Onlinearabic.net Anasayfası   Aktif KonularAktif Konular  TakvimTakvim  Forumu AraArama  YardımYardım  Kayıt OlKayıt Ol  GirişGiriş   
aöf ilahiyat önlisans arapça dersleri
Ankara İlahiyat İLİTAM 2. Sınıf Dersleri
  Forum Anasayfası Onlinearabic.netİLİTAM - İLAHİYAT FAKÜLTESİ LİSANS TAMAMLAMA PROG.İlitam Öğrencileri Tanışma BölümüAnkara İlahiyat İLİTAM 2. Sınıf Dersleri
Mesaj icon Konu: Arapça 2 - Birinci Metin: Hadis İlmi Hakkında Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Pratik Arapça Dersleri
Yazar Mesaj
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Konu: Arapça 2 - Birinci Metin: Hadis İlmi Hakkında
    Gönderim Zamanı: 24Kasım2010 Saat 22:14



KİTAP SAYFASI: 63
BİRİNCİ METİN: HADİS İLMİ HAKKINDA


(es-Suyuti, h.849-911/ m.1445-1505, Tedribu'r-Ravi, iki cilt, ikinci baskı, Matbaatü’s-Saade, Mısır, h.1385/m.1966, tah. Abdulvehhab Abdullatif).
MÜELLİF KİMDİR? (Müellifin Hayatından Bir Kesit)
Ebu'l-Fadl Celaluddin Abdurrahman b. Kemal Ebu Bekir b. Muhammed b. es-Sabık el-Hudayri el-Esyuti eş-Şafii. Recep ayının başında pazar gecesi akşam (ezanından) sonra doğdu.( h.849-911/ m.1445-1505). Ataları ilim ehli, devlet başkanı ve tanınmış kişilerdi. Esyut'a nispet edilmiştir ve bu (esyut) Nilin batısında büyük bir şehirdir.

METİN
Hadis; sahih, hasen ve zayıf (olmak üzere üç çeşittir).
BİRİNCİ ÇEŞİT (HADİS): Sahih (hadistir). Bu hususta birkaç mesele vardır.

1. Birincisi: (Sahih hadisin) tanımı hakkındadır: O (yani sahih hadis), adalet ve zabt sahibi râvilerin, şâz ve muallel olmaksızın, senedi muttasıl olarak rivayet ettikleri (hadisler)dir.
“Bu sahih bir hadistir” denildiği zaman artık bunun manası; zikredilen vasıflarla birlikte (bu hadis) senedi muttasıl olan (bir hadis)tir (demektir). Bunun üzerine biz de onu hakikatte (mana bakımından sıhhati) kesindir anlamına değil isnadının zahiriyle amel açısından kabul ederiz. Çünkü güvenilir olmalarına rağmen (ravilerde) hata ve unutma mümkün olabilir.
“Bu sahih olmayan bir hadistir” denildiği zaman da bunun manası hakikatte (mana bakımından sıhhati) yalandır anlamına değil, isnadı (yani rivayet eden raviler silsilesi) zikredilen (özelliklerdeki sıhhat) şartı üzere sahih değildir (demektir). Tercih edilen görüşe göre hiçbir isnad hakkında; “Bu, isnadların en doğrusudur” (şeklinde) kesin hüküm verilemez. Çünkü (alimlerin ravileri güvenilirlik açısından farklı değerlendirmeleri sonucu) sıhhat derecelerinin farklı olması, isnadın (hangi) sıhhat şartlarına sahip olmasına bağlıdır (isnaddaki ravilerin özellikleri kişiye göre değişmektedir).

2. İkincisi: Sadece sahih (hadis) alanında ilk tasnif edilmiş (kitap haline getirilmiş) eser Sahih-i Buhari sonra Müslimdir. Ve bu ikisi Kur'an'dan sonra en sahih (en doğru) kitaplardır. İkisinin de en sahihi ve en faydalısı Buhari'dir. (Bazıları tarafından) Müslim daha sahih denilir. Ancak doğru olan birincisidir (birinci görüştür).
Buhari'de bulunanların tümü (Buhari’deki hadislerin hepsi) tekrarlarıyla birlikte 7275 hadistir ve tekrarlarının çıkarılmasıyla 4000 hadistir. Müslim'de (ise) tekrarlarının düşürülmesiyle yaklaşık 4000 hadistir.

3. Üçüncüsü: Sahihayn (Buhari ve Müslim) üzerine tahric edilen kitapların Sahihayn'a lafızları (yani aynı sözleri içermesi) bakımından uygun olması luzumlu görülmemiştir. Çünkü onlar (müstahrec adlı eserleri yazanlar bu hadisleri), hocalarından kendilerine gelen sözlerle rivayet etmektedirler. Bu yüzden de bu eserlerde söz ve mana bakımından farklılık hasıl olmuştur (meydana gelmiştir).
Yani Sahihayn'in sözleri (bakımından). Çünkü bu (müstahrec adlı eserleri yazanlar) alimler, hocalarından onlara gelen sözlerle rivayet ediyorlar. Dolayısıyla burada söz ve mana bakımından bir farklılık (meydana geldi).
Buhari üzerine; İsmaili, Berkani, Ebu Ahmet el-Gatrifi, Ebu Abdullah b. Ebi Zühel, Ebu Bekir b. Merdeveyhi'nin,
Müslim üzerine; Ebu Avane el-İsfarani, Ebu Ca’fer b. Hamdan, Ebu Bekir Muhammed Recai'n-Neysaburi, Ebu Bekir el-Cevzaki, Ebu Hamid eş-Şariki, Ebu'l-Velid Hassan b. Muhammed el-Kureşi, Ebu İmran Musa b. el-Abbas el-Cüveyni, Ebu’n-Nasri et-Tusi, Ebu Said b. Ebu Osman el-Hıri'nin,
Her ikisinin (yani hem Buhari ve hem Müslim’in ayrı ayrı) üzerine; Ebu Nuaym el-Esbehani, Ebu Abdullah el-Ehram, Ebu Zerri'l-Heravi, Ebu Muhammed el-Hilal, Ebu Ali el-Maserci, Ebu Mesud Süleyman b. İbrahim el-Esbihani, Ebubekr el-Yezdi'nin,
Ve her ikisinin üzerine tek bir eserde; Ebu Bekir b. Abdan eş-Şirazi’nin (derlediği) müstahrecler gibi.

Bir hikmet ehli şöyle demiştir: İnsanların en zayıfı sırrını saklamaktan aciz olandır, en güçlüsü öfkesi üzerinde güçlü olandır. En sabırlılıları ihtiyacını gizleyendir, en zenginleri ise elinde olana kanaat edendir.

4. Dördüncüsü: İkisinin (Buhari ve Müslim'in) muttasıl (yani kesintisiz) bir isnad ile rivayet ettiği hadis; sıhhatine (yani sahih olduğuna) hükmedilen hadistir. Ama isnadının başından bir ya da daha fazla (ravi) çıkartılan hadislerden “dedi”, “yaptı”, “emretti”, “falan rivayet etti” gibi cezm sigasıyla (yani mazi malum fiil gibi kesinlik ifade eden sigayla) gelmiş olan hadis, kendisine nisbet edilen kişinin sıhhatine (güvenilirliğine) göre hüküm alır.
“Rivayet ediliyor”, “zikrediliyor”, “hikaye ediliyor”, “söyleniyor”, “rivayet edildi”, “zikredildi” “falandan böyle hikaye edildi” gibi (yani meçhul muzari ya da meçhul mazi fiil gibi) kendisinde kesinlik (bildiren ifade) olmayan hadisin, kendisine nisbet edilen kişinin sıhhatine göre hüküm aldığı hükmü yoktur (böyle bir hüküm geçersizdir). (Ancak) sahih (adı) ile isimlenmiş kitaplara sokulması dolayısıyla (bu rivayet sahih özelliklerini taşımasa da tamamen) vahi (vah denecek kadar çok zayıf) hadis değildir.
 
5. Beşincisi: Sahih (hadis) birkaç kısımdır: Sahih hadislerin en yüksek mertebesi Buhari ve Müslim'in (ortaklaşa eserlerinde yer vermek suretiyle) üzerinde ittifak ettiği (hadisler)dir. Sonra her ikisinin kendi şartlarına göre (yani sıhhat için koyduğu kriterlere göre) Buhari'nin ve Müslim'in münferid olarak (tek başına olarak yani birinin kitabına aldığını diğeri almayarak rivayet ettiği hadisler)dir. Sonra (bu kitaplarda yer almasa bile) Buhari'nin şartına göre ve Müslim'in şartı üzerine (derlenmiş olanlar) ve daha sonra da başkalarına göre sahih olan (hadisler)dir.
Eğer (bir hadis için alimler) “sahihtir”, “müttefekun aleytir (üzerinde ittifak edilmiştir)”, ya da “sıhhatinde (doğruluğunda) ittifak edilmiştir” derlerse; onların gayesi (bu ifadelerle kastettikleri) iki şeyhin (Buhari ve Müslim'in) ittifakıdır. Şeyh (parçada ismi belirtilmemiştir) şöyle demiştir: O ikisinin (Buhari ve Müslim'in) veya ikisinden birinin rivayet ettiği (hadisler), sıhhatine hükmedilen (sahih olduğuna kesinlikle karar verilen) hadislerdir. Kesin bilgi bunda (bu hadiste) hasıl olmuş (demek)tir. Araştırmacılar ve daha pek çokları buna muhalefet etmiş ve şöyle demişlerdir: Bir hadis mütevatir olmadığı sürece zan ifade eder (kesin bilgi taşımaz).

6. Altıncısı: Kim bu zamanlarda, bir kitapta veya bir parçada sıhhatine dair güvenilir bir (hadis) hafızı tarafından hüküm verilmemiş, isnadı sahih bir hadis görürse; Şeyh şöyle diyor: “Bu dönemin insanlarının ehliyetinin zayıflığı sebebiyle (onun verdiği sıhhat kararına göre) bu hadisin doğruluğu ile hükmedilmez”. Bana göre (yazar Suyuti’ye göre) zahir olan görüş; bunu yapabilecek güce sahip olan ve bilgisi güçlü olan kimse için bunun caiz (yani mümkün) olmasıdır.

İKİNCİ ÇEŞİT (HADİS):
7. Hasen (hadis): Hattabi şöyle demiştir: “O (yani hasen hadis) çıkış yeri (yani kaynağından itibaren kimler tarafından rivayet edildiği) bilinen ve ricali (ravileri) meşhur olan (meçhul değil, tanınan) hadistir. Hadisin çoğunun döngüsü bunun üzerinedir (yani hadislerin çoğu hasendir), alimlerin çoğu onu (hasen hadisi) kabul eder ve fakihlerin geneli bu hadisi kullanır. Şeyh; hasen hadis iki kısımdır demiştir:
Birincisi: İsnadı; ehliyeti tahakkuk etmemiş mestur (güvenilir olup olmadığı örtülü yani gizli kalmış, tam tesbit edilememiş) bir raviden yoksun olmayan hadistir, Ve (aslında bu ravi) çok hata yapan gafil (birisi) değildir, ondan fıska (doğru yoldan sapmaya) sebep (olacak bir husus da) zuhur etmemiştir. (Ayrıca bu) hadisin metni de başka yollardan yaklaşık olarak ya da benzeri rivayetle bilinmektedir.





الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Kasım2010 Saat 22:17



8. İkincisi: Bu (hasen) hadisin ravisi doğruluk ve güvenilirlik ile meşhurdur. (Ancak) sahih derecesine (ravisindeki) zapt ve hafıza kusuru sebebiyle ulaşamamıştır. Ve (yine) o tek başına rivayet ettiği hadisleri münker sayılan kimselerin halinden (daha) yüksek (bir konumda)dır.
Sonra hasen (hadis), kuvvet bakımından ondan (sahih hadisten) daha düşük olsa bile; delil getirme açısından sahih (hadis) gibidir. Bunun için bir grup (muhaddis) onu (hasen hadisi), sahih hadis çeşitlerinin içine almışlardır (katmışlardır).

ÜÇÜNCÜ ÇEŞİT (HADİS):
Zayıf hadis: (Kendisinde) sahih veya hasen hadisin sıfatlarını bir araya getirmeyen (toplamayan) hadistir. Hadisin sıhhatinde (olduğu) gibi zayıflığı da farklı farklı olur. (Sahih hadisin çeşitleri olduğu gibi zayıf hadisin çeşitleri de vardır). Zayıf hadis (çeşitlerin)den bir kısmının kendine has özel lakabı (ismi) vardır: Mevzu (uydurma hadis), şaz (güvenilir rivayetlere aykırı düşen hadis) ve başkaları gibi. (es-Suyuti, Tedribu'r-Ravi, I/ 62-179)

METİN TAHLİLİ ( Kitap sayfası: 66 )
Anlama
BİRİNCİ ALIŞTIRMA: Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Hadis kaç kısma ayrılır? (Cevap için bkz. 1.parağraf )
2. Sahih hadisin tanımı nedir? (Bkz. 1.parağraf)
3. Sadece sahih hadis konusunda ilk tasnif edilmiş eser (derlenip bir araya getirilerek yazılmış eser) nedir? (Bkz. 2.parağraf)
4. Kur'an'dan sonra en sahih kitaplar nelerdir? (Bkz. 2.parağraf)
5. Sahihayn'den hangisi diğerinden daha sahihtir? Buhari’nin Sahihi mi yoksa Müslim’in Sahih’i mi? (Bkz. 2.parağraf)
6. Tekrarların çıkarılmasından sonra Buhari'nin Sahih’inde kaç hadis vardır? (Bkz. 2.parağraf)
7. Tekrarların düşürülmesinden sonra Müslim'in Sahih’inde kaç hadis vardır? (Bkz. 2.parağraf)
8. Sahihayn üzerine çıkarılmış kitaplarda hangi yönden farklılıklar meydana gelmiştir? (Bkz. 3.parağraf)
9. Kesintisiz bir isnadla Buhari ve Müslim'in rivayet ettiği hadisin doğruluğuna hükmedilir mi? (Bkz. 4.parağraf)
10. Sahih hadisin kısımlarından en yüksek derecede olanı nedir? (Bkz. 5.parağraf)

İKİNCİ ALIŞTIRMA: Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yere uygun gelecek ifadeyi seçiniz.
1. Buhari'de bulunan hadislerin tümü tekrarlarıyla birlikte 72...5 hadistir. (2.paragraf)
a) 80 hadistir,
b) 40 hadistir,
c) 50 hadistir,
d) 70 hadistir (yani boşluğa gelecek sayı 7’dir)
e) 60 hadistir.

2. Hattabi ''hasen hadis'' tarifinde şöyle dedi: O ............ (7. paragraf)
a) Çıkış yeri bilinmeyen ve ricali (ravileri) meşhur olan (tanınan) hadistir.
b) Çıkış yeri bilinen (ancak) ravileri meşhur olmayan hadistir.
c) Çıkış yeri bilinen ve ravileri de meşhur olan hadistir.
d) Çıkış yeri bilinmeyen (ancak) ravileri meşhur olan hadistir.
e) Çıkış yeri bilinen fakat ravileri meşhur olmayan hadistir.

KELİMELER VE KALIP İFADELER ( Kitap sayfası: 67 )
ÜÇÜNCÜ ALIŞTIRMA: A ve B grubundaki eş anlamlı kelimeleri eşleştiriniz.
B A
مألّف = مصنّف (eser)
الصحيح = الصواب (doğru)
المقدّم = الاوّل (ilk)
مثل = نحو (gibi)

DÖRDÜNCÜ ALIŞTIRMA: A ve B grubundaki zıt anlamlı kelimeleri eşlerştiriniz.
B A
(güçlü) القوي x الضعيف (zayıf)
(gücü) قوّته x ضعفه (zayıflığı)
(yalan) الكذب x الصدق (doğruluk)
(gizli oldu) خفى x ظهر (zahir oldu)
(geneldir) عامّ x خاصّ (özeldir)

BEŞİNCİ ALIŞTIRMA:
Metne göre doğru olanın yanına ''+'' işareti doğru olmayanın yanına ''X'' işareti koyunuz.
1. Sahih (hadis): Adalet ve zabt sahibi râvilerin, şâz ve muallel olmaksızın, senedi muttasıl olarak rivayet ettikleri (hadisler)dir. (Doğru)
2. Sahih (hadis): Adalet ve zabt sahibi râvilerin, şâz olmaksızın fakat muallel (hemen fark edilemeyen kusurlu) bir halde senedi muttasıl olarak rivayet ettikleri (hadisler)dir. (Yanlış)
3. Sadece sahih hadis (hususunda) tasnif edilmiş ilk eser Müslimi'ndir. (Yanlış).
4. Sadece sahih hadis (hususunda) tasnif edilmiş ilk eser Buhari'nindir. (Doğru)
5. Sahihayn (Buhari ve Müslim) üzerine tahric edilen kitaplarda, o ikisine uygunluk gerekli değildir. (Yanlış)
6. Sahihayn üzerine tahric edilen kitaplarda, o ikisine uygunluk gerekli görülmemiştir. (Doğru)

KELİME BİLGİSİ VE CÜMLE BİLGİSİ (Kitap sayfası: 68 )
ALTINCI ALIŞTIRMA: يجمع fiilini aşağıdaki kalıplarda söyleyiniz.
Mazi Mastar İsmi fail İsmi meful Emir Nehy
جَمَعَ يَجْمَعُ جاَمِعٌ مَجْمُوعٌ إِجْمَعْ لاَ تَجْمَعْ
topladı topluyor toplayan toplanan topla toplama

YEDİNCİ ALIŞTIRMA:
هُوَ ماَ لَمْ يَجْمَعْ صِفَةَ الصَّحِيحِ أَوِ الْحَسَنِ
[ O (yani zayıf hadis) sahih ve hasen sıfatlarını toplamayan (hadis)tir ]
Bu ibareyi kullanarak aşağıdakileri bulunuz:

Mübteda Sıfat Haber Cezmeden harf
هُوَ yoktur ماَ لَمْ

Muzari fiil Fail Mef’ulun bih Muzafun ileyh
يَجْمَع (يَجْمَع)’nun içindeki gizli zamir: هُوَ صِفَةَ الصَّحِيحِ

BELAGAT (Kitap sayfası: 69 )
SEKİZİNCİ ALIŞTIRMA:
İcaz: Net bir ifade ve açıklamayla, kastedilen maksadı karşılayacak şekilde az kelimelerle çok anlam ifade etmeye denir. Yüce Allah’ın (c.c.) şu ayetinde olduğu gibi: {Af yolunu tut, ma'ruf ile emret ve cahillerden yüz çevir..}. Bu ayet tüm güzel ahlakları kendisinde toplamıştır. (Ahmet Haşimi, Cevahiru'l-Belağa, sf.222)

CÜMLE KURMA VE KOMPOZİSYON
DOKUZUNCU ALIŞTIRMA: Aşağıdaki kelimelerden cümleler oluşturunuz:
1. (علم – الاوّل – الدرس – الحديث)
(الدرس الاوّل علم الحديث) (İlk ders hadis ilmidir).

2. (1.paragraf)
(و لا علّة – بالعدول الضّابطين – الصحيح – ما التصل – وهو – سنده – من غير شذوذ)
(وهو ما التصل سنده بالعدول الضّابطين من غير شذوذ و لا علّة :الصحيح )
(Sahih hadis: Adalet ve zabt sahibi râvilerin, şâz ve muallel olmaksızın, senedi muttasıl olarak rivayet ettikleri (hadisler)dir.)
 
3. (2. paragraf)
(أول مصنّف – البخارى – فى الصحيح المجرّد – ثم مسلم)
(أول مصنّف فى الصحيح المجرّد البخارى ثم مسلم)
[ Sadece sahih (hadis) alanında ilk tasnif edilmiş (kitap haline getirilmiş) eser (Sahih-i) Buhari sonra Müslim’dir ]
4. (2.paragraf)
(بالمكرر – حديثا – ومائتان و خمسة و سبعون –وجملة –سبعة آلاف – ما فى البخارى)
( حديثا بالمكررة وجملة ما فى البخارى سبعة آلاف ومائتان و خمسة و سبعون)
(Buhari'de bulunanların tümü (Buhari’deki hadislerin hepsi) tekrarlarıyla birlikte 7275 hadistir)
5. (2. paragraf)
(و مسلم– نحو أربعة آلاف– المكرر – باسقاط)
(و مسلم باسقاط المكرر نحو أربعة آلاف)
(Müslim'de (ise) tekrarlarının düşürülmesiyle yaklaşık 4000 hadistir)





الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Kasım2010 Saat 22:19

– II. ÜNİTE – 2. METİN
KİTAP SAYFASI: 69


İKİNCİ METİN: VAHYİN BAŞLANGICI KİTABI
(el-Buhari, Muhammed b. İsmail, h.194-256/ m.809-869, Sahihu'l-Buhari, İstanbul, Elif Ofset)
MÜELLİF KİMDİR? (Müellifin Hayatından Bir Kesit)
Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail b. İbrahim b. Bürdezübeh el-Buhari el-Ca'fi el-Hafız. Hicri 194, yani miladi 809 senesinde doğdu. İlk (hadis) dinlemesi hicri 205 senesidir (hadis derslerini almaya başladığı tarih budur) ve İbn Mübarek'in tasniflerini (eserlerini) ezberlemiştir. Ona ilim küçükken sevdirilmiştir. İleri seviyedeki zekası da ona yardımcı olmuştur. Babası Ebu Hasan İsmail b. İbrahim takva sahibi alimlerdendi. Buhari hadis talebi maksadıyla pek çok şehrin hadis alimlerine gitmiştir (seyehat etmiştir). Horasan, Irak, Hicaz, Şam ve Mısır şehirlerinde (hadis) yazmıştır. Bağdat'a gelmiş ve buranın (ilim) ehli onun yanında toplanmış ve onun faziletini itiraf etmişlerdir. Rivayet ve dirayet ilmindeki eşsizliğine şahit olmuşlardır. Buhari Bihartenk'de (kasaba gibi bir yerin adı) hicri 256 yılında vefat etmiştir (h. 256/ m. 869 ).
İLMİ ESERLERİ: el-Edebu'l-Müfred, Tarihu'l-Buhari, Sahihu'l-Buhari adı ile meşhur olan el-Cami'u's-Sahih. Bu kitap hadis (alanın)da (meşhur) altı kitabın ilki ve tercih edilen görüşe göre onların en faziletlisidir.
Müslim'in şerhinde İmam en-Nevevi şöyle demiştir: “Alimler Kur'an-ı Kerim'den sonraki kitapların en sahihinin şu iki sahih (kitap) olduğu hususunda ittifak etmişlerdir: Sahihu'l-Buhari ve Sahihu Müslim. Ve ümmet bu iki kitabı (hüsnü kabul ile alıp) kabul etmişlerdir. Buhari'nin kitabı sıhhat bakımından en doğru ve faydası en çok olanıdır. Müslim'in, Buhari'den istifade eden kimselerden olduğu ve kendisinin hadis ilminde ona nezir olmayacağını itiraf ettiği (ilim açısından onun dengi olmadığını kabul ettiği) doğrudur. İşte bu tercih (Buhari’nin en sahih ve en faydalı kitap olduğu) en çok tercih edilen görüştür ki bunu cumhur (alimlerin ekseriyeti) söylemiştir.

METİN
1. Şeyh İmam Hafız Ebu Abdullah Muhammed b. İsmail b. İbrahim b. el-Muğira el-Buhari (Yüce Allah kendisine rahmet etsin. Amin!) dedi:
“Rasululah’a (s.a.v.) Vahyin Başlangıcının Nasıl Olduğu Babı” ve zikri yüce Allah’ın şu kavli: { Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik } (en-Nisâ: 4/163)

2. Bize Abdullah İbn Yûsuf tahdîs edip şöyle de¬di: Bize Mâlik, Hişâm ibn Urve’den, o da ba¬basından, o da mü'minlerin annesi Âişe (r.a.)'dan haber verdi ki (şöyle demiştir:) Haris ibn Hişâm (r.a.), Rasûlullah'a (s.a.v.):
“Yâ Rasûlallah, sana vahiy nasıl gelir?” diye sor¬du. Rasûlullah:
"Bâzen vahiy bana çıngırak sesi gibi gelir ve bu ba¬na en şiddetli (en ağır) gelenidir. Benden o hâl gider gitmez, (meleğin) bana söylediğini iyice bellemiş olurum. Bazen de melek bana bir insan olarak temessül eder (insan şekline girer), benimle konuşur, ben de söylediği şeyi iyice bellerim" buyurdu.
Âişe (r.a.) şöyle dedi: Rasûlullah'ı, soğuğu çok şiddetli bir günde kendisine vahiy inerken gördüm, (işte böylesi soğuk bir günde) kendisinden o hâl geçtiği vakitte alnından ter akardı.. (Buhari, Vahyin başlangıcı)

3. Mü'minlerin annesi Âişe’den (r.a.) şöy¬le dedi(ği tahdis edilmiştir):
Rasûlullah'ın ilk vahiy başlangıcı uykuda doğru rüya görmek (ile olmuştur). Hiç bir rüya görmezdi ki sabah aydınlığı gibi gelmesin (açık seçik zuhur etmesin). Sonra ona yalnızlık sevdirildi. Hırâ Dağı'ndaki mağarada yalnızlığa çekilip, orada tehannüs (ibadet) yapıyordu. O (yani tehannüs); ailesinin ya¬nına gelmeden ve burası için (tekrar) erzak temin etmeden önce, adedi muayyen gecelerde taabbüd (ibadet yapmak) demektir. Sonra yine Hatice'nin ya¬nına dönüp, bir o kadar zaman için yine azık tedârik ederdi. Nihayet Rasûlullah'a (bir gün) Hırâ mağarasında bulunduğu sırada Hak (yânî vahy) geldi. Şöyle ki, ona melek geldi ve: İkrâ', (yânî: Oku) dedi. O da: "Ben okuyan değilim (okumak bilmem)" cevâbını verdi. Peygamber buyurdu ki:
"O zaman Melek beni aldı ve tâkatim kesilinceye kadar sıktı. Son¬ra beni bırakıp yine: İkrâ', dedi. Ben de O'na: Okumak bilmem, dedim. Yine beni alıp ikinci defa tâkatim kesilinceye kadar sıktı. Sonra beni bırakıp yine: İkrâ', dedi. Ben de: Okumak bilmem, de¬dim. Nihayet beni alıp üçüncü defa sıktı. Sonra beni bırakıp: "Yaradan Rabb'inin ismiyle oku. O insanı bir alaktan (asılı duran bir embriyodan) yarattı. Oku, Rabb'ın niha¬yetsiz kerem sahibidir. Ki O, kalemle (yazı yazmayı) öğretendir. İn¬sana bilmediğini O öğretti.( Alâk: 96/1-5) dedi".
Bunun üzerine Rasûlullah onlarla (yani kendisine vahy olunan âyetlerle birlikte) (korkudan) yüreği titreyerek döndü ve Hatice bintu Huveylid'in (r.a.) ya¬nına girerek: "Beni sarıp örtünüz, beni sarıp örtünüz!" dedi. Korku¬su gidinceye kadar (vücûdunu sarıp) örttüler. Sonra Rasûlullah (olan biteni) Hatice'ye söyledi ve haberi ona bildirerek: "Kendimden korktum" dedi. Hatice (r.a.): "Hayır! (Asla öyle deme); Allah'a yemîn ederim ki, Allah seni hiç¬bir zaman utandırmaz. Gerçek şu ki sen sıla-i rahim yaparsın (akrabanla ilişkini kesmezsin), zorluğu yüklenirsin (işini gör¬mekten âciz olanların ağırlığını yüklenirsin), yokluk içinde olana (fakire) kazandırırsın, misafiri ağırlarsın, hakkın musibetlerine uğrayanlara (hak yolunda zuhur eden hâdiselerde halka) yardım edersin" dedi. Bundan sonra Hatice, onu (Peygamber'i) aldı, nihayet amcası oğlu Varakatu'bnu Nevfel ibn Esed ibn Abdi'l-Uzzâ'ya götürdü. Bu kişi, câhiliyye zamanında Hristiyan dînine girmiş bir kimse olup İbrânîce kitap yazıyor ve Allah'ın yazmasını dilediği mikdârda İncil'den (bâzı şeyleri) İbrânîce yazardı. (Varaka) göz¬lerine körlük gelmiş ve yaşı iyice ilerlemiş bir ihtiyardı. Hatice ona (Varaka'ya):
- Ey amcam oğlu, kardeşinin oğlunu dinle (bak ne söylüyor?) dedi. Varaka:
- Ne var kardeşimin oğlu? deyince, Rasûlullah gördüğü şeylerin haberini kendisine bildirdi.
Bunun üzerine Varaka şöyle dedi:
“Bu (gördüğün), Allah'ın Musa'ya gönderdiği Nâmûs'tur. Ah keşke o zamanda (dine davet edeceğin zamanlar gelince) genç olsaydım! Kavmin seni çıkaracağı zaman keşke diri (hayatta) olsam!” Bunun üzerine Rasûlullah:
- "Onlar beni çıkaracaklar mı ki?" dedi. O da:
- Evet. Senin getirdiğin şeyin benzerini getirmiş (yani vahiy almış) hiç bir kimse gelmemiştir ki düşmanlığa uğramasın. Şayet senin (da'vet) günlerin bana yetişirse, sana son derecede (önemli bir destek olarak) yardım ederim, dedi. Ondan sonra çok geçmedi, Varaka vefat etti; (Bu arada bir müd¬det) vahy kesildi.
İbn Şihâb şöyle dedi: Ve bana Ebû Seleme ibnu Abdirrahmân haber verdi ki, Câbir ibn Abdillah da (geçen hadisi) riva¬yet ederek) şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), vahyin kesilmesinden bahse¬derken sözü arasında şöyle buyurdu:
"Ben (bir gün) yürürken birden bire gökyüzü tarafından bir ses işittim. Gözlerimi (yukarı) kaldırdım. Bir de bak¬tım ki, Hırâ'da bana gelen melek (yânî Cibril aleyhi's-selâm) semâ ile arz arasında bir kürsî üzerinde oturuyor. Ondan çok korktum, hemen (evi¬me) döndüm: 'Beni örtün, beni örtün' dedim. Bunun üzerine Allah Teâlâ {يا أيها المدثر قم فانزر } "Ey bürünüp sarınan! Kalk artık uyar..”’dan {والرّجز فاحجر} “..pislikleri terk et!.” kavline kadar (Müddessir: 74/1-5) (âyetlerini) indirdi. Artık vahiy kı¬zıştı da arka arkaya devam etti." (Buhari)

4. İbn Abbâs’dan (tahdis edildiğine göre): o; {لا تحرك به لسانك لتعجل به } "Onu acele (kavrayıp ez¬ber) etmen için dilini onunla depretme..." (Kıyâme: 75/16) âyeti(nin tefsiri) hakkında şöyle demiştir: "Rasûlullah (s.a.v.), (âyetlerin) inişinden (onların zabtı yüzünden) güçlük hisseder (çok çaba sarfeder) ve bundan dolayı dudaklarını (parçada iki dudağını) kımıldatırdı." Bunun üzerine Yüce Allah O'na: {لا تحرك به لسانك لتعجل به. إنّ علينا جمعه و قرأنه } "Onu acele (kavrayıp ezber) et¬men için (Cibrîl vahyi iyice bitirmeden) dilini onunla depretme. Onu (göğsünde) toplamak, onu (dilinde akıtıp) okutmak şübhesiz bize âiddir..." (Kıyame: 75/16-17) âyetlerini indirdi. İbn Abbas (devamla): "(Yani) Onu (Kur'ân'ı) senin göğsün topladı ve onu okursun (bu hususta kaygılanmana gerek yok)” dedi. {فاذا قرأناه فاتبع قرآنه } “Öyleyse biz onu okuduğumuz zaman, sen onun kırâatine uy”: (yani) onu dinle ve (sükût ederek) ona kulak ver" dedi. {ثمّ انّ علينا بيانه } “Son¬ra şüphesiz onu açıklamak da bize âiddir”; "Ondan sonra onu (doğru) okumanı (ya da açıklamanı) (sağlamak da) bize aittir" demektedir. İşte bundan sonra Rasûlullah, Cibrîl kendisine geldiği zaman sükût edip onu dinlerdi. Cibrîl gidince de (onun getirdiği âyetleri o nasıl okuduysa) Peygamber de onun okuduğu gibi okurdu. (Buhari)



الطالب المجتهد
IP
scelik
Moderator
Moderator
Simge
Yabancılar için Türkçe Öğrenimi

Kayıt Tarihi: 01Ekim2006
Konum: Rize
Gönderilenler: 7217

Alıntı scelik Cevapla bullet Gönderim Zamanı: 24Kasım2010 Saat 22:22
5. (Yine) İbn Abbâs’dan (tahdis edildiğine göre o şöyle) demiştir:
Rasûlullah (s.a.v), insanların en cömerdi idi. En cömerd olduğu zaman da Cibrîl'in kendisiyle (çokça) buluştuğu zaman olan ramazanda idi. (Cibrîl aleyhi's-selâm) onunla (Peygamber'le) ramazânın her gecesinde buluşur ve onunla Kur'ân'ı müzâkere ederdi. İşte (bundan dolayı) şüphesiz Rasû¬lullah hayır (dağıtmak)da, (süratle hareket etmesi bakımından) salıverilmiş rüzgârdan daha cömertti. ( Buhari, I/1-3 ).

METİN TAHLİLİ (Kitap sayfası: 73 )
Anlama
BİRİNCİ ALIŞTIRMA: Aşağıdaki soruları cevaplayınız
1. İmam Hafız Ebi Abdullah kimdir? (Cevap için bkz. 1.parağraf)
2. Haris b. Hişam Rasululah (s.a.v.)'e ne hakkında soruyordu? (2.parağraf)
3. Vahiy çeşitlerinden hangi çeşit Nebi (s.a.v.) üzerinde daha ağırdı? (2.parağraf)
4. Rasululah (s.a.v.)’in “(meleğin) bana söylediğini iyice bellemiş olurum.” sözünden ne anlıyorsun? (2.parağraf)
5. Nebi (s.a.v.)’in “Bazen de melek bana bir insan olarak temessül eder (insan şekline girer).” sözünün anlamı nedir? (2.parağraf)
6. Rasululah (s.a.v.)’e ilk vahiy nasıl geldi? ( 3.parağraf)
7. Hz. Aişe validemizin: “Hırâ mağarasında yalnızlığa çekiliyor, orada tehannüs (ibadet) yapıyordu.” sözünden ne anlıyorsunuz? (3.parağraf)
8. Nebi (s.a.v.)’in “Beni aldı ve takatim kesilene kadar sıktı” sözünü nasıl anlıyorsun? (3.parağraf)
9. Bu cümleden ne anlıyorsun: “Çok geçmeden Varaka vefat etti ve vahiy kesildi (fetret dönemine girdi)” ? (3.parağraf)
10.Yüce Allah’ın {إنّ علينا جمعه و قرآنه} (Onu (göğsünde) toplamak, onu (dilinde akıtıp) okutmak şübhesiz bize âiddir...) kavlindeki mana nedir? (4.parağraf)

İKİNCİ ALIŞTIRMA: Aşağıdaki cümlede boş bırakılan yere gelecek uygun ifadeyi seçiniz.
1. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Bâzen vahiy bana çıngırak sesi gibi gelir ve bu …
a) .. bana en kolay (önemsiz) olanıdır, sonra benden o hal gider.
b) .. bana en şiddetli olanıdır, sonra benden o hal gider.
c) .. bana en kolay olanıdır, sonra benden o hal gider.
d) … benim için en iyi olanıdır sonra benden o hal gider.
e) .. benim için en güzel olanıdır sonra benden o hal gider.

KELİMELER VE KALIP İFADELER ( Kitap sayfası: 74 )
ÜÇÜNCÜ ALIŞTIRMA: Parantez içindeki kelimelerin eş anlamlılarını seçiniz.
1. Rasûlullah'ın ilk vahiy başlangıcı uykuda (doğru) rüya görmek (ile olmuştur).
a) yalan
b) uzun
c) doğru
d) gizli
e) renkli

2. Hira mağarasında inzivaya çekiliyor ve orada (ibadet ediyordu)
a) dolaşıyordu
b) yürüyordu
c) (geceyi) uykusuz geçiriyordu
d) kulluk ediyordu
e) uyuyordu

3. Bunun için erzak temin ediyor sonra Haticeye (dönüyor)
a) sonra (Hatice’den) uzaklaşıyor
b) sonra (Hatice’den) uzak olmaya çabalıyor
c) sonra (Hatice’ye) dönüyor
d) sonra (Hatice’den) sakınıyor
e) sonra (Hatice’den) kaçıyor

DÖRDÜNCÜ ALIŞTIRMA: Parantez içindeki kelimelerin zıt anlamlılarını seçiniz.
1. Ondan (korku) gidene kadar O'nu örttüler.
a) ağrı
b) güven
c) sevinç
d) korku
e) gülümseme

2. Nebi (s.a.v.) buyurdu: “Gözlerimi (yukarı) kaldırdım. Bir de ne göreyim, Hırâ'da bana gelen melek (yânî Cibril aleyhi's-selâm) semâ ile arz arasında bir kürsî üzerinde (oturuyor ).
a) uyuyan
b) uzanmış
c) yaslanmış
d) oturan
e) ayakta

KELİME BİLGİSİ VE CÜMLE BİLGİSİ ( Kitap sayfası: 74 )
BEŞİNCİ ALIŞTIRMA: Aşağıda istenilen öğeleri metinden bulunuz.
عن عائشة أمّ المؤمنين رضي الله عنها أنّ الحارث بن هشام سأل رسول الله فقال:
يا رسول الله كيف ياتيك الوحى
(Mü'minlerin annesi Âişe (r.a.)'dan: Haris ibn Hişâm (r.a.), Rasûlullah'a (s.a.v.):
“Yâ Rasûlallah, sana vahiy nasıl gelir?” diye sor¬du.)

Fiil Fail Mef’ulun bih
رضي- سأل – قال - ياتي الوحى رسول الله

Bedel Gayri munsarif
أمّ المؤمنين عائشة

ALTINCI ALIŞTIRMA: (اِنْطَلَقَ) (yürüyüp gitti) fillinin Muzari, Emir, Mastar ve İsmi fail kalıplarını yazınız.

Muzari Emir Mastar İsmi fail
يَنْطَلِقُ اِنْطَلِقْ اِنْطِلاَقاً مُنْطَلِقٌ

BELAGAT (Kitap sayfası: 75 )
YEDİNCİ ALIŞTIRMA: Dikkat! Altı çizili kelimelerde “cinas” (aynı kelimenin iki farklı anlamda kullanılması) vardır, buna dikkat et, sonra mana bakımından kelimeler arasındaki farkı zikret.
1. a) En cömerd olduğu zaman, ramazanda idi.
b) Asker, arkadaşı Ramazan ile terhisinden bir gün önce orduda karşılaştı.

2. a) Allah Teala {لا تحرك به لسانك لتعجل به } {"Onu acele (kavrayıp ez¬ber) etmen için dilini onunla depretme..." } buyurdu.
b) Öğretmen öğrencisine; “Kaç dil biliyorsun?” dedi.

3. a) "Rasûlullah (s.a.v.), (âyetlerin) inişinden (zabtı yüzünden) güçlük hissederdi.
b) Doktorlar hergün binlerce hasta tedavi eder.

4. a) Yüce Allah’ın şu kavli hakkında İbn Abbas'tan…
b) Her insan asık suratlı bir adamla değil gülümseyen bir adamla ünsiyet bulur.

5. a) Rasululah (s.a.v.) “Ondan korktum, hemen (eve) döndüm” dedi.
b) Bir konudaki münakaşa esnasında hatamı idrak ettim ve sözümden döndüm (sözümü geri aldım).

CÜMLE KURMA VE KOMPOZİSYON
SEKİZİNCİ ALIŞTIRMA:
Aşağıdaki kelimelerden cümle kurunuz.
1. (فرجع بها رسول الله صل الله عليه وسلم يرجف فؤاده )
[ Bunun üzerine Rasûlullah onlarla (yani kendisine vahy olunan âyetlerle birlikte) (korkudan) yüreği titreyerek döndü ]

2. (قالت خديجة كلا والله ما يخزيك الله أبدا)
[ Hatice (r.a.): “Hayır! Allah'a yemîn ederim ki, Allah seni hiç¬bir zaman utandırmaz.” dedi. ]

3. (و كان امرأ قد تنصّر فى الجاهلية)
(Câhiliyye zamanında Hristiyan dînine girmiş bir kimseydi)

4. (فيكتب من الانجيل بالعبرانية ما شاء الله أن يكتب)
(Allah'ın yazmasını dilediği mikdârda İncil'den İbrânîce yazardı)

5. (وإن يدركني يومك أنصرك نصرا مؤزّرا)
[ Şayet senin (da'vet) günlerin bana yetişirse, sana son derecede (önemli bir destek olarak) yardım ederim) ]

DOKUZUNCU ALIŞTIRMA: Üçüncü parağrafı okuyunuz ve vahyin gelişine ilişkin birkaç cümle yazınız.



الطالب المجتهد
IP

Yanıt Yaz Yeni Konu Gönder
Konuyu Yazdır Konuyu Yazdır

Forum Atla
Kapalı Foruma Yeni Konu Gönderme
Kapalı Forumdaki Konulara Cevap Yazma
Kapalı Forumda Cevapları Silme
Kapalı Forumdaki Cevapları Düzenleme
Kapalı Forumda Anket Açma
Kapalı Forumda Anketlerde Oy Kullanma


Copyright ©2001-2006 Web Wiz Guide

Bu Sayfa 0,109 Saniyede Yüklendi.