.

Adam başarılı çocuklarıyla mutluydu.

أَ أَنْتَ مُواَفِقٌ عَلَى الْعَمَلِ هُناَ.

Burada çalışmaya muvafık mısın? (uygun görüyor musun) ?

أَ كُنْتَ مُواَفِقاً عَلَى الْعَمَلِ هُناَ.

Burada çalışmaya muvafık mıydın? (uygun görüyor muydun) ?

*Harf-i cer ya da zarfla başlayan (“var” manası ifade eden) cümle parçası mübtedâ değil öne geçmiş haberdir (haber mukaddem). Var olan şey de muahhar mübtedâ olur. Böylece dolayısıyla (كاَنَ)’nin haberi de öne geçmiş haber, (كاَنَ) nin ismi de sonradan gelen isim olmuş olur:

فِي الْغُرْفَةِ رِجاَلٌ.

Odada adamlar var.

كاَنَ فِي الْغُرْفَةِ رِجاَلٌ.

Odada adamlar vardı.

بَيْنَهُمْ طاَلِبٌ نَشِيطٌ.

Aralarında çalışkan bir öğrenci var.

أَ كاَنَ بَيْنَهُمْ طاَلِبٌ نَشِيطٌ.

Aralarında çalışkan bir öğrenci var mıydı?

لاَ ، لَمْ يَكُنْ بَيْنَهُمْ طاَلِبٌ نَشِيطٌ.

Hayır, aralarında çalışkan bir öğrenci yoktu.

أَماَمَهُنَّ حَدِيقَةٌ جَمِيلَةٌ.

(Bayanların) Önlerinde güzel bir bahçe var.

أَ كاَنَتْ أَماَمَهُنَّ حَدِيقَةٌ جَمِيلَةٌ ؟

Önlerinde güzel bir bahçe var mıydı?

لاَ ، لَمْ تَكُنْ أَماَمَهُنَّ حَدِيقَةٌ جَمِيلَةٌ.

Hayır, önlerinde güzel bir bahçe yoktu.

فِي ذَلِكَ الْمَكاَنِ صَدِيقاَنِ.

O mekanda iki arkadaş var.

كاَنَ مَعَكَ فِي ذَلِكَ الْمَكاَنِ صَدِيقاَنِ.

Seninle birlikte o mekanda (orda) iki arkadaş vardı.

كاَنَ مَعَكُمْ فِي ذَلِكَ الْمَكاَنِ مُدَرِّسُونَ.

Sizinle birlikte orda öğretmenler vardı.

*İsmi fâil "Kâne" fiilinin haberi olunca geçmiş zamanın sürekli halini oluşturur.

هُوَ كاَنَ ساَجِداً لِلَّهِ.

O Allah'a secde ederdi.

*كاَنَ fiili Allah ile kullanıldığında anlamı zamanla sınırlı değildir. Sadece geçmişi anlatmaz, durumu bildirir ve haberin sonsuz devamlılığını gösterir. كاَنَ يَكُونُ ebedidir, ezelidir manalarına da gelir.

كاَنَ اللَّهُ عَلِيماً حَكِيماً.

Allah bilir ve hakîmdir.

وَ كاَنَ اللَّهُ غَفُوراً رَحِيماً.

Allah bağışlayıcı ve merhametlidir.

*Olumsuz كاَنَnin haberi muzâri olduğunda başında esreli bir (لِ) bulunabilir. Buna inkar lâmı (lâmul cuhûd) denir ve yanında gizli bir (أَنْ) olduğu düşünülür:

ماَ كاَنَ الصَّدِيقُ لِيَخُونَ[4] صَدِيقَهُ.

Arkadaş arkadaşına asla ihanet edecek değildir.



Düzenleyen together - 14Nisan2012 Saat 11:26

IP
together
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 10Kasım2009
Gönderilenler: 0

Alıntı together Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 12Nisan2012 Saat 22:31
 

صاَرَ : oldu, dönüştü. Bir halden diğer hale geçmeyi anlatır.(صاَرَ يَصِيرُ)

اَلثَّوْبُ قَصِيرٌ.

Elbise kısadır.

صاَرَ الثَّوْبُ قَصِيراً.

Elbise kısa oldu.

اَلطاَّلِباَنِ مُجْتَهِداَنِ.

İki öğrenci çalışkandır.

صاَرَ الطاَّلِباَنِ مُجْتَهِدَيْنِ.

İki öğrenci çalışkanlaştı.

اَلتِّلْمِيذَتاَنِ مَحْبُوبَتاَنِ.

İki öğrenci sevilendir (sevilmektedir) .

صاَرَتِ التِّلْمِيذَتاَنِ مَحْبُوبَتَيْنِ.

İki öğrenci sevilen oldu.

أَصْبَحَ: sabah (vakti) oldu, sabahladı ( أَصْبَحَ يُصْبِحُ )

اَلْجَوُّ مُمْطِرٌ.

Hava yağmurludur.

أَصْبَحَ الْجَوُّ مُمْطِراً.

Hava yağmurlu oldu (Hava yağmurlu olarak sabahladı) .

اَلْحَدِيقَةُ جَمِيلَةٌ.

Bahçe güzeldir.

أَصْبَحَتِ الْحَدِيقَةُ جَمِيلَةً.

Bahçe güzel oldu.

هُماَ مُهَنْدِساَنِ.

O ikisi mühendistir.

أَصْبَحاَ مُهَنْدِسَيْنِ.

O ikisi mühendis oldular.

هُمْ مَشْغُولُونَ.

Onlar meşguldürler.

أَصْبَحُوا مَشْغُولِينَ.

Meşgul oldular.

هُنَّ مُمَرِّضاَتٌ.

Onlar hemşiredir.

أَصْبَحْنَ مُمَرِّضاَتٍ.

Onlar hemşire oldular.

أَضْحَى : kuşluk (vakti) oldu, kuşlukladı (أَضْحَى يُضْحِي)

اَلْغَماَمُ كَثِيفٌ.

Bulut yoğundur.

أَضْحَى الْغَماَمُ كَثِيفاً.

Bulut yoğun oldu (Bulut yoğun olarak kuşlukladı) .

اَلشاَّرِعُ مُزْدَحِمٌ.

Cadde kalabalıktır.

أَضْحَى الشاَّرِعُ مُزْدَحِماً.

Cadde kalabalık oldu (Cadde kuşluk vakti kalabalıklaştı) .

ظَلَّ : gündüz (vakti) oldu, devam etti (ظَلَّ يَظَلُّ)

اَلْغُباَرُ ثاَئِرٌ.

Toz kalkmaktadır.

ظَلَّ الْغُباَرُ ثاَئِراً.

Toz kalkar oldu (Gündüz toz kalkar halde devam etti) .

الْأُمُّ صاَبِرَةٌ.

Anne sabırlıdır.

ظَلَّتِ الْأُمُّ صاَبِرَةً.

Anne sabırlı olmaya devam etti.

ظَلَّ الْمُعَلِّمُ فِي خِدْمَةِ التَّعْلِيمِ.

Öğretmen talim (eğitim) hizmetinde devam etti.

ظَلَّتِ الْبَناَتُ يَلْعَبْنَ فِي الْفِناَءِ.

Kızlar avluda oynamaya devam etti.

أَمْسَى : akşam (vakti) oldu, akşamladı (أَمْسَى يُمْسِي)

اَلْعاَمِلُ مُتْعَبٌ.

İşçi yorgundur.

أَمْسَى الْعاَمِلُ مُتْعَباً.

İşçi yorgun oldu (İşçi yorgun olarak akşamladı) .

اَلْمُدَرِّساَتُ سَعِيداَتٌ.

Öğretmenler mutludur.

أَمْسَتِ الْمُدَرِّساَتُ سَعِيداَتٍ.

Öğretmenler mutlu olarak akşamladı[5].

باَتَ : geceleyin oldu, geceledi (باَتَ يَبِيتُ)

اَلْمَرِيضُ مُتَأَلِّمٌ.

Hasta acı çekmektedir.

باَتَ الْمَرِيضُ مُتَأَلِّماً.

Hasta acı çeker oldu (Hasta acı çekerek geceledi) .

(أَصْبَحَ أَضْحَى ظَلَّ أَمْسَى باَتَ ) kelimelerinin hepsi yardımcı fiil olarak صاَرَ manasında kullanılabilir. Bunlara صاَرَ benzerleri de denir. صاَرَ (oldu) bir halden bir hale dönüşmeyi ifade ederken zaman mefhumu yoktur. Hepsi de “oldu” şeklinde tercüme edilebilir. Ancak ifade ettikleri zamanın anlamı zihnen muhafaza edilir.

*Yukarıda ikinci olarak verilen anlamlar tam fiil olarak kullanıldığında tercüme edilir. Mâzî muzâri emir olmak üzere bütün siygaları kullanılır.

أَصْبَحَ الرَّجُلُ فِي الْمُسْتَشْفَى.

Adam hastanede sabahladı.

لِماَذاَ يُحِبُّ كَثِيرٌ مِنَ التَّلاَمِيذِ أَنْ يُصْبِحُوا ضُباَّطاً فِي الْجَيْشِ ؟

Niçin öğrencilerden çoğu (öğrencilerin çoğu) orduda subay olmayı sever (ister)?

Mesela ilk cümlede أصْبَحَ yı tam fiil olarak kabul edersek, o zaman bu fiillerden sonraki isme أصْبَحَ ‘nın ismi ve haberi demeyiz. Fiil cümlesinin elemanları olarak أَصْبَحَ fiil اَلرَّجُلُ fâil, فِي الْمُسْتَشْفَى da mef’ûlün bih gayr-i sarih olur.


IP
together
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt Tarihi: 10Kasım2009
Gönderilenler: 0

Alıntı together Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 12Nisan2012 Saat 22:32
 

Nakıs fiillerden en çok kullanılanı كاَنَ – لَيْسَ صاَرَ dır.

Not: Tahfif (kolaylık) kabilinden كاَنَnin muzâri meczûmundan (يَكُنْ) ve nehyinden bazen nun harfleri düşürülebilir. Bu kullanılış daha ziyade Kur’ân-ı Kerim ve eski metinlerde görülür.

إِنْ تَكُ حَسَنَةً يُضاَعِفْهاَ.

İyilik olursa kat kat arttırır.

لَمْ أَكُ خاَئِناً.

Hâin olmadım.

*Olumsuz كاَنَnin haberi başına zâid (بِ) harfi getirilince mana kuvvetlenmiş olur:

لَمْ يَكُنْ فِيهِ بِغَرِيبٍ.

Orada asla yabancı değildir.

*(لَيْسَ) fiili hariç diğerlerinin mâzî muzâri ve emri mevcuttur. لَيْسَ nin yalnızca mâzî çekimi vardır.

لَيْسَ: değil, olmadı Muzârisi olmayan bir fiil olarak mâzî durumunda çekime girer.

لَيْسُوا

لَيْساَ

لَيْسَ

Gâib

لَسْنَ

لَيْسَتَا

لَيْسَتْ

Gâibe

لَسْتُمْ

لَسْتُمَا

لَسْتَ

Muhatap

لَسْتِ...

Muhâtaba

لَيْسَ الْخاَدِمُ قَوِياًّ.

Hizmetçi güçlü değildir.

اَلْخاَدِمُ قَوِيٌّ

Hizmetçi güçlüdür.

لَيْسَ الْعاَمِلُ نَشِيطاً.

İşçi çalışkan değildir.

اَلْعاَمِلُ نَشِيطٌ.

İşçi çalışkandır.

هَلِ الشاَّرِعُ مُزْدَحِمٌ ؟

Cadde kalabalık mıdır?

لاَ ، هُوَ لَيْسَ مُزْدَحِماً.

Hayır, o kalabalık değildir.

هَلِ الْحُجْرَةُ واَسِعَةٌ.

Oda geniş midir?

لاَ ، هِيَ لَيْسَتْ واَسِعَةً.

Hayır, o geniş değildir.

إِنَّكِ لَسْتِ ناَدِمَةً.

Gerçekten pişman değilsin.

إِنَّنِي لَسْتُ فَقِيراً.

Gerçekten ben fakir değilim.

لَيْسَ fiili ile yapılan cümlelerde haber kısmı iki şekilde gelir:

1- Mansûb durumda;

لَسْتَ مُؤْمِناً.

Sen mü’min değilsin.

إِنَّهُمْ لَيْسُوا مُؤْمِنِينَ.

Onlar mü’min değiller.

2- Manayı te’kîd için (بِ) harfi cerine bağlı mecrûr olarak;

لَيْسَ هَذاَ شَيْئاً.

Bu bir şey değildir.

لَيْسَ هَذاَ بِشَيْءٍ.

Bu hiçbir şey değildir.

أَ لَيْسَ اللَّهُ بِرَبِّكُمْ.

Allah sizin Rabbiniz değil mi?

*Nâdiren olumsuzluk edatı olarak kullanılır:

لَيْسَ يَسْقُطُ الْمَطَرُ.Yağmur yağmıyor



Düzenleyen together - 14Nisan2012 Saat 11:25

IP
Cronichh
Yeni Üye
Yeni Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 22Mart2011
Gönderilenler: 0

Alıntı Cronichh Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 19Nisan2012 Saat 20:32
cok saoll Allah Razı olsun

IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,125 Saniyede Yüklendi.