Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Ankara İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüAnkara İlahiyat İLİTAM 1. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: Arapça 1.Ünite 3.Metin: Cuma suresinden ayetler Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Konu: Arapça 1.Ünite 3.Metin: Cuma suresinden ayetler
    Gönderim Zamanı: 25Kasım2010 Saat 12:24



Arapça 3. Sınıf 1. Ünite 3. Metin: Cuma suresinden ayetler

3. SINIF – I. ÜNİTE – 3. METİN
KİTAP SAYFASI: 23
ÜÇÜNCÜ METİN: CUMA SURESİ'NDEN AYETLER
(İbn Kesir, İsmail b. Ömer (h.700-774. / m.1300-1372), Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim (Yüce Kur’an’ın Tefsiri), Daru’l-Ma’rife (marife kitabevi), Beyrut, Lübnan, 1987).
MÜELLİF KİMDİR? (Müellifin Hayatından Bir Kesit)
İbn Kesir: O el-İmam, el-Celil (büyük), el-Hafız, İmadu'd-Din, Ebu'l-Fida, İsmail b. Ömer b. Kesir b. Dav' b. Kesir b. Zer' el-Basri (Basra’lı), ed-Dımaşki (Dımaşklı, sonradan Dımaşk’a yerleşmiş) şafii bir fıkıh alimidir. Babasının ölümünden sonra yedi yaşında iken kardeşi ile Şam'a (Dımaşk’a) gelmiştir. İbn Şahne, el-Amidi, İbn Asakir ve başka alimlerden (ders) işitmiştir (ders almıştır). el-Mızzi'nin yanından ayrılmadığı gibi [bu alime mülazemet (bağlılık) gösterdiği gibi)] Tehzibu’l-Kemal adlı eserini ona okumuştur (içindeki ilmi ona ders olarak vermiştir). Kızı ile de (evlenerek) ona hısım olmuştur. İbn Teymiyye'den de (ders) almıştır. O’na olan sevgisi ile fitneye uğramış (sınanmış) ve bu sebeple imtihan edilmiş ve eziyete uğramıştır. Alimlerin ve (hadis) hafızlarının önderiydi. Mana ve lafız ehlinin öncüsüydü. Ayetlerin açıklamasında Rasulullah (s.a.v.)'in hadislerini kullanıyordu. Allah’ın kitabının (Kur’an’ın) hafızıydı ve bu tefsirinden başka pek çok tasnifi (eseri) vardı. Hocası İbn Teymiyyenin yanına sufi mezarlığına defnedildi. (Dr. Muhammed ez-Zehebi, et-Tefsir ve’l-Müfessirun, I/243).

METİN
1. Bismillahirrahmanirrahim. Cuma suresi. O medeni’dir (Medine döneminde nazil olmuş bir suredir. İbn Abbas ve Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet edilen (bir hadiste) Rasulullah (s.a.v.)'in cuma namazında Cuma ve Münafıkun suresini okuduğu rivayet edilmiştir. (Müslim “Sahih” adlı eserinde rivayet etmiştir.)
Allah Teala (Cuma suresi) birinci (ayette) { يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ } { Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Allah'ı tesbih eder..} (diye) haber verir. Yani; (Allah Teala'nın) { وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدَهِ } {..O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbirşey yoktur..} (17/ İsra, 44) ayetinde buyurduğu gibi konuşanı (canlı olanı) ve cansız olanı (da dahil olmak üzere) bütün mahlukatıdır (canlı, cansız tüm varlıklardır).
(الشّعبىّ )’den onun da İbn Abbas'tan rivayet ettiğine göre: Rasulullah (s.a.v.); (Kim cuma günü imam hutbe verirken konuşursa, ciltlerce kitap taşıyan merkeb gibidir ve (yanındakine) 'sus' diyen kişinin de cuması (cuma namazının sevabı) yoktur.)

2. Ancak cuma (günü) 'cuma' olarak isimlendirilir, çünkü o (kelime) (جمع) (bir araya getirme, birleştirme) kelimesinden türemiştir. Böylece islam halkı (müslümanlar), büyük mabetlerde her hafta bir kere bu günde toplanır. İbn Kesir'in Muhtasar'ında (المعابد الكبار) şeklinde (cemi mükesser olarak) ta’sız olarak geçer. Bu günde mahlukatın hepsi (yaratılması) tamamlanmıştır. Adem (a.s.) bu günde yaratılmış, bu günde cennete girdirilmiş ve bu günde oradan (cennetten) çıkarılmıştır. (Ve yine) kıyamet bu günde kopacaktır. Bu günde öyle bir saat vardır ki; onda Allah'tan hayır dileyen mü'min bir kul o saate denk gelmesin illa (muhakkak) (Allah) ona dilediğini verilir. Sahih hadisler de bunu tesbit etmiştir.
Selman bize hadis tahdis etti (rivayet etti) şöyle dedi: Ebu’l-Kasım (Rasulullah (s.a.v.)) şöyle dedi: “Ya Selman! Cuma günü nedir?” Ben (Selman): “Allah ve Resulü daha iyi bilir” dedim. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi: “Cuma günü Allah'ın kendisinde anne-babanızı (Hz. Adem ve Havva) veya babanızı (rivayet eden son iki kelimenin hangisi olduğunda tereddüt etmiştir) biraraya getirdiği gündür.” demiştir.
Ebu Hureyre'den de sözleri buna benzer bir hadis rivayet edilmiştir.

YETİMİN GÖZYAŞINDAN, MAZLUMUN DUASINDAN SAKIN!

3. Ona (Cuma gününe) eski dillerde yevmü’l-arube deniyordu. Bizden önceki milletlerin cuma günüyle emrolundukları (rivayetlerle) sabit olmuştur. Ancak onlar bundan sapmıştır. Yahudiler Adem (a.s.)’ın yaratılmadığı (içinde Adem’in yaratılışının vaki olmadığı) cumartesi gününü seçmişlerdir, hristiyanlar yaradılışın başladığı pazar gününü seçmişlerdir. Allah (c.c.) bu ümmet için kendisinde yaradılışın tamamlandığı cuma gününü seçmiştir.
İşte bu Ebu Hüreyre'nin bildirdiği bir rivayettir: Ebu Hureyre dedi ki: “Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi: “Onlara her ne kadar kitab bizden önce verilmişse de biz, kıyamet günü önde olan sonrakileriz. Sonra bu gün, Allah'ın onların üzerine farz kıldığı bir gündür ancak onlar bu günde ihtilaf etmişlerdir. Ve Allah (c.c.) bu gün (konusunda ) bizi doğru yola götürdü. İnsanlar bunda bize tâbi'dirler. Yarın (cumartesi) yahûdîlerin, öbür gün (pazar) hıristiyanlarındır.) Buhari’nin lafzıdır (ifade Buhari’ye aittir).
Müslim'in lafzında: “Allah Teala bizden öncekileri cuma gününden saptırdı. Yahudiler için cumartesi, hristiyanlar için pazar günü vardi. Akabinde Allah (c.c.) bizi getirdi ve bize cum'a gününü vererek hidâyete erdirdi. Böylece cum'a, cumartesi ve pazarı peşpeşe getirdi. Aynı şekilde onlar kıyamet günü de bize tâbi'dirler. Biz dünya ehlinin sonuncusu, kıyamet gününün ilkiyiz. Yaratıklardan aralarında ilk önce karâr verilenler, bizleriz).

4. Allah Teala mü'minlere cuma günü kendisine ibadet için toplanmayı emretti ve şöyle buyurdu: { يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلاَةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ } “Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığında hemen Allah'ın zikrine koşun...}. Yani; cumaya gidiş hususunda niyet edin, kastedin ve ihtimam gösterin. Burada koşmakla kastedilen hızlı yürüyüş değil, ancak ona ihtimam göstermektir. Allah Teala'nın şu sözü gibi: { وَمَنْ أَرَادَ الْآخِرَةَ وَسَعَى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ كَانَ سَعْيُهُمْ مَشْكُورًا } {Kim ahireti ister ve bir mü'min olarak onun için gerekli çabayı gösterirse, işte onların çabası makbuldür...} (17/İsra suresi, 19). Ömer b. Hattab ve İbn Mesud (r.a.) bu ayeti “Allah'ın zikrine gidin” şeklinde okuyorlardı. Ancak namaza hızlı yürümeye gelince Sahihayn’da (Buhari ve Müslim’de) tahric edilen (bir hadis) sebebiyle (Rasulullah (s.a.v.)) tarafından nehyedilmiştir. Ebu Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Ezanı duyduğunuzda üzerinizde vakar ve sukunetle namaza yürüyün, acele etmeyin. Ulaştığınızda namazı kılın, geçirdiyseniz tamamlayın.” Buhari'nin lafzı.
Ebu Katâde dedi ki: “Nebi (s.a.v.) ile namaz kılarken bazı kişilerin sesini (bağrışını) işitti ve namazı kıldığında “Neyiniz var (ne oluyorsunuz, sorununuz nedir)?” dedi. “Namaz için acele ediyorduk” dediler. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Böyle yapmayın! Namaza geldiğinizde sukunet ve vakarla yürüyün, ulaştığınızda namazı kılın, gecikirseniz (tek başınıza) tamamlayın.”

5. Ebu Hüreyre'den rivayet edildiğine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Namaz vakti geldiğinde koşarak gelmeyin fakat üzerinizde sukunet ve vakarla yürüyerek gelin, ulaştığınızda namazı kılın, geciktiğinizde tamamlayın” buyurmuştur. Bunu Tirmizi rivayet etmiştir. Bunun benzeri Ebu Hureyre'den rivayet edilmiştir: el-Hasan şöyle dedi: “Vallahi burdaki koşmak ayaklarla koşma değildir. Fakat kalplerinde, niyetlerinde ve huşularında sukunet ve vakar olmaksızın namaza gelmeleri nehyedilmiştir.

6. es-Sahihayn'da Ebu Hureyre'den sabit olan (hadis) sebebiyle, cumaya gelen kişi için ona gelmeden önce gusletmesi müstehaptır. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz cumaya geldiği zaman gusletsin”. Yine o ikisi (Buhârî ve Müslim) Ebu Saîd'den (naklederler ki:) Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cuma günü gusletmek her ihtilam olana (ergenlik çağına ulaşan herkese) vaciptir”.
Ebu Hureyre şöyle deidi: Rasulullah (s.a.v.) : “Her müslümana yedi günde bir gusletmek, başını ve bedenini yıkamak Allah’ın hakkıdır” dedi. Bu hadisi Müslim rivayet etti.
Câbir (r.a.) den nakledilir ki; Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuş: Her müslüman erkeğin yedi günde bir gün yıkanması gerekir ki bu, cum'a günüdür.
İmâm Ahmed der ki: Bize Yahya ibn Âdem'in, Evs ibn Evs es-Sekafi'den naklettiğine göre: o; “Ben Rasûlullah (s.a.)’ın şöyle buyurduğunu işittim”, demiştir: (Kim, cum'a günü gusleder ve guslettirirse, erken kalkar ve erken kaldırırsa, (bir bineğe) binmeden yürüyerek gelirse, imama yakın olmaya çalışırsa, (hutbeyi) dinlerse, boş konuşmazsa attığı her adım için (gündüzü) oruçlu, (gecesi) ibâdetli bir yıllık ibâdet ecri vardır.) Bu hadîsin (muhtelif) rivayet tarîkleri ve ifâde tarzları bulunmaktadır. Dört Sünen kitabının sahipleri onu tahrîc etmiş, Tirmizî de; bu hadîsin hasen olduğunu, bildirmiştir.
Ebu Eyyûb el-Ensârî'den (nakledildiğine göre); o, ben Rasûlullah'ın şöyle buyurduğunu işittim, demiştir: (Kim, cum'a günü gusleder ve varsa ailesinin kokusundan sürünür, elbisesinin en güzelini giyer, sonra çıkıp mescide gelirse —mümkün olur da— rükû'a varır ve kimseye eziyyet etmezse; sonra imâm hutbeye çıkıp namaz kılıncaya kadar susarsa; o, bu cum'a ile diğer cum'a arasında kendisi için bir keffâret olur.)

7. Yüce Allah’ın şu sözü: { إِذَا نُودِي لِلصَّلاَةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ} {Cuma günü namaza çağrıldığında ..}. Bu nidadan kastedilen Rasulullah (s.a.v.)'in huzurunda yapılan ikinci nidadır. Rasulullah (s.a.v.) minbere çıkıp oturduğu zaman huzurunda ezan okunuyordu. İşte kastedilen budur.
Mü'minlerin emîri Osman İbn Affân'ın fazla olarak okuttuğu birinci ezan ise halkın çoğalması nedeniyle ihdas edilmiştir. Nitekim Buhârî (Allah ona rahmet etsin) şöyle der: Bize Adem İbn Ebu îyâz... Saîd îbn Yezîd'in şöyle dediğini bildirdi: Hz. Peygamber, Ebubekir ve Ömer devrinde cum'a günü ezanı imâm minbere çıkıp oturduğu zaman okunurdu. Bir süre sonra Osman halîfe olup halkın nüfûsu çoğalınca, Zevrâ üzerinde ikinci (parçada üçüncü) ezanı okuttu. Yani Medine'de mescide yakın olan evlerin en yükseği olan Zevrâ adındaki evin üzerinde bu ezan okunuyordu.
8. Yüce Allah’ın şu sözü: { وَذَرُوا الْبَيْعَ } { Alışverişi bırakın…} yani, namaz için çağrıldığında alışverişi terkedin ve Allah’ın zikrine koşun (manasındadır). Bu sebeple ulemalar ikinci ezandan sonra alışverişin haram olduğu konusunda ittifak etmişlerdir.
Yüce Allah’ın şu sözü: { ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ } {Eğer bilseniz bu sizin için daha hayırlıdır…}, yani; alışverişi terk etmeniz ve Allah’ın zikrine, namaza yönelmeniz sizin için {خَيْرٌ لَكُمْ }{daha hayırlıdır} yani dünyada da ahirette de (bu böyledir). {إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُون} {Eğer bilseniz.. }
Yüce Allah’ın şu sözü: { فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلاَةُ } {Namaz kılınınca..} yani namazdan boşalınca (namaz tamamlanıp bitince), { فَانْتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِن فَضْلِ اللَّهِ } {Yeryüzüne dağılın ve Allahın lütfundan isteyin…} yani Allah Teâlâ ezandan sonra tasarruf hususunda (her türlü alışverişi) yasaklayıp cum'a için toplanmayı emrettikten sonra, namaz bitince yeryüzüne dağılıp Allah'ın lutfunu araştırmaya izin verdi.
Selefin bazısının şöyle dediği nakledilir; “Kim cuma günü namazdan sonra alır veya satarsa Allah kendisi için yetmiş kere mübarek kılar”. Allah Teala’nın şu sözünden dolayı: { فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِن فَضْلِ اللَّهِ }{Namaz bitince yeryüzüne dağılın. Ve Allah'ın lutfundan isteyin.}
Yüce Allah’ın şu sözü: { وَاذْكُرُوا اللَّهَ كَثِيرًا لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ } {Allah'ı çokça zikredin umulur ki kurtuluşa erersiniz.} yani; sattığınız, satın aldığınız, aldığınız ve verdiğiniz hallerde Allah'ı çokça zikredin ve dünya sizi âhiret yurdunda fayda verecek şeylerden meşgul edip alıkoymasın.
Allah Teâlâ o gün Medine'ye gelen ticaret (kervanına) koşup cum'a günü hutbesinden ayrılmakla vuku bulan olayı kınıyor ve şöyle buyuruyor: { وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انفَضُّوا إِلَيْهَا وَتَرَكُوكَ قَائِمًا } {Onlar bir ticaret veya eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar..}, yani seni minberde hutbe okurken bıraktılar. Bunu tabiinden birden fazla kişi böylece zikretmişlerdir.

9. Cabir'den (rivayet edildiğine göre o şöyle) dedi: “Rasulullah (s.a.v.) hutbe verirken bir çok kez Medine'ye geldim, (Kervan gelince) akabinde insanlar çıktı ve on iki kişi kaldı. Bu sebeple { وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انفَضُّوا إِلَيْهَا } {Onlar bir ticaret veya eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler.}, ayeti indi {Onlar bir ticaret, eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp giderler..}. Bunu Buhari ve Müslim Salim'den es-Sahihayn'de tahric etmiştir (hadis olarak rivayet etmiştir).
(yine) Cabir b. Abdullah'dan (rivayet edildiğine göre o şöyle) dedi:; “Rasulullah (s.a.v.) cuma günü hutbe verirken Medine’ye bir kervan geldi ve Resul (s.a.v.)'in ashabı ona koşuştular. Taa ki Rasulullah (s.a.v.)'in beraberinde on iki kişi dışında kimse kalmadı. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki; sizden hiç kimse kalmayıncaya kadar birbirinizin ardısıra gitseydiniz bu vadi size ateş olarak akardı”. Ve bu ayet nazil oldu: { وَإِذَا رَأَوْا تِجَارَةً أَوْ لَهْوًا انفَضُّوا إِلَيْهَا } {Onlar bir ticaret veya eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler.}. Câbir'in belirttiğine, göre Peygamberle beraber kalan on iki kişi arasında Hz. Ebubekir ve Ömer de vardı.
{ وَتَرَكُوكَ قَائِمًا }{ Ve seni ayakta bırakırlar...} ayeti hakkında: Fakat burada bilinmesi gereken bir şey vardır ve o da şudur; Söylendiğine göre bu kıssa, Peygamber (s.a.v.)’in cum'a günü hutbeyi namazdan önce okuduğu sırada olmuştur. Ebu Davud'un Mürseller bahsinde rivayet ettiği gibi.
Ve Yüce Allah’ın şu sözü: { قُلْ مَا عِندَ اللَّهِ } {Allah'ın yanında bulunan...} yani ahiret hayatındaki sevaptan (mükafatlardan) Allah (c.c.)'ın yanında bulunan { خَيْرٌ مِنَ اللَّهْوِ وَمِنَ التِّجَارَةِ وَاللَّهُ خَيْرُ الرَّازِقِينَ } {Eğlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır, Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.} Yani Allah'a dayanıp tevekkül eden ve rızık taleb eden kimseler için (çok daha hayırlıdır). (İbn Kesir, 4 / 364, bazı kısaltmalarla)

METİN TAHLİLİ (Kitap sayfası: 28)
Metnin kavranması:
BİRİNCİ ALIŞTIRMA: Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Cuma namazında Rasulullah (s.a.v.) hangi sureyi okuyordu?
2. Cuma günü hutbe esnasında konuşan adamı Rasulullah (s.a.v.) neye benzetti?
3. İnsan arkadaşına 'sus' dediğinde cumanın sevabı gider mi?
4. Cuma günün önemi nedir? Bazı özelliklerini söyleyiniz.
5. Rasulullah(s.a.v.)'in “ezan okunduğu zaman koşarak gelme!” sözünden ne anlıyorsun?
6. Rasulullah (s.a.v.) bu hadisinde bizi namaza hızlı bir şekilde yürümekten men ediyor mu?
7. Cumaya gitmeden önce cuma günü müslümanlar için ne müstehaptır?
8. Yüce Allah’ın {Cuma günü namaza çağrıldığı zaman..} ayetinde kastedilen hangi çağrıdır?
9. Cuma suresindeki hangi ayet hatibin ayakta olarak hutbe vereceğine delalet eder?
10. Yüce Allah’ın {Alışverişi bırakın..} ayetinden ne anlıyorsun?
11. Cuma namazından sonra ne ile emrediliyoruz (bize ne emrediliyor)?





الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 25Kasım2010 Saat 12:26



KELİMELER VE KALIP İFADELER ( Kitap sayfası: 29 )
İKİNCİ ALIŞTIRMA: Altı çizili kelimelerin eş anlamlılarını seçiniz.
1. والذّي يقول له أنصت ليس له جمعة (Başkasına sus diyenin cuması (cuma namazından sevabı) yoktur) (1.parağraf)
a) Başkasına konuş diyenin cuması yoktur.
b) Başkasını konuşmaya cesaretlendirenin cuması yoktur.
b) Başkasını konuşmaya teşvik edenin cuması yoktur.
c) Başkasına sus diyenin cuması yoktur.
d) Başkasını konuşmaya özendirenin (teşvik edenin) edenin cuması yoktur.

2.و ثبت أنّ الأمم قبلنا : أمروا به فضلّوا عنه. (Bizden önceki milletlerin cuma günüyle emrolundukları ancak onların bundan saptıkları (rivayetlerle) sabit olmuştur.) (3.parağraf)
a) Onlar bundan men edildiler ve bunun için de ondan saptılar.
b) Onlar ondan uzaklaştılar ve bunun için ondan saptılar.
c) Onlar onunla mükellef kılındılar ve sonrasında ondan saptılar.
d) Onlar onunla emrolunmadılar, bunun için ondan saptılar.
e) Onlar onunla mükellef kılınmadılar ve bunun için ondan saptılar.

3. {فاسعوا الى ذكر الله} { ..hemen Allah'ın zikrine koşun...}. (4.parağraf)
a) Cuma namazına koşun.
b) Ona acele edin.
c) Hızlı bir şekilde ona (cumaya) yürüyün.
d) Ona (cumaya) gidiş hususunda niyet edin, kastedin.
e) Cumaya gidiş yolunda oyalanın.

4.فما أدركتم فصلّوا (Ulaştığınızı (neye kavuşursanız) kılın)
a) Ne terkettiyseniz onu kılın.
b) Hangi vakti geçirdiyseniz (onu) kılın.
c) Sizden geçmiş olanı kılın.
c) Kavuştuğunuzu kılın.
e) Üzerinizden geçip gitmiş olanı kılın.

5.الزّوراء كانت أرفع دار بالمدينة (Zevra Medine’deki en yüksek ev idi)
a) Medine’deki en ucuz ev,
b) Medine’deki en güzel ev,
c) Medine’deki en geniş ev,
d) Medine’deki en yüksek ev,
e) Medine’deki en alçak ev.

6.و قد أمر الله المؤمنين بالاجتماع لعبادته يوم الجمعة (Allah Teala mü'minlere cuma günü kendisine ibadet için toplanmayı emretti) (4.parağraf)
a) hazırladı.,
b) vaad etti,
c) farz kıldı,
d) mübah kıldı,
e) yasakladı.

7. {وذروا البيع..} (Alış-verişi bırakın) (8.parağraf)
a) Alışverişe sarılın,
b) Alışverişten sakının,
c) Alışveriş etmeniz gerekir,
d) Alışverişle meşgul olun.
e) Alışverişe koşun.

ÜÇÜNCÜ ALIŞTIRMA: Altı çizili kelimelerin zıt anlamlılarını çiziniz.
1.كان يقرأ فى صلاة الجمعة بسورة الجمعة و المنافقون (Rasulullah (s.a.v.) cuma namazında Cuma ve Münafıkun suresini okuyordu)
a) dinliyor,
b) topluyor,
c) yayıyordu,
d) akıyor,
e) ağlıyor.

2. {أضلّ الله عن الجمعة} (Allah (onları) cumadan saptırdı) (3. parağraf)
a) Allah (c.c.) onları cumaya hidayet etmedi.
b) Allah (c.c.) onları cumaya irşad etmedi.
c) Allah (c.c.) onlara cumadan bir nasip vermedi.
d) Allah (c.c.) onları cumaya hidayet etti.
e) Allah (c.c.) onlara cumadan bir pay vermedi.

3. (كان عمر بن الخطّاب و ابن مسعود رضى الله عنهما يقرآنها: "فامضوا الى ذكرالله)
(Ömer b. Hattab ve İbn Mesud (r.a.) bu ayeti “Allah'ın zikrine gidin” şeklinde okuyorlardı.)(4. paragraf)
a) yerine getiriyorlardı.
b) oturun.
c) yürümeyin
d) diz üzere çökün
e) yürüyün.

4. { وَمَنْ أَرَادَ الْآخِرَةَ وَسَعَى لَهَا سَعْيَهَا وَهُوَ مُؤْمِنٌ } {Kim ahireti ister ve bir mü'min olarak onun için gerekli çabayı gösterirse...} (17/İsra suresi, 19). (4.parağraf)
a) Kim ahirete niyet eder ve bir mü'min olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa,
b) Kim ahirete kasteder ve bir mü'min olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa,
c) Kim ahireti talep eder ve bir mü'min olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa,
d) Kim ahiret isteğinden uzak kalır ve bir mü'min olmadığı halde ona yaraşır bir çaba göstermezse,
e) Kim ahireti ister ve bir mü'min olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa.





الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 25Kasım2010 Saat 12:27
KELİME BİLGİSİ VE CÜMLE BİLGİSİ ( Kitap sayfası: 31 )
DÖRDÜNCÜ ALIŞTIRMA: Aşağıdaki gelen ayet ve hadisi okuyunuz sonra da, içerisindeki isim ve fiil cümlelerini bulunuz.
1.
Ayet: { يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ } { Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Allah'ı tesbih eder..} (ayet fiille başladığı için fiil cümlesidir. İsim cümlesinin öğeleri; fiil+fail+mef’ul olarak devam eder)
Hadis:
من تكلم يوم الجمعت و الامام يخطب فهو كمثل الحمار يحمل أسفارا. و الذى يقول له: أنصت ليس له جمعة.
(Kim cuma günü imam hutbe verirken konuşursa, ciltlerce kitap taşıyan merkeb gibidir ve (yanındakine) 'sus' diyen kişinin de cuması (cuma namazının sevabı) yoktur.)
İsimle başladığı için hadis; isim cümlesidir. (İsim cümlesinin öğeleri mübteda + haberdir.)
Hadisin içinde yer alan yan cümleler:
(الامام يخطب): isim cümlesi,
(هو كمثل الحمار): isim cümlesi,
(أسفارا يحمل): (fiil cümlesi)
(الذى يقول له: أنصت ليس له جمعة): ismi mevsulle başladığı için isim cümlesi.
2.
يسبّح fiilinin muzari kalıbını ''لن'' ile çekiniz ve harekeleyiniz:
Çekim Tablosu
Cemi Tesniye Müfred
لَنْ يُسَبِّحُوا لَنْ يُسَبِّحاَ لَنْ يُسَبِّحَ Gâib
(Onlar) asla
tesbih etmeyecekler (O ikisi) asla
tesbih etmeyecek (O) asla tesbih etmeyecek
لَنْ يُسَبِّحْنَ لَنْ تُسَبِّحاَ لَنْ تُسَبِّحَ Gâibe


لَنْ تُسَبِّحُوا لَنْ تُسَبِّحاَ لَنْ تُسَبِّحَ Muhatap
(Sizler) asla
tesbih etmeyeceksiniz (İkiniz) asla tesbih etmeyeceksiniz (Sen) asla
tesbih etmeyeceksin
لَنْ تُسَبِّحْنَ لَنْ تُسَبِّحاَ لَنْ تُسَبِّحِي Muhâtaba


لَنْ نُسَبِّحَ لَنْ نُسَبِّحَ لَنْ أُسَبِّحَ Mütekellim
(Bizler) asla tesbih etmeyeceğiz (İkimiz) asla tesbih etmeyeceğiz (Ben) asla tesbih etmeyeceğim

BELAGAT ( Kitap sayfası: 31 )
BEŞİNCİ ALIŞTIRMA:
Teşbih-i maklub: Teşbih ters çevrilebilir. Yani müşebbehe, müşebbehun bih yapılabilir. Ya da aksine müşebbehenin vasfı müşebbehun bihe döner. Müşebbehe benzetme yönünden müşebbehun bihi neticeye bağlar ve açığa çıkarır. Ve bu Teşbih-i Maklub diye isimlendirilir. Muhammed b. Vüheyb el-Hımyeri'nin sözünde olduğu gibi. Sabah, övüldüğünde halifenin yüzünün parlaklığı gibi belirir (ortaya çıkar).

CÜMLE KURMA VE KOMPOZİSYON ( Kitap sayfası: 31 )
ALTINCI ALIŞTIRMA:
Aşağıdaki kelimelerden fiil veya isim cümlesi oluşturunuz.
1. النص – مدنية – وهى – سورة الجمعة – الرابع
(اَلنَّصُّ الراَّبِعُ سُورَةُ الْجُمعَةِ وَهِىَ مَدَنِيَّةٌ).
Dördüncü metin; Cuma suresidir ve o medenidir (Medine döneminde inmiştir). (1. parağraf).
2. تكلم - والامام – من – يخطب – يوم – كمثل الحمار – الجمعة – فهو
( مَنْ تَكَلَّمَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَالْإِماُمُ يَخْطُبُ فَهُوَ كَمَثَلِ الْحِماَرِ) .
(Kim cuma günü imam hutbe verirken konuşursa merkeb gibidir.) (1. parağraf)
3.لانها – سمّيت – مشتقّة – الجمعة – من الجمع –جمعة
(سُمِّيَتِ الْجُمعَةُ جُمعَةً لِأَنَّهاَ مُشْتَقَّةٌ مِنَ الْجَمَعِ).
(Cuma (günü) 'cuma' olarak isimlendirilir, çünkü o (kelime) (جمع) (bir araya getirme, birleştirme kelimesin)den türemiştir). (2. paragraf)
4.يوم العروبة – القديمة – يقال له – اللغة – فى – وقد كان
(وقد كان يقال له فى اللغة القديمة يوم العروبة).
(Ona (Cuma gününe) eski dillerde yevmü’l-arube deniyordu). (3. paragraf)
5. (– أن الامم – عنه – وثبت – قبلنا – أمروا به فضلّوا )
(وَ ثَبَتَ أنَّ الْاُمَمَ قَبْلَناَ أُمِرُوا بِهِ فَضَلُّوا عْنْهُ).
(Bizden önceki milletlerin cuma günüyle emrolundukları (rivayetlerle) sabit olmuştur. Ancak onlar bundan sapmıştır). (3. paragraf)
6.يوم الجمعة – لِعبادته – وقد أمر الله – بالاجتماع – المؤمنين
(وَقَدْ أَمَرَ اللهُ الْمُؤْمِنِينَ بِالْإِجْتِماَعِ لِعِباَدَتِهِ يَوْمَ الْجُمعَةِ).
(Allah mü'minlere cuma günü kendisine ibadet için toplanmayı emretmiştir). (4. paragraf)



الطالب المجتهد
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,125 Saniyede Yüklendi.