Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
الأخبار العربية - Arapça Haberler
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netابواب المراسلة العربية ARAPÇA YAZIŞMA GRUPLARIالأخبار العربية - Arapça Haberler
Mesaj icon Konu: Mısır’ın Kurtuluş Savaşı Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
arapçaöğretmen
Faal Üye
Faal Üye
Simge

Kayıt Tarihi: 06Mayıs2010
Konum: Rize
Gönderilenler: 3921

Alıntı arapçaöğretmen Cevapla bullet Konu: Mısır’ın Kurtuluş Savaşı
    Gönderim Zamanı: 09Mart2011 Saat 19:21



Mısır’ın Kurtuluş Savaşı

Mısır’ın Kurtuluş Savaşı
 
Arap dünyası, Türkiye’nin desteği, görüşleri ve muvafakati sayesinde uluslararası arenada güçlü bir dünya olarak yerini alacaktır.
 
Tarık Abdülcelil / Dünya Bülteni - Kahire
 
Bugünlerde Tahrir Meydanında modern Mısır tarihinin ve özgür Mısır halkı tarihinin ilk satırları yazılmaktadır. Hak–batıl mücadelesine şahitlik eden Tahrir Meydanı, Mısır’da zulüm, yolsuzluk, haksızlık ve zorbalıktan kurtulmak isteyen tüm vatandaşların, siyasi bağlılık, aşağılanma ve adaletsizliklere karşı direnişinin simgesi olmuştur.
 
Tüm bu olanlar, Mısırın ve vatandaşlarının geleceğini etkileyen yankıları olmayacak, bilakis tüm Arap ve İslam dünyasındaki herkesi etkileyecek yankıları ve sonuçları olacaktır.
Bundan dolayı Mısır olaylarından dünya borsasının da etkilendiğini görüyoruz. Dünya haber bültenleri, ilk sıralamalarda yer verirken, Mısırlı yetkililerin kullandığı kirli yöntemleri de en çirkin şekliyle yayınlamaktalar. Siyonizm’in medyaya olan hâkimiyeti pervasızca sergilenmektedir. Batının ve Amerika’nın oynadığı rol de sırf alternatif, Mübarek’e eş, bağımlı, Amerika ve Siyonist dünyasının bekasını da tehlikeye atmayacak bir yapı oluşturmak. Bu konudaki sürpriz açıklamalar da ihmal edilmiyor.
 
Büyük devlet olan Mısır 30 yıldır bölgedeki nüfuz, girişim ve kalkınmalardan uzakta kalmıştır. Bunun tam tersine Mısır, batının ve Siyonist menfaatlerin bekçilik rolünü üstlenmiştir. Ülke evlatları ise, ya dert ve sıkıntı içerisinde bir lokma ekmeğe ulaşabilme arayışı içinde; ya da uzman ve değerli beyinler ülkeyi terk etmenin yollarını araştırmakla meşguldür.
 
Bu devrim, samimi, özgür ve siyaset oyun havuzunda kirlenmemiş, hiçbir siyasi partiye ve ideolojik gruba bağlı olmayan gençlerin devrimidir.  Aynı zamanda bu gençler, en üst seviyeli üniversite mezunu eğitimli kişilerden, orta ve zengin tabakalardaki insan gruplarına sahip kişilerden, sadece ülkelerini seven ve ülkelerinin gerilere değil daima ilerde olmasını arzu edenlerden buluşmaktadır.
 
Mısır Devrimini üzerinden iki hafta geçti. Bu iki haftayı şöyle özetleyebiliriz:
İlk olarak; değişimi isteyen gençler talepleri konusunda geri adım atmayacaklar ve bu konuda uzun savaşlar vermeye hazırlar.
 
İkinci olarak; rejim biraz nefes aldı mı kendi evladını yemeye başlıyor. Sonra tekrar biraz daha göstericilere umut vererek içerisindeki kinlerini kusmak üzere kanlarını emmeye devam ediyor.
 
Üçüncü olarak da; fırsatçılardan oluşan gruplar ise, devrim atına binerek adları sanları olmamasına rağmen kendilerini gönüllüler listesine sokarak rüzgarı kendi yönlerine çevirmeye çalışanlar.
 
Şu an önümüzde birbirine zıt iki senaryo görünmektedir. Birincisi senaryo, bu devrim rejimi devirmek istiyor ve bunu en kısa zamanda ve en kısa sürede değişimi sağlayacak şekilde gerçekleşmesi, yeni ve müesseseleriyle de yeni olan çoklu demokratik bir rejim.
İkinci senaryoda ise rejim, göstericileri yoracak şekilde, onların ağzına ufak ufak bal çalarak vakit kazanma yöntemlerini kullanacak. Tabii bu arada halkın da bıkkınlığını iyi kullanacaktır.  Bu işin sonucunda tekrar rejim kendi otoritesini sağlayarak iktidarını devam ettirmeyi arzu ediyor.
 
Mısır Ordusu ise, durumu yakından takip ediyor, rejim ve halk arasında tarafsız bir konumda görünüyor. Mısır halkı, ordusuna son nefese kadar güvenip devrime olumlu bir şekilde katılmasını beklemektedir. Ancak ordusunun bu yakından takipleri ne kadar devam edecek, ne zaman bu gerginliği ve kaosu sona erdirmek için kıpırdayacak, bunu da bilmiyoruz. Yalnız, rejim hiyerarşisinde bir kavga patlak verebilir. Çünkü yaşlı ve hasta adam etiketini yiyen lider, tüm baskı ve tehditler karşısında aniden bırakma kararı alırsa ki, serveti ortaya çıktıktan sonra, bazı skandal niteliğindeki sansasyonlarla kızdırılmış görünüyor. Mübarek ayrılma kararı alırsa, iç çekişmelerin neticesi kestirilemiyor.
 
Bu kavgalar, tartışmalar gelecek günler ve haftalarda da ateşini sürdürecek. Daha tehlikeli ve ciddi gelişmelere sahne olacak. Öfkeli gençler, ‘Hyde Park’ olarak nitelendirdikleri ve gün be gün daraltılan Tahrir Meydanının, tank istasyonuna dönüşmesine müsaade etmeyeceklerdir. Rejim, kaostan dolayı tüm alanlardaki ekonomik zararların üstesinden gelmesi mümkün değildir.
 
Rejimin şu ana kadar gerçekleştirdiği atılım, muhalefeti diyalog masasına çağırarak onların birlikteliğini dağıtmaktır. Bu ise rejim hakkı olmayan meşruiyetinin itirafıdır. Özellikle İhvan-ı Müslimin cemaatinin yaklaşımında, cemaatin bazı liderleri diyaloga pragmatik yaklaşımlar sergilediler. Ancak hemen bu diyalog tuzağından kurtulup, devrim gücüne güç katmak üzere Tahrir Meydanına ve diğer meydanlara dönmüşler.
 
Şayet Mısır’da iktidar ulusal, emniyetli ve karalarında ulusal çıkarlarını ön plana koyabilirse (şu andaki Türkiye gibi) , Amerika Birleşik Devletleri Irak’ı vuramaz ve bu şekilde tarumar edemezdi. Aynı zamanda Siyonistler Gazze’yi yakamaz, kuşatamaz ve Gazze evlatlarını aç bırakamazdı. Sudan’a da aynı oyunu oynayarak parçalayamazdı. Somali de parçalanmak ve dağılmak üzere olmazdı.
 
Şayet Mısır, genç evlatlarını ve Tahrir Meydanındaki özgürlük savaşçılarını düşünseydi, İran’lılar bölgede Şia propagandasını yapmaya cüret edemezdi. İran’ın hedefi bölgede Şia'yı yayarak nüfuzunu, egemenliğini oturtmak istemesidir. Aynı zamanda Abbas iktidarı da direnişçi Müslümanların tasfiye edilip safdışı bırakarak Siyonist güçlerin ekmeklerine yağ sürdürmeye cüret edemezdi.
 
Mısır’daki tüm bu kavgalar ve tartışmalar bölgedeki ve dünyadaki güç haritasını Mısır’ın lehine çevirecektir. Halk iradesi zaferle sonuçlayabilir ve genel taleplere uygun değişimi gerçekleştirebilirse eski gücünü elde eder. İstibdat ve baskıya son verir, gerçek özgürlük dönemine geçtiğinde Mısır devini uyandırır ve siyaset üreten bir güç haline dönüştürür ve eski güç dengeleri tekrar eskiye daha güçlü bir şekilde Mısır’ın lehine olarak yeniden çizilir.
 
Bu tüm Arap halkları için Mısır’ı arkasına takılabilen güçlü ve güvenilir, zilleti, aşağılanmayı ve başka ülkelere bağımlılığı kabul etmeyen lokomotif bir ülke haline dönüştürür. Bu bölgedeki siyaset haritasını değiştirecektir. Arap dünyası, Türkiye’nin desteği, görüşleri ve muvafakati sayesinde uluslararası arenada güçlü bir dünya olarak yerini alacaktır.
 



IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,096 Saniyede Yüklendi.