Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Profesyonel & Amatör Tercüme Çalışmaları
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netالدراسات الترجمة - TERCÜME ÇALIŞMALARIProfesyonel & Amatör Tercüme Çalışmaları
Mesaj icon Konu: Erdoğan Sarkozy'ye Meydan Okuyor!24/12/2011(Çevr.) Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
patience
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 18Eylül2007
Gönderilenler: 201

Alıntı patience Cevapla bullet Konu: Erdoğan Sarkozy'ye Meydan Okuyor!24/12/2011(Çevr.)
    Gönderim Zamanı: 25Aralık2011 Saat 18:38



          Merhabalar, geçeenlerde Haşim Salih'in bir makalesini Türkçe'ye çevirdim. İçeriği tahmin etmişsinizdir sanırım. Sözde Ermeni soykırımı...

         Yazar farklı düşüncelere sahip olsa da görüşleri kendisini bağlar. Çeviri örneği olması açısından veriyorum.

          Bu kadar gevezelikten sonra sizleri makaleyle başbaşa bırakıyorum, yorum sizin... 
 
 
ERDOĞAN SARKOZY'YE MEYDAN OKUYOR!

Türkiye ve Fransa arasında haftalardır gerilen ipler Erdoğan’ın sert tehditleriyle sonunda koptu. Erdoğan’ın ifadelerini Abdullah Gül’ün daha yumuşak fakat aynı kararlılıktaki tehdidi izledi. Acaba neden böyle oldu? Hem NATO üyesi, hem de ticari ilişkileri ve para aktarımları son dönemde 12 milyar doları bulan iki ülke arasındaki tüm bu gerilimin nedeni nedir? Ayrıca, Fransız şirketler, Anadolu’dan on binlerce insana iş veriyor. Tüm bunlar Ermenilerin kaşı gözü uğruna heba mı edilecek? Fransız parlamentosu, Osmanlı Yönetimi tarafından Ermenilerin soykırıma uğradığını inkâr eden her bireyin bir yıl hapis ve 45 bin Euro para cezası ödemesini öngören yasa tasarısını oylamaya sundu. Yine Fransızlar tarafından benzer bir kanun 1990 yılında Yahudilerin yararına çıkarılmıştı. Aynı şekilde her kim Yahudilerin topluca yakılmasını inkâr ederse aynı cezaya maruz kalacaktı. Yani lisan-ı hal ile Ermeniler diyor ki: Herkes eşittir.. Bizim Yahudilerden neyimiz eksik?   

O dönemde, bir yandan aydınlar arasında, öte yandan siyasiler arasında sıcak sürtüşmeler yaşanndı. Büyük tarihçi Pierre Vidal Naquet, Yahudi asıllı ve de ailesinin bir bölümünü infazcı Nazı holokostunda kaybetmesine rağmen, Temsilciler Meclisinin Yahudi yararına çıkardığı kanunu reddederek devleti uyardı: “Sizin yaptığınız, Sovyetler Birliğinin Stalin ve sonrası dönemde yaptığı gibi zor kullanarak resmi bir tarih yaratma çabasıdır. Öyleyse, demokratik bir ülke ile totaliter diktatör bir ülke arasındaki fark nedir? 2006 yılında yaklaşık yirmi Fransız tarihçi, tarihi araştırmalara zarar vererek engel olduğu gerekçesiyle yönetimden, Yahudi holokostuna çıkarılan özel yasanın kaldırılmasını isteyen bir dilekçeye imza attılar. Tek bir kişi bile Yahudi holokostunu araştırma ve arşivleri açma cesaretini gösteremedi. Hatırlamak gerekirse Fransız Parlamentosu, 2001 yılında, 1915-1917 yılları arasında Osmanlı Yönetimi tarafından Ermeni katliamının gerçekleştirildiğini kabul ederek parlamentoya saygınlık kazandıran bir yasa çıkardı. Fakat bu kadarı yetmez mi? Neden geçmişteki her şey için yeni bir yasa ekliyoruz?  

Erdoğan, Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin tüm bunları seçim hedefleri ve fırsatçılık adına yaptığını dile getiriyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ise kapıda ve Ermeni toplumunun nüfusu 1.5 milyonu buluyor. Hal böyle olunca, Ermeni seçmen potansiyelinin farkında olmak önem kazanıyor. Ek olarak sosyalist aday Fransuva Holland’ın saygın ve dürüst olması Sarkozy’yi endişelendiriyor. Gelecek hafta ve aylarda savaş daha da kızışacak. Sosyalistler ise uzun süreli yokluğun ardından Elysee Sarayı’na çıkma konusunda kararlılar…

Meşhur tarihçi Pierre Nora Ermeni yasasına şu sözlerle karşı çıktı: “ Tarih yazmak politikacıların değil tarihçilerin uzmanlık alanıdır.” Başka bir ifadesinde: “Dünyadaki her katliam ve insanlık suçu için kanunlar mı çıkaracağız? O zaman neden Amerika’da soykırıma maruz kalan Kızılderililer için bir kanun çıkarmıyoruz? ” sözlerini sarf etti. Genel olarak Fransız tarihçiler şu tutum konusunda hem fikir: Özgür bir demokratik bir ülkede tarihi gerçekleri belirlemek ne parlamentonun ne de yargının işidir. Bu önde gelen düşünür ve aydınların gerçekleştirdiği özgür bilimsel araştırmayla ortaya çıkan uzmanlık işidir. Mefhum olarak tarihçi Christian Delaporte şunları dile getirdi: Biz, adı resmi tarih olan bir oluşumun karşısındayız. Neden? Çünkü biz, özgür bilimsel araştırmanın önünde duran hiçbir engelin olmaması gerektiğine inanıyoruz. Fakat, belirli bir konuda, baskıyla belirlenmiş gerçekliği empoze eden bir kanun olursa, bu resmi gerçeklikle çelişen sonuçlara ulaşan her tarihçi hakkında takibat başlayacaktır. Böylesine boğucu bir atmosferde kim özgür bir şekilde araştırma yapabilir? Demokles’in kılıcının boynuna ineceğini bildiği halde kim düşünebilir? Nerdeyiz? Stalin’in ülkesinde mi? Tarih, her şeyden önce, özgür tartışma konusudur ve öyle de olması gerekir. Aksi takdirde, kültür, felsefe ve düşünceye neşter vurulur!

Yine hatırlayalım; birçok üst düzey politikacı bu yasaya karşı. Fakat bu kişiler doğrudan Fransız Cumhurbaşkanına karşı koyamıyorlar. Belki de Sarkozy’ye başkaldırabilen bir tek Fransa Dışişleri Bakanı ve güçlü de-Gaulle’li lider var. Görünen o ki son dönemde aralarında yasa konusunda bir gerilim yaşandı. Tüm bunlar, Ermeni soykırımının hiçbir anlam ifade etmediği anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır… Herkes soykırımın gerçekleştiği ve 20. yy.’da işlenen ilk en büyük insanlık suçu olduğu konusunda hemfikir (!). Bir gün Türk komutanların soykırımı itiraf etmeleri onlara zarar vermeyecek; bilakis, bu durum onları şereflendirerek tüm dünyada itibarlarını ve şanlarını yüceltecektir. Erdoğan’ın da bir nebze olsun kendini beğenmişliğini, haddini aşan ifadelerini azaltması gerekir. Soykırımın yaklaşık bir asır önce gerçekleştiğini vurgulayalım. Bunun torunlarıyla ne alakası var? Öyleyse neden Türkler inkâr etmekte ısrar ediyor?

Nobel edebiyat ödüllü meşhur Türk yazar Orhan Pamuk’un soykırımı itiraf ettiği bilinmektedir. İtirafıyla beraber şovenist bir Türk milliyetçi partiden tehdit alarak yurtdışında yaşamaya zorlandı. Bu da doğruları söylemenin pahalıya ödenmesidir. Gerçekten pahalıya ödeme. Ayrıca onlarca Türk aydın ve gazeteci internet sitelerinde soykırımı itiraf ettiler. Bu Türkiye için büyük bir şeref ve son zamanda uyanan vicdanlarının bir göstergesi. Sözlerimi bitirirken şunları ifade etmek isterim: Katliam sadece Ermenileri değil Süryanileri de vurmuştur. Onlar tarihin tozlu sayfalarında. Sadece dirileri öldürülmedi; ölüleri bile katledildi! O vahşi katliamlarda yarım milyonu aşan insan hayatını kaybetmesine rağmen kimse onları hatırlamadı. Daha canlı resimler ve etkili bilgiye ulaşmak isteyenlere kaliteli Suriyeli yazar Henriette Abudi’nin “Elveda Mardin!” kitabını okumalarını tavsiye ederim.  

Arapça metin diğer sayfada...

 


Düzenleyen patience - 21Ocak2012 Saat 22:02



İlim bir hucce-i bi sahildir.

Anda âlim geçinen cahildir. (Nâbi)
IP
patience
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 18Eylül2007
Gönderilenler: 201

Alıntı patience Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 25Aralık2011 Saat 18:50



أردوغان يتحدى ساركوزي!
هاشم صالح
السبـت 29 محـرم 1433 هـ 24 ديسمبر 2011 العدد 12079
جريدة الشرق الاوسط
الصفحة: الــــــرأي

        منذ أسابيع والتوتر يتفاقم بين تركيا وفرنسا حتى انفجر أخيرا مع تهديدات أردوغان الغاضبة.. وقد تلاه رئيس الجمهورية عبد الله غل بلهجة أقل تهديدا ولكن مع نفس التصميم. ما الذي حصل يا ترى؟ ما سبب كل هذا التوتر بين بلدين ينتميان كلاهما إلى حلف الأطلسي ويقيمان علاقات تجارية وتبادلات وصلت إلى اثني عشر مليار يورو مؤخرا؟ الشركات الفرنسية في بلاد الأناضول توظف عشرات الآلاف من الأتراك. فهل سيذهب كل ذلك أدراج الرياح من أجل سواد عيون الأرمن؟ البرلمان الفرنسي صوت على قانون يعاقب كل من ينكر المجزرة الأرمنية على يد السلطات العثمانية، بسنة سجنا ودفع غرامة مقدارها 45 ألف يورو. وهو على غرار القانون الذي سنّته فرنسا لصالح اليهود عام 1990. فكل من ينكر حصول المحرقة اليهودية يتعرض أيضا لنفس العقوبة. ولسان حال الأرمن يقول: ما حدا أحسن من حدا.. لماذا اليهود وليس نحن؟

          وقد اشتعلت عندئذ صراعات حامية بين المثقفين من جهة والسياسيين من جهة أخرى. وعلى الرغم من أن المؤرخ الكبير بيير فيدال ناكيه هو من أصل يهودي بل وفقد جزءا من عائلته في المحرقة النازية الإجرامية فإنه رفض القانون الذي سنه مجلس النواب لصالح اليهود. وقال للدولة محذرا: إياكم أن تقيموا حقيقة رسمية بالقوة كما كان يفعل الاتحاد السوفياتي أيام ستالين وغير ستالين. وإلا فما الفرق بين بلد ديمقراطي وبلد شمولي ديكتاتوري؟ وفي عام 2006 وقع نحو عشرين مؤرخا فرنسيا على عريضة تطالب السلطات بإلغاء القانون الخاص بالمحرقة اليهودية لأنه يضر بالبحث التاريخي ويعرقله. ما عاد أحد يتجرأ على البحث في محرقة اليهود وفتح الأرشيف! للتذكير كان البرلمان الفرنسي قد سن قانونا عام 2001 يعترف فيه بحصول المجزرة الأرمنية على يد السلطات العثمانية بين عامي 1915 و1917، وهذا يشرفه. ولكن ألا يكفي ذلك؟ لماذا نضيف قانونا جديدا إلى كل ما سبق؟

أردوغان يقول إن الرئيس ساركوزي يفعل ذلك لغايات انتخابية أو انتهازية. فالانتخابات الرئاسية على الأبواب. وعدد الجالية الأرمنية يبلغ نصف مليون شخص. وبالتالي فهم قوة انتخابية يحسب لها الحساب. يضاف إلى ذلك أن المرشح الاشتراكي فرانسوا هولند شخص محترم ونزيه وقد أصبح يقلقه. والمعركة ستكون ضارية في الأسابيع والأشهر القادمة. فالاشتراكيون مصممون على نيل الإليزيه بعد أن غابوا عنه زمنا طويلا.

        المؤرخ المعروف بيير نورا ثار على القانون الأرمني أيضا قائلا: أيها السادة: كتابة التاريخ ليست من اختصاص السياسيين وإنما من اختصاص المؤرخين. نقطة على السطر. وقال آخر: هل سنسن قوانين بخصوص كل مجازر وجرائم العالم؟ لماذا لا نسن قانونا ضد ما حصل للهنود الحمر من إبادة جماعية في أميركا؟ وعموما فإن كبار مؤرخي فرنسا مجمعون على الموقف التالي: في بلد ديمقراطي حر لا يحق للبرلمان ولا للقضاء تحديد الحقيقة التاريخية. هذا شيء من اختصاص البحث العلمي الحر الذي يمارسه كبار المفكرين والمثقفين. ويضيف المؤرخ كريستيان دولابورت ما معناه: نحن ضد وجود شيء اسمه التاريخ الرسمي. لماذا؟ لأننا نعتقد أنه لا ينبغي أن تكون هناك أي عراقيل تعترض البحث العلمي الحر. ولكن إذا كان هناك قانون يفرض حقيقة معينة بالقوة بخصوص موضوع محدد فسوف تكون هناك ملاحقات لأي مؤرخ يتوصل إلى نتائج تتعارض مع هذه الحقيقة الرسمية. من يستطيع أن يبحث بشكل حر في مثل هذا الجو الخانق؟ من يستطيع أن يفكر وسيف ديموقليطوس مسلط على رأسه؟ أين نحن؟ هل نحن في بلد ستاليني؟ التاريخ هو قبل كل شيء موضوع للمناقشة الحرة وينبغي أن يبقى كذلك، وإلا فعلى الثقافة والفلسفة والفكر العفاء!

للتذكير، فإن العديد من شخصيات فرنسا السياسية الكبرى هي ضد هذا القانون. ولكنها لا تستطيع أن تعارض رئيس الجمهورية بشكل مباشر. ربما كان آلان جوبيه وزير الخارجية والزعيم الديغولي القوي هو وحده الذي يستطيع أن يتصدى لساركوزي. ويبدو أنه حصل مؤخرا توتر بينهما حول الموضوع. هل يعني كل ذلك أن المجزرة الأرمنية لا معنى لها؟ أبدا لا. فالكل مجمعون على أنها حصلت وكانت أول جريمة كبرى ضد الإنسانية في القرن العشرين. ولا يضير القادة الأتراك أن يعترفوا بها يوما ما. على العكس فإن ذلك يشرفهم ويرفع من قدرهم واحترامهم لدى العالم كله. وينبغي أن يخفف أردوغان من صلفه وغلوائه ولو قليلا. نقول ذلك وبخاصة أن المجزرة حصلت قبل مائة عام تقريبا. وبالتالي فلا علاقة لجيله بها. فلماذا يصرون على إنكارها؟

من المعلوم أن أورخان باموك، الكاتب التركي الشهير الحائز على جائزة نوبل للآداب، اعترف بها. ولأنه اعترف فقد هدده الحزب القومي التركي الشوفيني فاضطر إلى مغادرة البلاد للعيش في الخارج. وهذا دليل على أن ثمن الحقيقة غال، بل وغال جدا. كما واعترف بها عشرات المثقفين والصحافيين الأتراك في بيان وقعوه على الإنترنت. وهذا أكبر شرف لتركيا وأكبر دليل على أن ضميرها استيقظ أخيرا. أختتم كلامي قائلا بأن المجزرة لم تصب الأرمن فقط وإنما السريان أيضا. وهؤلاء هم منسيّو التاريخ. لم يقتلوا أحياء فقط وإنما أمواتا أيضا! فلا أحد يذكرهم على الرغم من أنه ذهب منهم ما لا يقل عن نصف مليون شخص في تلك المجازر الوحشية. لمن يريد الاطلاع على ذلك بشكل حي ومؤثر أحيله إلى رائعة الكاتبة السورية هنرييت عبودي: «وداعا يا ماردين».

http://www.aawsat.com//leader.asp?section=3&article=655793&issueno=12079


Düzenleyen patience - 26Aralık2011 Saat 17:32



İlim bir hucce-i bi sahildir.

Anda âlim geçinen cahildir. (Nâbi)
IP
patience
Aktif Üye
Aktif Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 18Eylül2007
Gönderilenler: 201

Alıntı patience Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 31Aralık2011 Saat 21:02

Haşim Salih kimdir derken internette rastlantısal olarak Radikal gazetesinin de farklı zamanlarda Haşim Salih’in yazılarını çevirdiğini gördüm. En son çevirilerden biri de “Erdoğan Sarkozy'ye Meydan Okuyor!” makalesi. Çeviriyi paylaştığım tarihten bir gün sonra (26 12 2012) tarihinde yayınlanmış. Tabi gazete biraz değişiklikle başlığı “Tarihi gerçekleri belirlemek meclisin ihtisas alanı değil” şeklinde atmış.  Konu güncelliğini kaybetse de çeşni olması açısından o çeviriyi de paylaşıyorum.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1073568&Date=31.12.2011&CategoryID=99

Tarihi gerçekleri belirlemek meclisin ihtisas alanı değil

Haftalardır Türkiye ile Fransa arasındaki gerginlik birikiyordu ki sonunda Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın öfkeli tehditleri patlak verdi. Onu daha az tehditkâr bir üslupla, ancak aynı kararlılıkla Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül izledi. Peki NATO üyesi ve 12 milyar dolarlık ticari ilişkiler kurmuş bu iki ülke arasındaki gerginliğin sebebi neydi? Türkiye’deki Fransız şirketleri on binlerce Türk’e iş imkânı sağlıyor. Bütün bunlar Ermenilerin kara kaşı kara gözü için heba olup gidecek mi? Fransız meclisi, Osmanlı döneminde işlenen Ermeni katliamını inkâr edenleri 1 yıl hapis ve 45 bin euro para cezasıyla cezalandıran yasa tasarısını oyladı. Tasarı, Fransa’nın 1990’da Yahudiler için çıkardığı yasanın bir benzeri. Yahudi holokostunun yaşandığını inkâr eden herkes de aynı cezaya maruz kalıyor. Ermeniler de “Niçin biz değil de Yahudiler?” diyor.

O zamanlar aydınlarla siyasiler arasında hararetli tartışmalar olmuştu. Yahudi asıllı ve hatta Nazi holokostunda ailesinin bir bölümünü kaybetmiş olan büyük tarihçi Pierre Vidal-Naquet, meclisin Yahudiler lehinde aldığı karara karşı çıkmıştı. Devleti uyararak şöyle demişti: “Sovyetler Birliği’nin Stalin ve diğerlerinin döneminde yaptığı gibi, resmi gerçeği güç yoluyla yalnız kendiniz değerlendiriyorsunuz. Demokratik ülkeyle diktatör totaliter ülke arasında ne fark var?” 2006’da yaklaşık 20 Fransız tarihçi, yöneticilerden tarihi araştırmalara zarar verdiği ve araştırmaları engellediği gerekçesiyle Yahudi holokostuyla ilgili yasanın iptalini istedikleri bir dilekçe imzalamıştı. Hiç kimse Yahudi holokostunu araştırmaya ve arşivini açmaya cesaret edemedi. Hatırlatma babında Fransa meclisi, 2001’de Osmanlı yöneticileri eliyle 1915-1917 yılları arasında Ermeni katliamının yaşandığını kabul eden bir yasa teklifi çıkarmıştı. Ancak bu yetmez miydi ve neden öncekilere yeni bir yasa ekleniyordu?


Başkanlık savaşları

Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin bunu seçim veya fırsatçı amaçlarla yaptığını ifade ediyor. Zira Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri kapıda. Ülkedeki Ermenilerin nüfusu ise yarım milyona varıyor. Dolayısıyla Ermeniler, hesaba katılan bir seçim gücü. Yanı sıra komünist aday François Hollande, saygın bir kişilik olarak Sarkozy’yi endişelendiriyor. Gelecek haftalarda çetin bir çekişme olacak. Zira komünistler, uzun süre ortadan kaybolduktan sonra Elysee Sarayı’na girmekte kararlı görünüyor.

Ünlü tarihçi Pierre Nora da Ermeni katliamıyla ilgili yasa teklifine karşı çıkarak şöyle diyor: “Tarih yazmak siyasilerin değil, tarihçilerin ihtisas alanı. Dünyanın tüm katliamları ve suçlarıyla ilgili yasalar mı çıkaracağız? Niçin ABD’de Kızılderililere yapılan toplu soykırıma karşı bir yasa çıkarmıyoruz?”

Genelde Fransa’nın ileri gelen tarihçileri şu tutumda hemfikir: Özgür ve demokratik bir ülkede, meclisin ve yargının tarihi gerçeği belirleme hakkı yoktur. Bu, düşünürlerin ve aydınların yapacağı, özgür ve bilimsel araştırmanın ihtisas alanıdır.

Tarihçi Christian Delporte ise şunu ekliyor: “Bizler, adı resmi tarih olan bir şeyin varlığına karşıyız. Peki niçin? Çünkü ortada özgür ve bilimsel araştırmaya itiraz eden engellere gerek olmadığını düşünüyoruz. Ancak ortada güç yoluyla belirli bir gerçeği dayatan bir yasa varsa, bu resmi gerçekle çelişecek sonuçlara varan tarihçilere yönelik kovuşturmalar olacaktır. Böylesine boğucu bir ortamda kim özgür biçimde araştırma yapabilir? Demokles’in kılıcı yanı başındayken kim düşünebilir? Biz neredeyiz? Stalinci bir ülkede miyiz? Tarih, her şeyden önce özgür tartışma konusudur ve böyle de kalması gerekir.”

Hatırlatma babında birçok üst düzey Fransız yetkili bu yasanın çıkarılmasına karşı, ancak Sarkozy’ye doğrudan karşı çıkamıyorlar. Belki de Fransa Dışişleri Bakanı Alain Juppe, Sarkozy’ye karşı koyabilen tek isim oldu. Bu konuda ikisi arasında bir gerginlik yaşandığı görülüyor. Peki bütün bunlar Ermeni katliamının manasız olduğu anlamına gelir mi? Kesinlikle ‘hayır’. Zira herkes katliamın yaşandığında ve 20. yüzyılda insanlığa karşı işlenen ilk suç olduğunda hemfikir. Bu katliamı bir gün tanımaları ise Türk liderlere zarar vermez. Aksine tanımaları onları onurlandırır, tüm dünyada saygınlıklarını yükseltir. Erdoğan az da olsa aşırı tavırlarını hafifletmeli. Katliam yaklaşık 100 sene önce yaşanmışken ve dolayısıyla kendi kuşağının katliamla hiçbir ilişkisi yokken, bunu bir düşünmek gerek.

 
Peki ya Süryaniler?

Nobel Edebiyat Ödüllü Türk yazar Orhan Pamuk’un bu katliamı tanıdığı malum. Katliamı tanıdığı için Türk milliyetçiler kendisini tehdit etti. O da ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Bu, gerçeğin bedelinin ağır olduğunun kanıtı. Ayrıca onlarca Türk aydın ve gazeteci, internet üzerinden imzaladıkları bildiride katliamı tanıdı. Bu, Türkiye için en büyük onur ve vicdanının uyandığının en büyük kanıtı. Sözlerimi katliamın sadece Ermenileri değil, Süryanileri de vurduğunu ifade ederek bitiriyorum. Süryaniler, tarihin unutulmuşları... Bu katliamda içlerinden yarım milyonun öldürülmesine rağmen hiç kimse onları hatırlamıyor. Bu konuya etkili biçimde vâkıf olmak isteyenler, Suriyeli Süryani yazar Henriette Abudi’nin harika eseri ‘Elveda Mardin’e bir göz atmalı.
 
(Londra’da Arapça yayımlanan Şark ül Evsat gazetesi, Fransa’da yaşayan Suriyeli yazar, 24 Aralık 2011)


Düzenleyen patience - 01Ocak2012 Saat 09:27

İlim bir hucce-i bi sahildir.

Anda âlim geçinen cahildir. (Nâbi)
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,125 Saniyede Yüklendi.